IzleDost
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Alevi Kadını ve Alevilik Bilinci - (Alevilik Bilinci)

Bazı kesimler ve kimseler kabul etmese de genel manada bütün dünyada kadınlar, erkek egemen anlayışın hakim olmasından dolayı eziliyor. İnsanların yaşadığı diğer sorunlara ek olarak kadın birde cinsiyetinden dolayı eziliyor. Bu tartışılması bile gereksiz bir gerçekliktir. En gelişmiş demokratik toplumlarda bile kadın cinsiyetinden dolayı eziliyor.

Dünyayı hala -ne yazık ki- erkek egemen anlayışı yönlendiriyor, yönetiyor. Kadın-erkek eşitliği çoğu kez söylem düzeyinden öteye geçmiyor.

Elbette dünyadaki bütün kadınların cinsiyetlerinden dolayı uğradıkları baskıları, yaşadıkları acıları durdurmak gibi bir şansımız/gücümüz yok. Yine kadının eşitliği konusunda bazı çok bilmiş “kadın hakları savunucular” kadar söz söyleme gücünde de değiliz. Ancak ne var ki Alevi kadınının şahsında bütün dünya kadınlarına kendi penceremizden bakarak düşüncelerimizi söyleyebilme ve düşüncelerimizi eyleme geçirme hakkına sahibiz.

 

 

 

 


 

Değerlerin erozyona uğradığı, toplumsal moral bozukluğunun yaşamın her sahasında etkin bir şekilde his edildiği, yozlaşmanın “ilericilik, çağdaş olmak” gibi argümanlarla benimsettirildiği, yobazlığın ve gericiliğin “değerlerin muhafaza edilmesi, savunulması” olarak yutturulduğu zamanlarda, Alevi kadının yaşamın her alanında kendini konuşturma zamanıdır.

İddia sahibi, bilinç, kararlılık, irade sahibi kadın; değişimin ve gelişmenin sahibi olacaktır.

İnsan, kadınıyla-erkeğiyle yüce bir varlıktır. İnsanın şahsında bütün cümle alem, kainat değerlidir. İnancımızın temelinde insana saygı vardır. İnsanı merkeze alan bir inançtır Alevilik. İnsana yaklaşım bir noktada “hakka” yaklaşımdır inancımızda. İnsanın esas olduğu, insana sevgi ve değerin asıl olduğu bir inançta kadın-erkek ayrımı olmaz/olamaz. Belki bir çok inancın, ideolojinin, akımın teorilerinde kadın-erkek eşitliği vardır. Ancak pratikte, teoride belirlenenler işlevsiz kalıyor. Pratikte açığa çıkan erkek egemenliği oluyor. Oysa bizlerin inancı Alevilikte kadın-erkek eşitliği yaşamın bütün alanlarında mevcuttur. Bunu en açık bir şekilde toplumsal ibadet töreni olan cemlerde görebiliriz. Cemlerde kadın-erkek ayrı ayrı bölümlerde değil, toplu olarak ibadet ederler. Cemde kadın-erkek yoktur, insan vardır. Hatta egemen inanç mensupları Aleviliği ve Alevileri karalamak için, Alevilikteki bu kadın-erkek eşitliğini kullanmak istediler. Mum söndü ve daha gerçek dışı bir çok iftirada bulundular. Bütün bu gerçek dışı, çirkin, utanç verici iftiraların dayandığı temellerden biride, Alevilerin kadın-erkek eşitliğini hayatın her alanında hakim kılmalarıdır.

Elbette Aleviler üzerindeki yoğun baskı ve katliamlar ve Aleviliğin yasaklı olması,  Alevilerin, Aleviliklerini tam manasıyla yaşamamaları sonucunu doğurmuştur. Bunun sonucunda bu temel anlayışa sahip Alevi toplumunda zaman zaman bazı sapmalar yaşanabiliniyor. Ancak özde bu eşitlikçi temel tutum varlığını koruyor.

İşte bu baskıların ve yasakların sonucunda Alevi kadını inanç, felsefe, kültür boşluğu yaşıyor. Bu boşluğu yaşadığının bilincinde olmayarak bu boşluğunu bir takım yozlaştırıcı şeylerle  doldurmaya çalışıyor. Ya da yobazların ideolojik argümanlarını çürütecek Alevilik Bilincinden yoksun olduğu için, onlara benzemeye çalışıyor..

Salt Alevi kadını değil, bir bütün halinde toplumumuz büyük bir alt-üst yaşıyor. Ancak bunun en tahripkar sonuçları Alevi kadınının şahsında ortaya çıkıyor. Bu gerçekler bizi üzüyor olsalar bile orta yerde duruyorlar. Bizlere düşen; sorunlar yokmuş gibi davranmak yerine gerçekliğimizi doğru kavramak ve bu doğrulardan yola çıkarak amansız bir şekilde bizleri gerileştiren, yozlaştıran, yobazlaştıran, yoksullaştıran, yolsuzlaştıran ne varsa üzerine gidip düzeltmektir.

Başta Alevi kadınları olmak üzere, toplum olarak kendi inanç değerlerimize daha bir yoğunlukla bağlanmalıyız. Yozlaşarak veya yobazlara benzemeye çalışarak bir yol alamayacağımızı geçmiş tecrübelerden biliyoruz.

Alevi kadını, kendisini kuşatan yozluk ve yobazlık çemberinden kurtulacak inançsal değerlere sahiptir. Alevi kadınına düşen, bu değerleri yaşamsal kılmaktır. Bu değerleri yaşamsal kıldığı zaman her tür sorunu aştığı gibi, ideal bir anne, mükemmel bir eş, değerli bir arkadaş, saygılı bir abla/kardeş, gurur duyulan bir evlat; kısacası özlenen insani kamillerden olur. Ve bu insani kamil çok güzel evlatlar yetiştirdiği gibi, bütünlüklü olarak, çevresinden başlayarak insanlığa güzellikler katacaktır.

Alevi kadını, kendisini geri bırakan, yaşamını anlamsız bir şekilde yaşamasına neden olan basit, ucuz, değersiz, çirkin ne varsa acımadan yırtıp atmalıdır. Yaşamı anlamına uygun bir şekilde yaşamalı/ yaşamaya çalışmalıdır. Her nefes alış verişi bile soylu bir davranış görerek, hayatın sırrına vakıf olmaya çalışarak, güzellikleri islemelidir hayata. Alevi kadını, Hz. Fatma Anaların, Hz. Zeyneplerin, Hüsniyelerin, Kadıncık Anaların ve daha nice güzel Anaların, Bacıların yürüdüğü bu yolda hiç bir yanlışa sapmaz. Aksine, her nefeste güzellikleri işleyerek, en ücra noktasına kadar hayatı his ederek varılması gereken menzile bu yol ile varır.


Yöresel Ardahan - Damal Alevi Kadinlarin giyimi.

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İgili Makaleler

RSS
sinema sinema