IzleDost
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Haklı Olmak Yetmiyor - (Alevilik Bilinci)

Haklıyız.

Haklı olmak çoğu kez haklarımızın alınmasına yetmiyor.

Hatta haklı olduğumuzdan eminiz ancak haklılığımızı doğru gerekçelerler anlatamıyoruz bile. Hoş, doğru bir anlatımla anlatsak bile, anlatımlarımızı bilimsel verilerle desteklesek bile; kabul etmek istemeyenler için boşuna çaba sarf etmiş  oluyoruz.

 


Haklı olduğumuzu biliyorsak, davamıza sonsuz bir inancımız varsa, kendi bireysel doğrularımızı genel doğrularla test edip haklı olduğumuz sonucuna varmışsak; mutlak suretle kararlı bir şekilde ödenmesi gereken bedelleri ödeyecekte olsak mutlaka sonuna kadar, haklarımızı alıncaya kadar, gidilmesi gereken yer neresi ise sınırlarımızı zorlayıp o yere gitmeliyiz. Eğer haklılığımız söz düzeyinde kalıyorsa haklarımızı ilelebet olmasa bile uzun çok uzun süre alamayız.

Verili olanı red eden, mevcut, kabul gören ve genelleşmiş olan yaşam tarzlarına karşı çıkan, düşüncede yığınlardan ayrılanlar haklılıklarını çoğu kez ispatlayamazlar. Ya da haklı oldukları asırlar sonra ortaya çıkar. Tarih, yığınla benzer örnekle doludur. Ancak aynı tarih haklılıklarına inanmış olanların sabırla, cesaretle, umutla, kararlılıkla haklılıklarını kabul ettirmiş olanların sayısız örnekleri ile de doludur.

Haklı olmak, kesinlikle hakların alınmasına veya hakların verilecek olmasına yetmiyor. Haklı olmak ile beraber asıl iş hakkın alınması için mücadele etmektir.

Bizler, tarihten günümüze hakları gasp edilmiş bir toplumun evlatları olarak haklarımızın takipçisi olmak zorundayız.

Çok güzel bir deyim var; “Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir” diye. Haklı olduğuna inanan insan damla misali kararlı ve sistemli olursa her türlü zorluğu yenerek, en zorlu savaşlardan zaferle çıkarak başarıya ulaşır ve haklarını alır. Buna inanmayan, bundan şüphe duyan haklılığına inanmıyor demektir.

Zaferler elde etmek araba kullanmak veya zor bir aleti, makineyi, mekanizmaya ustaca kullanmak gibidir. Ehliyeti olmayan, araba kullanmasını öğrenmemiş, bilmeyen nasıl trafiğe çıkıp yol alamıyorsa, -veya arabaya biner binmez hemen kaza yapıyorsa- zaferler elde etmek isteyen kişide öncelikle nasıl zafer elde edebileceğini öğrenmelidir. Zaferler kazanıp haklarına kavuşmak için önce zaferlerin nasıl kazanıldığı öğrenilmelidir. Öğrenmek için her tür hastalıktan, yanlıştan, dogmadan, bulanıklıktan, kararsızlıktan arındırılmış bilinç ve azim/irade gereklidir.

Bütün bu belirtilenler akıl dışı teoriler değildir, gerçekçi önermelerdir.

Zaferler kazanmış olan ve elde ettiği bu zaferleri koruyan devletler, kurumlar, bireyler var mı dünyada? Varlar. Hem de çok varlar. Öyleyse bizlerde insan olduğumuza göre, düşünen ve üreten bir beyne sahip insanlar olduğumuza göre, hedefleri, idealleri olan insanlar olduğumuza göre neden bizlerde başarmayalım?


Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İgili Makaleler

RSS