<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0">
 <channel>
  <title>Aleviler - RSS Feed</title>
  <link>https://www.izledost.com/articles/browse-aleviler-1.html</link>
  <description>adi gibi güzel ve 2007&apos;den beri dostça paylaşım</description>
  <item>
   <title>2012 Muharrem Orucu Iftar Saatleri</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-2012-muharrem-orucu-iftar-saatleri_99.html</link>
   <description><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;">2012 Muharrem Orucu Iftar Saatlerini g&uuml;ncel olarak buradan &ouml;renebilirsiniz dostlar...</span></p>
<div style="font-family: Arial;"><img style="width: 213px; height: 213px;" src="/uploads/articles/9044b62b.jpg" alt="" align="right" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p><br style="font-family: Arial;" /> <span style="font-weight: bold;">Almanya G&uuml;nes Batis Saatini g&ouml;rmek icin su </span><a href="http://www.sonnenuntergang-zeit.de/alle-staedte:9100.html"><span style="font-weight: bold;">Linke Tiklayin</span></a><br /><br /><span style="font-weight: bold;">T&uuml;rkiye G&uuml;nes Batisi Saatini g&ouml;rmek icin su </span><a style="font-weight: bold;" href="http://www.sonhavadurumu.com/1/38/Turkiye/Kars/guncel_ve_10_gunluk_hava_tahmini.html">Linke Tiklayin</a><br />(Not: Bagazi B&ouml;lgeler bulunmamaktadir umarim yinede Isinize yarar<br />Resimli &ouml;rnek:<br /><a href="/uploads/articles/57529b84.jpg" rel="prettyPhoto[phpmelody]"><img src="https://www.izledost.com/uploads/articles/57529b84.jpg" alt="" width="500" height="209" border="0" hspace="" vspace="" /></a><br /><br /><strong style="font-family: Arial;"><strong style="font-family: Arial;"><br /></strong></strong></p>
<div><hr /></div>
<p><strong style="font-family: Arial;"><br /><br /><br /></strong></p>
<div style="text-align: center;"><span style="font-family: Arial; font-weight: bold; color: #ff0000;">L&uuml;tfen &uuml;st kisimda verdigimiz gibi Oruc acma Saatlerini Link &uuml;zeri Sehirinize g&ouml;re arayiniz.</span><br /><span style="font-weight: bold; color: #ff0000;">Resimli anlatim </span><span style="font-weight: bold; text-decoration: underline; color: #ff0000;">mevcutdur</span>.</div>
<p><br style="font-family: Arial;" /> <br style="font-family: Arial;" /> <br style="font-weight: bold; font-family: Arial;" /><span style="font-weight: bold; font-family: Arial;"> Not: Her g&uuml;n g&uuml;ncel olarak yenilenecektir. Bulundugunuz Sehir yukaridaki &thorn;ehirlerden hangisine yak&yacute;nsa onu dikkate alabilirsiniz. Oru&ccedil;lar&yacute;n&yacute;z kabul ola...<br /><br /></span></p>
<div style="text-align: center; font-family: Arial;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #ff0000;">Dikkat! </span></span><br style="color: #ff0000;" /><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #ff0000;">Eger hic bir Bilgiye ulasamiyorsaniz G&uuml;nesin batisiyla Iftarinizi acabilirsiniz. G&uuml;nes batisina emin olmaniz gerekir.</span></span></div>]]></description>
   <pubDate>Tue, 07 Dec 2010 09:47:19 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-2012-muharrem-orucu-iftar-saatleri_99.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>(Alevilik Alevi) İnançsal ve Toplumsal Akrabalık: Musahiplik</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-alevi-inancsal-ve-toplumsal-akrabalik-musahiplik_97.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><b><div><img style="width: 244px; height: 183px;" src="//www.izledost.com/uploads/articles/63852d64.jpg" alt="" align="left" border="" vspace="" hspace=""></div>1. Musahipliğin Tanımı</b></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Arapçadan dilimize geçmiş olan “musahip” sözcüğü, sözlük anlamıyla “sohbetleşen, söyleşen, sohbet arkadaşı” demektir. Türkçe <font>‘lik’ soneki <i>(suffix)</i></font>
 ile kavramlaşıp, Alevilikte inançsal ve toplumsal akrabalığın adı olmuş
 ve heterodoks İslam (Alevilik) inanç sisteminin önemli kurumlarından 
birini oluşturmuştur. Kurumun ruhsal ve ahlaki içeriği, bireysel ve 
toplumsal ilişkiler bağlamlarından hareketle, onunla ilgili en az üç 
açıdan tanım vermek olasıdır: İnançsal, moral ve toplumsal. <br></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><div>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:54:52 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-alevi-inancsal-ve-toplumsal-akrabalik-musahiplik_97.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Nusayrilik ve Nusayriler Üzerinde Kısa Değinmeler</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-nusayrilik-ve-nusayriler-uzerinde-kisa-deginmeler_96.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"></p><div style="font-family: Arial;"><font size="3"><img src="//www.izledost.com/uploads/articles/8ae09af1.jpg" alt="" align="left" border="" vspace="" hspace=""></font></div><font style="font-family: Arial;" size="3">Al- Kummi’ye (<i>Al-Makalat</i></font><font style="font-family: Arial;" face="Times New Roman TUR,serif" size="3">,
 s. 55-60, 63) göre Nusayriler, 8. yüzyılın ikinci yarısında Küfe’de 
gelişip ortaya çıkan Şii-Gulattan (aşırı Şii) 
                                Mukhammisa’nın (Pendatistler-Beşçiler, 
yani Ehlibeyt olarak tanınan Muhammed, Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin’i 
Tanrı'nın yeryüzünd</font><font style="font-family: Arial;" size="3">e mazharları olduğuna inananlar) bir çeşidi olan ve Ulyai ya da Albailer gibi, İmam Cafer Sadık tarafından reddedildiği söylenen Küfeli Başşer al-Şairi’ni</font><font style="font-family: Arial;" face="Times New Roman TUR,serif" size="3">n 
izleyicileridir. Mukhammisa öğretisi, Nusayri inançlarının temelini 
oluşturur. <br></font><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><br></font></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><br></font></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><br></font></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"></p><div style="font-family: Arial;"><hr style="height: 3px;"></div><font style="font-family: Arial;" size="3"><br></font><p style="font-family: Arial;"></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Ancak, Louis Massignon’un geniş araştırmalarından çıkan sonuç
 ise, hem İsmaililerin hem de 
                                Nusayrilerin Hattabilerin mirasçıları 
olduğu yolundadır. Şehristani’de belirtilen Mufaddalilerle olan ilişkisi de bunu göstermektedir.</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Onuncu
 İmam Alaliyyün Naki’ye (827-868) yakınlığı ve onu izlediği bilinen 
Muhammed b. Nusayri’den (ölm. 883) adını almıştır Nusayri Aleviliği. 
Onlarda 
                                Ali Tanrılık makamında, Muhammed onun 
Peygamberi, Salman ise ikisi arasında kapıdır. Ali <i>mana </i>(ilk ve gerçek anlam), Muhammed <i>ism</i> (bu gerçeğin adı), Salman <i>bab </i>(açıklayıcı gerçeğe götüren kapı) olarak nitelendirilir. Bu üçlem Nusayri Alevilerde <i>Ayn-Mim-Sin</i> (A-M-S) başlangıç harfleriyle ifade edilip kutsanır. (Farhad Daftary, <i>The Isma’ilis, Their history and doctrines</i>, s. 100-101, Dipnt. 53, 54)
                            </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">En eski Nusayri metinleri olarak bilinen <i>Kitab al-Haft </i>(Yedi
 Kitap), 12. yüzyılın ilk yarısında, Suriye'deki kalelerinde, 
İsmaililerin Mustali koluna 
                                bağlı Tayyibilere yenilip onların 
aralarına karışmış Nusayrilerden kalmadır. Bu yapıt, Mufaddal 
al-Sayrafi’ye (ya da Umar al-Cufi) atfedilen yapıtlardan en tanınmışı 
olan “<i>Kitab al-haft wa’l-azilla</i>”dır. İmam Cafer’in batıni görüşlerini yansıtmaktadır. Hattabilerin bir kolu olan bunlar da Cafer'i, Ehlibeyt soyundan 
                                ve yaşayan İmam olarak tanrısallaştırıyorlardı. </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Aynı
 şekilde 8. yüzyılda, İmam Bakır ve Cafer çevresindeki ilk heterodoks 
İslam (proto-Alevi) yorumcusu Abul Hattab ve çevresi tarafından yazılmış
 <i>Umm’ul-Kitab’</i>ta Salman al Farisi’nin <i>Salsal</i> sıfatıyla Cebrail’in yeryüzündeki <i>Hicab</i>’ı (örtüsü), Ali ile Muhammed arasında <i>Bab</i>
 (kapı) olarak gösterilmesi, İsmaili Aleviliğinin olduğu kadar Nusayri 
Aleviliğinin de inanç temellerinin Hattabilere dayandığını 
açıklamaktadır. (Elbetteki tüm kümeleşme ve türevleriyle birlikte 
Heterodoks İslam olarak Alevilik, Halife Osman (644-656) döneminde 
Sabailikle başlamaktadır.) Burada sözünü ettiğimiz kitaplar Alevi inanç 
ve felsefesinin en eski iki yazılı kaynağıdır. <i>Kitab al-Haft</i>‘ın,
 Nusayri Alevi dostlarımızın ellerinde bulunduğundan eminiz. 
Elyazmalarını şeyhler saklayıp göstermemiş olsalar da, bu kitabın 
1970’de Beyrut’ta ikinci 
                                baskısının yapıldığını biliyoruz.<i> Umm’ul-Kitab</i>’ın
 ise 10. yüzyıl Pahlavi Farsçasıyla yazılmış kopyaları, iki büyük 
İsmaili ve Şii-Sufizm uzmanı (W. 
                                İvanow ve Henry Corbin) tarafından 
tarihi ve içeriği açıklığa kavuşturulmuş, yorumlanmıştır. Aşağıda, 
hakkında geniş bilgi sunacağımız kitabın yazarı Abul Hattab b. 
Muhammed’dir. Yani İmam Bakır’ın 
                                hizmetinde bulunmuş, İmam Cafer’in <i>“Benim bilgimin kasketisin. Kendimizi ve sırrımızı sana emanet ediyorum.” </i>dediği
 kişidir. Cafer’in oğlu İmam İsmail'in de öğretmeni, manevi babasıdır. 
Abul Hattab’ın bu aile ile ilişkisi, Muhammed’in kendi ev halkından, 
yani 
                                Ehlibeyt’ten saydığı Salman-ı Farisi’yle
 olan yakınlığıyla aynıdır. Diğer yandan Nusayri’nin İmam Naki ve oğlu Hasan ül-Askeri ilişkileri de aynı yakınlık derecesindedir. İmamlara açılan kapıdır (Bab) Nusayri. Bu kitaplardaki birçok bilgi ve kavramlar, İmam Cafer Sadık Buyruğu, Hacı Bektaş Veli’nin Makalat’ı, Kaygusuz Abdal’ın risaleleri, Şah Hatayi, Pir Sultan, Kul Himmet vb. Alevi-Bektaşi ozanlarının nefeslerinde, deyişlerinde yansımaktadır. Hacı Bektaş Veli, 13. yüzyıldan beri Anadolu’da ve Balkanlarda yaşayan Alevi-Bektaşiler için nasıl <i>Kutb’ul Evliya</i>,
 yani veliler ulusu ve serçeşme ise, Muhammed bin Nusayri de, 9. 
yüzyıldan beri Kilikya bölgesinde (Adana, Mersin, İskenderun, Tarsus, 
Antakya) ve Suriye’de, Lübnan’da 
                                yaşayan Arap Aleviler için (Bünyamin de 
İran’daki Ahl-al Hakk’çı (Kürt) Aleviler için aynı makamdadır) aynıdır. 
Hepsi de Ali donunda, İmam donunda yeniden dünyaya gelmiş ya da İmam’ı 
gözleriyle 
                                görüp onun Hücceti, yani tanığı olmuş 
velilerdir. Zamanının yaşayan imamlarıdır ve tanrısal parçayı 
taşıdıklarına inanılır. Cemlerde okunan gülbengler ve duaların sonunda, 
Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den dilekler, 
                                muratlar istenip yardım beklenmesi neyi 
gösteriyor? Alevilik inancında velilik makamı tanrısal makamdır; veli 
sözcük anlamıyla da Tanrı'nın dostu, arkadaşı demektir. Veliden istenen 
yardım, rahmet Tanrı'dan 
                                istenmiştir. Alevilikte Tanrı'nın 
insanlaşması, insan-Tanrı birliğinin ya da Tanrı'nın nesnelleşmesidir 
bu. </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><b>Nusayri ve Druzi Karşılaştırılması</b></font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Onbirinci yüzyıldan itibaren Nusayrilik, Fatımi halifesi al-Hakim’i (996-1021) <i>al-Akl-al kulli</i>, yani 
                                yaratıcı evrensel akıl ve son makam olarak tanrısallaştıran ve daha sonra <i>Akl-ı Kulli</i><i>’nin Hamza’da vücut bulduğuna inanan Druzi</i> (ya da <i>Drusi</i>, gazetelerde yazıldığı gibi <i>Dürzi</i>
 değil) öğretisiyle karşılıklı etkileşim içerisine girmiş. Temelde 
kendisi de Hattabiliğe dayanan ve Heterodoks İslamın bir kolu olarak 
Druziliğin, Nusayrilikle düşünce ve inanç yapılanmaları ve ritüllerinin 
büyük çapta benzeşim göstermesi çok doğaldır. Çünkü yüzyıllarca aynı 
bölgelerde yaşamakta ve aynı dili (Arapça) konuşmaktalar. </font>
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Hamza ve İsmail b. Muhammed al-Tamimi tarafından altı kitap halinde düzenlenmiş Druzi yazıları Nusayriler için de kutsaldır. <i>Rasail al-Hikma</i> (Akı-hikmet kitapları) ya da <i>al-Hikma, al-Sharifa</i>
 adını taşıyan bu kitaplar, inanç önderleri Şeyhlerin tekelindedir. 
Okumayanlar, kitapların nerede olduğunu ve doğal olarak içeriğini de 
bilmezler. Okuyanlar ise, nerede olduğunu değil, ama gerektiği kadarını 
sadece yola girecek olanlara anlatırlar. Çünkü bu kutsal yazılar aynı 
zamanda kutsal sırlarıdır. İnanç yapılanmasında toplum iki sınıfa 
ayrılır: Birincisi inanç ve tapınma gerçeklerinin içine, yani 
inandıkları gerçeklere götüren yola girmiş olanlar, yani <i><u>Ukkal</u></i> (<i>akil</i>’in
 çoğulu, akıllılar, bilgin kişiler anlamında). İkincisi ise, yola 
girmemiş ve kutsal yazıları okumalarına izin verilmeyen toplumun büyük 
çoğunluğunu oluşturan <i>“bilgisizler”</i><i><u>Cuhhal</u></i> (<i>Cahil</i>’in
 çoğulu) kesim. Her yetişkin Druzi ve Nusayri, önemli bir hazırlık ve 
                                duruşmadan sonra yola girebilir. Yola 
girince, inançsal yaşamı sıkı bir biçimde sürdürmek zorundadır. 
Akıllılar arasında daha fazla bilgi sahibi olanlara, topluluk içerisinde
 <i>Şeyhler</i><i> olarak, özel yetkiler verilmiştir. Onlar 
zamanlarının çoğunu, kutsal yazılardaki yola girecek olanlara ruhsal 
rehberliği gösteren, ayrıca topluluğun her türlü inançsal görev ve 
törenlerini yönetecek bilgileri içeren bölümlerini kopya etmekle 
geçirirler. </i></font> anlamındaki 
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Ölümötesi ve Evren üzerinde kapsamlı öğretilere sahip olan Druziler ve Nusayriler, <i>Tenasuh</i>’a (Ruhgöçü) 
                                inanırlar. Onlara göre, varoluşta ruhların belirli (tesbit edilmiş) bir sayısı vardır ve bütün ruhlar ölümden sonra derhal başka insanların vücutlarında yeniden dünyaya gelirler. Ancak Nusayriler <i>Tenasuh</i>
 inancında Druzilerden ayrılırlar. Nusayri Alevilere göre, günahkar 
kişilerin ruhları, diriliş dönüşümünü hayvan vücutlarında dünyaya 
gelerek tamamlar. (Farhad Daftary, agy, s.200) </font>
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><b>Nusayri İnancında Ali Tanrısallığı ve Ötesi</b></font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Batılıların <i>metempsychosis </i>sözcüğüyle karşıladıkları <i>tenasuh</i>,
 
                                Nusayri Alevilerinde çok önemli bir 
inançsal dogmadır: Her inanan kişi, Ali’nin yönettiği gökyüzünde, 
yıldızlar arasındaki alacağı yere ulaşmadan önce tam yedi kere beden 
değiştirir, ruhsal dönüşüm yaşar. Eğer 
                                ayıplanmaya layıksa, kabahatlarının 
bedelini ödemesi tamamlanıncaya kadar bir Müslüman ya da Hıristiyan 
olarak yeniden doğar. Ali’ye tapınmamış inançsızlar ise çeşitli 
hayvanlar biçiminde tekrar hayata 
                                döner… </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Bu ruhsal dönüşümü, Alevi-Bektaşi ozanlarının büyük çoğunluğu yazdıkları <i>‘devriye’</i> türü şiirlerinde işlemişlerdir. Ozanlardan birinin şiirinde geçen <i>“Yedi kere dünya doldu boşaldı”</i><i>
 dizesinde vurgulanan da bu don değişimleri olmalıdır. Öyleki bir çeşit,
 maddenin yok olmadığı, biçim değiştirdiği ilkesinin mistik yanılsaması 
ya da yansıtılmasıdır. Ruhsal dönüşüm ya da ruhun ölümden sonra başka 
bir vücutta geri döndüğü öğretisi, öbür dünya ve cennet-cehennem 
kavramlarını yadsır. Yani ruhların öbür dünyada ödüllendirilmesi ve 
cezalandırılması, büyük yargılama günü diye birşey yoktur, anlamına 
çıkar. Zaten Heterodoks İslamın (Aleviliğin) bütün kollarında 
Ortodoksizmin yargılama günü, cenneti ve cehennemi nesnel dünyaya 
taşınmış ve burada olduğuna inanılmaktadır. Değişik biçimlerdeki toplu 
tapınmalarında, yola giriş törenlerinde bu yargılamalar, ödül ve 
cezalandırılma sonuçlarıyla herzaman yaşanır. Ruhların, insan ve hayvan 
vücutlarında dünyaya dönüşleri de ödüllendirme ve cezalandırmanın bir 
diğer dünyasal versiyonudur. </i></font>
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">11.
 yüzyılın ikinci yarısı ve 12. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamış Şafii 
Sünni yazar Abdul Kerim el-Şehristani, İshakilerle birlikte ele aldığı 
Nusayriler hakkında 
                                verdiği bilgiler de dikkat çekicidir: </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><i>“Kurucularının adlarıyla anılan ve onların öğretilerini savunan topluluklardır",</i> diyor; <i>"her 
                                ikisi de Peygamber ailesinin bireylerini tanrısallık kavramı içerisinde değerlendirirler.”
 Bu değerlendirmeyi, yani Ehlibeytten herbirini Tanrı olarak 
görmelerini; ruhların dönüşümüne, ölümden sonra bir bedenden diğerine 
geçerek yeni cisimlenmelerle ortaya çıktıkları ve yeni bedensel biçim 
kazandıkları inancına bağlamaktadır. Daha da önemlisi, Cebrail'in insan 
donunda Peygambere görüldüğüne, yani bazı insanların kişiliğinde görünüm
 alanına çıktığına inanılmasıyla da ilişki kuruyor. “Ancak bu bedensel ortaya çıkıştan büyük kötülük de doğabililir”</i> diye karşı düşüncesini açıklıyor Şehristani. "</font>
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><i>O zam</i>an, insan biçimine girmiş olan Şeytan'dır. Nusayriler ve İshakiler bu değişim ve dönüşümleri, Tanrı'nın bir bedende biçimlenip, cisimlenerek görünüm alanına çıkışı olarak algılamışlardır. Onlara göre Tanrı, Peygamberden sonra Ali ve imamlık makamındaki çocuklarının biçiminde görünür. Onların ağzıyla konuşur, onların elleriyle dokunur… Tanrısal sırların batıni yoru<i>mlarını ilgilendiren her şeyde, Ulu Tanrı'dan doğrudan geçen tanrısal yardımcılığın 
                                (d’une assistance divine) başrolünü daima Ali oynar.” </i></font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Ayrıca
 Şafii yazarın doğal olarak karşı çıktığı, Nusayrilerin Tanrı'nın gözle 
göründüğünü, (yorumlayarak) çıkardıkları Muhammed’in hadisini de 
veriyor:</font>
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><i>“Gerçekten
 Peygamber, ‘Vicdanların içine yanıt verecek yalnızca Ulu Tanrı olduğu 
halde, ben görünenler üzerine yemin ederim. (Je juge sur ce qui est 
                                apparent, tandis que Dieu est le seul a 
répondre a l’intérieur des conciences)’ demiştir. Ancak onlar, 
Peygamberin sadece puta tapanlarla savaşırken zorunlu olarak söylediği 
bu sözden çıkan sonucu 
                                görüyorlar… Ayrıca Ali’yi, Muhammed’e şu
 tebliği verdiğini ileri sürerek, İsa ile karşılaştırmaktadırlar: ‘Eğer,
 insanların İsa konusunda yaptıkları yanlışlara düşmelerini görmekten 
                                çekinmeseydim, senin üzerine bazı 
niyetler tutacaktım” (Al-Shahristani (Fransızca’ya çev: Jean Claude Vade</i>t), <i>Kitab al-Milal, Les Dissdences De 
                                L’Islam (İslam’da Fikir Ayrılıkları)</i>, Paris 1984: 308) </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Bizce
 Nusayrilik, Ali tanrısallığına bağlı olarak ilk kez Sabailikle ortaya 
çıkan Heterodoks İslamın (Aleviliğin), en az değişime uğramış ve 1350 
yıllık batıni öze 
                                en fazla sadık kalmış koludur. Ancak 
belirtmek gerekir ki, tarih boyu inancının felsefesini, kurum ve 
ilkelerini kendi topluluğunun bir kesimine <i>(Cuhal</i>,
 yani yola 
                                girmemiş olanlara) bile açıklamamayı 
‘sır saklama’ kutsal yaptırımına bağlamış. Çok kere yaşadıkları 
topraklara egemen olan baskıcı Ortodoks inançlı (Şii-Sünni,Hristiyan) 
toplum ve yönetimlere <i>takıyye</i><i> ile uyum sağlamaya 
gitmiştir. Belki de bugün Suriye ve Türkiye’de yaşayan Arap halklarından
 3 milyona yakın Nusayri Alevisi, böylesi bir inanç siyasetiyle 
varlığını sürdürebilmiştir. </i></font>
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Nusayri öğretilerinin felsefi ayrıntıları, Ali inancının temel ilkeleri ve tapınma kurumları <i>Kitab al-Macmu </i>isimli 
                                anonim kitapta toplanmıştır. Yüzyılın başında R. Dussaud tarafından, <i>“Nusayrilerin Dini ve Tarihi”</i> (<i>Histoire et Religion de Nosairis</i>,
 Paris 
                                1900) başlığı altında Fransızca’ya 
çevrilmiş olan bu kitaptan bazı bilgiler geçerek, şimdi Nusayri 
Aleviliğini daha yakından tanıyalım:</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Nusayriler
 tıpkı İsmaililer gibi zaman boyutunu, her biri kendi tanrısal mazharına
 (görünüm alanına çıkmış bir Tanrı'ya) sahip yedi devreye bölerler. (Bu,
 
                                Harran Sabinlerinin inanç öğretisini 
andırır; bu öğretide yaratıcı, özünde tektir fakat bedenler içinde 
nesnellik kazanmalarıyla artmış ve bu vücutlar dünyayı yöneten yedi 
gezegen olmuştur.) İsmaili ve Druzilere 
                                göre, her dönüşüm içinde yeni dinin 
emanet edildiği <i>natık</i><i> (konuşan, bildiren, tebliğci) olarak bir </i>peygamber gözükür. Natık, birincisi <i>esas</i> (temel, asıl) olan yedi kişilik içinde artış gösterir. <i>Esaslar</i>, İsmaili ve Druziler arasında (Ali dışında) <i>natıklar</i><i>a 
                                oranla daha aşağı derecede görülür. Nusayrilerde ise esaslar </i>(Abel, Seth, Joseph, Joshus, Asaph, Peter-Shemaun ve Ali), <i>natıklardan (Adem, Nuh, Yakub, Musa, 
                                Süleyman, İsa ve Muhammed) daha üst derecede sayılırlar. Yedinci devrin (dönüşümün) esas</i>ı Ali, tanrılaşmış ve İsa için verilen <i>“sözcüğü (logos)”</i><i> çağrıştıran, Ma’na </i>(anlam,düşünce) sıfatını taşımaktadır:</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><i>“Ali
 İbn Abu Talib doğurularak dünyaya gelmedi: O tek ve ölümsüzdür, bütün 
zamanlarda mevcuttu. Onun özü nurdur, ışıktır; yıldızlar parıltısını 
ondan alır. 
                                O, nurların nurudur. Bütün sıfatlardan 
münezzeh ve yardımcılardan yoksun olan o kayaları parçalar, denizleri 
geri çeker ve işleri olayları yönlendirir. İmparatorlukları yıkan da 
odur. O gizlidir, kapalı değil, yani 
                                tanrısal özünün doğası gereği gizlidir, 
ama bir örtü altında değildir. O düşüncedir, ma’na’dır. Ali, konutu 
(mesken) ve örtüsü (hicab) olan, İsm diye çağırdığı Muhammed’i yarattı. 
Muhammed 
                                dönüşünde, onun nurunun nurundan 
Salman-ı Farisi’yi yarattı ve onu Ali’ye açılan kapı (bab) yaptı. Ona 
propagandasını emanet etti. </i>(<i>Kitab al-Majmu</i>, Fr.Çeviri: René Dussaud, <i><u>Histoire et Religion de Nosairis</u></i>, 
                                Paris 1900: 162 vd.) </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Nusayrilik, Ortodoks İslamın kelime-i şehadet formülünü, <i>‘Ali İbn Abu Talib’ten başka Tanrı olmadığına şehadet ederim (Eşhedü enne la ilahe illa Ali 
                                İbn Abu Talib)’</i><i> biçimine sokmuştur. Dussaud, Ali al-A’la</i><i>Elyum </i>(en yüce) sıfatı arasında bir karışım olabileceğini varsaymaktadır. Ona göre Nusayriliğin Ali (<i>ma’na, gökyüzü</i>), Muhammed (<i>İsm, güneş</i>), Salman (<i>hicab, ay</i>) Tanrısal Üçlüsü, Hırıstiyanlık Üçlüsünden daha eski Suriye-Fenike kültleri, özellikle Palmyra tanrılarını anımsatır; gök tanrısı Ba’al Shamain, güneş tanrısı Malakbel, ay tanrısı Aglibol… Nusayriliğin yola giriş törenlerinde tanrısal üçlü Ayn, Mim, Sin baş harfleriyle temsil edilir… Kitab al-Macmu’ya göre Muhammed’in yarattığı
 ‘kıyaslanamaz eşsizler’ olan Beşler devirlerinde dünyayı yaratan beş 
gezegendir… Nusayriler akıllı ruhları olmayan kadınların ölümsüzlüğüne 
inanmazlar. 
                                İçki kullanmanın caiz olduğuna 
inanırlar. Yola giriş törenlerinde şarap önemli rol oynar. Bu arada 
belirtmek gerekir ki, yola girmemiş Nusayriler arasında <i>Khodhr</i> (Hıdır-İlyas, Hızır), yola girmişler arasında Ali’nin olduğu kadar benzersiz mükemmellikte bir tanrısal addır.</font> (yücenin yücesi, en yüce) ile eski Yunanlıların Adonis adını verdikleri eski Fenike tanrısının 
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">Ayrıca
 Nusayriler de kendi aralarında dörde ayrılıyorlar: Yabancı etkilere 
açık ve kendi dışındakilerle en fazla ilişkisi olan (adlarını Ali’nin 
el-Haydar 
                                (arslan) sıfatından alan) <i>Haydariler, Şamaliler, Kalaziler ve Gaybiler. </i><i>Şamaliler,
 gökle aynılaştırdıkları Tanrı Ali’nin, Muhammed’i temsil eden Güneş'in 
içinde oturduğunu (sarayının 
                                Güneş'te olduğunu) ileri sürerler. 
Yukarıda belirttiğimiz gibi bu inanç eski Palmyra tanrısı Ba’al 
Shamaim’i (Grekler bu tanrıyı Helios (Güneş) adıyla anmışlardır) 
çağrıştırmaktadır. </i></font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><i>Şamaliler,
 Güneş'le aynılaştırılmış ve ışık aracılığıyla Ali ile birleşmiş, fakat 
görünüm alanına ayrı çıkan Muhammed’e tapınmaları daha fazla 
                                ayrıntılanır. Kalaziler</i> ya da <i>Kamerilere</i>
 göre de Ay, Ali’nin sürekli oturma yeridir; şiirlerle ve şarapla 
kutlarlar. Saf şarap içerek, kendi mecazi söylemleri içinde Ay ile çok 
yakın dostluğa ulaşırlar. Bazı yazarlar bu Ay inancında da eski Suriye 
Ay tanrıçası Astarte’nin izleri olduğunu ileri sürerler. Kalaziliğin 
kurucusu Şeyh Muhammed İbn Kalazi’dir. Dördüncü grup olan <i>Gaybiler</i></font>
 ise, Tanrı Ali ile görünüm alanına çıktığı, sonra da gözden 
kaybolduğuna inanırlar. Şimdiki zaman da gayib (görünmez) dönemidir. 
Böylece onlar Tanrıyı (Ali), görünmezliğinden dolayı, diğerlerinde 
olduğu gibi gökyüzü ile, havayla aynılaştırmaktadırlar. 1
                            </p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">1 Nusayriler hakkında başvurulacak eski ve yeni bazı kaynaklar:</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">a) Al-Nawbakhtı, <i>al-Firak</i>,s.78. </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">b) Al-Kummi, <i>al-Makalat</i>, s.100-101. </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">c) Al-Askari, <i>al-Makalat</i>, s.15.</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">d) <i>Al-Majmu</i>, Franzıcaya çeviren: René Dussaud, <i>Histoire et Religion de Nosairis</i>, Paris 1900.</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">e) René Basset, “Nusayris” ERE Vol.3: 417-419.</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">f) Louis Massignon, “<i>Bibliographie Nusayri</i>”, s. 913-922; “<i>Nusayri</i>s” EI Vol. 3, s.963-967: “<i>Les Nusayris</i>”, <i>L’Elaboration de l’Islam</i>, s. 109-114.
                            </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">g) Heinz Halm, <i>Die Islamisch Gnosis</i>, Munich 1982: 284-285.</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">h) W. Kadi, <i>Alawi</i>, EIR Vol. 1: 804-806 .</font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">i) Al-Shahristani, (Fransızca’ya çev: Jean Claude Vadet), <i>Kitab al-Milal, Les Dissdences De L’Islam (İslam’da Fikir Ayrılıkları)</i>, Paris 1984: 308.
                            </font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3">j) Farhad Daftary, <i>The Isma’ilis, Their history and doctrines</i>, s.100-101, Dipnt. 53, 54.</font></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><br></font></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><br></font></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><font size="3"><b>İsmail Kaygusuz</b></font></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:48:24 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-nusayrilik-ve-nusayriler-uzerinde-kisa-deginmeler_96.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Alevi Alevilikde CENAZE HİZMETLERİ NASIL YAPILIR? CENAZE NASIL KALDIRILIR? OKUNACAK DUALAR</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-alevi-alevilikde-cenaze-hizmetleri-nasil-yapilir-cenaze-nasil-kaldirilir-okunacak-dualar_95.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="color: #ff3300;">CENAZE HİZMETLERİ NASIL YAPILIR?</span></p>
<div><img src="//www.izledost.com/uploads/articles/7e7501da.jpg" alt="" align="right" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="color: #ff3300;">CENAZE NASIL KALDIRILIR? </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="color: #ff3300;">OKUNACAK DUALAR</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kelime-i Tevhid :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">La ilahe İllallah</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Alevi ve Bektaşi&rsquo;lerin Kelime-i Şahadeti :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Eşhed&uuml; enne Muhammed&rsquo;&uuml;n Res&uuml;lullah.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Eşhed&uuml; enne Aliyy-&uuml;n Veliyullah, Vasiyi Res&uuml;lullah.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&Uuml;&ccedil;ler : Allah, Muhammed, Ali.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Beşler : Hz. Muhammed, Hz. Fatma, Hz. Ali, Hz Hasan ve Hz. H&uuml;seyin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Peygambere Sel&acirc;m : </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Res&uuml;lullah,</span></p>
<hr />
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Habibullah, </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Keremullah, </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Ekremel Ekremin,</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Şefi-i Ruz-i Arasat.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Tekbir : </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Res&uuml;lullah,</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Habibullah,</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Essel&acirc;tu vessel&acirc;m&uuml; aleyke Ya Seyyidel evveline vel &acirc;hirın,</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Velal&acirc; cemi-&uuml;l Enbiya-i vel M&uuml;rselin,</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Vel hamd&uuml; lill&acirc;h-i Rabbil Alemin.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><em><span>Derleyen Seyyit Miktat G&uuml;ler </span></em></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><em><span>Kazim Balaban</span></em></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İ&ccedil;indekiler :</p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li>CENAZE KALDIRILMA HALİ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : <span>Sayfa.....</span></li>
<li>KEFENİN Bİ&Ccedil;İLMESİ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span>: Sayfa.....</span></li>
<li>HAKKA Y&Uuml;R&Uuml;YEN KİŞİNİN HELAL&rsquo;LIĞININ<span> ALINMASI&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Sayfa.....</span></li>
<li><span>CENAZE NAMAZI&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Sayfa.....</span></li>
<li>MEVTANIN KABİRE VERİLMESİ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :<span> Sayfa.....</span></li>
<li>&Ouml;LEN MEVTAYA VERİLECEK TELKİN&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :<span> Sayfa.....</span></li>
<li>TAZİYE VERME&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span>: Sayfa.....</span></li>
<li>40. ve 52. G&Uuml;NLERİNDE OKUNAN DUA&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Sayfa.....</li>
<li><span>SOFRA DUASI&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Sayfa.....</span></li>
<li>NİK&Acirc;H DUASI&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span>: Sayfa.....</span></li>
<li></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>1 / CENAZE KAL</span>DIRILMA HALİ</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir erkek veya bayan Canın <span>Hakka y&uuml;r&uuml;mesi halinde yanında bulunan biri Besmele</span> &ccedil;ekerek Hakka y&uuml;r&uuml;yen kişinin g&ouml;zlerini kapatır<span>. Temiz bir bez ile &ccedil;enesini</span> bağlar. <span>Elbisesini &ccedil;ıkarır ve ayaklarını d&uuml;zeltir. Kollarını yanlarına d&uuml;zg&uuml;n</span> bir şekilde uzatır. Başından ayaklarına kadar<span> temiz bir &ouml;rt&uuml; &ccedil;ekerek &uuml;st&uuml;n&uuml; kapatır. Ve Cenazenin </span>yıkanma / kaldırılma işlemine başlanır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Cenazeyi kaldıran <span>İmam</span> ş&ouml;yle dua eder. &lsquo;&rsquo;Allahım, şu fani d&uuml;nyadan baki d&uuml;nyaya ge&ccedil;en ve &ouml;n&uuml;n&uuml; sana &ccedil;evirmiş er / hatun kişi oğlu veya kızını Allah rızası i&ccedil;in bedenini D&uuml;nya kirlerinden yıkayıp temizlemeye niyet ettim.&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İmamın dışında &ouml;l&uuml;y&uuml;, kendisini en yakını olduğu bilinen kişi yıkar. Erkeği <span>erkek, bayanı gene bir bayan</span> yıkar. Kadın kendi kocasını yıkayabilir. Fakat erkek <span>kendi eşini yıkayamaz. Ancak bir bayanı gerektiğinde eşinin de yıkayabileceğine dair Hadisler vardır.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bluğ &ccedil;ağına (gen&ccedil;lik yaşına) hen&uuml;z gelmemiş kız &ccedil;ocuklarını erkekler, erkek &ccedil;ocuklarını da bayanlar (kadınlar) yıkayabilir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Yıkayıcının yanında 4 adet s&uuml;nger bezi, 4 &ccedil;ift eldiven bulunur. Su kaynatılarak ılık<span> hale getirilir. Şampuan veya sabun</span> temin edilir ve eldiven takılarak ceset yıkanmaya başlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ceset yıkanmaya Besmele (Bismillahirrahmanirrahim) okunarak başlanır. Evvel&acirc; <span>avret yerleri (cinsel alanları) temiz bir şekilde yıkanır. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Mevtayı (Cesedi) yıkayanın yanında yardımcı bulunur ve birlikte mevtayı <span>oturur duruma</span> getirirler. Ve karnını sıvazlayarak mevtanın karnında bulunan havanın &ccedil;ıkarılmasına &ccedil;alışılır. Ve avret yerleri son bir kez daha temiz yıkanır<span>.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Yıkayıcı elindeki s&uuml;ngeri bırakarak <span>eldivenini ve s&uuml;ngerini değiştirir. Kullanılmamış bir &ccedil;ift eldiven takar. Yeni bir s&uuml;nger alarak </span>mevtanın başını<span> ve y&uuml;z&uuml;n&uuml;</span> tertemiz yıkar. Ağzına, dudaklarına <span>3 defa su verir. Sonra burnuna 3 sefer</span> su d&ouml;ker. Kulakların<span>a mes verilir. (su d&ouml;k&uuml;l&uuml;r) </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Daha sonra v&uuml;cudun </span>ayak kısmının yıkanmasına başlanır. &Ouml;nce sağ ayak<span>, sonra sol ayak</span> temiz bir şekilde yıkanır. Her yıkanan ayağa, sonunda <span>&uuml;&ccedil;er defa su d&ouml;k&uuml;l&uuml;r. Sonra &ouml;nce </span>Sağ<span> eli, sonra sol</span> eli dirseğine kadar kadar <span>temiz bir</span> şekilde yıkanır. Her yıkanan yere &lsquo;<span>&rsquo;Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ehl-i Beyt &lsquo;&rsquo; denilerek 3 defa su d&ouml;k&uuml;l&uuml;r. Mevta sol</span> tarafa &ccedil;evrilir. Sağ tarafı baştan ayağa kadar <span>3 defa temiz bir şekilde yıkanır. Sonra Mevta sol tarafa d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lerek aynı işlem sol taraf i&ccedil;in yapılır. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Daha sonra Mevta baştan ayağa kadar &lsquo;&rsquo;Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Al,&rsquo;&rsquo; denilerek &uuml;&ccedil;er defa daha su d&ouml;k&uuml;l&uuml;r ve b&ouml;ylelikle Mevtanın yıkanma işlemi sona ermiş olur. Bu sayede Mevtaya <span>Boy Abdesti verilmiş olur.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">2 / KEFENİN Bİ&Ccedil;İLMESİ :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Kefen hi&ccedil; k</span>ullanılmamış temiz bir bezden oluşur. Eskiden Mevtayı yıkamak<span> i&ccedil;in eskiden kefen bezinden eldiven</span> dikilirdi. Şimdi ise hazır kullanılmamış s&uuml;nger ve eldivenler vardır ve eski usul uygulamalara gerek kalmamıştır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bağlama ipi<span> olarak kefen bezinden 10. cm. Ge</span>nişliğinde <span>150 cm. Uzunluğunda 3 adet</span> bağ kesilir. Mevta tabuta konulurken <span>kabire indirmek i&ccedil;in, biri </span>omuz hizasında<span>, biri bel &uuml;zerinde ve biri de </span>ayaklarından bağlanır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Mevtayı kabire indirdikten sonra sonra <span>bağlanan bağlar &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Yakasız g&ouml;mlek<span> 2 kat olarak Mevtanın boyun k&ouml;k&uuml;nden</span> ayaklarına kadar olan uzunlukta kesilir. Ortasında Mevtanın kafası ge&ccedil;ebilecek bir <span>delik a&ccedil;ılır. Bir katı Mevtanın altına serilir. Mevtanın başı ortada ki deliğe denk getirilerek başından ge&ccedil;irilir. &Uuml;st katı da Mevtanın &uuml;zerine &ouml;rt&uuml;l&uuml;r ve ilk defa bu </span>yakasız g&ouml;mlek<span> giydirilir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Eteklik </span>Mevtanın boyu uzunluğunda b&uuml;t&uuml;n g&ouml;vdeyi saracak şekilde geniş&ccedil;e kesilir. Mevtayı yana &ccedil;evirerek altına sererek sağından ve solundan t&uuml;m&uuml;yle Mevtaya sarılır. Sargı Mevtanın boyundan yaklaşık <span>60 Cm. Kadar uzun kesilmelidir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Uzun kesilmesinin nedeni </span>Mevtanın baş ucundan d&uuml;ğ&uuml;m vurulacağı i&ccedil;in <span>uzun olması şarttır. Mevta Kadın / Bayan ise kefen bezinden bir baş, bir de g&ouml;ğ&uuml;s &ouml;rt&uuml;s&uuml; kesilir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Son sargı bezi d&uuml;ğ&uuml;mlenmeden evvel biri başına sarılır, diğeri de g&ouml;ğs&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;ne atılır. Ondan sonra ayak ile baş u&ccedil;ları d&uuml;ğ&uuml;mlenir, bağlar bağlanır ve Mevta tabuta konur. B&ouml;ylece kefenleme işi tamamlanmış olur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">3 / HAKKA Y&Uuml;R&Uuml;YEN KİŞİNİN HELALLIĞI&rsquo;NIN ALINMASI:</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Cenaze kefenlendikten sonra Musalla</span> taşı (&uuml;zerine Mevta konulacak taş) &uuml;zerinde Mevta Kıbleye &ccedil;evrilerek indirilir. Ve İmam olan kişi Mevtanın g&ouml;ğ&uuml;s hizasında (istikametinde) durarak Kıbleye<span> d&ouml;ner ve orada bulunan Cemaatten</span> şu rızalığı ister.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&lsquo;&rsquo; </span>Ey Ehli Cemaat, Kapı, Komşu ve Hısım akraba. Merhum (Hasan Efendi veya Hatun Fatma Bacı) bu fani (ge&ccedil;ici) d&uuml;nyadan, Baki (kalıcı) d&uuml;nyayı mek&acirc;n tutmuştur. Bunun alacaklarına ve vereceklerine Ana, Baba, Eş, Kardeş ve &Ccedil;ocukları kefildirler. Sizlerinde &uuml;zerinizde bulunan d&uuml;nya ve Ahirete ait haklarınızı Hel&acirc;l edip kendisinden razı mısınız?<span> Diyerek 3 defa sorar. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Cemaat genellikle </span>hep bir ağızdan ş&ouml;yle cevap verir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&lsquo;&rsquo; </span>Razıyız&rsquo;&rsquo;<span>&nbsp; veya &lsquo;&rsquo; Razıyız, Allah da razı olsun&rsquo;&rsquo;&nbsp; derler.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İmam daha sonra <span>Cemaate d&ouml;ner ve şu soruyu sorar.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&rsquo;&rsquo; </span>Ey Ehli Cemaat, Kapı, Komşu ve Hısım akraba. Merhum (Hasan Efendi veya Hatun Fatma Bacı&rsquo;yı) nasıl bilirdiniz, Nasıl g&ouml;r&uuml;rd&uuml;n&uuml;z?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Diyerek 3 defa sorar.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Cemaat genellikle </span>&lsquo;&rsquo; İyi bilirdik, iyi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k&rsquo;&rsquo;<span> diye cevap verirler.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ancak bazı y&ouml;relerde, genellikle batı<span> kentlerinde &lsquo;&rsquo; Allah bilir&rsquo;&rsquo; diye cevaplayan Alevi</span> toplulukları da vardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Daha sonra aşağıda yazılı şekilde bulunan dualar birlikte okunur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ali İmran Suresi, 185. Ayet&nbsp; ;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Le tebt&uuml;belev&uuml;nne fiemvalik&uuml;m ve enf&uuml;s&uuml;lk&uuml;m vele tesmeunne minellezine &uuml;t&uuml;l kitabe min kablik&uuml;m ve minellezine eşr<span>eku ezen keira ve intasbiru ve tettek&uuml; fe inne zalike min azmil &uuml;m&uuml;r.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>-----------------------------------------</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Taha Suresi 55. Ayet : Ve lekat eraynah&uuml; ayatina k&uuml;lleha fe kezzebe ve eba.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>---------------------------------------------------</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&lsquo;&rsquo;Bismillahirrahmanirrahim. Essalat&uuml; vesselam&uuml; al&acirc; Seyyidina Muhammed&rsquo;in ve ala Ali Seyyidine Muhammed&rsquo;in ve ala Ali etbai Muhammed&rsquo;in ve elhamd&uuml;lillahirabilial alemin&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey G&ouml;kleri ve yerleri yaratan kadir mutlak Tanrım. Merhum (..... Bacımız / Kardeşimiz) bu fani d&uuml;nyadan, Baki d&uuml;nyayı mek&acirc;n tutmuştur. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; sana &ccedil;evirmiş ve Affına sığınmıştır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir eşi ve benzeri olmayan Allahım. Rahman ve Rahim olan da sensin. Yer de sensin, g&ouml;k te sensin. Esirgeyen de sensin, bağışlayan da sensin. D&ouml;n&uuml;ş sanadır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">(Ali İmran 185 ) Zaten herkes &ouml;l&uuml;m&uuml; tadacaktır. (Taha 55-) Diyorsun ki Sizi topraktan yarattım. Toprağa vereceğim ve tekrar topraktan &ccedil;ıkaracağım.) İnandık ve iman ettik. Kıyamet g&uuml;n&uuml; herkes g&uuml;nahlarını&nbsp; sana eksiksiz &ouml;deyecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse kurtulmuştur. Bu d&uuml;nya ge&ccedil;ici yararlanmadan başka bir şey de değildir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bunun i&ccedil;in Merhum (Hasan Efendi veya Hatun Fatma Bacı) bu d&uuml;nyadan bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu g&uuml;nahlarını</p>
<ul style="font-family: Arial;">
<ul>
<li><span>Adem-i Seyfullah,</span></li>
<li><span>Ruh-i Nebiyullah,</span></li>
<li>Şit-i Naciyullah</li>
<li><span>Ybrahim-i Halilullah,</span></li>
<li><span>Ysmail-i Teslimullah,</span></li>
<li><span>Musa-i Kelamullah,</span></li>
<li>İsa-i Ruhullah,</li>
<li><span>Muhammed&rsquo;i Habibullah,</span></li>
<li><span>Ali&rsquo;yil Veliullah,</span></li>
<li>Ve Ehl-i Beyti Res&uuml;lullah hakkı i&ccedil;in bağışla Ya<span> Rabbi.</span></li>
<li><span>Hatice-t&uuml;l Kibriya,</span></li>
<li>Fatime-t&uuml;l Z&ouml;hre&rsquo;nin y&uuml;zsuyu h&uuml;rmetine, Cehennem Nar&rsquo;ını, Kabir Azab&rsquo;ını g&ouml;sterme Ya Rabbi.&nbsp; Amin. Amin. Amin.</li>
</ul>
<li></li>
<li><span>El Fatiha:</span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">1. Bismillahirrahmanirrahim <br />2. El hamd&uuml; lillahi rabbil alemin <br />3. Er rahmanir rahıym <br />4. Maliki yevmid din <br />5. İyyake na'b&uuml;d&uuml; ve iyyake nesteıyn <br />6. İhdinas sıratal m&uuml;stekıym <br />7. Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin. Amin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">1 - Rahm&acirc;n ve Rah&icirc;m olan Allah'ın adıyla,</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>2 - Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur,</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>3 - O Rahman ve Rahim'dir,</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>4 - O, din g&uuml;n&uuml;n&uuml;n sahibidir,</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">5 - (Ya Rab!) Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz,</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">6 - Bizi doğu yola eriştir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">7 - O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna. Gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil. &rsquo;&rsquo;Allah Rahmet Eylesin&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İsteyen kitap&ccedil;ıkta bulunan başka duaları da ekleyebilir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>4 / CENAZE NAMAZI:</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&Ouml;ncelikle </span>Cenaze namazına<span> durmak i&ccedil;in herkes abdestli</span> olmak zorundadır. İmam olan kişi Mevtanın<span> g&ouml;ğ&uuml;s hizasında duracak şekilde y&uuml;z&uuml;n&uuml; Kıbleye d&ouml;nerek (</span>Er kişi niyetine, hatun kişi niyetine, masum kız &ccedil;ocuğu niyetine, masum erkek &ccedil;ocuğu niyetine diyerek Mevta <span>bunlardan hangisi ise)</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&rsquo;&rsquo;</span> .... Allah rızası i&ccedil;in namaza&rsquo;&rsquo; &lsquo;&rsquo;Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyti i&ccedil;in salavate, Meyit i&ccedil;in duaya, d&ouml;rt Tekbir ile bilenler duasını, bilmeyenler &ndash;UYDUM hazır olan İmama- diyerek Hakka y&uuml;r&uuml;yen kişi i&ccedil;in duaya duralım&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Cemaaten bilenler </span>İmamla<span> birlikte duaya eşlik ederler, bilmeyenler de bilenlere uyarlar.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İmam olan kişi Kabirin 3 adım<span> gerisinde Kıbleye d&ouml;nerek &lsquo;&rsquo;Allah&uuml; Ekber&rsquo;&rsquo; der ve d&ouml;rt defa Tekbir okur. Bu arada Erkek </span>kişiler<span> ellerini g&ouml;bek &uuml;zerinde birleştirirler. Bayanlar da ellerini</span> g&ouml;ğ&uuml;s &uuml;zerinde birleştirirler<span>. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Burada S&uuml;baneke</span> duası okunur<span>. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Dua : S&uuml;bhaneke. Allah&uuml;mme ve bilhamdike ve tebereke&rsquo;sm&uuml;k ve teal</span>a cedd&uuml;ke ve celle senaa&uuml;ke ve lailaha ğayr&uuml;k.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı : Ey Allahım. Sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Senin şanın y&uuml;cedir. Seni daima b&ouml;yle anar ve b&ouml;yle &ouml;verim. Senin adın m&uuml;barektir. Azamet ve Celalin y&uuml;ksektir. Seni anmak y&uuml;cedir. Senden başka İlah yoktur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&nbsp;Ve hep birlikte &lsquo;&rsquo;Allahu Ekber&rsquo;&rsquo; denir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Eller inmeden ikinci Tekbir okunur. Allahu Ekber, Allah h&uuml;mme salih, Allah h&uuml;mme barik </span>duaları aşağıda ki gibi<span> hep birlikte okunur. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&lsquo;&rsquo;Allah h&uuml;mme salli, Ala Muhammed&rsquo;in ve ala Ali Muhammed&rsquo;in kem</span>a salleyte Ala İbrahim&rsquo;e, ve Ala Ali İbrahim&rsquo;e inneke hamid&uuml;n Mecid&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&lsquo;&rsquo;Allah h&uuml;mme barik Ala Muhammed&rsquo;in ve Ala Ali Muhammed&rsquo;in kema barekte Ala İbrahim&rsquo;e ve Ala Ali İbrahim&rsquo;e inneke hamud&uuml;n Mecid&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Allah H&uuml;mme Salli Duasının T&uuml;rk&ccedil;esi :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&lsquo;&rsquo;Ey Allahım. İbrahim ve İbrahim&rsquo;in ailesine rahmet verdiğin gibi Muhammed&rsquo;e ve onun ailesine de rahmet ver. Ş&uuml;phesiz sen en &ccedil;ok &ouml;v&uuml;lensin. Şanı y&uuml;cesin&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Allah H&uuml;mme Barik Duasının T&uuml;rk&ccedil;esi :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&lsquo;&rsquo;Ey Allahım. İbrahim ve İbrahim&rsquo;in ailesine bereket verdiğin gibi hz. Muhammed&rsquo;e ve onun ailesine de bereket ver. Muhakkak ki sen en &ccedil;ok &ouml;v&uuml;lensin. Şanı y&uuml;cesin&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ve burada tekrar hep birlikte &lsquo;&rsquo;Allahu Ekber&rsquo;&rsquo; denir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Eller inmeden &lsquo;</span>&rsquo;Allah&uuml;mme ğfir li&rsquo;&rsquo; duası okunur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&lsquo;&rsquo;Allahumme ğfir li hayyine ve meyyitina ve şahidina ve ğaibina ve zekerina ve &uuml;ns&acirc;n&acirc; ve sagrina ve kebirina Alah&uuml;mme men ahyeyteh&uuml; minna feahyilhi ala. La İslami ve men teveffeyteh&uuml; minn&acirc; fe-teveffeh&ucirc; al&acirc;&rsquo;l-iman. Ve h&uuml;ssa haz&acirc;&rsquo;l-meyyite bi&rsquo;r-ravhi ve&rsquo;r-rahati ve rahmeti ve&rsquo;l-magfirati ve&rsquo;r ridvan Allahumme in k&acirc;ne muhsinen fezid fi ihsanihi ve in k&acirc;ne musi en fetec&acirc;vez anhu ve lekkihi&rsquo;l-emne va&rsquo;l-buşr&acirc; ve&rsquo;l-keramete ve&rsquo;z zulf&acirc;.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Rahmetike ya arhamme rahimin&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :<span> Ey y&uuml;ce Allahım. Dirimizi ve &ouml;l&uuml;m&uuml;z&uuml;, burada olanımızı ve olmıyanımızı, erkeğimizi ve kadınımızı, K&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; ve b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; bağışla. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey y&uuml;ce Allahım. Bizden yaşattığını temiz ahl&acirc;k &uuml;zerine yaşat. Bizden Rahmetine aldığını iman &uuml;zerine aldır. Bu Merhume rahat, huzur, mahrifet ve rıza ihsan eyle.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey y&uuml;ce Allahım. Eğer bu iyi ise iyiliğini arttır. G&uuml;nahı var ise g&uuml;nahından ge&ccedil;. Bunu g&uuml;ven, m&uuml;jde, ikram ve yakınlık ile karşıla. Ey merhametlilerin merhametlisi. Rahmetinle bunu yap.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ve tekrar hep birlikte &lsquo;&rsquo;Allahu Ekber&rsquo;&rsquo; denir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essallamu aleyk&uuml;m ve Rahmetullah denilerek, </span>sağ omuzu hizasında başla<span>r sağa &ccedil;evrilir, selam verilir. Sonra </span>sağ eller<span> indirilir ve tekrar Essalamu Aleyk&uuml;m ve Rahmetullah</span> denilerek başlar <span>sol omuz hizasından &ccedil;evrilerek selam verilir. Sonra sol eller indirilir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Cenaze namazı bu şekilde sona erer.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Cenaze dualarında <span>Fatiha Suresi de okunabilir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Not</span> : Buraya kadar olan uygulama erişkin <span>erkekler ve erişkin kadınlar i&ccedil;indir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Yaşı k&uuml;&ccedil;&uuml;k Masum kız ve erkek &ccedil;ocuklar i&ccedil;in şu <span>dua okunur. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey y&uuml;ce Allahım. Bu masum (oğlancağızı veya kızcağızı) bizden &ouml;nce cennete ulaştır. Ey y&uuml;ce Allahım. Bu masumu bizim i&ccedil;in ecir, sevap ve ahiret nimeti kıl. Bu masumcağızı bizim i&ccedil;in şefaat&ccedil;ı kıl ve şefaatini kabul buyur.&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Burada tekrar Allah&uuml;ekber denilir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essallamu aleyk&uuml;m ve Rahmetullah</span> denilerek, sağ omuzu hizasında başlar sağa &ccedil;evrilir, selam verilir. Sonra sağ eller indirilir ve tekrar <span>Essalamu Aleyk&uuml;m ve Rahmetullah denilerek başlar sol omuz hizasından &ccedil;evrilerek selam verilir. Sonra sol eller indirilir. Cenaze namazı bu şekilde sona erer.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu aşamadan sonra sıra Mevtanın mezara konulma işlemine<span> gelir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&nbsp;</span>5 /&nbsp; MEVTANIN KABİRE VERİLMESİ:</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Mevta kabire konulurken, biri omuz hizasında, biri belinde, biri de ayaklarına bağlı olan bağlar &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r ve Mevtanın yakasız g&ouml;mleğin y&uuml;z kısmı a&ccedil;ılır hale getirilir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ve Mevta Kıbleye taraf &ccedil;evrilir. Altı yumuşak toprak ile beslenir. İmam olan kişi burada kabrin&nbsp;başında &rsquo;&rsquo;Bismillahi ve billahi ve ala milleti Ressulullah&rsquo;&rsquo; dedikten sonra İmam, Kuranı Kerim&rsquo;den Yasin-i Şerif,<span> (gerekirse Yasin</span> Duası)&nbsp; ile beraber M&uuml;lk (Tebareke) Suresini, Matem duasını, İhlas Suresini, Felek Suresini, Nas Suresini, Rebbena atına Ayetini / Duasını, Bakara Suresinin ilk 5 <span>Ayetini okuduktan sonra Hatım Duasını, son olarak da Fatiha Suresini okur ve Def&rsquo;in işlemleri sona erer. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Duaların okunması sırasında <span>Yasin Suresinin &ccedil;ok uzun</span> olması sebebiyle gerekirse <span>Yasin Suresi niyetine kısa olan Yasin-i Şerif Dua&rsquo;sı da okunabilir</span>. Ayrıca bu surelerin t&uuml;m&uuml;n&uuml;n okunması olduk&ccedil;a fazla zaman aldığı i&ccedil;in bunlardan bir kısmının okunması yeterli olabilir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kısa olan Yasin-i Şerif&rsquo;i Bağışlama Duası :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Sadekalah&uuml;l&rsquo;azıym. Subhane rabbiyel aliyyil&rsquo;a&rsquo;lel vahhab. E&rsquo;uz&uuml; billahimineş&rsquo;şeytanir&rsquo;raciym.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bismillahirrahmanirrahim.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&lsquo;&rsquo;Elhamd&uuml; lillahi Rabbil&rsquo;alemiyn. Vessal&acirc;t&uuml; vessel&acirc;m&uuml; al&acirc; seyyidin&acirc; Muhammedin ve al&acirc; &acirc;lihi ve sahbihi ecmeıyn.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Allah&uuml;mme inni </span>es&rsquo; el&uuml;ke Sabren Cemila. Ve kalben Selima ve lisanen zakira ve duaen m&uuml;stecaba, ve Kitaben yemina, ve rizkan helale, ve na&rsquo;imen m&uuml;ğima, ve Cenneten ve harira ve nadreten ve sur&uuml;r&acirc;. Ya Kadiye&rsquo;l H&acirc;c&acirc;t. Ve Ya mucibe&rsquo;d Da&rsquo;vat, ya Kaşife&rsquo;d Durri ve&rsquo;l belliyyat. Ya alime&rsquo;s sırri ve&rsquo;l hafiyyat, İkd-ı haceti fi hazihi&rsquo;s Saa&rsquo;ti&rsquo;l M&uuml;b&acirc;reketi bi h&uuml;rmeti Ya&rsquo;sin ve&rsquo;l Kur&rsquo;anil hakıym. Fe iza k&acirc;da emran feinnema yek&uuml;lu lehu. K&uuml;n feyek&uuml;n, Fes&uuml;bhane&rsquo;llezi biyedihi melek&uuml;t&uuml; k&uuml;lli şey&rsquo;in ve ileyhi turce&uuml;n.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Yasin-i Şerif Bağışlama Duası&rsquo;nın T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ya Rabbi. Okuduğum Yasin-i Şerifi y&uuml;ce katında kabul eyle.Sevabını sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam&rsquo;ın aziz, latif ruhu şeriflerine hediye eyledik. Haberdar eyle Ya. Rabbi. <br />&Ouml;lm&uuml;şlerimizi ve c&uuml;mlemizi peygamberimizin şefaatına nail eyle Ya Rabbi. B&uuml;t&uuml;n Peygamber Efendilerimizin ve bilc&uuml;mle Evliyaullahın m&uuml;barek ruhlarına hediye eyledik. Vasıl eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ya Rabbi. Okunan Y&acirc;sin-i Şerif&rsquo;in sevabını b&uuml;t&uuml;n &ouml;lm&uuml;şlerimizin aziz ruhlarına hediye eyledik kabul eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kabirleri Kur&rsquo;an&rsquo;ın nuru ile nur olsun. Makamları cennet olsun Ya Rabbi. Kabirlerini cehennem &ccedil;ukuru olmaktan koru Ya Rabbi. Okunan bu Yasin-i Şerif-i ve diğer sure ve dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi. Bi- hurmeti T&acirc;h&acirc; ve Y&acirc;sin, velhamd&uuml;lillahi<span> Rabbil&rsquo;alemiyn.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Subh&acirc;ne Rabbike Rabbil&rsquo;izzeti amm&acirc; yasif&uuml;n, ve sel&acirc;m&uuml;n alalmurseliyn. Velhamd&uuml;lillahi Rabbil&rsquo;aleminel&rsquo;Fatiha.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">YASİN Suresi :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bismillahirrahmanirrahim <br /><br /></span>1. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ya. Sin <br />2. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vel kur'anil hakiym <br />3. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnneke le minel murseliyn <br />4. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ala sıratım m&uuml;stekıym <br />5. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tenziylel aziyzir rahıym <br />6. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Li t&uuml;nzira kavmem ma &uuml;nzira aba&uuml;h&uuml;m feh&uuml;m ğafilun <br />7. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Le kad hakkal kavl&uuml; ala ekserihim feh&uuml;m la y&uuml;'minun <br />8. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani feh&uuml;m mukmehun <br />9. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynah&uuml;m feh&uuml;m la y&uuml;bsırun <br />10. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve seva&uuml;n aleyhim e enzerteh&uuml;m em lem t&uuml;nzirh&uuml;m la y&uuml;'minun <br />11. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnnema t&uuml;nziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirh&uuml; bi mağfirativ ve ecrin kerım <br />12. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnna nahn&uuml; nuhyil mevta ve nekt&uuml;b&uuml; ma kaddemu ve asarah&uuml;m ve k&uuml;lle şey'in ahsaynah&uuml; fı imamim m&uuml;biyn <br />13. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vadrib leh&uuml;m meselen ashabel karyeh iz caehel murselun <br />14. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İz erselna ileyhim&uuml;sneyni fe kezzebuh&uuml;ma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyk&uuml;m murselun <br />15. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalu ma ent&uuml;m illa beşerum misl&uuml;na ve ma enzeler rahman&uuml; min şey'in in ent&uuml;m illa tekzibun <br />16. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalu rabb&uuml;na ya'lem&uuml; inna ileyk&uuml;m le murselun <br />17. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ma aleyna illel belağul m&uuml;bın <br />18. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalu inna tetayyarna bik&uuml;m leil lem tentehu le nerc&uuml;mennek&uuml;m ve le yemessennek&uuml;m minna azab&uuml;n eliym <br />19. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalu tairuk&uuml;m meak&uuml;m ein z&uuml;kkirt&uuml;m bel ent&uuml;m kavm&uuml;m m&uuml;srifun <br />20. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve cae min aksal medıneti rac&uuml;l&uuml;y yes'a kale ya kavmittebiul murseliyn <br />21. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İttebiu mel la yes'el&uuml;k&uuml;m ecrav veh&uuml;m m&uuml;htedun <br />22. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ma liye la a'b&uuml;d&uuml;llezı fetaranı ve ileyhi t&uuml;rceun <br />23. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; E ettehız&uuml; min dunihı aliheten iy y&uuml;ridnir rahman&uuml; bi durril la tuğni annı şefaat&uuml;h&uuml;m şey'ev ve la y&uuml;nkızun <br />24. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnnı izel le fı dalalim m&uuml;bın <br />25. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnnı ament&uuml; bi rabbik&uuml;m fesmeun <br />26. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya'lemun <br />27. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel m&uuml;kramiyn <br />28. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min c&uuml;ndim mines semai ve ma k&uuml;nna m&uuml;nziliyn <br />29. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza h&uuml;m hamidun <br />30. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun <br />31. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Elem yerav kem ehlekna kableh&uuml;m minel kuruni enneh&uuml;m ileyhim hla yarciun <br />32. &nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve in k&uuml;ll&uuml;l lemma cemiy'ul ledeyna muhdarun <br />33. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ayet&uuml;l leh&uuml;m&uuml;l erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminh&uuml; ye'k&uuml;lun <br />34. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel uyun <br />35. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Li ye'k&uuml;lu min semerihı ve ma amileth&uuml; eydiyhim efela yeşk&uuml;run <br />36. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;bhanellezı halekal ezvace k&uuml;lleha mimma t&uuml;mbit&uuml;l erdu ve min enf&uuml;sihim ve mimma la ya'lemun <br />37. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ayet&uuml;l leh&uuml;m&uuml;l leyl neslehu minh&uuml;n nehara fe iza h&uuml;m muslimun <br />38. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veş şems&uuml; tecrı li m&uuml;stekarril leha zalike katdiyrul aziyzil aliym <br />39. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vel kamera kaddernah&uuml; menazile hatta ade kel urcunil kadiym <br />40. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Leşşems&uuml; yembeğıy leha en t&uuml;drikel kamera velel leyl&uuml; sabikun nehar ve k&uuml;ll&uuml;n fı felekiy yesbehun. <br />41. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ayet&uuml;l leh&uuml;m enna hamelna z&uuml;rriyyeteh&uuml;m fil f&uuml;lkil meşhun <br />42. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve halakna leh&uuml;m mim mislihı ma yarkebun <br />43. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve in neşe' nuğrıkk&uuml;m fela sariyha leh&uuml;m velah&uuml;m y&uuml;nkazun <br />44. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn <br />45. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve iza kıyle leh&uuml;m&uuml;tteku ma beyne eydık&uuml;m ve ma halfek&uuml;m leallek&uuml;m t&uuml;rhamun <br />46. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn <br />47. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve iza kıyle leh&uuml;m enfiku mimma razekak&uuml;m&uuml;llah&uuml; kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ım&uuml; mel lev yeşa&uuml;llah&uuml; at'amehu in ent&uuml;m illa fı dalalim m&uuml;bın <br />48. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve yekulune meta hazel va'd&uuml; in k&uuml;nt&uuml;m sadikıyn <br />49. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huz&uuml;h&uuml;m veh&uuml;m yehıssımun <br />50. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun <br />51. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve n&uuml;fiha fis suri fe iza h&uuml;m minel ecdasi ila rabbihim yensilun <br />52. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahman&uuml; ve sadekal mursilun. <br />53. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza h&uuml;m cemiy'ul ledeyna muhdarun <br />54. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fel yevme la tuzlem&uuml; nefs&uuml;n şey'ev vela t&uuml;czevne illa ma k&uuml;nt&uuml;m ta'melun <br />55. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnne ashabel cennetil yevme fı ş&uuml;ğulin fakihun <br />56. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; H&uuml;m ve ezvac&uuml;h&uuml;m fı zılalın alel eraiki m&uuml;ttekiun <br />57. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Leh&uuml;m fiyha fakihet&uuml;v ve leh&uuml;m ma yeddeun <br />58. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Selam&uuml;n kavlem mir rabbir rahıym <br />59. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vemtaz&uuml;l yevme eyy&uuml;hel m&uuml;crimun <br />60. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Elem a'hed ileyk&uuml;m ya benı ademe el la ta'b&uuml;d&uuml;ş şeytan innehu lek&uuml;m ad&uuml;vv&uuml;m m&uuml;biyn <br />61. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve enı'b&uuml;duni haza sıratum m&uuml;stekıym <br />62. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve lekad edalle mink&uuml;m cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kılun <br />63. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hazihı cehennem&uuml;lletı k&uuml;nt&uuml;m tuadun <br />64. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Islevhel yevme bima k&uuml;nt&uuml;m tekf&uuml;run <br />65. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; El yevme nahtim&uuml; ala efvahihim ve t&uuml;kellim&uuml;na eydıhim ve teşhed&uuml; erc&uuml;l&uuml;h&uuml;m bima kanu yeksibun <br />66. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Velev neşa&uuml; letamesna ala a'y&uuml;nihim festebekus sırata fe enna y&uuml;bsırun <br />67. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Velev neşa&uuml; le mesahnah&uuml;m ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun <br />68. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve men n&uuml;ammirh&uuml; n&uuml;nekkish&uuml; fil halk efela ya'kılun <br />69. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve ma alemnah&uuml;ş şı'ra ve ma yembeğıy leh in h&uuml;ve illa zikruv ve kur'an&uuml;m m&uuml;biyn <br />70. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Li y&uuml;nzira men kane hayyve ve yehıkkal kavl&uuml; alel kafirın <br />71. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; E ve lem yerav enna halakna leh&uuml;m mimma amilet eydına en'amen feh&uuml;m leha malikun <br />72. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve zellelnaha leh&uuml;m fe minha rakub&uuml;h&uuml;m ve minha ye'k&uuml;lun <br />73. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve leh&uuml;m fiyha menafiu ve meşarib efela yeşk&uuml;run <br />74. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vettehazu min dunillahi alihetel lealleh&uuml;m y&uuml;nsarun <br />75. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; La yestetıy'une nasrah&uuml;m veh&uuml;m leh&uuml;m c&uuml;nd&uuml;m muhdarun <br />76. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fela yahz&uuml;nke kal&uuml;h&uuml;m inna na'lem&uuml; ma y&uuml;sirrune ve ma yu'linun <br />77. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evelem yeral insan&uuml; enna halaknah&uuml; min nutfetin fe iza h&uuml;ve hasıym&uuml;n m&uuml;bın <br />78. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım <br />79. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve h&uuml;ve bi k&uuml;lli halkın alım <br />80. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ellezı ceale lek&uuml;m mineş şeceril ahdari naran fe iza ent&uuml;m minh&uuml; tukıdun <br />81. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahl&uuml;ka misleh&uuml;m bela ve h&uuml;vel hallakul alım <br />82. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu k&uuml;n fe yekun <br />83. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fe s&uuml;bhanellezı bi yedihı melekut&uuml; k&uuml;lli şey'iv ve ileyhi t&uuml;rceun<span>.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Y&acirc;, S&icirc;n. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey Muhammed, Kur'an'ı hakime and olsu<span>n, </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">3./4&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ki sen doğru yol &uuml;zere, g&ouml;nderilmiş Peygamberlerdensin,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">5./6&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu Babaları uyarılmadığından, gafil kalmış bir milleti uyarman i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve merhametli olan Allahın indirdiği Kur&rsquo;an&rsquo;dır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; And olsun ki,</span> h&uuml;k&uuml;m &ccedil;oğunu aleyhine ger&ccedil;ekleşmiştir. Artık inanmazlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Boyunlarına &ccedil;enelerine kadar varan demir halkalar ge&ccedil;irmişizdir.&nbsp; Bunun i&ccedil;in başları kağılar başları yukarı kalkıktır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;nlerine ve arkalarına set &ccedil;ekmişizdir. G&ouml;zlerini perdelediğimizden artık g&ouml;remezler,</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">10.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey Muhammed, Onları uyarsan da, uyarmasan da birdir, İnanmazlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">11.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sen ancak Kur'an'a uyan ve g&ouml;rmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi bağışlanma ve c&ouml;mertce verilecek bir ecirle m&uuml;jdele!</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">12.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;phesiz &ouml;l&uuml;leri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan biziz. Her şeyi ap a&ccedil;ık bir kitapta saymışızdır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">13.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanlara, halkına el&ccedil;iler gelen kasabaları anlat.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>14.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O</span>nlara iki el&ccedil;i g&ouml;ndermiştik, onu yalanladıkları i&ccedil;in, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; biriyle desteklemiştik. Onlar, "Biz, size g&ouml;nderildik demişlerdi!"</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">15.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kasabalılar &lsquo;&rsquo;Sizde ancak bizim gibi birer insansınız, Rahman da bir şey indirilmemiştir. Sadece yalan s&ouml;yl&uuml;yorsunuz" Demişlerdi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">16./17&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;El&ccedil;iler " Doğrusu Rabbimiz bizim size g&ouml;nderildiğimizi bilir. Bize d&uuml;şen ancak ap a&ccedil;ık tebliğdir" demişlerdi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">18.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kasabalılar &lsquo;&rsquo; Doğrusu sizin y&uuml;z&uuml;n&uuml;zden uğursuzluğa uğradık, vazge&ccedil;emezsiniz. And olsub ki sizi taşlayacağız. Ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır." Demişlerdi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">19.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; El&ccedil;iler "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size &ouml;ğ&uuml;t verildiği i&ccedil;in mi? Hayır, siz, aşırı giden giden milletsizniz" demişlerdi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">20.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şehirin &ouml;b&uuml;r ucundan koşarak bir adam gelmiş ve ş&ouml;yle demiştir "Ey milletim, g&ouml;nderilen el&ccedil;ilere uyun!"</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">21.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sizden bir &uuml;cret istemeyenlere uyun. Onlar doğru yoldadırlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>22.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben, beni yaratana ne diye kullluk etmeyeyim? Siz de ona d&ouml;neceksiniz.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">23.&nbsp;&nbsp; Onu bırakıpta Tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bir zarar bermek isterse o Tanrıların Şefaatı bana fayda vermesin. Beni kurtaramazlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">24.&nbsp;&nbsp; Doğrusu o takdirde de ap a&ccedil;ık bir sapıklık i&ccedil;in de olurum.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">25.&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;phesiz ben Rabbinize inandım. Beni dinleyin,</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">26./ 27. Ona Cennete gir denince &lsquo;&rsquo;keşke milletim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazar olanlardan kıldığını bilseydi&rsquo;&rsquo; demişti.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">28./29. Ondan sonra milleti &uuml;zerine g&ouml;kten bir ordu indirmedik. Zaten indirecekte değildik. Sadece tek bir &ccedil;ığlık o kadar hemen s&ouml;n&uuml;p gittiler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">30.&nbsp;&nbsp; Kullara yazıklar olsun. Kendilerine hangi el&ccedil;i gelse onu alaya alıyorlardı.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">31.&nbsp;&nbsp; Kendilerinden &ouml;nce nice nesilleri yok ettiğimizi onların bir daha kendilerine d&ouml;nemediklerini g&ouml;rmezler mi?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>32.&nbsp;&nbsp; Hepsi huzurumuza getirileceklerdir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">33.&nbsp;&nbsp; İşte onlara bir delil. &Ouml;l&uuml; yeri diriltir ve oradan taneler &ccedil;ıkarırız da, ondan yerler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">34.&nbsp;&nbsp; Orada hurmalıklar ve &uuml;z&uuml;m bağları var ederiz. Aralarında pınarlar fışkırtırız.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">35.&nbsp;&nbsp; Onun ve elleriyle yaptıklarının &uuml;r&uuml;nlerini yesinler. Ş&uuml;kr etmezler mi?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">36.&nbsp; Yerin yetiştirdiklerinden kendilerinden ve daha bilmediklerinden &ccedil;ift &ccedil;ift yaratan Allah m&uuml;nezzehtir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">37.&nbsp;&nbsp; Onlara bir delil de gecedir. G&uuml;nd&uuml;z&uuml; ondan sıyırırız da, karanlıkta kalıverir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">38.&nbsp;&nbsp;&nbsp; G&uuml;neş te y&ouml;r&uuml;ngesinde y&uuml;r&uuml;y&uuml;p gitmektedir. Bu g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve bilgin olan Allahın kanunudur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">39.&nbsp;&nbsp; Ay&rsquo;a da sonunda ki kuru bir hurma dalına d&ouml;neceği konaklar tayin etmişizdir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">40.&nbsp;&nbsp; Ay&rsquo;a erişmek g&uuml;neşe d&uuml;şmez. Gece de g&uuml;nd&uuml;z&uuml; ge&ccedil;emez. Her biri bir y&ouml;r&uuml;ngede y&uuml;r&uuml;rler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>41./42.&nbsp;&nbsp; Onlara bir delil de soyla</span>rını dolu gemi ile teşımamız ve kendileri i&ccedil;in bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">43.&nbsp;&nbsp; Dilesek, onları suda boğardık, Ne yardımlarına koşan bulunur ve nede kendileri kurtulabilirlerdi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">44.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama katımızdan bir rahmet ve bir s&uuml;reye kadar ge&ccedil;inme olarak onları geri bıraktık.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">45.&nbsp;&nbsp; Onlara : &lsquo;&rsquo; Ge&ccedil;mişinizden ve geleceğinizden sakının. Belki acınırsınız&rsquo;&rsquo; dendiği zaman (y&uuml;z &ccedil;evirirler)</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">46.&nbsp;&nbsp; Zaten Rabbinin ayetlerinin her hangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep y&uuml;z &ccedil;eviregelmişlerdir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>47.&nbsp; </span> Onlara : &lsquo;&rsquo; Allahın size verdiği rızkdan sarf edin&rsquo;&rsquo; denince ink&acirc;r edenler inanalara : &lsquo;&rsquo;Allah dilediği takdirde doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım?. Doğrusu siz ap a&ccedil;ık sapıklıktasınız&rsquo;&rsquo; derler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">48.&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo; Doğru s&ouml;zl&uuml; iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?&rsquo;&rsquo; derler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">49.&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek &ccedil;ığlığı beklerler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">50.&nbsp;&nbsp; O zaman, artık ne vasiyet edebilirler, ne de ailelerine d&ouml;nebilirler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">51.&nbsp;&nbsp; S&uuml;r&rsquo;a &uuml;flenince, kabirlerinden Rablerine koşarak &ccedil;ıkarlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>52.&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo; Vah halimi</span>ze! Yattığımız yerden kim kaldırdı?&rsquo;&rsquo; derler. Onlara : &lsquo;&rsquo; İşte Rahman olan Allah&rsquo;ın vadettiği budur, Peygamberler doğru s&ouml;ylemişlerdi&rsquo;&rsquo; denir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">53.&nbsp;&nbsp; Tek bir &ccedil;ığlık kopar, Hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">54.&nbsp;&nbsp; Artık bug&uuml;n kimseye hi&ccedil; bir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılanmazsınız.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">55.&nbsp;&nbsp; Doğrusu bug&uuml;n Cennetlikler eğlenceyle meşguld&uuml;rler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">56.&nbsp;&nbsp; Onlar ve eşleri g&ouml;lgeliklerde, Tahtlar &uuml;zerine yaslanmışlardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">57.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>58.&nbsp;&nbsp; Merhamet</span>li olan Rab katından onlara selam vardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">59-61.&nbsp;&nbsp; Allah ş&ouml;yle buyurur. &lsquo;&rsquo; Ey su&ccedil;lular! Bu g&uuml;n m&uuml;minlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, Şeytana tapmayın, O sizin i&ccedil;in apa&ccedil;ık bir d&uuml;şmandır. Bana kulluk edin, bu doğru yoldur bildirmedim mi?&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>62.&nbsp;&nbsp; </span>And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı. Akletmez miydiniz?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">63.&nbsp;&nbsp; İşte bu, size s&ouml;z verilen cehennemdir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">64.&nbsp;&nbsp; Bug&uuml;n, ink&acirc;rcılığınıza karşılık oraya girin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">65.&nbsp;&nbsp; İşte o g&uuml;n ağızlarını m&uuml;h&uuml;rleriz. Bizimle elleri elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">66.&nbsp;&nbsp; Dilesek g&ouml;zlerini k&ouml;r ederdik de yol bulmağa &ccedil;alışırlardı. Nasıl g&ouml;rebilirlerdi?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">67.&nbsp; Dilesek onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler, ve ne de geri d&ouml;nebilirlerdi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">68.&nbsp; Uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; yaptığımızın hilkatini tersine &ccedil;evirmişizdir (Gen&ccedil; iken ihtiyarlamış, g&uuml;&ccedil;l&uuml; iken zayıflamış, dim dik iken beli b&uuml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r). Akletmezler mi?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">69.&nbsp;&nbsp; Biz Muhammed&rsquo;e şiir &ouml;ğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir &ouml;ğ&uuml;t ve apa&ccedil;ık Kur&rsquo;an&rsquo;dır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>70. </span> Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen s&ouml;z de ink&acirc;rcıların aleyhine &ccedil;ıksın.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">71.&nbsp; Kudretimizle kendileri i&ccedil;in hayvanlar yarattığımızı g&ouml;rmezler mi? Onlara sahip olmaktadır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">72.&nbsp; Onları kendilerinin buyruğuna verdik. Bindikleri de, etini yedikleri de vardır...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">73.&nbsp; Onlarda daha nice faydalar, i&ccedil;ecekler vardır. &lsquo;&rsquo; Ş&uuml;kretmezler mi?&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">74.&nbsp; Allah&rsquo;ı bırakıp kendilerine yardımı dokunur diye, başka İlahlar edindiler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">75.&nbsp; Oysa onlar kendilerine yardım edemezler, ancak kendileri o mabutlara koruyuculuk i&ccedil;in n&ouml;bet beklerler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">76.&nbsp; Ey Muhammed! Bunların s&ouml;z&uuml; seni &uuml;zmesin. Biz onların gizlediklerini de, a&ccedil;ığa vurduklarını da ş&uuml;phesiz biliriz.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">77./78.&nbsp; İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı g&ouml;rmez mi ki. Hemen apa&ccedil;ık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da: &lsquo;&rsquo; &Ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş kemikleri kim yaratacak?&rsquo;&rsquo; diyerek, bize misal vermeye kalkar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">79.&nbsp; Ey Muhammed! De ki &lsquo;&rsquo; Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her t&uuml;rl&uuml; yaratmayı bilendir.&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">80.&nbsp; Yaş ağa&ccedil;tan size ateş &ccedil;ıkarandır. Ondan ateş yakarsınız.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>81.&nbsp; G&ouml;kleri ve yeri </span>yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; O, yaratan ve bilendir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">82.&nbsp;&nbsp; Bir şeyi dilediği zaman, O&rsquo;nun buyruğu sadece O şeye &lsquo;&rsquo;Ol&rsquo;&rsquo; demektir. Hemen olur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">83.&nbsp; Her şeyin h&uuml;k&uuml;mdarlığı elinde olan ve sizin de&nbsp; kendinize d&ouml;neceğiniz Allah y&uuml;cedir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">M&Uuml;LK ( TEBAREKE) SURESİ :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bismillahirrahmanirrahim<br /><br />1.&nbsp; Tebarekelleziy biyedihilmulku ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun. <br />2.&nbsp; Elleziy halekalmevte velhayate liyebluvekum eyyukum ahsenu 'amelen ve huvel'aziyzulğafuru. <br />3.&nbsp; Elleziy haleka seb'a semavatin tıbakan ma tera fiy halkırrahmani min tefavutin ferci'ılbasare hel tera min futurin. <br />4.&nbsp; Summerci'ılbasare kerreteyni yenkalib ileykelbesaru hasien ve huve hasiyrun. <br />5.&nbsp; Ve lekad zeyyennessemaeddunya bimesabiyha ve ce'alnaha rucumen lişşeyatıyni ve a'tedna lehum 'azabesse'ıyri. <br />6.&nbsp; Ve lilleziyne keferu birabbihim 'azabu cehenneme ve bi'selmasıyru. <br />7.&nbsp; İza ulku fiyha semi'u leha şehiykan ve hiye tefuru. <br />8.&nbsp; Tekadu temeyyezu minelğayzı kullema ulkıye fiyha fevcun seelehum hazenetuha elem yet'kum neziyrun. <br />9.&nbsp; Kalu bela kad caena neziyrun fekezzebna ve kulna ma nezzelellah&uuml; min şey'in in ent&uuml;m illa fiy dalalin kebiyrin. <br />10.&nbsp; Ve kalu lev kunna nesme'u ev na'kılu ma kunna fiy ashabisse'ıyri. <br />11.&nbsp; Fa'teref'u bizenbihim fesuhkan liashabisse'ıyri. <br />12.&nbsp; İnnelleziyne yahşevne rabbehum bilğaybi lehum mağfiretun ve ecrun kebiyrun. <br />13.&nbsp; Ve esirru kavlekum evicheru bihi innehu 'aliymun bizatissuduri. <br />14.&nbsp; Ela ya'lemu men haleka ve huvelletıyfulhabiyru. <br />15.&nbsp; Huvelleziy ce'ale lekumul'arda zelulen femşu fiy menakibiha ve kulu min rizkıhi ve ileyhinnuşuru. <br />16. Eemintum men fiyssemai en yahsife bikumul'arda feiza hiye temuru. <br />17.&nbsp; Em emintum men fiyssemai en yursile 'aleykum hasıben feseta'lemune keyfe neziyri. <br />18.&nbsp; Ve lekad kezzebilleziyne min kablihim fekeyfe kane nekiyri. <br />19.&nbsp; Evelem yerev ilettayri fevkahum saffatin ve yakbıdne ma yumsikuhunne illerrahmanu innehu bikulli şey'in basıyrun. <br />20.&nbsp; Emmen hazelleziy huve cundun lekum yansurukum min dunirrahmani inilkafirune illa fiy ğururin. <br />21.&nbsp; Emmen hazelleziy yerzukukum in emseke rizkahu bel leccu fiy 'utuvvin ve nufurin. <br />22.&nbsp; Efemen yemşiy mukibben 'ala vechihi ehda emmen yemşiy seviyyen 'ala sıratın mustekıymin. <br />23.&nbsp; Kul huvelleziy enşeekum ve ce'ale lekumussem'a vel'ebsare vel'ef'idete kaliylen ma teşkurune. <br />24.&nbsp; Kul huvelleziy zereekum fiyl'ardı ve ileyhi tuhşerune. <br />25.&nbsp; Ve yekulune meta hazelva'du in kuntum sadikıyne. <br />26.&nbsp; Kul innemel'ılmu 'ındallahi ve innema ene neziyrun mubiynun. <br />27.&nbsp; Felemma reevhu zulfeten siy-et vucuhulleziyne keferu ve kıyle hazelleziy kuntum bihi tedde'une. <br />28.&nbsp; Kul ereeytum in ehlekeniyallahu ve men me'ıye ev rahımena femen yuciyrulkafiriyne min 'azabin eliymin. <br />29.&nbsp; Kul huverrahmanu amenna bihi ve 'aleyhi tevekkelna feseta'lemune men huve fiy dalalin mubiynin. <br />30.&nbsp; Kul ereeytum in asbeha maukum ğavren femen ye'tiykum bimain me'ıynin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Rahman ve Rahim Allah&rsquo;ın adıyla...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>T&Uuml;RK&Ccedil;E ANLAMI : </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Rahman ve Rahim olan Allahın adı ile.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br />1.&nbsp; H&uuml;k&uuml;mranlık elinde olan Allah ne y&uuml;cedir! Ve O, her şeye Kad&icirc;r'dir. <br />2.&nbsp; Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek i&ccedil;in &ouml;l&uuml;m&uuml; ve diri mi yaratan O'dur. O g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. Bağışlayıcıdır. <br />3.&nbsp; G&ouml;kleri yedi kat &uuml;zerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir d&uuml;zensizlik bulamazsın. G&ouml;z&uuml;n&uuml; bir &ccedil;evir bak. Bir &ccedil;atlak g&ouml;rebilir misin? <br />4.&nbsp; Bir aksaklık bulmak i&ccedil;in g&ouml;z&uuml;n&uuml; teker teker &ccedil;evir bak. Amma g&ouml;z umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun d&uuml;şer.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">5.&nbsp; And olsun ki, yakın g&ouml;ğ&uuml; kandillerle donattık. Onlarla şeytanların taşlanmasını sağladık. Ve şeytanlara &ccedil;ılgın alev azabını hazırladık. <br />6.&nbsp; Rablerini ink&acirc;r eden kimseler i&ccedil;in&nbsp; cehennem azabı vardır. O ne k&ouml;t&uuml; bir d&ouml;n&uuml;ş yeridir. <br />7.&nbsp; Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken &ccedil;ıkardığı uğultuyu işitirler. <br />8.&nbsp; Neredeyse &ouml;fkesinden paralanacak, i&ccedil;ine her bir topluluğun atılmasında bek&ccedil;ileri onlara "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye soraralar.<br />9.&nbsp; Onlar.&rsquo;&rsquo; Evet Doğrusu bize bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık. Ve: 'Allah hi&ccedil; bir şey indirmemiştir, siz b&uuml;y&uuml;k bir sapıklık i&ccedil;indesiniz demiştik&rsquo;&rsquo; derler.<br />10.&nbsp; "Eğer&nbsp; kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, &ccedil;ılgın alevli cehennemlikler i&ccedil;inde olmazdık." Derler.<br />11.&nbsp; B&ouml;ylece g&uuml;nahlarını itiraf ederler. &Ccedil;ılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">12.&nbsp; Doğrusu g&ouml;r&uuml;nmedikleri halde Rablerinden korkanlara, onlara bağışlanma ve b&uuml;y&uuml;k bir ecir vardır. <br />13.&nbsp; Sizler ister s&ouml;zlerinizi gizleyin, ister a&ccedil;ıklayın; &lsquo;&rsquo;Da birdir&rsquo;&rsquo; O, kalplerde olanı bilir. <br />14.&nbsp; Yaratan bilmez mi? O? Lat&icirc;f'tir, haberdardır. <br />15.&nbsp; Yer y&uuml;z&uuml;n&uuml; size boyun eğdiren O&rsquo;dur. &Ouml;yleyse yerin sırtlarında dolaşın. Allah'ın verdiği rızıkdan yiyin. Sonunda d&ouml;n&uuml;ş O'nadır. <br />16.&nbsp; G&ouml;k&rsquo;te olanın, sizi yerin dibine ge&ccedil;irmesinden g&uuml;vende misiniz? O zaman yer sarsıldık&ccedil;a, sarsılır. <br />17.&nbsp; G&ouml;k&rsquo;te olanın başınıza taş yağdırmasından g&uuml;vende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz. <br />18.&nbsp; And olsun ki! Bunlardan &ouml;ncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?&nbsp; <br />19.&nbsp; &Uuml;zerlerinde, kanat &ccedil;ırpan dizi dizi kuşları g&ouml;rmezler mi? Onları havada Rahman olan Allat&rsquo;tan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi g&ouml;rendir. <br />20.&nbsp; Yahut Rahman olan Allah&rsquo;ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnk&acirc;rcılar sadece aldanmaktadırlar.<br />21.&nbsp; Allahın size verdiği rızkı kesiverirse size rızık verecek başka kim vardır? Hayır, onlar azgınlık ve nefrete direnmektedirler. <br />22.&nbsp; Y&uuml;z&uuml;koyun s&uuml;r&uuml;nen mi? Yoksa doğru yolda d&uuml;ped&uuml;z y&uuml;r&uuml;yen mi daha doğru yoldadır? <br />23.&nbsp; Ya Muhammed De ki: "Sizi yaratan, sizin i&ccedil;in kulaklar, g&ouml;zler ve kalpler var eden O'dur. Ne az ş&uuml;krediyorsunuz!" <br />24.&nbsp; Sizi, yerde yaratıp yayan O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız. <br />25.&nbsp; Doğru s&ouml;zl&uuml; iseniz bildirin. Bu azap s&ouml;z&uuml; ne zamandır? derler.<br />26.&nbsp; Ya Muhammed De ki: "O&rsquo;nu bilmek ancak Allaha mahsustur. Ben sadece apa&ccedil;ık bir uyarıcıyım.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">27.&nbsp; Azabı yaklaşırken g&ouml;rd&uuml;kleri zaman ink&acirc;r edenlerin y&uuml;zleri &ccedil;irkinleşip kararır. "Onlara sizin arayıp durduğunuz işte budur." Denir.<br />28.&nbsp; Ya Muhammed De ki: " Allah beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder.Yeya isterse merhamet eder. S&ouml;yleyin bu takdirde ink&acirc;rcıları can yakıcı azaptan kim alıkoyabilir?&rsquo;&rsquo;.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>29.&nbsp; Ya Muhammed D</span>e ki: Bizim inandığımız ve kendisine g&uuml;vendiğimiz Rahman olan Allah&rsquo;tır. Kimin apa&ccedil;ık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz. <br />30. Ya Muhammed De ki: "Suyunuz yere batarsa s&ouml;yleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?&rsquo;&rsquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>MATEM DUASI :</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bismillahirrahmanirrahim. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Essalat&uuml; vesselam&uuml; al&acirc; Seyyidina Muhammed&rsquo;in ve ala Ali Seyyidine Muhammed&rsquo;in ve ala Ali etbai Muhammed&rsquo;in ve elhamd&uuml;lillahirabilial illel alemin. Ya Rabbi.&rsquo;&rsquo; </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Sen bizlerin g&ouml;n&uuml;llerini Resul&uuml; Ekram Nebiy&rsquo;yi M&uuml;kerrem Muhammed Mustafa&rsquo;nın ve onun tathir Ehl-i Beyt&rsquo;inin sevgisi ile aydınlat Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu sevgi ile g&ouml;n&uuml;llerimiz ve c&uuml;mle Ehl-i İmanın g&ouml;n&uuml;llerini s&uuml;sle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">O Y&uuml;ce sevgiyi bizlere yol g&ouml;stericimiz yap Allahım. Hz. Muhammed ve onun Ehl-i Beyt&rsquo;i temiz soyu ile onlar uğruna canlarını feda eden serdar şehitleri bizlerden hoşnut eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Allahım.&nbsp; C&uuml;mlemizi yakıcı ahiret g&uuml;n&uuml;nde şehitler serdarı İmam H&uuml;seyin ve onun uğruna canlarını feda edenlerin şefaatına nail eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Allahım. C&uuml;mle muhibbi hanedanı Ehl-i Beyt bendelerini Kemali Kereminden, gufrani Rahmaniyyenden Cennet mek&acirc;n eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Lutfi inayetinle arsai Mahşerde y&uuml;zlerini nurlu ve amellerini g&uuml;rl&uuml; eyle Ya Rabbi. Eşrefi maluk, Hatemi Enbiya, Muhammed Mustafa Hazretlerini onun temiz soyu i&ccedil;in matem tutan<span> ve g&ouml;n&uuml;lden sevenlerden haberdar eyle Ya Rabbi.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Vesselat&uuml; vesselam&uuml; al&acirc; enbiyai m&uuml;rseliyn.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">C&uuml;mle enbiya ve m&uuml;rselin ve onların soyuna sal&acirc;t ve selam olsun.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ehl-i Beyti Muhammed&rsquo;i bizlerden razı ve hoşnut eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bizleri Katarı 12 İmam&rsquo;dan, Dar&rsquo;ı Pir&rsquo;andan ayırma Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">14 Masumu Pakın, 17 Kemerbestin ve 17 Kemerbesti hanedan efendilerimizin himmeti aliyyelerine şefati Ruhaniyelerine nail eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kerbel&acirc; sahrasının, o y&uuml;ce şehitlerinin Şefaatlarini &uuml;zerimizden eksik etme Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Şehitler serdarı Resli kibriyanın iftiharı, Şahı evliyanın ve Fatime-t&uuml;l Zehranın g&ouml;z&uuml;n&uuml;n nuru, g&ouml;n&uuml;llerinin s&uuml;r&uuml;r&uuml;, Hasan&rsquo;&uuml;l M&uuml;ştebanın yarı, Kerbel&acirc; sahrasının sultanı İmam H&uuml;seyin Aleyhissel&acirc;mı c&uuml;mlemizden ve c&uuml;mle Ehli Muhibbandan razı ve hoşnut eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Arsai mahşerde şefaat&ccedil;ımız ve sığınağımız eyle Ya Rabbi. El Fatiha.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İHLAS SURESİ<span> : </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bismillahirrahmanirrahim.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>1.&nbsp; Kul h&uuml;vallah&uuml; ehad.<br />2.&nbsp; Allah&uuml;s samed.<br />3.&nbsp; Lem yelid ve lem yuled.<br />4.&nbsp; Ve lem yek&uuml;n lehu k&uuml;f&uuml;ven ehad.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Rahman ve Rah</span>im olan Allah'ın adı ile.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>1. Ya Muhammed De k</span>i: Allah bir tektir! <br />2 . Allah her şeyden m&uuml;stağni ve her şey ona muhta&ccedil;tır. <br />3.&nbsp; O doğurmamış ve doğrulmamıştır! <br />4.&nbsp; Hi&ccedil; bir şey ona denk değildir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">FELEK SURESİ : <br /><br />Bismillahirrahmanirrahim<br /><br />1.&nbsp; Kul e'uz&uuml; bi<span>rabbilfelak.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">2.&nbsp; Minşerri ma halak<br />3.&nbsp; Ve min şerri ğasikın iza vekab<br />4.&nbsp; Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad<br />5.&nbsp; Ve min şerri hasidin iza hased</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı:<br /><br />Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile<br /><br />Ya Muhammed De ki: "Yaratılanların yere bastığı zaman, karanlığın d&uuml;ğ&uuml;mlere &uuml;f&uuml;renlerin haset ettiğinde, Haset&ccedil;ilerin şerrinden, Sabahın Rabbine sığınırım.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">NAS SURESİ :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bismillahirrahmanirrahim</span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span>Kul euz&uuml; bi rabbi&rsquo;n-nasi. </span></li>
<li><span>Meliki&rsquo;n-nasi, </span></li>
<li>İlahi&rsquo;n-nasi,</li>
<li>Min şerri&rsquo;l-vesv&acirc;si&rsquo;- hannas,</li>
<li><span>Ellezi y y&uuml;vesvis&uuml; fi y sud&uuml;ri&rsquo;n-nasi</span></li>
<li><span>Mine&rsquo;l-cenneti ve&rsquo;nnas.<br /><br />&nbsp;</span></li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li>T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Rahman ve Rahim olan Allah&rsquo;ın adı ile.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br /><span>Ya Muhammed De ki : &lsquo;&rsquo; </span>Sığınırım b&uuml;t&uuml;n insanların Rabbine,<span> b&uuml;t&uuml;n insanların h&uuml;k&uuml;mdarına, b&uuml;t&uuml;n insanların İlahına; o sinsi vesvesecinin şerrinden, ki, o vesveseler verir insanların i&ccedil;ine. (Gerek cin&rsquo;den, gerek insden) </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">RABBENA ATİNA DUASI :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Allah&uuml;mme Rabbena &acirc;tina fidd&uuml;nya haseneten ve fil&acirc;hıreti haseneten vekına az&acirc;ben nar. Birahmetika ya erhamerrahimin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey Allahım. Rabbimiz bize d&uuml;nyada iyilik ve ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru. Rahmeti bol ey Rahim. Senin rahmetine sığınırız.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>BAKARA Suresi ilk 5 Ayet : </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br />Bismillahirrahmanirrahim<br /><br />1. Elif lam mim,<br />2.&nbsp; Zalikel kitab&uuml; la raybe fıh* h&uuml;del lil m&uuml;ttekıyn <br />3.&nbsp; Ellezıne y&uuml;'minune bil ğaybi ve y&uuml;kıymunas salate ve mimma razaknah&uuml;m y&uuml;nfikun <br />4.&nbsp; Velelzıne y&uuml;'minune bi ma &uuml;nzile ileyke ve ma &uuml;nzile min kablik* ve bil ahırati h&uuml;m yukınun <br />5.&nbsp; &Uuml;laike ala h&uuml;dem mir rabbihim ve &uuml;laike h&uuml;m&uuml;l m&uuml;flihun.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Rahman ve Rahim</span> olan Allah'ın adı ile</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">1. Elif, L&acirc;m, M&icirc;m. <br />2 . İşte sana o Kitap! Kuşku/ &ccedil;elişme/ tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur, o korunup, sakınanlar i&ccedil;in . <br />3 . Ki onlar, gayba inananlar, ibadet kılanlardır. Ve kendilerine rızık olarak sunduklarımızdan, başkalarına pay &ccedil;ıkaranlardır. <br />4 . Hem sana vahyedilene, hem de senden &ouml;nce vahyedilene inananlardır onlar. &Acirc;hireti gereğince kavrayıp anlayanlar da onlardır. <br />5.&nbsp; İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet &uuml;zere olanlar, işte bunlardır ger&ccedil;ek anlamda kurtuluşu bulan<span>lar.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Dualar &ccedil;ok uzun olduğu i&ccedil;in Hatim Dua&rsquo;sının anlaşılır &ouml;z ve kısa terimlerini alıyoruz.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">HATiM DUASI :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bismillahirrahmanirrahim.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Allah&uuml;mme rabben&acirc; y&acirc; rabben&acirc; tekabbel minn&acirc; inneke entessemiul alim. Ve t&uuml;b aleyn&acirc; y&acirc; mevl&acirc;na inneke enttevv&acirc;b&uuml;r rahim. </span>Vehdin&acirc; ve veffıkn&acirc; ilel hakkı ve il&acirc; sıratın m&uuml;stekıym. Bi bereketi hatmil kur&rsquo;anil azim. Va&rsquo;f&uuml; ann&acirc; y&acirc; kerim. Vağ fir len&acirc; z&uuml;n&uuml;ben&acirc; bi fadlike ve keramike y&acirc; ekramel ekramin ve y&acirc; erhamerrahimin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Anlaşılır T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey Y&uuml;ce Allahım : Dualarımızı kabul buyur. Ş&uuml;phesiz sen, herşeyi işiten ve bilensin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bize hak ve doğru yolu g&ouml;ster. Ona muvaffak olmayı nasib eyle ya Rabbi...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hidayet verdikten sonra bir daha şaşırtma, doğru yoldan ayırma bizleri ya Rabbi...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ey A</span>llahım. Bize g&ouml;nderdiklerin b&uuml;t&uuml;n Peygamber ve Nebi&rsquo;leri, bu d&uuml;nyada rehber, kabirde arkadaş, kıyamette şefaat&ccedil;ı, sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml; &uuml;zerinde nur, cehenneme karşı engel ve b&uuml;t&uuml;n iyilikler i&ccedil;in yol g&ouml;stericimiz yap ya Rabbi...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey Y&uuml;ce Allahım : Kalplerimizi temizle, ayıplarımızı &ouml;rt, hastalarımıza şifa ver, bor&ccedil;larımızı &ouml;dettir, y&uuml;zlerimizi ak &ccedil;ıkart, derecelerimizi y&uuml;kselt, din ve d&uuml;nyamızı ıslah eyle ya Rabbi...&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey Y&uuml;ce Allahım : Okunan hatemi şerifi dergahı izzetinde kabul eyle. Hasıl olan sevabı sevgili Peygamberimiz, d&uuml;nya ve ahiret rehberimiz Hz. Muhammed efendimizin m&uuml;barek ruhlarına bağışlıyoruz, şefaatını bekliyoruz. Kabul eyle ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bilc&uuml;mle Peygamberlerin, sahabilerin, evliyaların, salihlerin, mazlumların&nbsp; şefaatını, &uuml;zerimizde eksik etme ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Okunan dualarımızı rahmete kavuşanların ruhlarına hediye eyledik. Kabul eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bilhassa niyyetine g&ouml;re okunmuş olan kardeşimizin b&uuml;t&uuml;n ge&ccedil;mişlerinin ruhlarına bağışladık. Sen vasıl eyle ya Rabbi...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hasıl olan sevap h&uuml;rmetine c&uuml;mlesinin g&uuml;nahlarını affeyle ya Rabbi...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey Rabbimiz! Bizleri kabir azabından halas, korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eyle ya Rabbi...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bizleri ve nesillerimizi insanlığın yolundan ayırma ya Rabbi... Din ve iman d&uuml;şmanlarına, kitabına dil uzatanlara fırsat verme ya Rabbi... Azıp delalette kalmaktan, birbirimize zararlı olmaktan muhafaza eyle ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hayırlı işleri yapmaya, dua ve ibadetleri edaya c&uuml;mlemizi muvaffak eyle ya Rabbi...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kardeşlik bağlarımıza kastedenleri, bizi i&ccedil;ten yıkmak isteyenleri, huzurumuzu bozanları perişan eyle ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ellerimizi kazadan, dillerimizi hatadan, başımızı beladan muhafaza eyle Yarabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Veselem&uuml;n alel m&uuml;rseline velhamd&uuml; lillehi Rabbilalemin....AMİN!</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&Ouml;lm&uuml;şlerimizden azabın defi i&ccedil;in, Milletimizin bekası ve selameti i&ccedil;in, k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin ıslahı, ıslah olmayanların kahr olup yok olması i&ccedil;in, iyilerin iyiliklerini arttırması i&ccedil;in, kazancımızın bereketli olması i&ccedil;in, eş, &ccedil;oluk, &ccedil;ocuk ve aile yuvamızın huzur ve saadeti i&ccedil;in, Allah rızası i&ccedil;in El Fatiha.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Burada hep birlikte &lsquo;&rsquo; Fatiha Suresi okunur ve Amin&rsquo;&rsquo; denir ve</span> Def&rsquo;in işlemleri sona ermiş olur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;6. &Ouml;LEN MEVTAYA VERİLECEK TELKİN</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu telkin işi aslında<span> Hakka y&uuml;r&uuml;yene değil, bir M&uuml;rşid-i Kamil tarafından diriye verilir. Yani</span> ELİNE, BELİNE <span>ve DİLİNE sahip (EDEP) olan kimseler telkin a</span>lmıştır<span>. Ama asırlardır adet haline gelen telkinin &ouml;l&uuml;ye faydası olmadığı gibi, </span>zararı da yoktur. Onun i&ccedil;in &ouml;l&uuml;ye de telkin duası verilebilir<span>.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Cenaze</span> toprağa verildikten sonra herkes dağılır. Telkini veren İmam veya bilen kişi Kabrin Kıble tarafında d&ouml;ner<span>. </span>&Ouml;l&uuml;n&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne karşı durur. <span>Annesinin ismi ile </span>( &ouml;rneğin Hakka y&uuml;r&uuml;yen kişininannesinin adı<span> Fatma, Kendi ismi de Hasan </span>olduğunu kabul edelim)<span> &lsquo;&rsquo;Ya Hasan ibnu Fatma&rsquo;&rsquo; diyerek 3 sefer hitap eder.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Sonra Telkin </span>duasını<span> okur.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">TELKİN DUASI :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Uzkur ma k&uuml;nt</span>e aleyhi min şehadeti en lailahe illallah ve enne Muhammed&rsquo;en Resulullah ve enne&rsquo;l cennete hakkun ve&rsquo;n nara hakkun ve enne&rsquo;l ba, se hakkun ennes saate atiyetun la raybe fiha ve ennellahe yeb asu men fi&rsquo;l kub&uuml;r. Ve enneke radite billahi rabben ve bi&rsquo;l İslami dinen ve bi Muhammed&rsquo;in sallallahu aleyhi ve sellem. Nebiyen ve bi&rsquo;l Kur&rsquo;ani imamen ve bi&rsquo;l Kabeti Kıbleten ve bi&rsquo;l mu&rsquo;mimine ihvane. Rabbiyellah lailahe illa h&uuml; aleyhi tefekkeltu ve huve rabbu&rsquo;l arşi&rsquo;l azim. (3 kere) Ya Abdellah kul la ilahe illallah. ( 3 kere de) Kul Rabbiyellah ve dini&rsquo;l İslam ve Nabiyyi Muhammed aleyhi&rsquo;s salatu ve&rsquo;s salam. Rabbi la tezerhu ferden ve ente hayru&rsquo;l varisin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey falan oğlu falan. D&uuml;nyada iken Allahtan başka Tanrı yoktur. Muhammed Allahın el&ccedil;isidir. Cennet haktır. İşlenen su&ccedil;lara karşı Cehennem de haktır. &Ouml;ld&uuml;ken sonra dirilma haktır. Allah kabirlerde olanları diriltecektir diye yaptığın şahitliği hatırla. Yine hatırla ki sen Tanrının Allah dininin İslam, Peygamberinin Muhammed (S. A. V.), &ouml;nderinin Kur&rsquo;an, Kıble&rsquo;nin K&acirc;be, M&uuml;sl&uuml;manların da kardeşlerin olmasına razı olmuştun. Ey Allahın kulu. Allahtan başka Tanrı yoktur de. Rabbim Allah&rsquo;tır, dinim İslam&rsquo;dır, Peygamberim Muhammed&rsquo;dir (salat ve selam ona) de. Ya Rabbi onu yalnız bırakma. Sen m&uuml;lk verenlerin en<span> iyisisin. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>B&ouml;ylece bu hizmetin</span> işlemi de sona ermiş olur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">7 . TAZİYE VERME</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Taziye </span>mezarın başında verilebileceği gibi, Hakka y&uuml;r&uuml;yen kişinin <span>evinde de verilebilir. Taziye de Besmele,&nbsp; Bakara Suresinin 153. Ayetinden 157. Ayetine kadar olan Ayetlerini</span>n dışında Rabbena Atina Duası, Yasin Şerif Suresinin kısaltılmış duası, Bakara Suresi ilk 5 Ayeti veya kitap&ccedil;ıkta yazılı bulunan t&uuml;m dualardan istenen dualar se&ccedil;ilir ve okunur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">BAKARA SURESİ&rsquo;nin ilgili Ayetleri :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">153.&nbsp; Ya eyy&uuml;hellezıne amen&uuml;steıynu bis sabri ves salah* innellahe meas sabirın <br />154.&nbsp; Ve la tekulu li mey yuktel&uuml; fı sebılillahi emvat* bel ahya&uuml;v ve lakil la teş'urun <br />155.&nbsp; Ve le nebl&uuml;vennek&uuml;m bi şey'im minel havfi vel cuı ve naksım minel emvali vel enf&uuml;si ves semerat* ve beşşiris sabirın <br />156.&nbsp; Ellezıne iza esabeth&uuml;m m&uuml;sıybet&uuml;n kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun <br />157.&nbsp; &Uuml;laike alayhim salevat&uuml;m mir rabbihim ve rahmet&uuml;v ve &uuml;laike h&uuml;m&uuml;l m&uuml;htedun</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamları :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">153.&nbsp; Ey iman Edenler. Sabır ve dua ile Allahtan yardım isteyin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.<br />154.&nbsp; Hak yolunda canını feda edenlere "&ouml;l&uuml;ler" demeyin. Hayır onlar dirilerdir. Siz onların farkında değilsiniz. <br />155. And olsun ki, sizi korku, a&ccedil;lık; mallardan- canlardan- &uuml;r&uuml;nlerden eksiltme gibi şeylerle deneriz. Sabredenleri m&uuml;jdele. <br />156.&nbsp; O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman, "Biz Allahın kullarıyız ve O'na d&ouml;neceğiz "&nbsp; derler.<br />157.&nbsp; İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlarındır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu arada </span>Matem Duası<span> da okunabilir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">40. ve 52. G&Uuml;NLERİNDE OKUNAN DUA :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu dua Mevlit, Hatim, 40. G&uuml;n, 52. Gece, Yasin, Tebereke ve </span>diğer Dualardan <span>sonra okunur. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Elhamd&uuml;llilahi Rabbil Alemin. Vessel&acirc;t&uuml; vessel&acirc;m&uuml; al&acirc;&nbsp; Res&ucirc;lina Muhammedin ve al&acirc; Alihi ve sahbihi ecmain. Vel ak</span>ibetu lilm&uuml;ttekin vel&acirc; &uuml;dvane ill&acirc; alezzalimin. Allah&uuml;mmestur uy&uuml;bena, veşrah sud&ucirc;rena, ve nevvir kul&ucirc;bena vahfez imanena ve keffir ann&acirc; seyyi&acirc;tina ve teveffen&acirc; meal ebr&acirc;r.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Rabben&acirc; &acirc;tina fi&rsquo;d- d&uuml;ny&acirc; haseneten ve fi&rsquo;l &acirc;hirati haseneten ve gın&acirc; az&acirc;be&rsquo;n-n&acirc;r. Rabbena ğfirli ve li-v&acirc;lideyye ve li&rsquo;l M&uuml;&rsquo;minine yevme yeg&uuml;m&uuml;&rsquo;l-his&acirc;b.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">GENİŞLETİLMİŞ T&Uuml;RK&Ccedil;ESİ :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey bizleri yoktan var eden, bize nimet veren Ulu Allah&rsquo;ım.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kapına geldik, derg&acirc;hına sığınıyoruz. Bizleri af eyle. Dualarımızı kabul eyle.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Biliyoruz. Sana k</span>aldıracak elimiz, Sana bakacak y&uuml;z&uuml;m&uuml;z yoktur. Biz&rsquo;ler (kulluk g&ouml;revlerimizi yerine getirmede) kusurluyuz. &Ccedil;ok hatalar ve kusurlar işledik.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ama sen Rahim&rsquo;sin ve Rahman&rsquo;sın. Affedicisin. Senin her şeye g&uuml;c&uuml;n yeter. Bizleri affedip huzuruna l&acirc;yık eyle.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ya Ra</span>bbi. Okuduğumuz ayetler h&uuml;rmetine, Yasin ve Teb&acirc;reke h&uuml;rmetine, Alemlere en b&uuml;y&uuml;k rahmet olarak g&ouml;nderdiğin son el&ccedil;in Hz. Muhammed h&uuml;rmetine. senin i&ccedil;in canını ortaya koyan şehitler h&uuml;rmetine, aldığımız tekbirler h&uuml;rmetine, sana yakaran temiz g&ouml;n&uuml;ller h&uuml;rmetine, Sana a&ccedil;ılan ellerimizi boş &ccedil;evirme.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi. Okuduğumuz ayet-i celle ve getirdiğimiz selav&acirc;t-i şerifelerden hasıl olan sevabı &ouml;nce Adem Seyfiyullahtan itibaren enbiyanın H&uuml;lasa-i K&acirc;inat efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallallah&uuml; Aleyhi vessellemin aziz ruhlarına hediye eyledik.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ulaştır Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey y&uuml;ce Allahım. Doğuda ve batıda sana inanmış m&uuml;&rsquo;min kardeşlerimizin ruhlarına hediye eyledik. Ulaştır Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey y&uuml;ce Allahım. &Ouml;lm&uuml;şlerimizin, Atalarımızın, bizi yetiştirmede az veya &ccedil;ok hizmeti ge&ccedil;enlerin, b&uuml;t&uuml;n ge&ccedil;mişlerimizin ruhlarına hediye eyledik. Ulaştır Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey y&uuml;ce Allahım. Ana ve babamız bize k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde nasıl bakmışlar, merhamet etmişlerse, sen de onlara her iki d&uuml;nyada &ouml;yle bak ve merhamet et Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ey y&uuml;ce</span> Allahım. Bizi ve bizim soyumuzdan gelenleri, sana itaat edenlerden eyle.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Y&uuml;zlerimizi kara, g&ouml;n&uuml;llerimizi yara etme Ya Rabbi.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">M&uuml;min kardeşlerimizi darda, t&uuml;ccarlarımızı zararda, alın teri ile ge&ccedil;inen el ve kafa iş&ccedil;ilerinden olan ve &ccedil;oluk &ccedil;ocuğunu ge&ccedil;indirmek ve hel&acirc;l rızık i&ccedil;in &ccedil;abalayan kardeşlerimizi zorda bırakma Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey Y&uuml;ce Allahım. Sıkıntıda bulunanlara hayırlı kapılar a&ccedil;.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hastalara şifa, dostlara vefa, huzursuz g&ouml;n&uuml;llere safa eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bor&ccedil;lulara kısa zamanda eda nasip eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ey Y&uuml;</span>ce Allahım. Kusurlarımıza bakma. Bizi ateşinde yakma. Kalbimize isyan ve hainlik sokma.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bizleri ve &ouml;lm&uuml;şlerimizi kabir azabından koru.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">G&uuml;zel insanları d&uuml;nya işlerinde başarılı kıl.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ey Y&uuml;ce Allahım. Bizleri g&ouml;r&uuml;n&uuml;r, g&ouml;r&uuml;nmez kazalardan, belalardan, g&uuml;&ccedil; yetmez, takat erişmez, akla hayale gelmez k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden, musibetlerden c&uuml;mlemizi koru Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bizleri son nefesimizde iman ve Kur&rsquo;an-ı M&uuml;bin nasip eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Dualarımızı b&uuml;t&uuml;n ihlasımızla sana y&ouml;nelmiş, nurunla hemhal olmuş imanlı kalpler h&uuml;rmetine, sana teslimiyetimizin artışı h&uuml;rmetine kabul eyle Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">S&uuml;bhaneke Rabbike Rabbi&rsquo;l-İzzeti amm&acirc; yasifun ve Sel&acirc;mun alel M&uuml;rselin. Vel-hamd&uuml; Lill&acirc;hi Rabbi&rsquo;l Alemin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&Ouml;lm&uuml;şlerimizden azabın def&rsquo;i i&ccedil;in, milletimizin bekası ve sel&acirc;meti i&ccedil;in, k&ouml;t&uuml;lerin ıslahı, ıslah olmayanların kahrolup yok olması i&ccedil;in, iyilerin iyiliklerini artırması i&ccedil;in, kazancımızın bereketli olması i&ccedil;in, eş, &ccedil;oluk, &ccedil;ocuk ve aile yuvamızın huzuru i&ccedil;in, Allah rızası i&ccedil;in el Fatiha.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>( </span>Burada eller dua i&ccedil;in kaldırılır ve<span> Fatiha Suresi okunur)</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>SOFRA DUASI : </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bismi Şah. Allah Allah.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Elhemd&uuml; lillah. Elhemd&uuml; lillah. Elhemd&uuml; lillah.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nimeti Celil, Bereketi İbrahm-i Halil, Şefaati Resul, İnayeti Ali, Hizmeti Veli ola.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">G&ouml;&ccedil;enlerimize Allah rahmet ve mağrifet eyleye.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İki Cihanda y&uuml;zlerimiz ak, İmanlarımız pak ola.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Yolumuz yolsuza, Nur&rsquo;suza, Pir&rsquo;size d&uuml;şmeye,</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">12 İmam&rsquo;lar, 14 Masum&rsquo;u Pak&rsquo;lar, 17 Kemerbest&rsquo;lerin şefaati &uuml;zerimizde hazır ve nazır ola.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">C&uuml;mlemizi ve c&uuml;mle bende&rsquo;i Ehl-i Beyt&rsquo;i hanedanı cehennem Nar&rsquo;ından, Zalim&rsquo;in zulm&uuml;nden, Kabir azabından ve Naşi&rsquo;lerin şerrinden koru Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Dertlerimize derman, Hastalarımıza şifa, Bor&ccedil;larımıza eda, Yaşlılarımızı d&ouml;şek esiri etme Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">B&uuml;t&uuml;n ge&ccedil;mişlerimizin ruhları Şad olsun. Sizlerin de bu hizmetleriniz kabul olsun. Hak Muhammed Ali yardımcınız olsun.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Not : Hakka y&uuml;r&uuml;yen kişi i&ccedil;in verilen yemekte okunduğu zaman,&nbsp; Hakka y&uuml;r&uuml;yen kişinin ismi okunduktan sonra &lsquo;&rsquo;Allah Rahmet eylesin&rsquo;&rsquo; denir ve sonra eller Dua&rsquo;ya kaldırılarak Fatiha Suresi okunur. Fatiha Suresi okunduktan sonra Dua sona erer.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="CENTER">NİK&Acirc;H DUASI ve ALLAH&rsquo;IN EMRİ ;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir Canımız Allahın Emri ile başka bir kişinin evine gidip oğluna kız istediği zaman, eğer kızın babası tarafından kabul g&ouml;r&uuml;rse ve evlenecek olan gen&ccedil;lerin de d&uuml;ğ&uuml;nleri ge&ccedil; tarihlere bırakılırsa, Nik&acirc;h Dua&rsquo;sından &ouml;nce Allahın Emri anılır. Ve anılması :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bismillahirrahmanirrahim. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Elhemd&uuml;llilahi Rabbil Alemin. Vessalat&uuml; vessl&acirc;m&uuml; al&acirc; seyyidine Muhammedin ve al&acirc; alihi ve sahibihi ecmeıyn.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bi hakkı bi h&uuml;rmeti nuru cemali Muhammed Mustafa&rsquo;nın, Hatice&rsquo;yi Kibri&rsquo;yenin ve Fatime-t&uuml;l Z&ouml;hre&rsquo;nin y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine bağışla Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bi hakkı bi h&uuml;rmeti nuru cemali Ali el Murteza ve Hasan Hulki Rıza&rsquo;nın y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine bağışla Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bi hakkı bi h&uuml;rmeti nuru cemali H&uuml;seyin&rsquo;i deşte Kerbela&rsquo;nın ve İmam Zeynel Abidin&rsquo;in y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine bağışla Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bi hakkı bi h&uuml;rmeti nuru cemali İmam Muhammed Bakır&rsquo;ın ve İmam Cafer Sadık&rsquo;ın y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine bağışla Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bi hakkı bi h&uuml;rmeti nuru cemali İmam Musa-i K&acirc;zım ve İmam Ali Musa Rıza&rsquo;nın y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine bağışla Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bi</span> hakkı bi h&uuml;rmeti nuru cemali İmam Taki&rsquo;nin ve Ali el Naki&rsquo;nin y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine bağışla Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bi hakkı bi h&uuml;rmeti nuru cemali İmam Hasan-&uuml;l Askeri&rsquo;nin ve İmam Muhammed Mehdi Liba&rsquo;nın y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine bağışla Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ya İllahi. Saymış olduğumuz Ehl-i Beyt-i Res&uuml;l&rsquo;&uuml;n h&uuml;rmetine dualarımızı kabul buyur. Yolumuzu Yolsuza, Nur&rsquo;suza, Pir&rsquo;size d&uuml;ş&uuml;rme Ya Rabbi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Evliyaların ve Enbiya&rsquo;ların Şefaatını &uuml;zerimizde eksik etme Ya Rabbi. Bu Allahın emrini kabul ve makbul eyle.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Not : Allahın emri nik&acirc;h duasında belirtilen şekilde anılır..</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nik&acirc;h Duası evlenecek olan &ccedil;iftin rızalığı (onayı) alınarak okunur. Ayrıca Kız babası<span> ve </span>oğlan babasına<span> vekil tayin edilerek de okunur. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nik&acirc;hın kıyılış şekli :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nik&acirc;hı kılan İmam tarafından &ouml;nce<span> Besmele ( Bismillahirrahmanirrahim : T&uuml;rk&ccedil;esi</span> : Esirgeyici ve Bağışlayıcı Y&uuml;ce Allahın adı ile) <span>okunur.&nbsp; </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nik&acirc;hı kılacak<span> olan </span>İmam &lsquo;&rsquo;Allahın emri ile, Peygamber&rsquo;in kavli ile, hazır cemmatin tanıklığı ile, Ehl-i Beyt&rsquo;in ve İmam Caferi Sadık&rsquo;ın mezhebi iştadı ile ( burada kızın babasına d&ouml;nerek kızın babasının ve kızın isimleri&nbsp; ile oğlan babasının ve oğlanın isimleri okunur. &Ouml;rneğin --Mehmet kızı Fatime&rsquo;yi, Hasan oğlu İsmail&rsquo;e<span>--</span> ) ............... kızı ................, ................. oğlu ............ Allahın emri ile, Binbir M&uuml;h&uuml;r&uuml; mecalle eş olarak verdin mi?&rsquo;&rsquo; <span>diye 3 defa sorar. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kızın Babası <span>her sorudan sonra</span> &lsquo;&rsquo; Allahın emri ile Verdim&rsquo;&rsquo; <span>diye cevap verir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İmam daha sonra kızın babasına d&ouml;nerek ............... kızı ................, ................. oğlu ............ Allahın emri ile, Binbir M&uuml;h&uuml;r&uuml; mecalle eş olarak aldın mı?&rsquo;&rsquo; <span>diye 3 defa sorar. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Oğlan Babası <span>her sorudan sonra</span> &lsquo;&rsquo; Allahın emri ile Aldım&rsquo;&rsquo; <span>diye cevap verir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Nik&acirc;hlarda bazen de </span>Kız<span> veya </span>oğlan Babası vekilleri bulunur. Bunlar kızın veya oğlanın babasını <span>temsilen</span> orada oturarak hazır bulunurlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Uygulama </span>aynı olmakla<span> birlikte </span>k&uuml;&ccedil;&uuml;k farklılıklar<span> arz eder. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu uygulama da ş&ouml;yle yapılır<span>. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nik&acirc;hı kılacak olan İmam, kızın babasına vek&acirc;leten oturan<span> Baba vekiline </span>d&ouml;nerek &lsquo;&rsquo; ............... kızı ................, ................. oğlu ............ Binbir M&uuml;h&uuml;r&uuml; mecalle Allahın emri ile vek&acirc;leten eş olarak verdin mi?&rsquo;&rsquo; diye 3 defa&nbsp; sorar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kızın<span> &lsquo;&rsquo;vekil&rsquo;&rsquo;</span> Babası<span> her sorudan sonra &lsquo;&rsquo;Verdim&rsquo;&rsquo; diye cevap verir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İmam bu sefer de orada oturan oğlan babası vekiline <span>d&ouml;nere</span>k&nbsp; ............... kızı ................, ................. oğlu ............ Allahın emri ile <span>Binbir M&uuml;h&uuml;r&uuml; mecalle vek&acirc;leten </span>eş olarak aldın mı?<span>&rsquo;&rsquo; diye 3 defa sorar. </span>Oğlan Babası<span> vekili her sorudan sonra</span> &lsquo;&rsquo;Aldım&rsquo;&rsquo; <span>diye cevap verir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Daha sonra tekrar Besmele &ccedil;ekilerek </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&lsquo;</span>&rsquo;Hak Erenler bu birleşmeyi m&uuml;barek eylesin. Bu nik&acirc;hı kutlu kılsın. Eşleri &ouml;m&uuml;r boyu mutlu kılsın. &Ouml;m&uuml;rlerini uzun, rızıklarını bereketli, evl&acirc;tlarını hayırlı ve merhametli eylesin. Nik&acirc;h Hz. Muhammed&rsquo;in s&uuml;nneti&rsquo;dir, M&uuml;barek olsun.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Allah </span>Allah. D&uuml;nya Ahiret isteklerinize kavuşasınız. Aranızda sevgi ve yakınlık daim olsun. Aranıza fitne ve ayrılık girmesin. Her ikinizin de arasında ki yakınlığı Ali ile Fatima- t&uuml;l Zehra&rsquo;nın, Adem ile Havva&rsquo;nın yakınlığı gibi olsun. Hayırlı evl&acirc;tlar ile sevinip mutlu olasınız. Soyunuz yer y&uuml;z&uuml;nde daim kala. Allah size uzun &ouml;m&uuml;rler ihsan eylesin. Sizleri ve bu mecliste bulunan kardeşlerimizi iki Cihanda Aziz eylesin. Cenabı Hak bizlere ve b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya insanlarına hayırlı ve faydalı işler nasip eylesin&rsquo;&rsquo; <span>denir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu işlemlerden sonra <a href="http://www.alevikonseyi.com/alevi/15/25/35/45/305.html">RABBENA ATİNA DUASI</a> okunur :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Allah&uuml;mme Rabbena &acirc;tina fidd&uuml;nya haseneten ve fil&acirc;hıreti haseneten vekına az&acirc;ben nar. Birahmetika ya erhamerrahimin.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı : Ey Allahım. Rabbimiz bize d&uuml;nyada iyilik ve ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru. Rahmeti bol ey Rahim. Senin rahmetine sığınırız.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Daha sonra da El Fatiha suresi okunur. Fatiha&rsquo; dan sonra &lsquo;&rsquo;Allah M&uuml;barek etsin&rsquo;&rsquo; denir. B&ouml;ylece</span> Nik&acirc;h kıyma işlemi tamamlanmış olur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bakara Suresi&rsquo;nin 285 ve 286. Ayetleri, Fatiah Suresi gibi Kabirlerde de okunabilir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bakara Suresi 285 ve 286 Ayetleri : </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">285.&nbsp; Amener rasul&uuml; bi ma &uuml;nzile ileyhi mir rabbihı vel m&uuml;'minun* k&uuml;ll&uuml;n amene billahi ve melaiketihı ve k&uuml;t&uuml;bihı ve rus&uuml;lih* la n&uuml;ferriku beyne ehadim mir rus&uuml;lih* ve kalu semı'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masıyr <br /><br />286.&nbsp; La y&uuml;kellif&uuml;llah&uuml; nefsen illa v&uuml;s'aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la t&uuml;ahızna in nesına ev ahta'na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina* rabbena ve la t&uuml;hammilna ma la takate lena bih* va'f&uuml; anna* vağfir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı :</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">285.&nbsp; Ya Muhammed, Rabbinden kendisine indirilene inanmıştır; M&uuml;minler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, Resullerine inanmışlardır. Allah'ın Resullerinden hi&ccedil; birini &ouml;tekinden ayırmayız. Ş&ouml;yle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabbimiz. D&ouml;n&uuml;ş yalnız sanadır." <br /><br />286.&nbsp; Allah hi&ccedil; bir benliğe, yaratılış kapasitesinin &uuml;st&uuml;nde bir y&uuml;k y&uuml;klemez/teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği k&ouml;t&uuml;l&uuml;k kendi aleyhinedir. Kişinin hem kendisi hem başkaları i&ccedil;in kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi i&ccedil;in kazandığı onun lehinedir. Kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir. "Ey Rabbimiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba &ccedil;ekme. Ey Rabbimiz! Bize, bizden &ouml;ncekilere y&uuml;klediğin gibi ağır y&uuml;k y&uuml;kleme. Ey Rabbimiz! Bize, g&uuml;&ccedil; yetiremeyeceğimiz şeyleri de y&uuml;kleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize. Sen bizim Mevl&acirc;'mızsın. K&uuml;fre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize.</p>
<p><a style="font-family: Arial;" href="//www.izledost.com/uploads/articles/7e7501da.jpg" rel="prettyPhoto[phpmelody]"><img src="//www.izledost.com/uploads/articles/7e7501da.jpg" alt="" width="400" height="300" border="0" hspace="" vspace="" /></a></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:40:44 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-alevi-alevilikde-cenaze-hizmetleri-nasil-yapilir-cenaze-nasil-kaldirilir-okunacak-dualar_95.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>ALEVİLİK, NE İSLAMIN DIŞINDA NE DE TAM KENDİSİDİR;  İSLAMIN, DİĞER DİNSEL VE FELSEFİ İNANÇLARLA BAĞDAŞTIRMACI BATINİ YORUMUDUR</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-ne-islamin-disinda-ne-de-tam-kendisidir-islamin-diger-dinsel-ve-felsefi-inanclarla-bagdastirmaci-batini-yorumudur_94.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">Ismail Kaygusuz&rsquo;un Birg&uuml;n Gazetesi&rsquo;nde yayinlanmayan s&ouml;ylesisi.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">1. Aleviliğin İslam i&ccedil;inde olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz, peki aleviliğin islam<br />dışında olduğunu bir &ccedil;ok yazar kitaplarında belirtiyor ve bunu şamanlara<br />kadar dayandırıyor siz bu konuda ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz? </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">2. Aleviliğin doğuşu neden HZ Ali?</span></p>
<div><img style="width: 262px; height: 196px;" src="/uploads/articles/6740026f.jpg" alt="" align="right" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">3. Aleviliğin etnik kimliği hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</span><span id="HTMLModetextarea-WYSIWYG" style="display: block;"></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">4. Alevilik din ve k&uuml;lt&uuml;r arasına sıkışmış durumda mı?</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">5. Diyanetten beklentileriniz nelerdir?</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">6. İslamın şartlarını yerine getirmeyen Aleviliğe islam i&ccedil;i demek ne kadar doğru?<br />&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>ALEVİLİK, NE İSLAMIN DIŞINDA NE DE TAM KENDİSİDİR;&nbsp; İSLAMIN, DİĞER DİNSEL VE FELSEFİ İNAN&Ccedil;LARLA BAĞDAŞTIRMACI BATINİ YORUMUDUR</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>İsmail Kaygusuz</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial; text-align: center; text-decoration: underline; font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;"> I. B&Ouml;L&Uuml;M </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">1. Aleviliğin İslam i&ccedil;inde olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz, peki aleviliğin islam<br />dışında olduğunu bir &ccedil;ok yazar kitaplarında belirtiyor ve bunu şamanlara<br />kadar dayandırıyor siz bu konuda ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz? Aleviliğin doğuşu neden HZ Ali?<br /><br /><strong>İki sorunuzu birleştirerek yanıtlamak&nbsp; yerinde olacaktır. Biraz da uzun olacak, bir ka&ccedil; paragrafla&nbsp; ge&ccedil;iştirilecek gibi değil.&nbsp; Ama &ouml;nce biz de bir soruyla konuya girmek istiyoruz: Neden S&uuml;nniliğin, Şiiliğin tanımlarını yapma ihtiyacı hi&ccedil;bir şekilde duyulmazken,&nbsp; devlet ve h&uuml;k&uuml;met temsicileri dahil olmak &uuml;zere diyanet&ccedil;isinden, ilahiyat&ccedil;ısından tutunuz da vakıf ve &ouml;rg&uuml;t başkalarına dek yazarı-&ccedil;izeri herkes Aleviliği tanımlama ve onu bir yerlere oturtma yarışına girdi? </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Aleviliğin İslamla, dolayısıyla Kuran&rsquo;la ve de tanrısal &ouml;z&uuml; taşıdığına inanılan Ali ile ilişkisini kesen; Muhammed peygamberden binlerce yıl &ouml;nce ortaya &ccedil;ıktığını yazan; hatta Horasan&rsquo;dan&nbsp; T&uuml;rklere &ouml;zg&uuml; inan&ccedil; olarak getirtip Anadolu&rsquo;da İslamın i&ccedil;ine sokan; Alevilerin Allah-Muhammed-Ali ve Ehlibeyti zikretmeleri, dillerinden d&uuml;ş&uuml;rmemelerinin takiyeden ibaret olduğunu ileri s&uuml;ren g&ouml;r&uuml;şlerin t&uuml;m&uuml;n&uuml; biz, tarihsel bilgilerden zerrece nasip almamış ya da kasıtlı ortaya atılmış g&ouml;r&uuml;şler olarak değerlendiriyoruz. Hele bunların bizzat bazı Alevi kitle &ouml;rg&uuml;tleri ve vakıflarından gelmiş olmasına akıl sır eresi değil. &Ouml;b&uuml;r yandan Aleviliği Şiilikle birleştirmeğe, S&uuml;nniliğe yamamaya &ccedil;alışanlar da her t&uuml;rl&uuml; ara&ccedil;ları kullanarak assimilasyonu ger&ccedil;ekleştirme &ccedil;abasındadırlar.</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Oysa Alevilik, S&uuml;nnilik ve Şiilik, &uuml;&ccedil;&uuml; de İslam dininin birbirinden farklı yorumlarıdır. Ancak S&uuml;nnilik ve Şiilik aralarındaki bir &ccedil;ok farklılıklarına rağmen İslam dininin bi&ccedil;imsel, zahiri/dışsal&nbsp; kurallara bağlanmış yorumudur. Yani Kur&rsquo;an ayetlerinin dışsal yorum ve uygulanmaları bi&ccedil;imsel tapınmalara indirgenerek kurallaştırılıp değişmezlik kazandırılmış olmasıdır. Alevilik ise&nbsp; İslam dininin, dolayısıyla dinin kutsal kitabı Kur&rsquo;an ayetlerinin tevil-mecazi, yani derinliklere inen batıni yorumudur. Ama bununla da yetinilmemiş, İslam dışındaki başka dinsel ve felsefi inan&ccedil;lardan da bazı &ouml;geler alıp, onları sinkretize ederek, yani bağdaştırıp b&uuml;t&uuml;nleştirerek kaynağına yabancılaştırmış ve &ouml;z&uuml;msemiştir. Bunun i&ccedil;indir ki Alevilik, aynı zamanda dinsel inan&ccedil; temelli toplumsal, felsefi, siyasal ve ahlaksal/etik bir olgudur.</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Alevilik felsefi </strong></span><span style="font-size: medium;"> ve bilimsel bağlamda, &ldquo;heterodoks İslam&rdquo; tanımı saklı kalmak kaydıyla, İslamın batıni yorumu temelinde nesnel ger&ccedil;ekliklere d&ouml;n&uuml;k y&uuml;z&uuml;d&uuml;r.İlk &uuml;&ccedil; halifeyle başlayarak, Peygamber ailesi ve Ali d&uuml;şmanlığı &ccedil;er&ccedil;evesinde Emevi ve Abbasi y&ouml;netimlerinin &ccedil;ıkarları doğrultusunda geliştirilen İslamın dogmatik, değişmez kuralları ve bi&ccedil;imselliğini kırarak, kendi nesnel kurallarını yaratacak olan &ouml;zg&uuml;r d&uuml;s&uuml;nceye taşınmış; yeşerdiği, filizlendiği toprakların k&uuml;lt&uuml;r, inan&ccedil; ve felsefelerini &ouml;z&uuml;mseyen Alevilik, yaşanmakta olan syncretic /bağdaştırmacı sentezine ulaşmıştır. <br /></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Alevilik, tarihsel olarak İslamın dinsel &ccedil;er&ccedil;evesinde Ali&rsquo;nin adına bağlı olarak ona ve İslam Peygamberinin kızından t&uuml;reyen soyuna tanrısal kutsallık vererek y&uuml;kseldi. Ancak daha başlangı&ccedil; s&uuml;recinden itibaren İslam dışı bazı inan&ccedil;, felsefe ve dinlerin toplumsal, moral ve tanrı anlayışlarından &ouml;geler alması ve bu &ouml;zelliğini kesintisiz s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;ş olması nedeniyle bir kısım yazar ve araştırmacılar &ndash;sizin de dediğiniz gibi kitaplarında- İslam dışında kendine &ouml;zg&uuml; bir inan&ccedil; sistemi gibi algılanması gerektiğini ileri s&uuml;rmektedir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Bundan dolayı &ldquo;Alevilik İslamın Dışındadır&rdquo; denilebilir mi? Hayır. Hi&ccedil;bir tarihsel temeli olmayan bu savı tamamıyla reddederken, artık bu tartışmalalara da bir nokta koymak gerektiği kanısındayız.</strong></span><span style="font-size: medium;"> &ldquo;<em>İslam İmparatorlukları Tarihinde İktidar M&uuml;cadeleleri ve Aleviliğin Doğuşu</em>&rdquo; kitabımızda bu savların yanlışlığı tarihsel olarak &ndash;tartışılmasına bile gerek duymadan- ortaya konmuştur. Aleviliğin &ccedil;ıkışı &uuml;zerinde yaptığımız &ccedil;alışma da ortadadır. Konuyu biraz a&ccedil;ıp, tarihsel ger&ccedil;eklerle temellendirelim:</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;İlk&nbsp; kez Mekke&rsquo;de kurulmuş ve tarihsel olarak 616&rsquo;da tamamlanmış Kırklar Meclisi d&uuml;zenine Medine&rsquo;de eklenmiş olan&nbsp; &ldquo;Kardeşlik S&ouml;zleşmesi&rdquo;,&nbsp; değişimi &ouml;ylesine hızlandırmıştı ki,&nbsp; ortak kazanıp ortaklaşa yemeyi ve herşeyi paylaşmayı ve hatta kardeşleşenler arası veraseti&nbsp; bile getiriyordu. Bu kurala&nbsp; uyularak, daha ilk aşamada Hattap oğlu &Ouml;mer dahil 95 Muhacir (Mekkeli G&ouml;&ccedil;menler) ve Ensar&rsquo;dan(yerli Medineliler) kişi kardeşleşmişti.&nbsp; Alevilik toplu tapınması Cem&rsquo;in en &ouml;nemli kurumlarından olan Musahipliğin temeli burada atılmıştı.<span style="text-decoration: underline;"> Demek ki Mekke ve&nbsp; Muhammed d&ouml;nemi Medine İslamlığını farklı kategoriye sokmak ve iyi incelemek gerekiyor. Biz Aleviler İslam dini olarak bu ilk oluşum d&ouml;nemini algılıyoruz, Hanefi İslam anlayışını değil.&nbsp; </span> </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Muhammed&rsquo;in d&uuml;nyadan g&ouml;&ccedil;mesini izleyen daha ilk on yıl i&ccedil;inde, Kırklar Meclisli ve yol ve inan&ccedil; kardeşliği kuruluşlu Muhammed d&ouml;nemi İslamlığın getirdiği d&uuml;zenin toplumsal eşitlik kurallarından eser kalmadı. İslam dini, bezirganların, b&uuml;y&uuml;k toprak sahipleri ve fetih&ccedil;i asker oligarşisinin eline ge&ccedil;miş ve kuralları onlar koymaya başlamıştı. Peygamberin damadı ve amcası oğlu&nbsp; Ali, &ccedil;evresindeki bir avu&ccedil; şiasıyla/yandaşıyla barırş&ccedil;ıl siyaset y&ouml;ntemi uygulayarak eski d&uuml;zeni geri getirmek i&ccedil;in boşuna &ccedil;aba harcadı. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Peygamberin vefatından tam yirmi d&ouml;rt yıl sonra Abdullah ibn Saba, Malik Ejder&rsquo;in de&nbsp; yardımıyla Ali adına halkı ayaklandırarak K&uuml;fe, Basra ve &ouml;zellikle Mısır&rsquo;dan getirdiği isyancı halk g&uuml;&ccedil;leriyle Halife Osman&rsquo;ı alaşağı etti. </strong></span><span style="font-size: medium;"> B&ouml;ylece 632 yılında hakkı gasbedilmiş İmam Ali, bu halk ihtilali sonucunda, Tanrının mazharı olduğu ve tanrısal g&uuml;c&uuml; &ouml;z&uuml;nde taşıdığı s&ouml;ylem ve inancı &ccedil;er&ccedil;evesinde Halifeliğe getirildi(651). Ama artık iş isten ge&ccedil;mişti. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;eyrek y&uuml;zyıl i&ccedil;erisinde oluşan yeni sınıflar &ouml;ylesine g&uuml;&ccedil;lenmişlerdi ki, iktidara getirilmiş olan Ali&rsquo;nin onları ortadan kaldırması olanaksızdı.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Başlangı&ccedil;tan itibaren b&uuml;t&uuml;n Alevi siyasetleri ve başkaldırıları Ali&rsquo;nin ve onun soyundan gelenlerin adına yapılmıştır. Ve Muhammed d&ouml;nemi Mekke ve Medine İslamlığındaki Tanrısal Demokrasi&rsquo;ye hep &ouml;zlem duyulmuş, simgeleşmiştir. O d&uuml;zen &ouml;rnek g&ouml;sterilmiş ve o d&uuml;zenin geliştirilerek uygulanmasi istenmiştir. Eşitlik&ccedil;i, adalet&ccedil;i ve kardeş&ccedil;e paylaşımcı kurumlarıyla, hi&ccedil;bir ayırım yapmaksızın insanları bir g&ouml;ren inan&ccedil; ve ahlak anlayışıyla Aleviliğin işte bu d&ouml;nem Mekke ve Medine İslamlığının dışında ve onunla bir ilgisi yoktur nasıl diyebiliriz? Devletleşen, daha doğrusu iktidarı ellerine ge&ccedil;irmiş olanların sultasına alınmış olan İslamlık, az &ouml;nce s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğimiz sınıfların &ccedil;ıkarlarına hizmete başlamış ve bu sınıflarla birlikte Emevi ve Abbasi hanedanlarının halklar &uuml;zerinde zul&uuml;m ve baskı aracı olmuştur. <span style="text-decoration: underline;">Aleviliğin işte bu Ortodoks İslamla, yani onların yarattığı S&uuml;nnilik ve Şiilikle hi&ccedil;bir ilintisi yoktur; ancak bu bağlamda, bu anlayıştaki İslamın dışında olduğu rahatlıkla s&ouml;ylenebilir.</span> </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Alevilikteki bir&ccedil;ok inan&ccedil; &ouml;geleri, &ouml;rneğin insanbi&ccedil;imli/Adam sıfatlı (Anthropo-morphism) tanrı anlayışı, tanrıyla birleşme-tanrılaşma (Theosis), ruhun bir bedenden diğerine ge&ccedil;mesi vb. inan&ccedil;lar&nbsp; İslam&rsquo;dan &ccedil;ok &ccedil;ok &ouml;nce de vardı;&nbsp; bunların k&ouml;keni İ.&Ouml;. 3 binlerdeki Mısır dinlerine iner. Velilik k&uuml;lt&uuml;, yani evliyaya (tanrı dostları) tanrısallık verme,&nbsp; &Uuml;&ccedil;ler ve Beşler k&uuml;mesi (Trinity ve Pendatism) ve nurdan kutsal varlıklar inancı da (yani Alevilikteki Hakk-Muhammed-Ali &uuml;&ccedil;lemi ve Ehlibeyt Beşlisi ve bunların tanrısal nurdan ve onun par&ccedil;aları olduğu bi&ccedil;iminde benzerlik g&ouml;steren inan&ccedil; &ouml;geleri) İslam &ouml;ncesi din ve inan&ccedil;larda da (Hermetism&rsquo;de/Saben&rsquo;lerde) mevcuttu. Bu &ouml;geler Alevilikte b&uuml;t&uuml;nleşip bir &ccedil;eşit sentez oluşturmuş, kaynağına yabancılaşmıştır. </strong>Ancak&nbsp; basit ve &ccedil;arpıtılmış bir mantıkla, yani tek tek inan&ccedil; &ouml;gelerini ele alıp onlar tek başına Alevilikmiş gibi algılanınca, Aleviliğin islamdan &ouml;nce, başka bir deyimle Ali&rsquo;den &ouml;nce de var olduğu ileri s&uuml;r&uuml;lebilir.</span><span style="font-size: medium;"> Nevarki Alevilik syncretismi, yani İslam i&ccedil;inde bu &ccedil;ok &ccedil;esitli &ouml;nceki inan&ccedil; ve felsefi &ouml;gelerden oluşturulmuş birleştirici-bağdaştırıcı sentez, İslamdan &ouml;nce değildir ve olamaz. Bundan dolayı Aleviliğin, kendisini oluşturan inan&ccedil; &ouml;geleri bağlamında, yani bu &ouml;gelerin kaynaklarının tanınması-bilinmesi bakımından,&nbsp;&nbsp; bunlardan bazılarının İslam &ouml;nceliği &uuml;zerinde kısaca durmakta yarar bulunmaktadır. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Aleviliği Şamanlığa bağlama basitliğine indirgeyerek İslam dışı saymak da ne oluyor? T&uuml;rkler Anadolu&rsquo;ya, T&uuml;rk&ccedil;&uuml; yazarların ileri s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; ve bazı s&ouml;zde Marksistlerin de hemfikir olduğu gibi, İslami cila altında Şaman inancıyla değil, İslamın batıni tasavvuf anlayışına sahip kitleler, yani Alevi inan&ccedil;lılar olarak geldiler</span></strong></span><span style="font-size: medium;">.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Devam edelim: İnsan bi&ccedil;imli Tanrı ve Tanrının insanda g&ouml;r&uuml;n&uuml;m alanına &ccedil;ıkması(zuhuru), insanın tanrılaşması konusunu &ldquo;</strong></span><span style="font-size: medium;"><em>G&ouml;rmediğim Tanrıya Tapmam</em>&rdquo; &rdquo; adlı kitabımızda &ldquo;<em>Enelhak, Tanrılaşma (Theosis), Madde(Doğa)-Tanrı Birliği</em>&rdquo; başlığı altında geniş&ccedil;e incelemiş bulunuyoruz. Onun i&ccedil;in burada&nbsp; ayrıntılara girmeyeceğiz. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;Alevilikteki &lsquo;dondan dona g</strong></span><span style="font-size: medium;">e&ccedil;mek, don değistirmek, yani Ali&rsquo;nin Hacı Bektaş, Şah İsmail vb. &ccedil;ağın kurtarıcıları ya da evliya donuna girdiğine inanış; ruhun bir başka bedene ge&ccedil;isi, d&ouml;nem d&ouml;nem kutsal ruhun baska bir bedende&nbsp; yeniden doğuşu&rsquo; anlamına gelen reencarnation (reynkarnasyon) inancının yansımasısır. Hindu dini ve onun Vedantik kutsal kitaplarının (<em>Veda-Bhagavata Gita</em>) belirlediği inan&ccedil; felsefesinde reencarnation temel ilkedir. Geniş d&uuml;nya &ccedil;ağları i&ccedil;erisinde yugas adı verilen ruhlar tek tek bir bedenden diğerine ge&ccedil;er; herşey yaratılır, yokolur ve sonra yeniden yaratılış ger&ccedil;ekleşir. Yaşamın bir devri daim s&uuml;reci olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesi onların d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; her d&uuml;zeyde etkiler. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&Ouml;rneğin, </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>Hasan Sabbah ve Alamut</em> kitabımızda (s. 244-255) uzunca anlattığımız gibi, b&uuml;y&uuml;k İsmaili Aleviliği daisi Pir Sadruddin (&Ouml;.1416), Hinduizm ve İslam&rsquo;dan benzer &ouml;geleri&nbsp; ayıklayıp ortaya &ccedil;ıkararak dini tebliğ etti. O ayrıca kendi felsefi d&uuml;ş&uuml;nceleri i&ccedil;inde başka benzerlikler buldu; batıni g&ouml;r&uuml;şler &uuml;zerine &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k değerler ekledi ve dışsal (zahiri) şekilciliği (formalism) bir kenara attı. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>İ</strong><span style="font-weight: bold;">slam dinine girmiş Hintlilere</span><strong>, </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>Vishnu</em>&rsquo;nun, Arabistan&rsquo;da Naklank, yani Ali olarak onuncu kez d&uuml;nyaya gelişi-yeniden doğuşu olduğu tebliğ edildi. Ki o d&ouml;nemde inan&ccedil;larına g&ouml;re Ali, İran&rsquo;da oturan kendi soyundan İmam İslam Şah(1370-1423) donunda yaşıyordu. Pir Sadruddin bu y&ouml;ntemle, Tanrısal a&ccedil;ınım-mazhar (Divine Epiphany) &uuml;zerine Batıni Alevi &ouml;ğretisini Hindu iskeleti i&ccedil;inde yeniden&nbsp; form&uuml;le etti. İmamlık doktrini bu şekilde, kuzey Hindistan&rsquo;da Hinduizmin egemen bir akımı olan <em>Vaishnavita</em> fikirleri &ccedil;er&ccedil;evesi i&ccedil;inde davayla bağdaştırıldı, uyum sağlandı. Bu y&ouml;nlendirme sırasında onlar da kendi gelenekleri i&ccedil;inde Peygamber Muhammed ve İmam Ali uyumunu buldular. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Reincarnation(Reynkarnasyon), Firavunlar d&ouml;nemi Mısır dinleri, Zoroastrianism (Zerd&uuml;ştl&uuml;k), Hindu-Brahmanizm,Yunan ve Roma &ccedil;ok&nbsp; tanrıcılığı (Polytheism), Budizm, Taoism, Sikhism, Gnostism(marifet&ccedil;ilik), Şamanizm gibi pek &ccedil;ok d&uuml;nya din ve inan&ccedil;larına temel olan bir &ouml;ğretidir. Mısır tanrısı Toth - Hermes Trimegistos ve Magnus Zoroaster inan&ccedil; ve felsefeleri Platon ve Pythagoras gibi Yunan filozoflari aracılığıyla Orfeus inancı olarak Yunan mitolojisine ge&ccedil;iyor. Bu inan&ccedil;ta ruh, g&uuml;nah işlemiş bir v&uuml;cuda giriyor. Orada ceza &ccedil;ekiyor. G&ouml;r&uuml;lmeyen d&uuml;nyada cezasını &ccedil;ektikten sonra yeni bir v&uuml;cuda giriyor. Bu devirdaim/d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;reci Hindu Samsara&rsquo;sına (tekerlek) benziyor. Yunan filozofu Pythagoras&rsquo;da yeniden doğuş inancının temeli, canlılar arasında başıboş dolaşan ruhların istediği gibi bir hayvan ya da bir baska insan v&uuml;cuduna giren, durmadan yer değiştiren ve hi&ccedil; &ouml;lmeyen ruhların g&ouml;&ccedil;etmesidir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Ali&rsquo;nin ya da kutsal ruhun (ruh-&uuml;l kuds) &ccedil;ağlar i&ccedil;inde d&ouml;nem d&ouml;nem bir velide, &ouml;nderde-kurtarıcıda ortaya &ccedil;ıktığına&nbsp; inanılması ve bunun yaygınlaştırılması, Sabailikten başlıyarak Kızılbaşlığa kadar Aleviliğin b&uuml;t&uuml;n ihtilalci siyasetlerinde kullanılmıs ve kitleleri herekete ge&ccedil;iren, &ouml;l&uuml;m&uuml; hi&ccedil;e saydıran leitmotif olmuştur. Alevilikte reincarnation&rsquo;un Devridaim, yani d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m &ouml;zelliği ise en y&uuml;ce ruh olarak Tanrıyı g&ouml;ksel sarayından aşağı indirip, zuhur ettiği b&uuml;t&uuml;n varlıklardan sağarak, insanda sıfat kazandırmaktır. Bu da yeni bir oluşumla ortaya &ccedil;ıkan ve yokolmayan bir s&uuml;reklilik i&ccedil;inde maddenin d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;yle eşdeğerdir. Alevi-Bektaşi ozanları yarattiklari &lsquo;Devriye&rsquo; t&uuml;r&uuml; şiirlerinde bunu fazlasıyla işlemişlerdir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&Ouml;zellikle Aleviliğin başlangı&ccedil; s&uuml;recinde, Proto Alevilik (&Ouml;n Alevilik) diye adlandırdığımız, yaklaşık y&uuml;zelli-iki y&uuml;zyıllık d&ouml;nem i&ccedil;indeki Alevilik inan&ccedil; ve siyaset akımlarının hepsi de İslamdışı &ouml;geleri alırken, onları Kur&acirc;n&rsquo;dan bazı ayetlere ve Peygamber&rsquo;in &ccedil;ok yakın dostları ve Ehlibeyt İmamları aracılığıyla gelen hadislere bağlamışlar. Ayetlerin ve hadislerin &eacute;sot&eacute;rique (i&ccedil;sel, batini) yorumlarıyla, yani tevil ile bunu yapmışlar. Muhammed ve Ali&rsquo;nin tanrısallığı ve Ehlibeyt soyundan gelenlerin tanrısal &ouml;z taşıdıklarından tutunuz, her insanın nefsini ıslah yoluyla insan-i kamilliğe ulaştıktan sonra tanrıyla b&uuml;t&uuml;nleşeceği, &lsquo;Enelhak= Ego sum deus=Ben tanrıyım&rsquo; diyebileceğine kadar hepsini Kuran ayetleriyle a&ccedil;ıklamışlardır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Kaygu</strong></span><span style="font-size: medium;">suz Abdal&rsquo;ın (14. 15.y&uuml;zyıl) V&uuml;cudname&rsquo;sinden yaptığımız aşağıdaki alıntılar bu anlayışı, yorum gerektirmeyecek&nbsp; bir bi&ccedil;imde yansıtmaktadır:&nbsp; <br /><br /></span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<ul>
<li><span style="font-size: medium;"><strong> &ldquo;Evvel &uuml; ahir menem...C&uuml;mleye Mabud (Tanrı) benem, Kabe benem put benem; Alem k&uuml;lli v&uuml;cudumdur v&uuml;cudum, &Ouml;z&uuml;m &ouml;z&uuml;me kıluram s&uuml;cudum (</strong></span><span style="font-size: medium;"><em>yani secdeleri, tapınmamı kendime yaparım İ.K.</em>).&rdquo; <br /><br /></span></li>
<li><span style="font-size: medium;"><strong>&ldquo;...&Ccedil;&uuml;nki Hak taala hazretleri eşyaya &lsquo;muhit&rsquo; imiş. Yabanda aramanın aslı yoktur. Yabanda arayanlar bulamadılar. İmdi eşyada aramanın aslı budur ki delili &lsquo;adem&rsquo;d&uuml;r. Yani &lsquo;insan-ı kamil&rsquo;d&uuml;r; sıfat &lsquo;adem&rsquo; sıfatıdur. Ve zat-ı kadim&rsquo;d&uuml;r. Ezelid&uuml;r ve ebedid&uuml;r; Tanrı&rsquo;dur...</strong></span><span style="font-size: medium;"> Eşya-yı mahluk Halik&rsquo;den ayrı deg&uuml;ld&uuml;r (<em>yani yaratılmış nesnele, yaratıcısıyla birdir, ayrı olamaz İ.K.</em>)...Yirde ve g&ouml;kte her ne var ise adem(de)d&uuml;r. İşte yir&uuml;n g&ouml;g&uuml;n &lsquo;Halifesi&rsquo; &lsquo;adem&rsquo;d&uuml;r. Her ne ki istersen ademde bulınur...&rdquo;<br /><br /></span></li>
</ul>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong>Bunlar ger&ccedil;ekte Hacı Bektaş Veli&rsquo;nin </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>Makalat</em>&rsquo;ında s&ouml;ylediklerinin başka s&ouml;zlerle anlatımı ve genişletilmesinden başka bir anlayış değildir ve batıni tasavvuftaki vahdet-i v&uuml;cud &lsquo;dan (insan-Tanrı birliği), vahdet-i mevcud&rsquo;a (pantheism) uzanan Tanrı inancıdır. Bu &ccedil;eşit Tanrı algılaması olmasaydı, ne h&uuml;manizm, ne de doğa-&ccedil;evre sevgisi oluşurdu. </span></li>
</ul>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong>Batıni tasavvufun kendisi olan Alevi inan&ccedil; anlayışında insan, Tanrının yery&uuml;z&uuml;nde hem vekili, hem mazharı, hem de kendi par&ccedil;alarından b&uuml;t&uuml;ne ulaşan birliğidir; adı Tanrı, Ali, Muhammed, Ehlibeyt beşlisinin ya da Allah Muhammed Ali &uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;n&uuml;n birliği, Muhammed Hanefi, Haşim,&nbsp; Muhammed Bakır, Cafer, İsmail, Salman vb. olsun farketmiyor. Hepsi de birer insandır. Bunlar, tarih boyu değişmez dogmalara sahip ortodoks İslamın bidat ve sapkınlık olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ve hi&ccedil;bir zaman hoşg&ouml;r&uuml; g&ouml;stermediği anlayışlardır. Egemen ortodoks y&ouml;netimler tarafından , bu &ouml;zg&uuml;r inan&ccedil; ve anlayış bi&ccedil;imlenmelerine eğilim duyanların oluk oluk kanları akıtılmış, derileri y&uuml;z&uuml;lm&uuml;ş, bir&ccedil;oğu da diri diri yakılmışlardır.&nbsp; </strong></span></li>
</ul>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong>Ayrıca Tanrı kurtarıcılık g&ouml;revini verdiği dostlarında, yani velilerde-İmamlarda g&ouml;r&uuml;n&uuml;m alanına &ccedil;ıkar (manifestation).&nbsp; Ali, veliliğin ve velilerin şahı (Şah-ı Velayet), İmamların atasıdır. Ve Alevilikte t&uuml;m zamanların/d&ouml;nemlerin velileri, İmamlar ve kurtarıcı y&uuml;ce kişiler (insan-ı kamiller) Ali olarak nitelendirilir ve birer Tanrısal mazhardır; tek aydınlatıcı ışık olan olan Tanrının par&ccedil;aları ve yansımalarıdır. Her sıradan ina</strong></span><span style="font-size: medium;">nan da &lsquo;Ali&rsquo;nin hizmetinde bir Salman olmaya &ccedil;aba g&ouml;steririr.</span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Alevilik batıni İslam olarak, Tanrıyı insanda ve insanı Tanrıda g&ouml;rme, yani Tanrı-İnsan Birliği&nbsp; anlayışı ve tapınma rit&uuml;elleri bağlamında S&uuml;nni-Şii inancına aykırı ger&ccedil;ekliği ve onun dışında olmasıyla kendine &ouml;zg&uuml;d&uuml;r. Aleviliği dolaylı ya da dolaysız bi&ccedil;imlerde İslam dinini dışında g&ouml;stererek, &ouml;zg&uuml;n bir inan&ccedil; s&ouml;ylemi dayatılamaz. Onun &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; Batıni İslam oluşundan kaynaklanmakta;&nbsp; yani dogmatik şekilciliği, tarihsel baskıcılığı, bağnazlığı, &ccedil;ağdışılığı ve&nbsp; cihad ter&ouml;rizmiyle İslam olarak tanınan ve tanıtılan Ortodoksizme aykırılığından dolayıdır. S&uuml;nnilik ve Şiilik tek başlarına İslam dini olmadığı, İslamı temsil etmediği gibi, Alevilik de İslamın kendisi değildir.&nbsp; </span></strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Alevi-Bektaşi toplumu, inancını &ouml;zg&uuml;rce&nbsp; ve ayrıntılı uygulamalarıyla yaşamak ve y&uuml;zyılların baskılarının ve gizlenmelerinin acısını &ccedil;ıkarmak istiyorsa bu sosyo-psikolojik olgudur, uymak zorunluğu vardır; inancına yeni yakıştırmalarla yaklaşamazsınız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu toplum, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; halife d&ouml;neminden itibaren Ali&nbsp; ve Ehlibeytin tanrısal &ouml;z taşıdığına ve soylarının kutsallığına inanarak, İslam dinini, batıni anlamda algılamış.&nbsp; İslam tarihine birazcık olsun kafa yormadan ve Sol siyaset kuramlarını bile yanlış yorumlayarak, Alevi toplumuna &ldquo;Siz İslam değilsiniz, İslamın dışında kendine &ouml;zg&uuml; bir inancın mensubusunuz&rdquo; demekle, onları kendinizden uzaklaştırmaktan başka hi&ccedil;kimsenin bir kazancı olmaz. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Alevi-Bektaşi toplumu, &ldquo;Allah-Muhammed-Ali&rdquo; &uuml;&ccedil;lemiyle &ldquo;&uuml;&ccedil;&uuml; bir nurdur, nuru vahiddir&rdquo; bi&ccedil;iminde tanrısal birliğe inanır. Bu batıni yaklaşımıyla ulaştığı &ldquo;vahdeti v&uuml;cud&rdquo;(İnsan-Tanrı birliği), &ldquo;vahdet-i mevcut&rdquo;(Doğa Tanrı birliği) inancını Cem tapınma kurumlarıyla, S&uuml;nnilik ve Şiilik (ortodoksizm) dışı bir İslamı&nbsp; yaşamış,&nbsp; yaşıyor ve yaşamak istiyorsa buna uymak zorunluğu vardır; hi&ccedil; kimse, &ldquo;sen inancını yanlış biliyorsun, İslamın dışındasın sen, ş&ouml;ylesin b&ouml;ylesin&rdquo; diyemez. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>İşte k&ouml;keni&nbsp; erken heterodoks akımlara&nbsp; uzanan, onların batıni inan&ccedil;larından kaynaklanmş&nbsp; Anadolu&rsquo;da yaşayan Alevilik-Bektaşilik, Ortodoks İslam (S&uuml;nni ve Şii) inancına aykırı bir Tanrı ve tapınma anlayışına sahiptir. 1240 yılında kırımla sonu&ccedil;lanan b&uuml;y&uuml;k Babai halk hareketinden sonra&nbsp; Batıni İslamı Anadolu&rsquo;nun tarihsel, toplumsal ve k&uuml;lt&uuml;rel koşullarına uyumsatan ve onlardan aldığı &ouml;gelerle yoğurup Anadolu&rsquo;da yaşamakta olan Aleviliğin kurallarını belirleyerek inan&ccedil;sal birliği sağlayan zamanın İmamı(&ouml;nderi) ve b&uuml;y&uuml;k batıni Dai&rsquo;si H&uuml;nkar Hacı Bektaş Veli&rsquo;dir. İkincisi 16. y&uuml;zyılda Kızılbaş devrimiyle ger&ccedil;ekleşmiştir. </strong></span><span style="font-size: medium;">Alevi-Bektaşi Cem ve erkanlarının g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ulaşan uygulanmakta olan rit&uuml;ellerinin &ccedil;oğu, Anadolu Aleviliğinin 16.y&uuml;zyılda yarattığı b&uuml;y&uuml;k Kızılbaşlık-Safevi siyasetinin &uuml;r&uuml;n&uuml; olan İmam Cafer Sadık Buyruğu kitabında bi&ccedil;imlendirilip d&ouml;nemin toplumsal ve siyasal koşullarına uygun olarak bazı genel kurallar (adab erkan) &ccedil;er&ccedil;evesine sokulmuştur.&nbsp; Halkın arasındaki deyimle &ldquo;başımız Buyruk&rdquo;a bağlanmıştır. Bu inan&ccedil;sal ilkeler, yani &ldquo;edeb-erkan&rdquo; ve bilgiler, b&uuml;y&uuml;k Alevi-Kızılbaş ozanları tarafından, d&uuml;vazimam ve semah nefeslerinde, deyişlerde, mira&ccedil;namelerde ve keramet s&ouml;ylencelerini anlatan destanlarda en ince&nbsp; ayrıntılarına dek işlenerek&nbsp; g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ulaşmıştır... </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Yalnız Anadolu Alevi-Bektaşileri değil, Irak&rsquo;ta Sarılılar-Kakailer, Şebekler, Acvanlar-İbrahimi adlarıyla yaşamakta ola</strong></span><span style="font-size: medium;">n Alevi T&uuml;rkmenler de <em>Buyruk</em>&rsquo;a bağlılar ve ellerinde Azeri T&uuml;rk&ccedil;esiyle yazılmış en eski Buyruk metinleri bulunmakta&nbsp; ve Hacı Bektaş Veli evliyalar kutbu olarak saygı g&ouml;rmekte, Hatayi&rsquo;nin Pir Sultan&rsquo;ın ve diğer Kızılbaş ozanlarımızın yol ilkelerini anlatan bu nefesleri sadece saz/tar eşliğinde s&ouml;ylenmez, aynı zamanda ayet ve dualar/g&uuml;nbenk&nbsp; olarak Cemlerde okunup yorumlanmaktadır. Aynı şekilde İran&rsquo;daki&nbsp; Ali İlahici ya da&nbsp; Ehl-i Hakkcı&rsquo;lar Hacı Bektaş Veli&rsquo;yi,&nbsp; Ali&rsquo;nin tanrısal mazharı g&ouml;rd&uuml;kleri b&uuml;y&uuml;k evliya Sultan Sahak&rsquo;la eşleştirmekte; hatta&nbsp; Safevi sufi tarikatının kurucusu Şeyh Safiyuddin&rsquo;e, Gilanlı m&uuml;rşidi Şeyh Zahid kendisine Şeyhlik beratı vermeden &ouml;nce,&nbsp; onu&nbsp; iki kez dergahına g&ouml;ndererek Sultan Sahak&rsquo;ın sınavından ge&ccedil;irttiği anlatılmaktadır.&nbsp; Başlangı&ccedil;tan beri kısaca vurgulamaya &ccedil;alıştığımız tarihsel &ccedil;ıkış ve inan&ccedil;sal k&ouml;kenleriyle birlikte&nbsp; bu ilişkileri araştırıp sorgulamadan Aleviliğin İslam dışı ya da sadece Anadoluya &ouml;zg&uuml; bir inan&ccedil; bi&ccedil;imi olduğunu iddia etmek sadece aymazlıktır.&nbsp; </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>&nbsp; Sonu&ccedil; </em></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">Yineleyelim</span><span style="font-size: medium;">Batıni İslam olarak Alevi-Bektaşi inancında Muhammed rehber, m&uuml;rşid Ali&rsquo;dir ve Muhammed&rsquo;in rehberliğinde&nbsp; Ali&rsquo;ye varılır; bu demektir ki Muhammed&rsquo;i tanımadan&nbsp; Ali&rsquo;ye varamaz ve Ali sırrına eremezsin. Allah-Muhammed-Ali &uuml;&ccedil;leminde vahdede (Birlik) ulaşılır.&nbsp; Alevi inan&ccedil; anlayışında Muhammed zahiri (a&ccedil;ıklığı, bi&ccedil;imsel tapınmaları), Ali batını (gizli tapınmayı; yani &lsquo;&ouml;lmeden &ouml;nce &ouml;lme, ahiret hesabını burada g&ouml;rme; benliği &ouml;ld&uuml;rerek &ouml;z&uuml;n&uuml; tanıma ve&nbsp; el ele, el Hakk&rsquo;a-hakikata ulaşmayı) temsil eder. Ve G&ouml;rg&uuml; Cemleri de &ldquo;Ali meydanında malı-varlığı ortaya koyup; malı mala, canı cana katma&rdquo; tapınma t&ouml;renleridir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Alevi toplu tapınmasına &ldquo;Hak cemi&rdquo; denildiği gibi, pir huzuru da &ldquo;Hak katı&rdquo; ile eşleştiriliyor. Alevi-Bektaşi inancında &ldquo;ikrar verip nasip alma,&nbsp; musahip tutma&rdquo; t&ouml;reni, aynı zamanda bir &ldquo;mira&ccedil;&rdquo; (Tanrı&rsquo;yla buluşma) olarak değerlendirilir. Pir-m&uuml;rşit huzuru, &ldquo;Hakk katı&rdquo; olduğu gibi İmam Cafer-i Sadık Buyruğu&rsquo;na g&ouml;re, pirlerinin, m&uuml;rşitlerinin evi, Mekkeleridir. Onları ziyaret edenler, binbir kere hacı ve gazi olurlar ve g&uuml;nahlarından kurtulup, masum-u pak olurlar. Zaten </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>Buyruk,&nbsp; </em>Cem&rsquo;i de b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;n-k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n, g&uuml;zelin-&ccedil;irkinin birbirine eşit sayıldığı, kimsenin kimseden &uuml;st&uuml;n olmadığı cennet olarak tanımlamaktadır. Cem&rsquo;in m&uuml;minleri melek, M&uuml;slimleri (bacılar) huridirler. B&ouml;yle bir ortama giren musahip &ccedil;iftler, benliğini &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş, bireysel &ccedil;ıkarlarından, kendi nefsinden uzaklaşmış bir can bir v&uuml;cut olarak bu Tanrısal ortamda yeniden doğmuşlardır. Bu ortamda ben&ndash;sen, biz&ndash;siz kalkmış; herkes var, hepimiz varız. Alevilik İslam ortodoksizmini oluşturan S&uuml;nnilik ve Şiiliğin dışında bir İslami inan&ccedil; sistemidir. S&uuml;rekli vurgulanması gereken ger&ccedil;ek budur.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial; text-align: center; font-weight: bold; text-decoration: underline;"><span style="font-size: medium;">&nbsp;II. B&Ouml;L&Uuml;M </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">2. Aleviliğin etnik kimliği hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Alevilik bir İslami inan&ccedil; sistemi olarak evrenseldir, ne belli bir b&ouml;lgenin ve ne de belirli bir etnik grubun ya da ulusun inancı değildir ki, etnik kimliği olsun. &Ouml;zde aynı olmakla birlikte farklı kollar ve adlar altında Balkanlar&rsquo;dan, Anadolu ve Ortadoğu&rsquo;dan, Afrika&rsquo;dan,&nbsp; Orta ve G&uuml;ney Asya&rsquo;ya ve Endonezya&rsquo;a kadar &ccedil;ok &ccedil;eşitli &uuml;lkelerde Alevilik inancı, Ortodoks İslamın (S&uuml;nnilik ve Şiiliğin) dışında aykırılığını, yani İslam heterodoksizmini yaşamaktadır. Aleviliğin etnik kimliği yoktur; bu inanca bağlı olan bireyin Alevi inan&ccedil; kimliği vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Alevilik inancını yaşayan T&uuml;rk, K&uuml;rt, Arap, Arnavut, Fars, Tacik, Afgan, Hint, Sasak vb. &ccedil;eşitli etnik k&ouml;kenden topluluklar bulunmaktadır.&nbsp; T&uuml;rkiye Cumhuriyeti, 2005 Avrupa Birliği T&uuml;rkiye İlerleme Raporu&rsquo;nda isimlendirirldiği &uuml;zere &ldquo;S&uuml;nni olmayan m&uuml;sl&uuml;man topluluk Aleviler&rdquo;i (</strong></span><span style="font-size: medium;">La communaut&eacute; musulmane non sunnite des al&eacute;vis) resmen tanımamakta ve Alevilik inancı ve kimliğini anayasal g&uuml;vence altına almamakta ısrar ediyor. Bu, devleti y&ouml;netenlerin b&uuml;y&uuml;k ayıbı ve yirmi milyonu&nbsp; aşkın bir b&uuml;y&uuml;k inan&ccedil; topluluğu i&ccedil;in&nbsp; dayanılması g&uuml;&ccedil; bir zul&uuml;md&uuml;r. 9 Kasım 2005 tarihli İlerleme raporuna d&uuml;ş&uuml;len not T&uuml;rkiye Cumhuriyeti i&ccedil;in hi&ccedil; de iyi bir not değildir: </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&ldquo;C&rsquo;est ainsi que les al&eacute;vis (Population estim&eacute;e &agrave; 12-20 millions de personnes.) continuent de ne pas &ecirc;tre officiellement reconnus comme une communaut&eacute; religieuse ( </strong></span><span style="font-size: medium;">&Ouml;yle ki, n&uuml;fusu 12-20 milyon arasında tahmin edilen Alevilerin, bir inan&ccedil;sal topluluk olarak resmen tanınmamış olması s&uuml;rmektedir.) (s.35)</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>La question du statut de la grande communaut&eacute; musulmane non sunnite des Alevis en Turquie n&rsquo;a pas progress&eacute;.</strong></span><span style="font-size: medium;"> (T&uuml;rkiye&rsquo;de s&uuml;nni olmayan b&uuml;y&uuml;k m&uuml;sl&uuml;man topluluk Alevilerin stat&uuml; sorununda (hi&ccedil;) bir ilerleme olmadı) <strong>(s. 154).<br />&nbsp;</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;3. Alevilik din ve k&uuml;lt&uuml;r arasına sıkışmış durumda mı?<span style="font-size: medium;"><br />&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;</strong></span><span style="font-size: medium;">İnan&ccedil; (inanma/iman), din demek değildir; dinin i&ccedil;inde inan&ccedil; vardır, ama inancın i&ccedil;inde her zaman din yoktur. Dine inanmak kadar felsefeye, bilime, sanata da inanmak bağlanmak vardır. Dikkat edilirse din ve iman kavramları hep ayrı kullanılır. Alevilik de başlıbaşına din değil, dinsel inan&ccedil; yanı ağır basan sosyal, felsefi ahlaksal inan&ccedil; sistemidir; kişisel ve toplumsal yaşama bi&ccedil;im ve d&uuml;zen veren kurallara (edeb-erkana) sahiptir. Aleviliğin bir yere sıkışmışlığı s&ouml;zkonusu değildir. Aleviliği bir &ldquo;k&uuml;lt&uuml;rd&uuml;r, k&uuml;lt&uuml;rel anlayıştır&rdquo; diye tanımlamak doğru olamaz. &Ccedil;ok yanlış bir kullanımdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ldquo;k&uuml;lt&uuml;r&rdquo; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; ger&ccedil;ekte sosyoloji ve sosyal bilimler sınırları i&ccedil;erisindeki din, inan&ccedil;, mezhep dahil pek &ccedil;ok sanatsal, felsefi ahlaksal&nbsp; vb.bir&ccedil;ok kavramları i&ccedil;inde barındırır. Bu tanımlamanın benimsenmesi demek, tapınma t&ouml;renlerimizin t&uuml;m &ouml;gelerini &ldquo;folkl&ouml;r, halk oyunları, eğlenceden&rdquo; ibaret olduğunu kabul etmektir. Zaten ibadet mekanımız olan cemevine &ldquo;c&uuml;mb&uuml;ş evi&rdquo; demiyorlar mı? Bu tanım resmi g&ouml;r&uuml;şt&uuml;r, devletin Aleviliğe bakış a&ccedil;ısıdır </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;&ldquo;Aleviliğin, inan&ccedil; değil Anadolu&rsquo;ya &ouml;zg&uuml; k&uuml;lt&uuml;rel bir anlayış olduğunu&rdquo; Diyanet İşleri başkanı Prof. Bardakoğlu ilk kez g&ouml;reve atandığı g&uuml;nler s&ouml;ylemişti. Garip değil mi arkasından bir s&uuml;re sonra, Diyanete karşı olduklarını&nbsp; ve kaldırılmasını s&ouml;yleyen bazı kitle &ouml;rg&uuml;tleri ve vakıf y&ouml;neticileri tarafından aynı tanımlar&nbsp; kabul g&ouml;rd&uuml; ve yinelenmeye başladı. Diyanet&rsquo;le bu g&ouml;r&uuml;ş noktasında birleştiler. Bu nasıl a&ccedil;ıklanır bilemeyiz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>M</strong></span><span style="font-size: medium;">ilyonların bağlı bulunduğu ve inandıkları herşeyi batıl ve sapkınlık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ve inan&ccedil; olarak kabul etmediği i&ccedil;in başkan Bardakoğlu Alevilik &ldquo;k&uuml;lt&uuml;rel eğilimdir inan&ccedil; değildir, k&uuml;lt&uuml;rel &ouml;gelerin belirgin olduğu bir anlayıştır&rdquo; diye her demecinde yineledi, durdu. Bir yazımızda&nbsp; şunları s&ouml;ylemek gereği duyduk:</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong>&ldquo;</strong></span><span style="font-size: medium;">Bizi ve inancımızı kafanıza ve keyfinize g&ouml;re tanımlama hakkını size kim verdi? Hangi ahlak &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;ne sığar bu?&nbsp; Alevi yazar ve araştırmacılar;</span></li>
<li><span style="font-size: medium;"><strong> &lsquo;</strong></span><span style="font-size: medium;"><span style="text-decoration: underline;">S&uuml;nniler camide dedikodu yapmak ve birbirini &ccedil;ekiştirmek i&ccedil;in toplanıyor; namaz dedikleri de eğilip doğrularak, yere uzanarak yaptıkları bir takım cimnastik hareketleridir. Bu nedenle S&uuml;nnilik bir &ccedil;eşit bireysel ve toplumsal k&uuml;lt&uuml;rel alışveriştir</span>&rsquo; bi&ccedil;iminde tanımlamalar yapsa tepkiniz ne olur ? Doğrusu bu bir merak konusudur!&rdquo; </span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">4. Diyanetten beklentileriniz nelerdir?</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Bu soruyu y&ouml;neltmiş olmanız beni&nbsp; tanımadığınızı ve bu g&uuml;ne kadar, &ouml;zellikle Diyanet konusunda yazdıklarımızı okuma fırsatı bulamadığınızı g&ouml;steriyor. &Ouml;yle sanıyoruz k</strong></span><span style="font-size: medium;">i, tamamı Diyanet&rsquo;e, onun varlığı, işleyişi ve başındakilere karşı yazılmış yazılarımızdan oluşturduğumuz &ldquo;<em>Alevilik, Diyanet, Siyaset</em>&rdquo;&nbsp; kitabımızı da g&ouml;rmemişsiniz. Diyanetten hi&ccedil; bir beklentimiz yoktur ve olamaz.&nbsp; Bu soruyu, Diyanet İşleri Başkanı ile Alevilik tanımında buluşanlara, bunu benimseyenlere sormak gerekir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&Ccedil;ağdaş-laik-demokratik bir devletin, &ouml;z sistemini belirleyen bilimsel (devlet) felsefesi vardır, fakat asla resmi dini olmaz. Ama &uuml;lkemizde, laiklik kavramının &ouml;z&uuml;ne ve anlamına aykırı, &lsquo;T&uuml;rkiye tipi bir laiklik&rsquo;, devletin yapısı i&ccedil;inde inatla s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmekte ve ısrarla savunulmaktadır. Kısacası &ccedil;ağdaş demokratik devletin olmazsa olmazı, sosyo-politik anlamda bir laiklik yoktur T&uuml;rkiye&rsquo;de, &ccedil;&uuml;nk&uuml; devlet gizli bir resmi din uygulaması i&ccedil;indedir; bu din Ortodoks İslamın, yani S&uuml;nniliğin Hanefi Mezhebi&rsquo;dir. Devlet, bu mezhebin inan&ccedil; sistemi ve şer&rsquo;i ilkelerini, İslam dininin kendisiymiş gibi&nbsp; anlatmakta ve (İlkokuldan &Uuml;niversiteye kadar) eğitiminin yapılmasına aracı olmaktadır. Diyanet İşleri, re</strong></span><span style="font-size: medium;">smi bir devlet kurumu olarak, 79 yıldır b&uuml;y&uuml;ye b&uuml;y&uuml;ye &lsquo;devlet i&ccedil;inde, sınırsız olanakları,vakıfları,&nbsp; b&uuml;t&ccedil;esi ve kadrolarıyla bir din devleti&rsquo; gibi siyasete egemen olmuştur; toplam n&uuml;fusun &uuml;&ccedil;te birini oluşturan İslam Heterodoksizmine bağlı, yani Alevi toplumunun inancını, Orta&ccedil;ağın din devletleri anlayışı &ccedil;er&ccedil;evesinde değerlendirmektedir. Kendine &ouml;zg&uuml; bir Tanrı anlayışı ve ibadet kurumlarıyla bir İslami inan&ccedil; ve felsefi&nbsp; sistem olan Aleviliği kabul etmemekte ve bazan Hanefi mezhebinin bir tarikatı olarak tanımlamakta, dolayısıyla bu mezhebin ilkelerine uymayı dayatmakta. Bunu benimsetemiyeceğini anlayınca &ldquo;inan&ccedil; değil, Anadolu&rsquo;ya &ouml;zg&uuml; bir k&uuml;lt&uuml;rel anlayıştır&rdquo; tanımında karar kıldı. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>B</strong></span><span style="font-size: medium;">ağnaz ve katı anlayışa sahip bir Diyanet&rsquo;te ne yazık ki, Alevilerin temsilini isteyenler bulunmaktadır. Diyanette temsilini isteyenler de Aleviliğin ortodokslaşmasına, yani assimilasyonuna hizmet etmektedirler.&nbsp; </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Abbasi heresiyografları, Osmanlı Şeyh&uuml;lislamları Aleviliği, &ldquo;aşırı, sapkın inan&ccedil; veya sapmışların inancı&rdquo; anlamlarında &ldquo;guluv, heresy-rafızilik, zındıklık vb.&rdquo; sıfatlarını kullanıyor, ama bir &lsquo;inan&ccedil;&rsquo; olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Aynı orta&ccedil;ağ anlayışını s&uuml;rd&uuml;ren Diyanet ise bu sıfatları a&ccedil;ıktan&nbsp; s&ouml;yleyemiyor; oysa biz, S&uuml;nni ve Şiiliğin(Ortodoks İslamın) katı dogmalarını oluşturan Şeriatın sapkını olmayı hakaret değil, onur kabul ederiz. Ancak daha k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&uuml; yapıyor; varlığına y&ouml;nelik tehlike g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in, Aleviliği bir inan&ccedil; olarak kabul etmeyip İslam dini ile bağını kesme ve 1350 yıllık bir Heterodoks İslam(Batıni Şiilik/Alevilik) tarihini reddetme gayreti i&ccedil;ine girmiştir, kendisine Alevilerden de yandaş bularak. &Ouml;b&uuml;r yandan temsil ettiği mezhepsel İslamlığı (Hanifi şeriatını) dayatıp, kendisine &ldquo;ben İslamım diyen camiye gelsin, beş şartı yerine getirsin&rdquo; diyerek misyonerlik g&ouml;revi y&uuml;kleniyor dinsel eğitim &ouml;ğretim ve yayınlarıyla.</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Devletin ve toplumun &ccedil;ağdaşlaşmasında Diyanet Kurumu&rsquo;nun asla yeri olamaz.&nbsp; </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Bir tek yolu vardır &ccedil;ağdaşlaşmanın: Diyanet İşleri Başkanlığını ve ona bağlı yan kuruluşların t&uuml;m&uuml;n&uuml; devletin resmi yapısı i&ccedil;inden ve eğitim sisteminden &ccedil;ıkartıp, her t&uuml;rl&uuml; finans desteğini keserek&nbsp; inananlarının maddi ve manevi y&ouml;netimine vermek! &Ccedil;ağdaş devletin &uuml;&ccedil; temel taşı olan &ldquo;laiklik, &ccedil;oğulculuk ve demokrasi&rdquo;yi yıkmaya y&ouml;nelik dinsel ve inan&ccedil;sal kışkırtıcı siyaset s&ouml;ylemleri ve eylemlerini, ağır yasal yaptırımlarla denetim altında tutarak; her t&uuml;rl&uuml; inan&ccedil;lara eşit uzaklıkta&nbsp; durup,&nbsp; inananların inan&ccedil;larını, bu bağlamda her t&uuml;rl&uuml; d&uuml;ş&uuml;nce a&ccedil;ıklamalarını ve tapınmalarını &ouml;zg&uuml;rce yapmalarını sağlayıcı &ouml;nlemler almak.&nbsp;&nbsp; </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Yukarıda adı ge&ccedil;en kitabımızda bu bağlamda sunduğumuz bir &ouml;neriyi&nbsp; ve gerek&ccedil;elerini burada yinelemekte yarar g&ouml;r&uuml;yoruz:</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong><span style="text-decoration: underline;">&ldquo;&Ccedil;ağdaş devletin ger&ccedil;ek g&ouml;revi, en başta&nbsp; dinin ve dinsel tapınmalarını d&uuml;zenlenmesini, kısacası din işlerinin y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesini devlet hizmeti olmaktan &ccedil;ıkartarak, bireyin din ve vicdan &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&uuml;vence altına almaktır&hellip;Devletin din işlerine m&uuml;dahalesi yalnızca, dinsel d&uuml;ş&uuml;nceler ve uygulamaların, devlet ve toplumun yaşamını yoketmeye/yıkmaya y&ouml;nelik eyleme d&ouml;n&uuml;şmesi sırasında olmalıdır. Ancak, din ve inan&ccedil;sal sorunların bu aşamaya gelmeden &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; i&ccedil;in, T&uuml;rkiye&rsquo;de yaşayan t&uuml;m din ve inan&ccedil; topluluklarının, &ccedil;oğunluğa g&ouml;re değil eşit bir bi&ccedil;imde, temsil edildiği ve bu temsilcilerin d&ouml;n&uuml;şl&uuml; olarak toplantılara başkanlık&nbsp; yaptığı &ldquo;Din ve İnan&ccedil;lar Y&uuml;ksek Kurulu&rdquo; gibi bir hakemlik kurumu&nbsp; oluşturulabilir. Yılda en fazla iki kere ya da gerekli olduğunda toplantılar yaparak sorunların &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;ne katkıda bulunur. Bu &ccedil;eşit bir kurumun oluşturularak Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak &ccedil;alışması sağlanabilir&hellip;&rdquo;</span></strong></span><span style="font-size: medium;"><span style="text-decoration: underline;">&nbsp; </span></span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Yine başka bir yazımızda dediğimiz gibi, Diyanet&rsquo;in yeniden yapılandırılması adına atılan ve atılacak her adımda, T&uuml;rkiye tipi laikliğin sınırları daha da daralacaktır. Diyanet kurumuna, hangi anlamda ya da hangi bağlamda olursa olsun konulan&nbsp; her taş, laik-demokratik-&ccedil;ağdaş devlet yapısından&nbsp; s&ouml;k&uuml;l&uuml;p alınmış demektir, b&ouml;yle biline! Diyanet İşleri Başkanlığını, yarı &ouml;zerklik vererek yeniden d&uuml;zenleme dahil, &ccedil;ağdaşlık yorumuyla yeniden yapılandırma girişimi, devlet i&ccedil;indeki bu teokratik yapının kat be kat g&uuml;&ccedil;lendirilmesi demektir.&nbsp; Biz bu &ldquo;yeniden yapılandırma&rdquo;yla &ccedil;ağdaşlaştıma&nbsp; d&uuml;ş&uuml;ncesinin ardındaki anlayışları,&nbsp; Alevi toplumuna olduğu kadar, laikliğe ve demokrasiye hazırlanan yeni tuzaklar olarak g&ouml;r&uuml;yoruz. Aslında Devlet Bakanı&rsquo;nın &ccedil;ağdaş bir yasayla Diyanet&rsquo;i &ccedil;ağdaş yapıya kavuşturalacağı demecinin ardında,&nbsp; ABD emperyalizminin &ldquo;B&uuml;y&uuml;k Doğu Projesi&rdquo; siyaseti &ccedil;er&ccedil;evesindeki &ldquo;Ilımlı İslam&rdquo;a uyum &ccedil;alışmalarının bir par&ccedil;ası olduğu ger&ccedil;eği yatıyor.&nbsp; </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>İşte bizim Diyanet&rsquo;ten beklentilerimiz bunlar!</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">5. İslamın şartlarını yerine getirmeyen Aleviliğe islam i&ccedil;i demek ne kadar doğru?<br />&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>İslamın tek temel koşulu&nbsp; Tanrının birliği ve Muhammed&rsquo;in onun el&ccedil;isi olduğuna inanmak, tanıklık etmektir. Sadece bu temelde&nbsp; Ortodoks ve heterodoks İslam birleşir. Alevi inancının Şii ortodoksizmi ile paylaştığı nokta ise Ali&rsquo;nin veliliğine, Tanrı dostu oluşuna ve Ehlibeytin (Muhammed, Ali, Fatima, Hasan ve H&uuml;seyin) kutsallığına inanmak. İslamın hepimize &ouml;ğretildiği bi&ccedil;imde Kur&rsquo;an&rsquo;da belirlenmiş beş vakit namaz, bir ay oru&ccedil;, yılda bir kez hac, zekat vb.&nbsp; beş-altı şartı (altıncısını Şiiler ekler) şart yoktur;&nbsp; ortaya &ccedil;ıktığı &ccedil;ağın sosyo-ekonomik ve siyasal koşulları i&ccedil;inde bireyin ve toplumun din ve inan&ccedil; &ccedil;er&ccedil;evesinde yaşamını ve her t&uuml;rl&uuml; ilişkilerini d&uuml;zenleyen y&uuml;zlerce (toplumsal, ahlaksal v</strong></span><span style="font-size: medium;">b.) rasyonel-irrasyonel kurallar vardır ve hepsi de İslamda uyulması gereken koşullardır. Bunların da yer ve zamana uyum sağlayacak bi&ccedil;imde yorumlanarak yenilenip, d&uuml;zenlenmesine Kur&rsquo;an izin verir. Heterodoks İslam, yani Alevilik inancında bu uyumu, Peygamberliğin (<em>n&uuml;b&uuml;vvet</em>) yerine koyduğu Velilik(<em>velayet</em>) sırrını taşıyan ya da bu makamı temsil eden d&ouml;nemin İmamı, diğer adıyla Velisi sağlar; kuralları değiştirir, &ccedil;ağının koşullarına uygun akılcı bi&ccedil;imde yorumlar.&nbsp; Alevilik İslam imparatorlukları tarihi boyunca- <span style="text-decoration: underline;">Zeydi, Karmati, Fatımi, Alamut-Nizari vb.devlet ve iktidar olma s&uuml;re&ccedil;leri dışında</span>-&nbsp; hep muhalif toplulukların dinsel inancında&nbsp; bu reformist uygulamalar hep ger&ccedil;ekleştirilmiştir. Anadolu&rsquo;da yaşayan Alevi-Bektaşilik inancının&nbsp; Hacı Bektaş Veli&rsquo;nin Makalat&rsquo;ında belirlenmiş ve <em>Buyruk</em> metinlerinde ayrıntılanan, olgun insan (insan-ı Kamil) mertebesine ulaşmak i&ccedil;in inanan insanın ge&ccedil;mesi ve uyması gereken d&ouml;rt kapı ve kırk makamın kuralları bunu a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermektedir. İslamın &ccedil;ıktığı d&ouml;nemin d&uuml;zenleyici kuralları (Şeriatı) gelişen &ccedil;ağlar i&ccedil;inde bilim ve akıl &ccedil;er&ccedil;evesinde terkedilmiştir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Ortodoks İslamda gelişme tersine olarak dine, akıl dışı ve y&ouml;netici sınıfların egemenlik cıkarlarına uygun sokuşturmalar da&nbsp; s&ouml;zde &ldquo;yenilik&rdquo; adına yapılmıştı. Adlarına ehlis&uuml;nnet mezhepleri kurulmuş kişiler dahil olmak &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>fakih</em> ve muctehitler zihinsel emeklerini halifelerin, sultanların emirlerin, kısacası egemen y&uuml;ksek y&ouml;netici sınıfların &ccedil;ıkarları doğrultusunda kullanarak <em>tefsirler</em> (Kuran yorumları) yapmış, hadis derlemiş-&uuml;retmiş (İkinci Abbasi halifesi, bug&uuml;n&uuml;n deyimiyle bir hadis &uuml;retme b&uuml;rosu&nbsp; kurdurmuştu) ve dini, &ccedil;eşitli uygarlık, inan&ccedil;, bilim ve felsefeyle karşılaştırarak değişen toplumsal koşullara g&ouml;re değil, efendilerinin erklerini g&uuml;&ccedil;lendirecek bi&ccedil;imde kirletmişlerdir. İşte tarih i&ccedil;inde dine karışmış ve İslam dini olarak algılanan, geleneksel dogmalar b&ouml;ylesine bilin&ccedil;li sokuşturulmuş. Sonra da ictihat kapılarının kapandığını ilan edilerek reformların &ouml;n&uuml; kapatılmıştır. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;Al-Kolayni(&ouml;.940) <em>Usul al-Kafi</em> eserinde anlattığına g&ouml;re &ldquo;İmam Cafer Sadık(&ouml;.765), Abu Hanife ve arkadaşlarını g&ouml;stererek &lsquo;Tanrının dinine engel olan kimseler işte bunlar; Allahtan bize verilmiş velilik ve yolg&ouml;stericiliğimize ve a&ccedil;ık&ccedil;ası kitaba, Allahın dinine engel olanlar işte bunlardır&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; herhalde&nbsp; boşuna s&ouml;ylememiştir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>İslamın şartlarından en &ouml;nemlileri olarak bilinen (Namaz ve Hac) koşullarından kısa &ouml;rnekle</strong></span><span style="font-size: medium;">melerle a&ccedil;ıklamalarımızı sonlandıralım: &Ouml;nce Namaz(Fars&ccedil;a), yani Salat&rsquo;dan s&ouml;zedelim:</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>İslamdaki </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>salat</em> (tapınma, dua), vakit ve cenaze namazı vb. bi&ccedil;imlenmeleri mezheplerin kendileri yaratmıştır. Kuran&rsquo;ın hi&ccedil;bir yerinde kesin vakitlere, yer ve bi&ccedil;imlere bağlanmış tapınma yoktur: </span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li>
<div align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>&ldquo;Ger&ccedil;ek olan, bir M&uuml;sl&uuml;manın g&uuml;nde elli ya da beş vakit namaz kılma zorunda olması değil, fakat &lsquo;Tanrıyı sık sık d&uuml;ş&uuml;nmesidir&rsquo; </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>(Kuran,</em> 33:41). Yine Kuran&rsquo;da yazılı olduğu gibi, &ldquo;Tanrıyı ayakta dururken, otururken ve&nbsp; yatarken&rsquo; (<em>Kuran,</em> 3:188) ve hatta &lsquo;yaya y&uuml;r&uuml;rken ve at &uuml;st&uuml;ndeyken anımsamaları, zikretmeleridir.&rsquo; <em>(Kuran,</em> 2:24). Kuran&rsquo;ın hi&ccedil;bir yerinde&nbsp; g&uuml;nde beş kez ibadet etmek i&ccedil;in a&ccedil;ık bir emir yoktur. Ayrıca sonraki Ortodoks İslamın beş vakit namaz re&ccedil;etesinin kesin olarak Muhammed yaşarken saptandığına dair bir kanıt da yok. &Ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ilk y&uuml;zyıl i&ccedil;erisinde d&uuml;zenlenmiştir.&rdquo;&nbsp; </span></div>
</li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong><em>Salat</em></strong><em>&nbsp; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; Kur&rsquo;an&rsquo;da tam 85 kez ge&ccedil;tiği halde, beş vakti belirleyen hi&ccedil; bir a&ccedil;ıklama yoktur. Sadece facr (sabah), maghrib (g&uuml;nbatımı, akşam) ve isha (yatsı) vakitleri i&ccedil;in bazı dolaylı g&ouml;ndermeler ya da s&ouml;ylemler vardır. Peygamberin d&uuml;nyadan g&ouml;&ccedil;&uuml;ş&uuml;nden 150-160 yıl sonra zuhr(&ouml;ğle) ve asr(ikindi) vakitleri eklenerek Abbasi y&ouml;netimi (fıkıh&ccedil;ıları) tarafından beş vakit resmileştirilmiştir. Bu&nbsp; d&ouml;nemde Abbasi din bilginleri hadisler &uuml;rettikleri ve şeriat yasaları (fıkıh) k&uuml;lliyatı &ccedil;ıkardıkları d&ouml;nemde &uuml;&ccedil; vakit duaya &ouml;ğle ve ikindi eklenerek beş vakit salat olarak son bi&ccedil;im verildi. İbn Hajar Hadis K&uuml;lliyatında anlattığına g&ouml;re, Abu Darda bir misyoner g&ouml;revi &uuml;stlenerek Bağdad&rsquo;dan, &uuml;&ccedil; vakit olarak bilinip uygulandığı Medine&rsquo;ye geldi; beş vaktin nasıl kılınacağını Medinelilere g&ouml;sterdi ve Bağdad&rsquo;a d&ouml;nd&uuml;. Gerek&ccedil;esi de Peygamberden iki vakit daha eklenmesini rivayet etmesiydi. Oysa buna karşılık, Abu Davut ve Nissai, Ammara bin Ruveba&rsquo;nın Muhammed peygamberin &lsquo;sabahleyin ve&nbsp; akşam Tanrıya salat eda eden, dua eden m&uuml;m&uuml;nin cehenneme gitmeyeceğini&rdquo; s&ouml;ylediği de rivayet edilmektedir. B&uuml;y&uuml;k Hadis toplayıcılarından Buhari ve al-M&uuml;slim&rsquo;de salat ve vakitlerine ilişkin birbirinden farklı yorumlar bulunmaktadır.&nbsp; </em></span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Ortodoks İslamın koşullarından biri olan Kabe&rsquo;nin ziyareti ve Hacca gitmenin zorunlu olmadığı, hatta gereksizliği &uuml;zerinde batıni ya da batıni olmayan bir&ccedil;ok tanınmış mutasavvıf d&uuml;ş&uuml;nce ve davranışlarıyla g&ouml;r&uuml;şler belirtmişlerdir. Yorumsuz olarak bazı &ouml;rnekler verelim:</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;İlk kadın mutasavvıf Basralı Rabia&nbsp; (&Ouml;.801), Kabe&rsquo;yi ziyaret ettiği zaman bağırarak şu s&ouml;zleri s&ouml;ylediği anlatılır: &ldquo;Sadece taştan ve tuğladan yapılmış bir ev g&ouml;r&uuml;yorum; bunların bana ne yararı var!&rdquo; </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Wasit kentinde Mazda (Zerd&uuml;şt), Kud&uuml;s'te ise Hristiyan toplulukları arasında yaşamış ve Karmatilerle ilişkisi olan Hallac-ı Mansur (&Ouml;.920),&nbsp; "Kabe'nin yıkılması ve Hac tapınmasını m&uuml;sl&uuml;manların kendi evlerinde yapması gerektiğini" &ouml;ğretiyordu</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Koyu ortodoks, ehli s&uuml;nnet inancını kesin kurallara bağlayarak yeniden hayat kazandırıp y&uuml;kselten ve Batıni d&uuml;şmanı İmam Gazali (&Ouml;.1111) bile Mekke&rsquo;ye yaptığı bir seyahat sırasında; Kabe&rsquo;ye ve hac ziyareti ile birleştirilmiş paganizm t&ouml;renleri ve hacıların Siyah taş i&ccedil;in g&ouml;sterdikleri putataparlık saygısını artan bir şaşkınlıkla seyretmiş. Bunların İslamın tektanrıcı inan&ccedil; ve anlayışıyla uyuşmadığını yazmıştır. </strong></span><span style="font-size: medium;">&nbsp;&nbsp; </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Sufilerden Şibli (10.y&uuml;zyıl) eline alev alev yanan bir odun almış sokaklarda koşuyor, bir yandan da &ldquo;Kabe&rsquo;yi yakmaya gidiyorum!&rdquo;diye bağırıyormuş. Neden yakmak istediğini sorduklarında: &ldquo;B&ouml;ylece M&uuml;sl&uuml;manlar Kabe&rsquo;nin yeri ile değil, sahibi (Tanrı) ile daha fazla ilgilenirler&rdquo; diye yanıt vermişti. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>&nbsp;</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Şemseddin Muhammed Tebrizi (&Ouml;.1247/8) </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>Makalat</em>&rsquo;ında&nbsp;&nbsp; &ldquo;herşey insana fedadır, insansa kendisine diyor; Arşa gitsen de faydası yok, yedi kat yerin dibine girsen de. G&ouml;n&uuml;le, g&ouml;n&uuml;l sahibine yar olmak gerek. B&uuml;t&uuml;n peygamberlerin, erenlerin, temiz erlerin &ccedil;alışıp can vermeleri bunun i&ccedil;indir, bunu arıyorlardı. B&uuml;t&uuml;n alem bir kişidedir. İnsan kendisini bildi mi, herşeyi bildi demektir&hellip; Kabe d&uuml;nyanın ortasındadır. B&uuml;t&uuml;n alem halkı y&uuml;zlerini ona &ccedil;evirir. Fakat şu Kabe&rsquo;yi ortadan kaldırdın mı, birbirlerinin g&ouml;n&uuml;llerine secde ettikleri meydana &ccedil;ıkar &ccedil;ıkar. Onun secdesi bunun, bunun secdesi onun g&ouml;nl&uuml;nedir.&rdquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi Şems, secdenin-tapınmanın insana ve insan g&ouml;nl&uuml;ne olması gerektiğini s&ouml;yl&uuml;yor. Bunun ger&ccedil;ek olmasını da Kabe&rsquo;nin ortadan kalkmasına bağlıyor. Sonra Kabe&rsquo;yi ziyaret etmenin anlamsızlığı &uuml;zerine Şemseddin </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>Makalat</em>&rsquo;ta&nbsp;&nbsp; Bayezid Bistami&rsquo;den bir &ouml;yk&uuml; anlatıyor:</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">&nbsp;</span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong>&ldquo;Tanrı rahmet etsin, Ebu-Yazid hacca gidiyordu. Adetiydi, hangi şehre varırsa once şeyhleri ziyaret ederdi. Bir şehre vardı, oradaki b&uuml;y&uuml;k bir şeyhe gitti. Şeyh, Bayezid&rsquo;in hacca gittiğini &ouml;ğrenince, &lsquo;zahmet etme dedi, etrafımda yedi kere d&ouml;n. Kemerindeki paraları da bana ver, y&uuml;r&uuml; git memleketine. Ey Bayezid, Kabe Tanrı evidir, ama şu g&ouml;nl&uuml;m de Tanrı evi. Yalnız o evin de, bu evin de Tanrısına hamdolsun; o ev kurulalı Tanrı i&ccedil;ine hi&ccedil; girmedi. Halbuki bu ev yapıldığı g&uuml;nden beri, Tanrı bu evden hi&ccedil; &ccedil;ıkmadı.&rdquo; Bunları duyan Bayezid Bistami adamın dediklerini yerine getirip, evine geri d&ouml;ne</strong></span><span style="font-size: medium;">r.&nbsp;&nbsp; </span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Kabe ve hac konusunda en akılcı ve nesnel d&uuml;nyaya dayalı s&ouml;zler s&ouml;yleyen Hacı Bektaş </strong></span><span style="font-size: medium;">Veli olmuştur: </span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong>&ldquo;Ve hem beyt&uuml;lmamur (yedinci katta bulunduğuna inanılan Cennet k&ouml;şk&uuml;) var, Kabe var. Lakin g&ouml;n&uuml;l ikisinden dahi yeğdir&hellip; İnananın g</strong></span><span style="font-size: medium;">&ouml;nl&uuml; Kabe&rsquo;ye benzer. Kabeye varan ayağı ile y&uuml;r&uuml;r, ama g&ouml;n&uuml;l isteyen y&uuml;z&uuml; &uuml;st&uuml; y&uuml;r&uuml;se gerek...Kabe&rsquo;de ihram giymek, hakkı batıldan se&ccedil;mektir&hellip;Ve hem yoldan taş arıtmak, Kabe&rsquo;de Arafatta taş atmaya, kendi nefsini, (k&ouml;t&uuml;) heveslerini depelemek ise Kabe&rsquo;de kurban kesmeğe benzer&rdquo; </span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Şemseddin Tebrizi'nin Kabe&rsquo;nin ortadan kaldırılması gerektiği anlayışı, 10.y&uuml;zyılda Kabe&rsquo;den Siyah taşı (Hacer el-Esved) s&ouml;k&uuml;p g&ouml;t&uuml;ren ve yirmi bir yıl (930-951) başkentleri al-Ahsa'da tutan Karmatiler&nbsp;&nbsp; ve kendi dedesi Nur Al-Din Muhammed II (1166-1210) zamanındaki Nizari İsmailiAlevilerin Kıyamet inancından gelmektedir. Alamut İsmaililiğinin Kıyamet d&ouml;nemi inan&ccedil; ve felsefesini i&ccedil;eren Abu İshak Kuhistani tarafından 1200 yılında yazılmış </strong></span><span style="font-size: medium;"><em>Haft-i Bab-i Baba Sayyid-na</em> yapıtında, Tanrının bilinemiyeceği ve ulaşılamıyacağını ileri s&uuml;rmenin kafirlik olduğu yazılıdır. Kabeyi ve tapınakları ona ulaşmak i&ccedil;in ara&ccedil; olarak kullanılmasına da şiddetle karşı &ccedil;ıkılır. &nbsp; </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;"><strong>Şimdi biz </strong></span><span style="font-size: medium;">size soralım; acaba yukarıda adlarını verdiğimiz en tanınmış zahirin ve batınin bilginleri olan mutasavvıflar İslamın dışında oldukları i&ccedil;in bu İslamın hac şartını reddetmiş, eleştirmiş yerine getirmemişler? Hayır, ama onların&nbsp; yorumuna g&ouml;re kabe insandır, hac etmek bir g&ouml;n&uuml;l yapmaktır; secde de insanadır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Tanrı insanda, insan Tanrıda mevcuttur, birbirinden ayrı gayri değildir. Alevilerin Tanrıya tapınma t&ouml;renlerinin ve kurumlarının, Ortodoks İslamın bu değişmez kalıplara sokulmuş tapınma eylemleriyle &ouml;zde olsun, bi&ccedil;imsel olsun bir yakınlığı yoktur ki, kabul etmedikleri şartları yerine getirsinler. Ama Muhammed&rsquo;in Kırklar meclisli, musahip kardeşli, eşitlik&ccedil;i ve paylaşımcı; tanrısal demokrasi ve adaletin uygulandığı Medine İslamlığını yer ve zaman koşullarına uygun geliştirerek uygulamış ve yaşadıkları inancın İslamın &ouml;z&uuml; olduğuna inanarak tarihsel zul&uuml;m ve baskılara direnmişlerdir. <em>İmam Cafer Buyruğu</em>&rsquo;nda toplu tapınmaları Cem&rsquo;in&nbsp; &ouml;zellikleri ş&ouml;yle vurgulanır:</span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span style="font-size: medium;"><strong>&ldquo;Cem&rsquo;de b&uuml;y&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k, g&uuml;zel &ccedil;irkin&nbsp; bir olur ve dahi Cem cennettir; m&uuml;minleri (erkekler) melek, m&uuml;sl&uuml;mleri (bacılar) huridir. Yedikleri cennet taamı, i&ccedil;tikleri cennet şarabı, giydikleri cennet esvabıdır...Pirlerin m&uuml;rşidlerin evleri Makkeleridir. Onları ziyaret edenler binbir kere hacı ve gazi olurlar; g&uuml;nahlarından kurtulup masum ve pak olurlar...&rdquo; </strong></span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-size: medium;">Alevilerin yerine getirdikleri </span><span style="font-size: medium;">ve uyguladıkları kendi inandıkları İslamın, yani S&uuml;nnilik ve Şiiliğe aykırı olan İslamın koşullarını yerine getiriyor ve &ouml;b&uuml;rlerine inanmıyorlarsa, onlara uymaya zorlanamazlar. Ayrıca yukarıda kısaca değindiğimiz, kaynaklar ve kanıtlara dayalı tarihsel ve bilimsel ger&ccedil;eklikler de onları haklı kılıyor. Ancak Alevi-Bektaşiler hi&ccedil; bir zaman da S&uuml;nni ve Şiilere,&nbsp; kendi inandıkları batıni İslamın koşullarını neden yerine getirmediklerini sorgulamamış ve saygılı davranmıştır. Aynı saygıyı onlardan da beklemeye hakları vardır.</span></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:33:29 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-ne-islamin-disinda-ne-de-tam-kendisidir-islamin-diger-dinsel-ve-felsefi-inanclarla-bagdastirmaci-batini-yorumudur_94.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>ALTERNATİF ÖRGÜTLENME MODELİ (Alevi, Alevilik)</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-alternatif-orgutlenme-modeli-alevi-alevilik_93.html</link>
   <description><![CDATA[<p align="LEFT"><div><img style="width: 237px; height: 277px;" src="//www.izledost.com/uploads/articles/00b68be2.jpg" alt="" align="left" border="" vspace="" hspace=""></div>Alevi felsefesinin tarihsel gelişim aşamaları gerek 
sözlü edebiyat aracılığıyla gerek bireysel çabalarla ve gerekse de 
kitlesel örgütlenme biçimlerinde çeşitli barikatları aşarak bu güne 
kadar 
                                gelebilmiştir. Bu felsefenin ilerici, 
demokrat, modern, kültürel yanı egemen, despot, yoz ve yobaz çevreleri 
ürkütmüş, çeşitli yöntemlerle bu felsefenin özü bütünlüklü olarak 
dejenere edilmeye çalışılmış, 
                                soyutlanmış ve halka ulaşması bir 
biçimde engellenmiştir. Ve bu anlamda egemen çevrelerce Alevi 
felsefesinin hayatı anlama, anlatma ve yorumlama olanakları bastırılmış 
kitlesel düzeyde savunulması sistematik olarak 
                                engellenmiştir. Bu engellerin yanında 
açık ya da örtük olarak bu felsefesin toplumsal arena da aşağılanması, 
hor görülmesi ve yok sayılmasının resmi düzeyde koşulları yaratılmıştır.
 Alevi felsefesinin ve Alevi 
                                edebiyatının bilimsel, tarihsel, nesnel 
araştırması yine resmi düzeyde ne kabul görmüş ne de 
desteklenebilmiştir. Ortalıkta dolaşan üç-beş araştırma inceleme 
yayınlarının dışında, ciddiye alınabilecek, derinlikli, 
                                içten, öznel yanı ağır basmayan yayın 
yok gibidir. <br></p><p align="LEFT"><br></p><p align="LEFT"><div>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:24:14 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-alternatif-orgutlenme-modeli-alevi-alevilik_93.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>ALEVİLİK HAKKINDA BİRKAÇ ŞEY</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-hakkinda-birkac-sey_92.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-weight: bold; text-decoration: underline; font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><font size="4">Not:<i> BUNLARI YAZAN BİR ALEVİ DEĞİL.</i></font></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><b><font size="-1">‘Emê biratî bikin rê tevdîr <br>Em nabin hesîrê ber zulumên mîr <br>E bên zemanên bêqeyd û binûr <br>E rabe zemanên tarî û 
                                zuxur’</font></b></p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><div><img style="width: 262px; height: 175px;" src="//www.izledost.com/uploads/articles/5ad467b2.jpg" alt="" align="left" border="" vspace="" hspace=""></div>Varoluşu, felsefesi ve yarattığı sınıfsal kültür bağlamında devrimci, ilerici ve bilimsel bir öze sahiptir Alevilik.</p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Alevi
 olmak için, anne babanın Alevi olması yetmez. Aleviliği, sahip olduğu 
ilke ve değerler etrafında kabullendiğini Alevi toplumunun ve dedelerin 
huzurunda, 
                                cem töreninde ifade etmen gerekir.</p>
                            <p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Aleviliğin
 sahip olduğu değerler ve tarihsel miras, onu benzeri bir çok inanç, 
kültür ve felsefeden keskin çizgilerle ayırmaktadır.</p><p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><br></p><p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><div>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:20:37 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-hakkinda-birkac-sey_92.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Dünden Bugüne Alevi Olmanın Bedeli Bir Kerbela denemesi olan Maraş Kırımının 24.yıldönümünde şehitlerimizi saygıyla anarken, dönemin yöneticileriyle birlikte, şeriatçı ve faşist-milliyetçi saldırgan sürüleri ve destekçilerini lanetliyorum.</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-dunden-bugune-alevi-olmanin-bedeli-bir-kerbela-denemesi-olan-maras-kiriminin-24yildonumunde-sehitlerimizi-saygiyla-anarken-donemin-yoneticileriyle-birlikte-seriatci-ve-fasist-milliyetci-saldirgan-s_91.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="font-weight: bold; color: #990033;">İsmail Kaygusu</span><span style="font-weight: bold; color: #990033;">z</span><span style="font-weight: bold;"><br /></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #000080;">Not:</span><span style="color: #333333;"> Ekte ''<em>D&uuml;nden Bug&uuml;ne </em></span><span style="color: #333333;"><em>Alevi Olmanın Bedel</em></span><span style="color: #333333;"><em>i</em></span><span style="color: #333333;">'' (Alev Yayınları, İstanbul 2004) kitabımdan, kitaba adını veren yaşanmış &ouml;yk&uuml;y&uuml; sunuyorum.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&nbsp;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="CENTER"><strong><span style="color: #990033;">YORUMSUZ:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="CENTER"><strong><span style="color: #ff0000;">D&uuml;nden Bug&uuml;ne Alevi Olmanın Bedel</span></strong><span style="color: #ff0000;">i</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #990033;">İsmail Kaygusuz</span></strong></p>
<div><img style="width: 294px; height: 189px;" src="/uploads/articles/d40b48d0.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Londra İs&ccedil;i Birliği lokaline giren Kamil, doğruca pencerenin &ouml;n&uuml;ndeki masada tek başına oturan ak sa&ccedil;lı ve g&ouml;zl&uuml;kl&uuml; adamın yanına gitti. Bir s&uuml;re başucuna dikelip onu izledi. O &ccedil;ok meşgul g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Masanın &uuml;zerinde birka&ccedil; a&ccedil;ık kitap, fotokopi &ccedil;ekilmiş yazılar, el yazısı kağıtlar yayılmış durumdaydı. Onları bir yandan dikkatle tetkik ediyor, bir yandan da notlar alıyordu.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;"><span style="font-family: Arial; font-style: italic; font-size: small;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; .........Maras Katliyami...</span></span></strong></p>
<div><hr /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&nbsp;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Hen&uuml;z &ouml;ğle olmamıştı. G&uuml;n&uuml;n bu saatinde salonda fazla kişi yoktu. İki gen&ccedil; bilardo oynuyor, bir başkası onları seyretmekteydi. &Uuml;&ccedil; kişi de televizyonun &ouml;n&uuml;ndeki masada gazete dergi okuyor, tartışıyorlardı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Y&uuml;z&uuml;nden h</span><span style="color: #333333;">afif sinsi g&uuml;lmesini eksik etmeyen kırkını yeni aşmış Maraşlı Kamil, sonunda başındaki basık siperli şapkasını eliyle d&uuml;zelterek seslendi: &ldquo;Derviş bey kurban! Yine ne yazıp &ccedil;iziyorsun? Seni hep g&ouml;r&uuml;r&uuml;m okursun, yazarsın. Yine bir araştırmaya mı dalmışsın k</span><span style="color: #333333;">urban? Alevilik &uuml;zerine olsun hemi!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Derviş bey de kalın bıyıklarının altından hafif g&uuml;lerek kafasını kaldırıp, g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;nden ona doğru baktı ve &ldquo;He ya&rdquo; dedi, &ldquo;tam dediğin gibi. Sonra işimiz bu Kamil; okuyup yazmak. Hele otur karşıma. Tam şu sırada k</span></strong><span style="font-weight: bold; color: #333333;">afamdan ge&ccedil;iyordun biliyor musun?&rdquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kamil, &ccedil;ayları da ısmarlayıp otururken, &ldquo;niye kurban? Nettik de sana, kafanı meşgul ettik &ouml;yle?&rdquo; diye sordu. Konuşmayı s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ler: &ldquo;Canım, kafamdan seni ge&ccedil;irmem i&ccedil;in bana bir şey mi yapman gerek Kamil? S&ouml;yle bakalım sen Elbistan&rsquo;ın İna&ccedil; k&ouml;y&uuml;n&uuml; biliyor musun? Ya da b&ouml;yle bir k&ouml;y adı duydun mu?&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Yok kurban duymadım b&ouml;yle bir k&ouml;y. Ama, yine de sorup soruşturayım Elbistanlı tanıdıklara. Bir şey mi olmuş o k&ouml;yde?&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Belki de o k&ouml;y şimdi mevcut değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tam d&ouml;rt y&uuml;z on beş yıl &ouml;nce bu k&ouml;yden Alevi inan&ccedil;lı, b&uuml;y&uuml;k olasıyla bir dedeyi padişaha m&uuml;zevirlemişler. O da b&ouml;lgenin beylerbeyi ve kadısına buyruk g&ouml;ndermiş, adamı yakalayıp &ouml;ld&uuml;rs&uuml;nler diye!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kamil&rsquo;in y&uuml;z&uuml; birden değişti merak ve şaşkınlık i&ccedil;inde sordu: &ldquo;Abaoov! Koca padişah bir tek adam i&ccedil;in ferman mı yollamış? Nedenmiş kurban? Su&ccedil;u neymiş d&ouml;rt y&uuml;z yıl &ouml;nce yasamış o hemşehrimin? Kanlı katil miymiş? Eşkıyalık mı etmiş, netmiş? Niye Padişah &ouml;zel ferman g&ouml;nderip, hemşehrimin yakalanarak &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesini istiyor?&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">İna&ccedil; K&ouml;yl&uuml; Yitilmiş Abdal&rsquo;ın Su&ccedil;u Alevi Olmak</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Derviş bey ağır ağır anlatmaya koyuldu: &ldquo;Su&ccedil;unu soruyorsun; su&ccedil;u Alevi olmak. D&ouml;nem, Kanuni Sultan S&uuml;leyman&rsquo;ın torunu &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Murat </span></strong><span style="color: #333333;">(1574-1595</span><span style="color: #333333;">) d&ouml;nemi. Bu Padişah, sarayından dışarı adımını atmamış, zevk ve sefa i&ccedil;inde g&uuml;n&uuml;n&uuml; g&uuml;n eden; şiir yazan, bol i&ccedil;ki i&ccedil;en ve &ccedil;ok sayıda kadınla ilgilenen biri. Alevilik ise, Kızılbaş, Rafızi ve m&uuml;lhidlik adı altında resmen c&uuml;r&uuml;m kavramı arasında sayılıyor. Kısacası Osmanlı adaletinde &ouml;l&uuml;mle cezalandırılması gereken bir b&uuml;y&uuml;k su&ccedil;, Alevi olmak! Şeriat bilginlerince Kuran&rsquo;daki cihat -yani İslamiyet dışındaki inan&ccedil; topluluklarını kafir sayarak, İslam&rsquo;a d&ouml;nmedikleri takdirde onlara karşı savaş a&ccedil;mak- kavramı i&ccedil;inde değerlendirilip fetvalar veriliyor. Anlayacağın, din temeli &uuml;zerinde kurulmuş Osmanlı devleti, şeriat h&uuml;k&uuml;mlerince Alevi olanı &lsquo;kafir&rsquo; sayıyor ve katlini vacip kılıyor. S&uuml;nni halkın &ouml;zendirilmesi ve ihbarcılığın devlete yardım olduğu fikrinin yaygınlaştırılması i&ccedil;in, Kızılbaş &ouml;ld&uuml;renler &lsquo;cennet ve nimetleriyle&rsquo; m&uuml;jdelendiriliyor.&rdquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Ka</span><span style="color: #333333;">mil&rsquo;in gittik&ccedil;e artan şaşkınlığı arasında Derviş adeta soluk almadan konuşuyordu: &ldquo;Osmanlı devleti sanki varolma siyasetini, Alevi inan&ccedil;lı tebasını tek tek yada toplu halde kıyımlara uğratarak yok etmekte g&ouml;r&uuml;yor. Cihat kuralları gereğince &ouml;nce İslam&rsquo;a, daha doğrusu şeriata davet ediliyor. &Ccedil;oğu kez bu da yapılmıyor ya; alınan ihbar &uuml;zerine başka su&ccedil;lar y&uuml;klenerek yakalanıp, yok ediliyordu. Nasıl mı? Onu da s&ouml;yleyeyim; su&ccedil;lunun elleri ayakları bağlanıp Kızılırmak&rsquo;a atılarak, diri diri ateşte yakılarak yada b</span><span style="color: #333333;">oynu vurularak...&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kamil saf&ccedil;a s&ouml;ylendi: &ldquo;Demek ki onlar da şimdikiler kadar zalımlarmış kurban!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Elbette ya, iyi dinle. Şimdi sana okuyacağım padişah buyruğuna g&ouml;re, İna&ccedil; k&ouml;yl&uuml; Yitilmiş Abdal hemşehrine neler yapılmak isteniyor. Ancak d&ouml;rt y&uuml;z yıl &ouml;nceki dil bug&uuml;ne pek uymuyor. Bug&uuml;n&uuml;n T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;siyle sana okuyacağım.&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">B&uuml;t&uuml;n bunları b&uuml;y&uuml;k bir ilgiyle izleyen Kamil kafasında toparladığı d&uuml;ş&uuml;nceleri sonunda s&ouml;ze d&ouml;kt&uuml; : &ldquo;Aklımı şaşırdım kurban. Hele oku hele, şu fermanı. Oku ki, dinleyek g&ouml;rek, İstanbul&rsquo;daki koskoca padişah Yitilmiş Abdal hemşehrimle nasıl uğraşmış? Farzedelim Ankara&rsquo;dan cumhurbaşkanı, Maraş&rsquo;ın bir k&ouml;yl&uuml;ğ&uuml;nden ben Kızılbaş Kamil Delir&uuml;zgar&rsquo;a ferman etmiş! Bizim yaşadığımız</span></strong><span style="color: #333333;"> 1978</span><span style="color: #333333;"> &ouml;l&uuml;m fermanlarıyla, d&ouml;rt y&uuml;zyıl &ouml;nce,</span><span style="color: #333333;"> 1577</span><span style="color: #333333;"> yılında Maraş Alevisine g&ouml;nderilen ferman arasında g&ouml;rek bir fark var mı?&rdquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Sonra susup, dinlemeye koyuldu Derviş beyin okuduklarını: </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #800080;">&ldquo;Z&uuml;lkadiriye beylerbegisi ve Elbistan kadısına h&uuml;k&uuml;m ki: Sen ki kadısın, mektup g&ouml;nder&uuml;b Elbistan kazasına tabi İna&ccedil; nam kariyyeden Yitilmiş Abdal nam kimesne i&ccedil;&uuml;n Kızılbaş olub, Şer&rsquo;le hakkından gelinmek lazımdır deyu bildirmişsin...&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Derviş &ouml;n&uuml;ndeki kitaptan kafasını kaldırıp, &ldquo;burasını anlamış olmalısınız&rdquo; dedi; &ldquo;demek ki, İna&ccedil; k&ouml;y&uuml;nden Yitilmiş Abdal adındaki hemşehrini Kadı efendi Padişaha, &lsquo;Kızılbaş&rsquo;tır, şeriat kılıcıyla yok edilmelidir&rsquo; diye ihbar edip, cezalandırılmasını talep etmiş.&rdquo; Yeniden okumaya daldı: </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #800080;">&ldquo;</span></strong><span style="color: #800080;">İmdi mezburu ele get&uuml;rmen emir ed&uuml;b buyurdum ki vusul buldukta mezkuru ahar bir t&ouml;hmet nami ile ele getir&uuml;b dahi ahvalin bermucibi şer&rsquo;i şerif gereg&uuml; ve...</span><span style="color: #333333;">yani buyruğum varır varmaz, adı ge&ccedil;en kişiyi ağır bir su&ccedil;lamayla yakalayıp, şeriat h&uuml;k&uuml;mleri gereğince ve.</span><span style="color: #333333;">..&rdquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Birden sustu ve mırıltıyla sonuna kadar okudu ve &ldquo;birka&ccedil; satır atlayıp, sadece son h&uuml;k&uuml;m c&uuml;mlelerini s&ouml;yleyeyim sana, dedi: </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #800080;">&ldquo;</span></strong><span style="color: #800080;">Dinsiz Rafıziler i&ccedil;in eskiden &ccedil;ıkarmış olduğum padişahlık buyruğum &uuml;zere, o kişinin Şeri&rsquo;at kılıcıyla hakkından gelesin</span><span style="color: #800080;">! Hicri 985; bug&uuml;n&uuml;n tarihiyle 1577.&rdquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Maraşlı Kamil Delir&uuml;zgar, Derviş konuşurken ve Elbistan kadısının şikayeti &uuml;zerine Padişahın g&ouml;nderdiği buyruğu okurken;</span></strong><span style="color: #333333;"> 1978</span><span style="color: #333333;"> yılında devlet g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;lerini arkasına alan faşist &ccedil;etelerin planladığı Maraş kırımını yaşayanların ve g&ouml;renlerin anlattıkları olayları kafasından ge&ccedil;iriyordu. Derviş s&ouml;zlerini bitirmiş, Alevi d&uuml;şmanlığını bu tescilli belgelerle S&uuml;nni inan&ccedil;lı halkın arasına devletin nasıl sokup bug&uuml;nlere ulaştırdığını d&uuml;ş&uuml;nmeye dalmıştı ki, Kamil kafasından ge&ccedil;enleri dışavurdu ve &Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun y&uuml;reğine &ccedil;&ouml;reklenmiş karayılanın zehirini nasıl akıttığını anlattı. </span></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">&Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun Y&uuml;reğindeki Yılan</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Adı T&uuml;rkoğlu&rsquo;ya &ccedil;evrilmiş, Alevilerin yaşadığı bir k&ouml;y vardır Maraş&rsquo;a fazla uzak olmayan. Burada &Ccedil;akullu ismini taşıyan Şafii inan&ccedil;lı K&uuml;rt k&ouml;y&uuml;nden gelip, aralarına yerleşmiş birka&ccedil; aile yaşamaktaydı. Kendilerine iyice yaklaşmış ve kaynaştıklarına tam olarak inandıkları, g&uuml;vendikleri bir tek kişi vardı i&ccedil;lerinde; &Ccedil;akullu Memo. Aralarına sık sık gelir, birlikte konuşur tartışır, yarenlik ederlerdi. Kadınlarının kızlarının ka&ccedil;-g&ouml;&ccedil; bilmediği k&ouml;y&uuml;n kapıları teklifsizce bu S&uuml;nni komşularına a&ccedil;ıktı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Aynı zamanda &ccedil;ift-&ccedil;ubuk ara&ccedil;ları ustası olduğundan; yani karasaban, pulluk, boyunduruk yapmak yada onarmak becerisinden &ouml;t&uuml;r&uuml; koca k&ouml;yde girip &ccedil;ıkmadığı ve ekmeğini yemediği ev yoktu. Alevi komşuları onu, &ldquo;&Ccedil;akallu Memo bizden!&rdquo; diyerek bağırlarına basıyorlar. Ama, Şafii komşu ve akrabaları, yarenlikten de olsa a&ccedil;ık a&ccedil;ık, &ldquo;sen artık Kızılbaş oldun!&rdquo; demekten &ccedil;ekinmiyorlardı. Kısacası, g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe bakılırsa herkes birbirinden memnun, g&uuml;l gibi ge&ccedil;inip gidiyorlardı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Son iki haftadır g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu &Ccedil;akallu Memo. Kimse farkında değil, kimsenin arayıp sorduğu da yok. Aslında k&ouml;yde hi&ccedil; kimsenin eli işe varmıyor, ağzını bı&ccedil;ak a&ccedil;mıyordu. Maraş&rsquo;tan gelen Alevi kırım haberleri, onları derin yasa boğmuştu. Aynı zamanda bir yandan da, &ccedil;eşitli yollarla silah sağlayıp &ouml;nlemlerini almaktan geri durmuyorlardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, filan S&uuml;nni k&ouml;y&uuml;n &uuml;&ccedil; g&uuml;n sonra, filan k&ouml;y&uuml;n Şafiileri &ouml;b&uuml;r g&uuml;n, k&ouml;ylerine saldıracakları s&ouml;ylentileri s&uuml;rekli kulaklarına &ccedil;arpıyordu. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Memo&rsquo;nun akrabaları ve birka&ccedil; evlik &Ccedil;akallu komşular, k&ouml;y&uuml; bu s&uuml;re i&ccedil;inde terk mi etmişlerdi ne? Kimseler ortalıkta yoktu. s&ouml;zde Maraş kırımını duyalı beri onları g&ouml;zetlemeye almışlardı. Oysa, her evde bir iki yaşlı dışında kimseler kalmadığının farkında bile değillerdi. &Uuml;stelik bilmiyorlardı ki, Maraş olayları daha başlamadan, yani Alevilerin oturdukları evler s&ouml;zde belediye memurları tarafından işaretlenmeden &ouml;nce, S&uuml;nni k&ouml;ylerin hepsine haber salınarak cihat &ccedil;ağrısı yapılıp militan toplanmıştı. &Ccedil;akallu komşular da, gizlice eskiden geldikleri k&ouml;ye d&ouml;n&uuml;p, akrabalarının evlerine birer ikişer dağılmışlardı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">İlgin&ccedil; olan, yani T&uuml;rkoğlu k&ouml;y&uuml; b&uuml;y&uuml;klerinin, o evleri g&ouml;zletmeye karar vermelerinin nedeni korunmalarını sağlamak i&ccedil;indi. Olaylar dolayısıyla &ouml;fkeleri kabaran k&ouml;y delikanlılarından bir saldırı filan olmasın, eğer olursa korusunlar diye, &ouml;nlem almışlardı. Ancak onları en &ccedil;ok şaşırtan &Ccedil;akallu Memo&rsquo;ydu; o da ortalarda g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu. Oysa onun gelip kendilerini teselli edeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, dertlerine ortak olacağını tahmin ediyorlardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onu hep kendilerinden biri gibi bağırlarına basmışlar. Hatta &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki kış onu, k&ouml;yde yapılacak G&ouml;rg&uuml; Cemi&rsquo;ne bile &ccedil;ağırmayı tasarlıyorlardı. Neden &ccedil;ekinip, kimden korkup da ortalıktan yitmişti?</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ouml;yle ki, Memo yanlarına gelip &ldquo;komşular, Alevi dostlarım bu ne iştir olanlar? Biz S&uuml;nni aileler yıllar yılı i&ccedil;inizde yaşamaktayız. Sizlerden insanlıktan başka bir muamele g&ouml;rmedik hi&ccedil;; sadece iyilik, sadece dostluk g&ouml;rd&uuml;k canlarım! Sizin inancınız size, bizimkiyse bize. Şu koca k&ouml;yde S&uuml;nni &uuml;&ccedil; bu&ccedil;uk ev varız; hi&ccedil;bir zaman &ouml;n&uuml;m&uuml;ze &ccedil;ıkıp da, &lsquo;ne diye camiye gidersiniz &uuml;&ccedil; beş saatlik yolu teperek ve neden g&uuml;nde beş &ouml;ğ&uuml;n eğilip doğrulur, yer &ouml;persiniz?&rsquo; diye sorarak bize hi&ccedil; karışmadınız. &Ouml;yleyse biz S&uuml;nnilerin, bizim yaptıklarımızı yapmıyorsunuz diye, sizleri kafir bellemeye ne hakkımız var?&rdquo; diyerek kendileriyle her zaman yaptığı gibi konuşsun, hayıflansın ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;lerine ortak olsun istiyorlardı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Doğrusu dost ve yakınlık dediğin b&ouml;yle g&uuml;nde belli olurdu. Maraş&rsquo;ta kan g&ouml;vdeyi g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş; gelen haberlere g&ouml;re Alevilere, Yezid ordusunun Kerbela&rsquo;da Ali evlatlarına yaptıklarından daha fazlasını reva g&ouml;rm&uuml;şler. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kadın, &ccedil;oluk-&ccedil;ocuk demeden doğramışlar paslı kılı&ccedil;lar ve baltalarla. Kızılbaş avına &ccedil;ıkmış faşist destekli Şeriat bağnazları; cihada &ccedil;ıkmışlar cennetlik olsunlar diye.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Dost dediğin b&ouml;yle g&uuml;nlerde yanlarında yama&ccedil;larında olmalıydı. &Ccedil;akallu Memo niye evinden &ccedil;ıkmıyor ve niye aralarında dolaşarak, ağızlarını bı&ccedil;ak a&ccedil;mayan Alevi dostlarına yakın durmuyor ve neden omuz vermiyordu kederlerine? Oysa yıllar yılı evlerini ocaklarını değil, y&uuml;reklerini a&ccedil;mış oraya kadar sokmuşlardı kendisini. Yoksa yezitlik, onun y&uuml;reğinin i&ccedil;inde bir kara yılan olmuş, &ccedil;&ouml;reklenmiş yatıyor muydu? Yoksa &Ccedil;akallu Memo &ouml;l&uuml;mc&uuml;l ısırığını bu g&uuml;ne mi saklıyordu? Hayır o dostları, candan komşuları, &uuml;st&uuml;ne &uuml;stl&uuml;k eli işe yatkın biricik ustaları; teklifsiz sofralarına oturan ve her evin k&uuml;lfeti-horantasından biriydi o. B&ouml;yle bir olasılığı kafalarından bile ge&ccedil;iremiyorlardı. Olayların başlamasından birka&ccedil; g&uuml;n sonra Maraş kırımını haber aldıkları zaman yaptıkları bir toplantıda, birinin ağzından &ccedil;ıkan, &ldquo;&Ccedil;akallu Memo&rsquo;dan bile kuşkulanmak gerek!&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; ağzına tıkayıvermişlerdi.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">İkinci haftanın sonuna doğru diğer S&uuml;nni komşular d&ouml;nm&uuml;ş; mallarının davarlarının peşlerine ve işlerine gidip gelmeğe başlamışlardı. &Uuml;stelik ilk d&ouml;n&uuml;ş g&uuml;nlerindeki korku ve tedirginliğin hemen ardından, eskiden pek fazla olmayan bir sıcak yakınlık ve hal-hatır etme durumuna girmişlerdi. Ama, asıl yakınlık ve dert ortaklığı bekledikleri &Ccedil;akallu Memo hala g&ouml;r&uuml;n&uuml;rlerde yoktu.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;akallu Memo evindeydi ve karısından başka da bilen yoktu. Samanlığındaki kuru alafın arasında asılı, ot burmalarından bir gizli yuva yapmış, i&ccedil;inde saklanıyordu. Karısı ve tek &ccedil;ocuğu, bir ay oluyordu ki, gittikleri Ak&ccedil;adağ tarafında yaşayan anasıgilden, &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. Kadın evine girip daha bir soluk bile almadan kilerde, odada, ahırda ve ağılda bağıra &ccedil;ağıra kocasını aramaya başlamıştı. Onu kapkara bir y&uuml;zle samanlıkta kuru otların arasındaki bu yuvada gizlenmiş bulunca şaşırıp kaldı. Ama, hemen kendini toparlayıp otob&uuml;ste duyduklarını anımsadı:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Yolculuğu sırasında &ccedil;evresindekilerin konuşmalarına kulak kabartmış ve Maraş&rsquo;ta kafir Kızılbaşların hepsinin kırılıp yok edildiği bi&ccedil;iminde s&ouml;zler duymuştu. Hatta kadının kendisi bu s&ouml;zlere kızmış, konuşmalarına karışarak, Kızılbaşların arasında yaşadıklarını ve hi&ccedil; de s&ouml;ylendiği gibi k&ouml;t&uuml; ve ahlaksız insanlar olmadıkları y&ouml;n&uuml;nde sıkı savunmalarını yapmıştı. Bunun &uuml;zerine adamlar, &ldquo;&ouml;yleyse bundan sonra orada yaşamanız g&uuml;&ccedil;leşecek. Siz onları &ouml;vseniz de, başınıza ta&ccedil; da yapsanız, mutlaka &ouml;&ccedil; almak isteyeceklerdir, uyanık olunuz!&rdquo;diye onu uyarmışlardı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kadın kocasına otların arasında ne yaptığını ve ni&ccedil;in gizlendiğini hi&ccedil; sormadan, bu duyduklarını bir &ccedil;ırpıda ona anlatmıştı. Memo anlatılanları fırsat bilip fısıltıyla konuşarak şu yalanı uydurmuştu: &ldquo;Adamların dedikleri doğru. Ben de bu samanlıkta tam bir haftadır saklanmaktayım. Korkumdan dışarı &ccedil;ıkamıyorum. Sakın kimseye s&ouml;yleme burada bulunduğumu. Biraz zaman ge&ccedil;sin. Havayı kokla, dinle bakalım neler konuşuluyor; &ccedil;evreyi iyi kola&ccedil;an et!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;akallu Memo m&uuml;thiş bir korku azabı yaşıyordu. Daha doğrusu, bir t&uuml;rl&uuml; g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nden gitmeyen kendi yarattığı korkun&ccedil; olayı yaşıyordu. Dehşetle a&ccedil;ılmış g&ouml;zlerle her biri, &ldquo;Ni&ccedil;in? Neden? Kimsin sen? Ne yaptım ben sana?&rdquo;, dercesine kendisine bakarak, kavak gibi devrilip &ouml;n&uuml;ne cansız uzanmış iki erkek bir kadının y&uuml;zleri g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nden gitmiyordu. Hele bir g&ouml;zlerini kapatıp biraz kestirmeğe &ccedil;alışsa, yine karşısına &ccedil;ıkıyor dehşetle a&ccedil;ılmış o g&ouml;zler aynı soruları ha bire yineliyorlardı. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Artık bu korkulu hayal karşısında g&ouml;zlerini kapatamaz olmuştu. Oysa o zaman, &ccedil;evresindeki silah sesleri ve &ldquo;Allah, Allah, Allah! Kızılbaş kafirine &ouml;l&uuml;&uuml;&uuml;m! Cihat g&uuml;n&uuml; bug&uuml;n ey ehli İslaaam! &Uuml;&ccedil; Kızılbaş &ouml;ld&uuml;r, cennetin kapıları a&ccedil;ılsın g&uuml;ld&uuml;r g&uuml;ld&uuml;r!&rdquo; naraları arasında, o dehşetle a&ccedil;ılmış ve birka&ccedil; saniye sonra sonsuza kapanacak olan g&ouml;zlerin sorularını kahkahalarla ş&ouml;yle yanıtlamıştı:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Ni&ccedil;in mi seni &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorum? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen Kızılbaşsın ve bir kafirsin! Cennetimi kendi elimle yapmak istiyorum. Onca yıldır Kızılbaşların i&ccedil;inde yaşıyordum, ama bilmiyordum, Kızılbaş &ouml;ld&uuml;rmekle cennete gidileceğini. Kim olduğumu merak ediyorsan, adımı da s&ouml;yleyeyim; ben &Ccedil;akallu Memo, T&uuml;rkoğlu k&ouml;y&uuml;nden!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bir haftadır hep a&ccedil;ıktı g&ouml;zleri &Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun. O &ouml;l&uuml; benizlerde yuvalarından fırlamış kendine bakan g&ouml;zleri g&ouml;rmemek i&ccedil;in, değirmen taşı gibi ağırlaşmış g&ouml;zkapaklarını bir t&uuml;rl&uuml; kapayamıyordu. Dışarı &ccedil;ıkması da olası değildi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onu kendilerinden sayan Alevi komşuları soru yağmuruna tutup, iki &uuml;&ccedil; haftadır nerede olduğunu &ouml;ğrenmek isteyeceklerdi. Onlara hi&ccedil; diyebilir miydi, Maraş&rsquo;ta Kızılbaş avındaydım?...</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun karısı, yakınları ve S&uuml;nni komşularıyla ilk karşılaşmasında, onların hem Alevi komşularına karşı davranışlarının değişmiş ve hem de kendisi i&ccedil;in &lsquo;Kızılbaş Memo&rsquo;nun karısı&rsquo; su&ccedil;lamasını bırakmış olduklarına g&ouml;rd&uuml;. &Ccedil;ok kere şakadan da olsa laf atmadan yanından ge&ccedil;mezlerdi. Ertesi g&uuml;n &uuml;rkek adımlarla k&ouml;y meydanını ge&ccedil;ip, &ccedil;eşmeye suya gitmişti. Hangi k&ouml;şeden &ccedil;ıktıklarının farkında olamadığı Alevi komşularından kadınlı erkekli birka&ccedil; kişi sarı sarıverdiler &ccedil;evresini. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kadının benzinin birden sapsarı kesilmesine anlam veremeyen gruptan birisi sordu-sual etti. Herkesin d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri ve i&ccedil;inden ge&ccedil;irdikleri o dile getirdi: &ldquo;Nerede bizim &Ccedil;akallu Memo? Biz onu Alevi dostu bilirdik; yalnız evimizin başk&ouml;şesine, soframıza değil, y&uuml;reğimizin tahtına oturtmuştuk. Dost tanır, can bilirdik. Yer yarılıp da yere mi girdi? Biliyoruz ki sen uzaklarda, Ak&ccedil;adağ&rsquo;da anangildeydin. Maraş&rsquo;ta Alevi kıyımı yapıldı; &ccedil;oluk &ccedil;ocuk kadın demeden y&uuml;zlerce insan boğazlanmış, gebe kadınların karınları deşilmiş ve kurşunlanmış bacım, belki duymuşsundur. Bekledik ki, Memo gelip acımıza ortak olsun, onu bizden bilirdik! Ama, asıl korkumuz, &Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun bizlere yakınlığı ve dost oluşu y&uuml;z&uuml;nden başına bir iş gelmiş olması bacım. Zaten adama Kızılbaş Memo diyorlardı sizinkiler. Seni bekliyorduk ki, haber verelim; biz bu korkudan onu aramaya başladık bile. İnşallah karayezitler başına bir iş getirmemiştir dostumuzun!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Herhangi bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapacaklar diye baştan &ccedil;ok korkmuş olan kadın, şaşırmıştı bu s&ouml;zleri duyunca. Kendisinin ve kocasının, komşuları hakkında k&ouml;t&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri i&ccedil;in &uuml;z&uuml;ld&uuml;. &Ouml;teden beri kendilerini &ccedil;ok seven ve candan dost olan bu insanlar ne diye birden d&uuml;şman kesileceklerdi? </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Maraş&rsquo;ta olan kıyımdan onlara neydi? Bu adamlara, Alevilere saldırıda bulunanlar kudurmuş olmalı! Bunlar kafasından ge&ccedil;erken, kocasının Maraş olayları y&uuml;z&uuml;nden kendilerinden korktuğu i&ccedil;in samanlıkta saklandığını s&ouml;ylemek istedi, sonra vazge&ccedil;ti. Onlara hala eve gelmediği ve uzak bir k&ouml;yde bir ağanın yapısında duvar ustalığı yaptığı; ama yakında geleceği haberini yolladığı yalanını uydurdu. İlk aklına gelen bu olmuştu.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kadın eve d&ouml;n&uuml;nce, k&ouml;yl&uuml;lerle aralarında ge&ccedil;en bu konuşmayı sevin&ccedil;le kocasına anlattı. Buna rağmen onun ortaya &ccedil;ıkmamasına anlam verememişti. Aradan &uuml;&ccedil; yada d&ouml;rt g&uuml;n ge&ccedil;ti. Sabah g&uuml;n doğmadan &ccedil;obanlar s&uuml;r&uuml;lerini hen&uuml;z k&ouml;yden &ccedil;ıkarıyorlardı. Davarların sığırların arasından i&ccedil;i asker dolu bir cip, hayvanları iki yana dağıtarak k&ouml;y meydanına doğru y&ouml;neldi. Cip ağır ağır ilerlerken bir subay &ccedil;obanlardan birini &ccedil;ağırdı ve ona bir ş</span></strong><span style="color: #333333;">eyler s&ouml;yledi. O da elini uzatarak sorulan yeri g&ouml;sterdi.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Koyunlarını, ke&ccedil;ilerini ve sığırlarını s&uuml;r&uuml;ye katmış d&ouml;nen kadınlar, &ccedil;ocuklar ve erkekler k&ouml;y meydanının ortasında duran askeri cipten &ccedil;ıkan bir mangaya yakın askeri seyre koyuldular. Askerler silahları ellerinde koşar adım &Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun evinin yanından ge&ccedil;tiler. Sonra birden d&ouml;n&uuml;p, arkadan dolaşarak binayı sardılar. Subay ise kapıya &ccedil;ıkmış oğlunu &ccedil;ağırmakta olan Memo&rsquo;nun karısının yanına geldi. Kadın, subayın kapılarına doğru y&ouml;nelip gelmesi bir yana, bir şey sormadan kendisini i&ccedil;eri itekledikten sonra yavaş&ccedil;a, kocasına seslenmesini istemesine bir anlam veremedi.</span> </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kadın avludan ge&ccedil;ip samanlığa y&ouml;nelerek, kocasına adıyla seslendi. Hi&ccedil;bir şeyden haberi olmayan &Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun &ouml;fkeli, ama kısık sesi derinden derine duyuldu: &ldquo;Kız ben sana demedim mi beni b&ouml;yle y&uuml;ksek sesle &ccedil;ağırma! İnşallah oğlan yanında değildir. Ne var ne istiyorsun? Gel de burada s&ouml;yle, ne s&ouml;yleyeceksen!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Subay yanındaki iki askere işaret vermesiyle onlar, sten tabancalarında elleri tetikte samanlığın kapısını tekmeleyerek a&ccedil;ıp daldılar i&ccedil;eri. &Ccedil;akallu Memo askerleri karşısında g&ouml;r&uuml;nce, kuru ot balyaları ortasındaki yuvasında donup kaldı. O dehşetle a&ccedil;ılmış &uuml;&ccedil; &ccedil;ift g&ouml;z, zaten hangi yana baksa kendisini izliyordu. Birden, &ldquo;yandım Allaaah!&rdquo; diye bağırarak kendini iki askerin ayaklarının dibine attı. Onu kollarından tutarak s&uuml;r&uuml;kleye s&uuml;r&uuml;kleye dışarı &ccedil;ıkardılar. Olanlardan hi&ccedil;bir şey anlamayan karısı &ccedil;ığlık &ccedil;ığlığa bağırmaya başladı:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Nereye g&ouml;t&uuml;r&uuml;yorsunuz kocamı? Kocam size ne yaptı? O karıncayı bile incitmemiştir hayatta. İnanmıyorsanız k&ouml;yl&uuml;lerden sorunuz!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bu arada k&ouml;yl&uuml;ler askeri cipten, ak bir kuşak takmış&ccedil;asına beli sargılı bir delikanlının iki asker tarafından &ccedil;ıkarılıp, Memo&rsquo;nun evine y&ouml;neldiklerini g&ouml;rd&uuml;ler. İki yanda artan kalabalığın arada bıraktığı boşlukta y&uuml;r&uuml;yerek, hep birlikte &Ccedil;akallu&rsquo;nun kapısını &ouml;n&uuml;ne geldiler. Subay ve askerler onu s&uuml;r&uuml;kleyerek dışarı &ccedil;ıkarmışlardı. Karısı bağırıp &ccedil;ağırıyor, ama k&ouml;yl&uuml;lerden tek ses eden yoktu. Şaşkın ve kuşkulu olup bitenleri seyre koyulmuşlardı. İki askerin arasında gelen delikanlı onu g&ouml;r&uuml;nce b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;yle bağırdı:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;İşte bu zalım oğlu zalımdı &uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z&uuml; de kurşunlayan. Abim &uuml;st&uuml;me d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in bana sadece &uuml;&ccedil; kurşun saplandı, &ouml;lmedim. Bu zalım adam kahkaha atarak bağırıyordu: &lsquo;İşte cenneti kendi elimle hazırladım. Bana &Ccedil;akallu Memo derler, Kızılbaşların arasında oturuyorum...&rsquo; Bu k&ouml;y&uuml;n adını s&ouml;yledi, &uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z&uuml;n de &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sandığından adresini verdi. Herhalde Tanrıya adresini veriyordu ki, buradan alıp cennete g&ouml;ndersin merhametsiz adamı.</span></strong><span style="color: #333333;">&rdquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;akallu Memo kafasını hafif kaldırdı. O g&ouml;zleri hemen tanıdı. Haftalardır g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nden gitmeyen dehşetle a&ccedil;ılmış o g&ouml;zleri nasıl unutabilirdi ki? Belleğine altı kara delik a&ccedil;ılmıştı o g&ouml;zlerin bakışlarıyla. Yeniden kafasını &ouml;n&uuml;ne eğdi bakamadı k&ouml;yl&uuml;lerinin y&uuml;z&uuml;ne.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Doğru,&rdquo; diye fısıldadı ve arkasından &uuml;n&uuml; &ccedil;ıktığı kadar bağırdı: &ldquo;Atın beni şu komşularımın &ouml;n&uuml;ne, par&ccedil;alasınlar; ama bu g&uuml;zelim insanların ellerine yazıktır. &Ccedil;ağırıp k&ouml;y&uuml;n b&uuml;t&uuml;n itlerini, onlara par&ccedil;alatsınlar. Ben karay&uuml;zl&uuml;, kapkara y&uuml;rekli bir karayezidim...!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Orada bulunan komşularından ve k&ouml;yl&uuml;lerinden hi&ccedil; kimse tek s&ouml;zle bile karşılık vermedi. Karısı da onun i&ccedil;in bağırıp &ccedil;ağırmayı kesmiş ve sanki taş kesilmişti. Sadece on yaşlarındaki oğlunu bağrına basmış, anlamsız anlamsız komşularına bakıyordu. Seyirci durumundaki T&uuml;rkoğlu k&ouml;yl&uuml;leri &ldquo;&Ccedil;akallu Memo&rsquo;nun y&uuml;z&uuml;&rdquo; deyip deyip yere t&uuml;k&uuml;rd&uuml;ler. Memo cipe bindirilip g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;nce, ağır ağır y&uuml;r&uuml;yerek evlerine girdiler. Hepsi de i&ccedil;inden aynı s&ouml;z&uuml; mırıldanıyordu:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Meğer kara yılan karayezidin y&uuml;reğindeymiş!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT"><span style="color: #333333;">Bunları anlatırken g&ouml;zleri yaşla dolmuş olan Kamil Delir&uuml;zgar sustu. Derviş bey ona, &ldquo;Kamil can,&rdquo; dedi, &ldquo;bir keresinde eğer dilimi tutmasaydım, beni de satırla doğrayacaklardı karayezitler cennetlik olmak i&ccedil;in.&rdquo; ve ilkokul &ouml;ğretmenliğinin ilk yılında,</span><span style="color: #333333;"> 1962'</span><span style="color: #333333;">de yaşadığı o korkulu akşamı &ouml;zetledi:</span></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">Satırlı Bı&ccedil;aklı &Ouml;l&uuml;mc&uuml;l Bir Akşam Yaşamak</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Ekim ayının son g&uuml;nleriydi. Okullar a&ccedil;ılalı iki ayı ge&ccedil;mişti. Yeni atanmış olduğu Kızılmağara k&ouml;y&uuml; okuluna okul denemezdi ya; bin bir uğraş sonunda kandırabildiği Rezo&rsquo;nun boş evini sınıf yapmış kullanıyordu. Bir, iki ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıflar bir arada ve kırk kişi kadardı b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğrencileri. Bağlı olduğu il&ccedil;e eşek-katır sırtında on saat s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nden, okul ara&ccedil; ve gere&ccedil;lerini sağlamak &ouml;yle pek kolay değildi. Tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m tren istasyonuna inip, Hekimhan &uuml;zerinden Malatya&rsquo;ya gitmekti. Kısacası iki g&uuml;n okulu kapatmak zorunda kalacaktı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Daha &uuml;&ccedil; aylık, &ccedil;i&ccedil;eği burnunda gen&ccedil; &ouml;ğretmen kendi okul defterlerinden boş yaprakları kopararak ve kurşun kalemle bir y&uuml;z&uuml; yazılı kağıtları silgiyle silerek &ouml;ğrencilere dağıttı. Elinde bulunan &uuml;&ccedil;-beş kalemi ve kitabı ortak kullandırıp, ders sonlarında geri toplayarak iki ay boyu eğitim-&ouml;ğretimi&nbsp;(!) s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. Her şey t&uuml;kenip bı&ccedil;ak kemiğe dayanınca, ulaşması olanak dışı olan m&uuml;fettişi ve ilk&ouml;ğretimden izin almak gerekliliğini d&uuml;ş&uuml;nmeyi bir yana atıp, okulu kapatarak yola &ccedil;ıktı..</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Muhtarı haberlediği gibi, m&uuml;fettişin teftişe gelmesi olasılığını da g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutarak ona verilmek &uuml;zere bir mektup yazıp ona bıraktı. Bu mektup, okulu kapatıp giden &ouml;ğretmen i&ccedil;in a&ccedil;ılacak soruşturmada sorulacak soruların yanıtlarıydı. Yani gen&ccedil; &ouml;ğretmen, kendi kendine disiplin sorgulamasını a&ccedil;ıyor ve savunmasını da m&uuml;fettişe verilmek &uuml;zere k&ouml;y muhtarına bırakmış oluyordu. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">G&uuml;z soğukları &ccedil;oktan başlamıştı. Eğer kar kapıyı keserse, en az &uuml;&ccedil; ay boyunca k&ouml;yden bir Allah&rsquo;ın kulu kapı dışarı &ccedil;ıkamazdı. Bu nedenle &ouml;ğretmen kendi kışlık gereksinimlerini de g&ouml;rmek zorundaydı. Karar verdiği g&uuml;n okulu kapattı ve &ouml;ğrencilerine ertesi g&uuml;n gelmemelerini s&ouml;yleyerek.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Mehmetmustafa&rsquo;nın oğlu olan &ouml;ğrencisi H&uuml;seyin&rsquo;i yanına alarak &ouml;ğleden sonra yola &ccedil;ıktılar. Kafalarını y&uuml;zlerini sarıp sarmalamışlardı. Ellerinde ise kocaman, kalın kalın sopaları vardı, kendilerini kurttan ve k&ouml;pekten korumak i&ccedil;in.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Yayaydılar. &Ouml;nce Delihasanyurdu k&ouml;y&uuml;ne uğrayacaklardı. &Uuml;&ccedil; saatlik yol demişlerdi ya; k&ouml;yl&uuml;k yerde g&uuml;neşin doğuşu batışı ve &ccedil;evredeki dağların tepelerin g&ouml;lgelerinin, yama&ccedil;ları ve d&uuml;zl&uuml;kleri basmasıyla zamanı &ouml;l&ccedil;t&uuml;klerinden&nbsp;(!), kafalarındaki saat kavramına kesinlikle g&uuml;venilmezdi. Yılbız kalesi dedikleri gediği aştıklarında, koyu bir sis basmıştı her yanı. Birka&ccedil; adım &ouml;telerini g&ouml;remiyorlardı. On beş yaşlarında ve okulun en yaşlı &ouml;ğrencilerinden olan H&uuml;seyin,&rdquo;&ouml;ğretmenim kese yoldan gidelim ki &ccedil;abuk varalım&rdquo; dediği i&ccedil;in, ke&ccedil;iyolunu bırakmış dağdan bayırdan ilerliyorlardı.</span> </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">H&uuml;seyin koyu sisin ortasında birden durdu ve iki yana bakarak, &ldquo;&ouml;ğretmenim dedi, belliklediğim yerleri pustan g&ouml;remiyorum. Yoldan da &ccedil;ıktık. Ne yana gideceğimizi bilmiyorum. Daha fazla ilerlemeyelim; eğer yanlış yoldan gidersek kayadan-mayadan d&uuml;şeriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; buralarda sıra sıra kayalıklar, u&ccedil;urumlar var. En iyisi izimize geri d&ouml;nelim.&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Gen&ccedil; &ouml;ğretmen &ouml;nlemini almıştı yola &ccedil;ıkarken. Gidecekleri k&ouml;ylerin g&uuml;neşin doğduğu y&ouml;nde olduğunu birka&ccedil; kişiden ayrı ayrı sorup &ouml;ğrenmişti. İki ay &ouml;nce atandığı k&ouml;ye gelirken, Malatya&rsquo;da bir kitap&ccedil;ı d&uuml;kkanında g&ouml;r&uuml;p satın aldığı pusula yanındaydı. &ldquo;Dur, dedi &Ouml;ğretmen, d&ouml;nmeyelim. &Ouml;nce pusulayla y&ouml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; bulalım.&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">O, pusulada doğu y&ouml;n&uuml; saptamaya &ccedil;alışırken H&uuml;seyin, eline taş alarak ileri doğru fırlattı. K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k taş b&uuml;y&uuml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler &ccedil;ıkararak d&uuml;ş&uuml;nce, ikisinin de rengi attı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tam bir u&ccedil;urumun başında bulunuyorlarmış meğer. Sekiz on adım sonra rahat u&ccedil;urumdan u&ccedil;abilirlermiş. Ger&ccedil;ekten yollarını şaşırmışlar, doğuya değil g&uuml;neye doğru uzun s&uuml;re y&uuml;r&uuml;m&uuml;şlerdi.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">K&ouml;ye ancak g&uuml;neş batımında ulaştılar. Yoğun sis de kalkmıştı. H&uuml;seyin&rsquo;i Delihasanyurdu&rsquo;ndaki akrabalarına bırakıp, onların yanına katmış oldukları bir başka delikanlıyla, karanlık dağları tam bastığında Kurşunlu bucağına indiler. Gen&ccedil; &ouml;ğretmen Delihasanyurdulu delikanlıyla, iyi tanışları olan k&ouml;y&uuml;n varlıklısı &Ccedil;er&ccedil;i Ali&rsquo;nin evinde konukladılar.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;er&ccedil;i Ali&rsquo;nin evi başka konuklar ve komşularla doluydu o akşam. Ama, ilk kez evlerine gelmiş olan Kızılmağara k&ouml;y&uuml;n&uuml;n &ouml;ğretmeni baş konuk edilip k&ouml;şeye ge&ccedil;irildi. Yemekler yendi, ayranlar ve şerbetler i&ccedil;ildi. &Ccedil;aylar hazırlanırken sohbet koyulaşmaya başlamıştı. Bu arada camide kılınan akşam namazı d&ouml;n&uuml;ş&uuml;nde epey komşu birikmişti.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;er&ccedil;i&rsquo;nin ke&ccedil;eler, kilimler ve duvar diplerine fırdolayı geniş yastıklar d&ouml;şemiş olduğu, kocaman avlu silme erkek doluydu. Ocakta yanmakta olan kocaman meşe k&uuml;t&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n, ısısının &ccedil;oğu bacadan gitmesine rağmen, kalan sıcaklığı avluyu rahat ısıtmaktaydı. &Ouml;yle ki, evin giriş kapısını &ccedil;ifte kanatlarından biri s&uuml;rekli yarı aralık tutuluyordu. Her yaştan erkek vardı, ama karşı cinsten g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde hi&ccedil; kimse yoktu. Ancak yemek esnasında ve şu anda &ccedil;aylar i&ccedil;ilirken, sağdaki duvardan avluya a&ccedil;ılan bir kapıdan kafası y&uuml;z&uuml; &ouml;rt&uuml;l&uuml; bir kadın elinde tabakla, tepsiyle &ccedil;alaca g&ouml;r&uuml;n&uuml;p, onları ortada hizmet eden erkeğe vererek g&ouml;zden kayboluyordu. Konuşmalar, sohbetler erkek erkeğeydi.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Herkes birbirini tanıyordu. İ&ccedil;lerinde tek yabancı gen&ccedil; &ouml;ğretmendi. Ama, bu onların istedikleri konularda ve istedikleri bi&ccedil;imde konuşmalarına engel değildi.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Akşam namazının arkasından ne hakkında mı konuşuluyordu? Kızılbaşlar, yani Aleviler hakkında: Namaz kılmadıklar ve oru&ccedil; tutmadıkları i&ccedil;in hepsi kafirdi! Ne kiliseleri vardı Hıristiyanlar gibi, ne de havraları Museviler gibi. Camileri de olmadığına g&ouml;re dinsizdi bunlar, Allah&rsquo;ın cehennemi onlar i&ccedil;indir. Her biri bir cehennem odunuydu; g&uuml;nahkarların atıldığı katran kazanlarını, altında yakılarak fokur fokur onlar kaynatacaklardı! Muhammed&rsquo;in yetmiş iki &uuml;mmetinin dışında bulunuyor ve Yec&uuml;c Mec&uuml;cler gibi fısk &uuml; f&uuml;cur i&ccedil;indeydiler! Gizli gizli toplanıp sığır-sıpa gibi birbirlerine karışırlarmış, Kim kimin babası, kim kimin &ouml;z kardeşi, bilmezlermiş onlar. Analarını da kendisini doğuranlara tanıklık etmiş olanlar belirlermiş. Daha neler neler...</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Gen&ccedil; &ouml;ğretmen konuşmanın yatağını değiştirmek i&ccedil;in &ccedil;evrenin tarımsal sorunlarından, &ouml;zellikle meyvecilikten s&ouml;z etti. Kendi k&ouml;ylerinin arazisinde bağ yapılıp &uuml;z&uuml;m yetiştirilebileceğini anlattı. Sonra Hasan&ccedil;elebi ve Bicir k&ouml;y&uuml; &ouml;rneklerini vererek, başka &ccedil;alışma alanlarına el attı; k&ouml;m&uuml;r ve krom madeni iş&ccedil;iliğinin gelişmeleri y&ouml;n&uuml;nde durduysa da başaramadı konuyu değiştirmeği. Adlarını s&ouml;ylediği k&ouml;ylerin Alevi oluşu y&uuml;z&uuml;nden, yine Kızılbaş konusuna girildi. Ve Kızılbaş k&ouml;ylerinden anılara ge&ccedil;ildi.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ouml;ğretmenin bu arada, ilk kişinin anlattıkları arasına girme fırsatı yakalayarak, İslam tarihine dalması ve Kuran&rsquo;dan bazı ayetler okuyup dinsel a&ccedil;ıklamalar getirmesi bir s&uuml;re konudan uzaklaştırdı. Herkes suspus olup takdir edici mırıltılarla onu dinledi. Buna rağmen &ouml;ğretmenin ikinci bir konuya atlamasına meydan verilmedi. &Ccedil;eşitli girişimleri onları Kızılbaş &ouml;yk&uuml;lerinden uzaklaştırmak i&ccedil;in işe yaramadı. Tam tersine dinsel konularda ayrıntılı konuşması ve hocalarından bile duymadıkları bilgilerden s&ouml;z etmesinden, kaş-g&ouml;z-baş işaretleriyle &ouml;ğretmenin S&uuml;nni bir din hocasının oğlu olduğuna karar verilmişti. Gen&ccedil; &ouml;ğretmenin sıkıntılarının arttığının kimse farkında değildi. Bu kez ev sahibi konuşmaya başlamıştı:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;</span><span style="color: #333333;">Benim adım Ali ya, &uuml;stelik pala bıyıklıyım. Alevi k&ouml;ylerine gittim mi, niye yalan s&ouml;yl&uuml;yeyim rahat ediyorum. &lsquo;Adına kurban olayım Ali&rsquo;m, sen mi geldin? Safa geldin y&uuml;z&uuml;m basa geldin!&rsquo; deyip elime ayağıma kapanıyorlar. Ak&ccedil;adağ Alevileri arasında kimi yerde Bicirli ya da Hasan&ccedil;elebili, kimi yerde Mezirmeli ya da Sinemilli oluyorum. Bu k&ouml;ylere gittiğimde de Ak&ccedil;adağ&rsquo;ın k&ouml;ylerinin adlarını veriyorum. Benim en değerli m&uuml;şterilerim Alevilerdir. Onların kadınlarında ka&ccedil;-g&ouml;&ccedil;, kapanmak filan yok; sığır-sıpa gibiler. Ne elma yanaklı kızlar, ne karpuz g&ouml;tl&uuml; gelinler g&ouml;rd&uuml;m!&rdquo; </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kahkahalar arasında &ccedil;evresinde kendisini can kulağıyla dinleyenlere kısık sesle: &ldquo;Ne elma yanaklar dişledim ve ne karpuzlara bı&ccedil;ak attım o mum s&ouml;nd&uuml; toplantılarında bilemezsiniz!...&rdquo; cinsinden bir s&uuml;r&uuml; akla hayale gelmeyen yalan ve kara &ccedil;almalar anlatırken, &ouml;ğretmenin bir sorusu &uuml;zerine, toplantılarına katıldığını ve olayları bizzat yaşadığını yemin-kassem s&ouml;ylemekten &ccedil;ekinmedi. Ama, her şey zifiri karanlıkta ger&ccedil;ekleştiği i&ccedil;in, kimsenin kimseyi tanımasının m&uuml;mk&uuml;n olmadığını da eklemekten geri durmamıştı.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;er&ccedil;i Ali&rsquo;nin s&ouml;zlerini bitirmesi &uuml;zerine ağızbirliği etmiş&ccedil;esine aynı c&uuml;mleyi yinelediler: &ldquo;İşte bu y&uuml;zden Kızılbaşların katlini vacip kılmışlar!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Birden i&ccedil;lerinden biri diz kurup doğruldu ve yumruğunu sıkarak bağırdı: &ldquo;Kuran&rsquo;da yazılıymış. D&uuml;n cuma namazında Hoca s&ouml;yledi unuttunuz mu? &Uuml;&ccedil; Kızılbaş &ouml;ld&uuml;ren cennete gidermiş. Vallah billah bir punduna getirsem, &uuml;&ccedil; tane değil, tam on &uuml;&ccedil; tanesini satırla doğrarım! Allah&rsquo;ın buyruğunu yerine getirmek her M&uuml;sl&uuml;man&rsquo;ın boynunun borcu!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Gen&ccedil; &ouml;ğretmen fena halde korkmuş ve bir titreme almıştı elini ayağını. Belini yastığa iyice yaslayıp elleriyle iki yanından kavramıştı sıkıca. Anlayacaklar diye &ouml;d&uuml; kopuyordu. &Ouml;fkeli adamı bazıları onayladıysa da, bazıları anlaşılmaz mırıltılar &ccedil;ıkartarak ge&ccedil;iştirdiler.Yanındaki ise aklına yeni gelmiş bir &ouml;yk&uuml;y&uuml; anlatmak i&ccedil;in sabırsızlanırken, kendi kendine g&uuml;l&uuml;yordu. Birden giriverdi avluda oluşmuş soğuk esintinin i&ccedil;ine ve anlatmaya koyuldu:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">Bir &Ccedil;uval Dolusu Hıyar &Ouml;yk&uuml;s&uuml;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Yahu şu Kızılbaşlar aslında &ccedil;ok &ouml;m&uuml;r adamlar. Ne benzetişler, ne mizah ve ne mantık oyunları var adamlarda; akıl sır eresi değil! Bicir&rsquo;de bir Alevi ahbabım var. Bir g&uuml;n onunla konuşuyorduk, sordum: Yahu siz Aleviler, karınlarınızla yattıktan sonra yıkanmazmışsınız, doğru mu bu? Oysa Kuran da yazılı bu, Allah&rsquo;ın buyruğu!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Hadi canım sen de! Allah&rsquo;ın başka işi yok da karımla benim arama mı giriyor? Her şeye de karışıyor. Ama, aramıza &ouml;yle sık girerse, yanlışlıkla başına bir gelebilir, dedi. Arkasından: &lsquo;Soruna gelince; doğrudur yıkanmayız, sadece yıkarız!&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Ben pek bir şey anlamamıştım s&ouml;ylediklerinden. Sonra bir temsil getirdi g&uuml;lmekten bayıldım kaldım. Ne dedi biliyor musunuz? Bana bir soru sordu: &lsquo;Bir &ccedil;uval hıyar doldurmuş bah&ccedil;enden eve geliyorsun. Sırtındaki &ccedil;uval delinmiş ve tam kapının &ouml;n&uuml;nde biri &ccedil;amura d&uuml;şt&uuml;. Ne yaparsın?&rsquo; </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Suya &ccedil;alar; siler, kurular ve &ouml;b&uuml;rlerinin yanına korum. Atacak değilim ya!&rsquo; dedim.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;İşte biz de &ouml;yle yapıyoruz. Temizce yıkayıp, kuruladıktan sonra yerine koyuyoruz hıyarımızı. Ama siz, bir &ccedil;uval hıyar olan bedeninizi iki tas su d&ouml;kerek yıkamaya kalkışıyor ve temizlendiğinizi sanıyorsunuz. Var &ccedil;amaşır g&uuml;n&uuml; yıkan, haftadan haftaya paklan sabunla k&ouml;p&uuml;rte k&ouml;p&uuml;rte. Hem birbirinizi sevip okşayıp, karılarınızla canı cana katacaksınız. Sonra da birbirinizden nefret etmiş, iğrenmiş, birbirinize bok atmış&ccedil;asına sular altından ge&ccedil;eceksiniz!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Adam bunları anlatırken &Ccedil;er&ccedil;i Ali&rsquo;nin &ccedil;ay i&ccedil;mekte olan konukları g&uuml;lmeye başlamış ve satırlı-bı&ccedil;aklı &ouml;l&uuml;mc&uuml;l hava değişmişti. Ama asıl, ha şimdi Alevi olduğunu anlayıp kendisini satırla doğramaya kalkışacaklar, korkusu kalkmıştı &ouml;ğretmenin &uuml;zerinden.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">Canın Kadın mı istedi</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kamil Delir&uuml;zgar, &ldquo;iyi ki bir delilik edip de s&ouml;ylememişsin Alevi olduğunu&rdquo; diye s&ouml;ze girerek, susturdu Derviş beyi. B&ouml;ylece anılarından onu &ccedil;ekip alarak kendisi konuşmayı s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;: </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Alevi olduğunu s&ouml;ylemek değil, onların lehinde bile konuşsaydın, senden kuşkulanır ve yine yok ederlerdi. Ben Kozan cezaevinde yatıyordum. Altmış beş yaşlarında Avşar T&uuml;rkmeni bir S&uuml;nni, ka&ccedil;ak&ccedil;ılıktan i&ccedil;eri atılmış ve bizim koğuşa verilmişti. Bir g&uuml;n aramızda bulunan gen&ccedil; bir tutuklu, kadın kız &ouml;zleminden s&ouml;z etti. Bu Avşar ne dese beğenirsin kurban?: &lsquo;Oğul, g&uuml;n&uuml;n de az kalmış senin. &Ccedil;ıkar &ccedil;ıkmaz bir Kızılbaş k&ouml;y&uuml;ne git. Orada tuttuğun kadınla kızla o işi yaparsın. B&ouml;ylece hapishanedeki kadınsızlığın acısını &ccedil;ıkarırsın&rsquo; </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bunları duyunca nasıl kafam attı. Adamı &ouml;ld&uuml;reyazdım bırakmadılar. Yezidoğlu yeziddeki zihniyete bak sen; canı kadın isteyeni Kızılbaş k&ouml;y&uuml;ne g&ouml;nderiyor. Sanki Alevi-Kızılbaş k&ouml;yleri a&ccedil;ık genelev. B&uuml;t&uuml;n koğuş y&uuml;z&uuml;ne t&uuml;k&uuml;rd&uuml;. Yoksa kahrolurdum. Bu adamlar işte b&ouml;ylesine y&uuml;zs&uuml;z, b&ouml;ylesine namussuz. Senin &Ccedil;er&ccedil;i Ali de utanmasız sıkılmasız yalan s&ouml;yl&uuml;yordu. Herifler Alevilerin i&ccedil;ine girer, dost ahbap olur, hatta kirve olurlar. Ama, &Ccedil;akallu Memo da olduğu gibi yezitlik, kapkara bir yılan olmuş onların y&uuml;reklerine &ccedil;&ouml;reklenmiştir, &ccedil;ıkmaz Allah &ccedil;ıkmaz! Sana Maraş kırımından bir olay daha anlatayım, iyi işit kurban...&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Birden yandaki masada oturan ikisinden de yaşlıca, ince &ccedil;&ouml;k&uuml;k y&uuml;zl&uuml; şapkalı adam seslendi. Kamil&rsquo;in yeni bir olay anlatmasına meydan vermeyip yapıştırdı s&ouml;zlerini: &ldquo;Avşar yezidi ve &Ccedil;er&ccedil;i Ali gibi konuşanları benim dedemin d&uuml;zeniyle bir gecede yok edeceksin ki, başkalarına &ouml;rnek olsun!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">S&ouml;z&uuml;n&uuml;n kesilmesine aldırmayan Kamil hemen, &ldquo;gel hele ş&ouml;yle yanımıza kurban&rdquo; dedi, &ldquo;adın ne senin kurban, nerelisin?&rdquo; </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Yerinden kalkıp, masalarına oturan adam hemen kendini tanıttı ve anlatmaya koyuldu tezelden: &ldquo;Adım Kalender, Pazarcık&rsquo;ın k&ouml;yl&uuml;klerinden olurum, ama Ak&ccedil;adağ&rsquo;dan gelmeyiz. Oraya da Malatya&rsquo;nın bir başka k&ouml;y&uuml;nden ka&ccedil;ıp gelmişler seksen doksan yıl &ouml;nce. O y&uuml;zbaşı olayının hemen arkasından g&ouml;&ccedil; edip izlerini yitirmişler...&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ouml;b&uuml;r ikisi aynı anda sordu: &ldquo;O hangi y&uuml;zbaşının olayı? Anlat hele Kalender kurban anlat!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kalender zaten sormasalar da anlataca</span><span style="color: #333333;">ktı. Onun i&ccedil;in yanlarına gelmemiş miydi? Deminden beri kulak kesilmiş onları dinliyordu. Hemen anlatmaya koyuldu:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">Muradiye Olayı</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Dedem ya da dedemin babasının Malatya toprağındaki k&ouml;y&uuml;n&uuml;n adı Muradiye imiş. Şimdi b&ouml;yle bir k&ouml;y var mı yok mu, onu bilmem. İşte bu k&ouml;y&uuml;n en ileri geleniymiş, adını taşıdığım dedem Kalender ağa.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">G&uuml;z g&uuml;n&uuml;n&uuml;n bir akşam &uuml;zeri, bir y&uuml;zbaşının emrindeki on beş askerle k&ouml;ye girmişler. S&ouml;zde K&uuml;rt eşkıyası peşindelermiş; atlı ve p&uuml;r silahlıymış hepsi de.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kalender ağa k&ouml;y&uuml;n hem ileri geleni hemi de muhtarıymış. Konağından konuk eksik olmaz, sofrası yerden kalkmaz biriymiş. Birka&ccedil;ı evli, yedi tane de oğlu varmış yiğit mi yiğit; her birinin boynundan adam asılırmış.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">K&ouml;yl&uuml;lerden biri d&uuml;şm&uuml;ş &ouml;nlerine askerlerin getirmiş Kalender dedemin konağına. &Uuml;zerlerinden indikleri atları konağın duvarının &ouml;n&uuml;nde bulunan tavlalara bir sırada bağlamışlar. Oğlanlar koşup a&ccedil;mışlar samanlığın kapılarını; doldurmuşlar arpayla samanı atların torbalarına, ge&ccedil;irmişler başlarına.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Hayvanlar arpayla samanı iştahla k&uuml;t&uuml;rdetirken, zabit ve askerler, bizim Kalender dedenin d&ouml;rt bir yanı sedirli ve gelinlerinin kızlarının dokuduğu kilimlerle d&ouml;şenmiş konuk odasında istirahata &ccedil;ekilmişler. Silahlarını, k&uuml;t&uuml;kl&uuml;k ve &ccedil;izmelerini &ccedil;ıkarmış sedirlere yan gelip yatmışlar.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Ağa dediysek, &ouml;yle k&ouml;yleri, b&uuml;y&uuml;k &ccedil;iftlikleri olan bir ağa değilmiş benim Kalender dedem; sadece k&ouml;y&uuml;n sayılıp sevilen adamı, s&ouml;z&uuml;nden &ccedil;ıkılmayan y&ouml;neticisi. Ayrıca Agu&ccedil;anlı Seyyidlere bağlı Dede vekiliymiş; kendisine ayrıca Kanber Baba diye &ccedil;ağırırlarmış.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bilirs</span><span style="color: #333333;">iniz Alevi k&ouml;ylerinde, kış ayları dışında cem-cemaat yapılmasa da sık sık k&ouml;y kurbanı ya da adak kurbanları keserler. B&ouml;yle zamanlarda her ev bulguru, yağı, tuzu, odunu ve parasıyla kolundan ne koparsa katılıp ortak kazan kaynatırlar. Kocaman kara kazanlarda pişen etli aş ve sa&ccedil; &uuml;st&uuml; yufkaları evlerdeki birey sayısına g&ouml;re dağıtırlar. Bu sırada d&uuml;vazlar okunur, sazlar &ccedil;alınarak samahlar da d&ouml;n&uuml;l&uuml;r. Lokmalar dualıdır yenilir i&ccedil;ilir, ama artar eksilmez.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Yine bir g&uuml;zel gelenek daha vardır Alevi k&ouml;ylerinde; bir eve tanıdık veya tanımadık konuklar gelse, hemen o eve komşular hoşgeldine koşarlar. Ev sahibinin durumunu kola&ccedil;an ederek turşu, pekmez, peynir, yağ, yoğurt gibi katkılarla eksiğini noksanını tamamlar. Konuklar sofrasına katkıda bulunurlar. Konuk sahibinin sıkıntıya d&uuml;şmesine hi&ccedil;bir zaman izin vermezler. Konuk sayısı fazlaysa akşam herkes birini birka&ccedil;ını kendi evlerine yatıya g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hepsi Muhammed Ali Yolu&rsquo;nda aynı dedenin talibidirler. Yol talibi ve daha &ouml;nemlisi musahiplik bağları y&uuml;z&uuml;nden, hepsi bir evin k&uuml;lfeti gibi ana, baba, &ccedil;ocuk, kardeş ve bacıdırlar.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bizim Kalender ağa, dede vekili olarak hep yaptığı gibi peyik (haberci) salıp, zaten yirmi, yirmi beş haneli olan k&ouml;yde her aileye haber etmiş atlı t&uuml;fekli h&uuml;k&uuml;met adamlarının geldiğini. B&ouml;ylece herkes kolundan ne koparsa getirmiş ve Kalender dedemizin konuk sofrasına katkıda bulunup zabit ve neferlere tam bir ş&ouml;len verilmiş g&uuml;n batımında.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kalender ağa konuklarla konuşup ilgilenirken bir yandan da i&ccedil;inden, &lsquo;eh!&rsquo; diyormuş, &lsquo;hem kendilerinin hem de atlarının karınlarını tıka basa doyurduk. Madem eşkıya &ccedil;etesi takibindeler, bir de kahve i&ccedil;tiler mi, kalkıp g&ouml;revlerine giderler. Asker g&ouml;rev başında gerek. Yatıya kalacak değiller ya!&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Ama gitmemişler. Karanlık bastığı halde, hala sere serpe oturmakta ve neşelerini bulmaktalarmış. Bir de aralarında pıskırıklı g&uuml;lmeler i&ccedil;erisinde fısıltılı bir toplantı yapmışlar. Sonra Y&uuml;zbaşı efendi y&uuml;ksek sesle &ldquo;Kalender ağa&rdquo; demiş, &ldquo;buranın Kızılbaş k&ouml;y&uuml; olduğunu biliyoruz. Yine biliyoruz ki kilerlerinizde, y&uuml;kl&uuml;klerin altında yıllanmış şaraplarınız vardır. Bize bir iki testi yeter yani...&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kalender ağa, &ldquo;Zabit efendi, şeriatta şarap haram buyrulur. Alevi k&ouml;y&uuml;ndesiniz diye, boyunuzla birlikte g&uuml;naha girmeyin. Biz g&uuml;nahınıza ortak olmayız. İnancınızın icaplarına uymalısınız. Hem sonra eşkiya &uuml;st&uuml;ndesiniz&rdquo; diyerek, şaka yollu uyarmışsa da tınmamışlar. Testiler dolusu şaraplar gelmiş ve hepsi &ccedil;akırkeyif olmuşlar.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Şaraplar i&ccedil;ilirken Dedemiz, adamların k&ouml;yde gecelemeğe karar verdiklerini anladığından, ikisini &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml; kendine ayırıp, diğerlerini k&ouml;yde durumu uygun ailelere dağıtmak &uuml;zere haber salarak yataklarını hazırlatmış bile. Kısacası h&uuml;k&uuml;met adamlarının rahat ettirmek i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; &ouml;nlemler alınmış; yemek i&ccedil;mek son bulunca alıp evlerine g&ouml;t&uuml;receklermiş g&ouml;revli kılınanl</span></strong><span style="color: #333333;">ar...</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Muradiyelilerin bu konukseverliğine bakın, bir de -şimdi anlatacağım- onların yaptıklarına:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">Cibilliyetsiz Y&uuml;zbaşı</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Askerlerin her biri birer tas şarap i&ccedil;tikten sonra Y&uuml;zbaşı bir toplantı daha yapmış kendi aralarında. Kalender ağa dahil hepsini dışarı &ccedil;ıkarıyormuş toplantı yaptıklarında. &Ouml;nce fiskoslar, arkasından yılışık g&uuml;l&uuml;şmeler derken, ciddi ve emredici bir tonla Zabit, ev sahibiyle teke tek konuşmak isteğini s&ouml;ylemiş. Bir odaya &ccedil;ekilmişler. Zabit efendi buyurganlığını s&uuml;rd&uuml;rerek &lsquo;bak Kalender ağa&rsquo; demiş, &lsquo;ben ve askerlerim aylardır dağlardayız. Yedirip i&ccedil;irdiniz. Karnımız adamakıllı doydu. Hani s&ouml;z&uuml;n gelişi denir ki, T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n karnı doyunca siki kalkarmış. Biliyorum ki, siz Kızılbaşlar bu işi &ccedil;ok hafife almaktasınız. Size g&ouml;re, mum s&ouml;nd&uuml; gecelerinizde ana, bacı ve kız demeden d&uuml;zmek ne ayıp ne de g&uuml;nah sayılıyor. Ayrıca, geleneğinizde konuklara g&uuml;zel kadınlar ikram etmek de varmış. Yoksa bile, farzet ki bir mum s&ouml;nd&uuml; gecesi yapıyorsunuz. Kısacası muhtar efendi, ben ve askerlerim aylardır kadın y&uuml;z&uuml; g&ouml;rmedik; her birimiz i&ccedil;in birer gecelik kadın istiyoruz.Gen&ccedil; ve g&uuml;zel gelinler olsunlar ha, yoksa bize kolay dayanamazlar bilesin!&rsquo; Arkasından tehdidini ge&ccedil;miş:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Ben senin konakta kalacağım, soframıza hizmet eden gelinini &ccedil;ok beğendim. Erlerimi de tek tek evlere dağıt. Gece yarısından sonra hepsini kontrol edeceğim. Eğer her birinin koynunda birer kadın bulmazsam, k&ouml;y&uuml;n&uuml;z&uuml; başınıza yıkarım. Kimse bana hesap sormaz. Eşkıyalara yataklık eden k&ouml;yleri yerle bir ederiz biz. Haydi iş başına, hemen ayarla dediklerimi.&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Onun bu s&ouml;zleriyle y&uuml;z&uuml; mosmor kesilmiş olan Kalender dedemiz, her ne zaman ağzını a&ccedil;ıp itiraz edecek olmuşsa, s&ouml;z&uuml;n&uuml; boğazına tıkayıp emir yinelemiş Y&uuml;zbaşı. Adam &ccedil;ıkmış konuştukları odadan, utanmasız sıkılmasız oturmuş yine sofranın başına.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kalender ağa başı &ouml;n&uuml;nde, izin isteyip odasından dışarı &ccedil;ıkınca Zabit efendi daha bir neşelenmiş ve naralar atmaya başlamış. Herhalde onun, &lsquo;iş ayarlamaya&rsquo; &ccedil;ıktığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;ndendi bu neşesi. Oysa Dedemiz, y&uuml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;fke, kızgınlık ve korkudan aldığı mosmor rengi g&ouml;rmesinler diye başını kaldırıp da kimsenin y&uuml;z&uuml;ne bakmadan &ccedil;ıkıp doğru kendi odasına gitmiş. Peşinden yetişen Sultan ninemizin omuzuna başını koyup, bir s&uuml;re h&uuml;ng&uuml;rdeye h&uuml;ng&uuml;rdeye ağlamış. Dişinin arasından &ccedil;ıkmamasını tembihleyerek, olup bitenleri ona anlatmış. Kendini toparladıktan sonra, b&uuml;y&uuml;k oğluyla birlikte konuk odasında bulunan b&uuml;t&uuml;n k&ouml;yl&uuml;leri dışarı &ccedil;ıkararak, bir yerde toplanıp kendisini beklemeleri haberini g&ouml;ndermiş karısıyla. &Ouml;b&uuml;r oğullarının sofraya hizmete devam etmeleri ve konuklara g&ouml;z kulak olmalarını istemiş.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bizim Dede bir s&uuml;re daha odasında oturarak, iyice kendine gelmek, sakinleşmek i&ccedil;in dualar etmiş. Allah Muhammed Ali&rsquo;ye, On İki İmama yalvarmış. Bir d&uuml;vaz okuyup, diz kurarak sessiz bir tevhid &ccedil;ekmiş. &Ouml;fkeden kabaran i&ccedil;i yatışmış. Akıl y&uuml;r&uuml;tm&uuml;ş, &ccedil;ıkar yollar aramış. Sonunda neler konuşacağını kararlaştırıp, kendisini merakla bekleyen komşularının yanına gitmiş.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ouml;nce Y&uuml;zbaşı&rsquo;nın s&ouml;ylediklerini sakin sakin anlatıp, tepkilerini &ouml;l&ccedil;m&uuml;ş, &ouml;nerilerini &ouml;ğrenmek istemiş. Toplantıda bir dalgalanmadır olmuş. Hemen odayı basıp hepsini &ouml;ld&uuml;rmeyi &ouml;nerenler; &lsquo;cibilliyetsiz Y&uuml;zbaşı&rsquo;yı dışarı &ccedil;ıkartıp canlı canlı kazığa oturtalım,&rsquo; diyenler &ccedil;ıkmış. Kalender dedem g&uuml;rlemiş:</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Durun ağalar, canlarım, yiğitlerim! He ya, &ouml;l&uuml;m&uuml; fazlasıyla hak ettiler. Dinleyinsene bir, koyunlarına gireceğini sandıkları gelinleri-kızları beklerken nasıl da neş&rsquo;e i&ccedil;indeler; kahkahalar atıyorlar. Ama şu anda, ne yazık ki konuklarım bu adamlar. B&ouml;yle bir şeye s&ouml;yleyeceklerimi dinlemeden karar verirseniz, beni &ouml;ld&uuml;rmeden onların kılına zarar veremezsiniz. &ldquo;Mihman canlar bize sefa geldiniz&rdquo; demişim bir kez. T&ouml;relerimizde mihmanın-konuğun kutsallığını bilmeyen var mı? &lsquo;Mihman Muhammed&rsquo;dir, mihman Ali&rsquo;dir&rsquo; demez mi aşıklarımız? Soframız yerdeyken b&ouml;yle bir şey asla yapılamaz. Onları tek tek dağıtıldıkları evlerde temizleyeceksiniz, anlaşıldı mı?&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Namusumuza g&ouml;z diken bu ırz d&uuml;şmanlarını, &ouml;yle bir cezalandıracaksınız ki dillere destan olsun. Kızılbaşı namus tanımaz belleyip, gecelik isteyen Osmanlı yezidine ders olsun. Ama, hepsi de şu andaki neşeleri i&ccedil;erisinde gebermeli. Zevkleri ve sevin&ccedil;leri kursaklarında kalmalı. Yataklarına uzanmış, bindir hayal i&ccedil;inde gecelik kadın beklerken, daha b&uuml;y&uuml;k zevkine tanık olmak i&ccedil;in kadın kılığında girin yanlarına. Sonra basın tetiği alınlarının &ccedil;atına &ccedil;atına. Bir tek mermiyle işlerini g&ouml;receksiniz. Sonra yok edin cesetlerini!&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Peki ondan sonrası?&rsquo; diye sormuşlar bazıları. &lsquo;Ondan sonra dağa &ccedil;ıkar eşkiya oluruz Osmanlıya karşı. Eşkiyalar sebepsiz yere mi eşkiya oluyor? Var mı baska &ccedil;are?&rsquo; diye buna yanıt verenler olmuş.</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kalender ağa bir daha g&uuml;rleyip, yapılacakları anlatmış: &lsquo;Hayır eşkiya da olmayacağız, dağlara da &ccedil;ıkmayacağız. Yer yarılmış da yer girmiş&ccedil;esine yiteceğiz ortalıktan. Hasretlik &ccedil;ekeceğiz birbirimize, hasretlik i&ccedil;inde &ouml;leceğiz. Başımıza gelenleri de karın be karın &ccedil;ocuklarımıza ulaştıracağız. Gelelim hemen yapacaklarımıza: Birbirlerine &ccedil;ok yakın ikişer-&uuml;&ccedil;er aileler halinde, &ccedil;eşitli y&ouml;nlerde Anadolu&rsquo;nun i&ccedil;lerine dağılıp, yilim yilim yiteceğiz.&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;B</span><span style="color: #333333;">uralardan uzak hangi k&ouml;yde, hangi kentte bir candan dostunuz, tanıdığınız yada akrabanız varsa oraya gidin! Olup biteni kimse dişinin arasından, sakin ola &ccedil;ıkarmasın. Yerin kulağı vardır, Osmanlı&rsquo;nın da kolu &ccedil;ok uzundur. O kolun size uzatılmasına fırsat vermeyin, yoksa k&ouml;k&uuml;m&uuml;z&uuml; kurutur. Y&uuml;zbaşının teklifini kabul etmek gibi bir zilletle yaşamak m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r hi&ccedil; canlarım? Bu gece g&uuml;n doğmadan dağları tepeleri, boğazları ve gedikleri aşmış olacağız toptan.&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Haydi şimdi dağılıp herkese haber verin; g&uuml;r&uuml;lt&uuml; patırtı yapmadan hazırlansınlar. Y&uuml;kte hafif, pahada ağır ve en l&uuml;zumlu eşyalarınızı alacaksınız. Denk yapın yataklarınızı, fazlalıklar kalsın. İşimiz ve hazırlığımızı bittikten sonra bir toplantı yapıp kimlerin nereye gideceklerini &ouml;ğrenir ve helallaşırız. Uzaklığa g&ouml;re on-on beş g&uuml;nl&uuml;k yiyecek; un, bulgur, yağ ve peynir alınmalı. Yanımıza sadece binek ve y&uuml;k taşıyacak at, &ouml;k&uuml;z eşek ve inek alacağız! Davarlar, dana ve buzağılar alınmayacak! Tavuklar da kalsın. Ahırların, samanlık ve kilerlerin kapıları a&ccedil;ık bırakılsın ki kalan hayvanlar a&ccedil; kalmasın.&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;&Uuml;&ccedil; g&uuml;n Muradiye&rsquo;de bacalar t&uuml;tmesin, komşu S&uuml;nni k&ouml;ylere g&uuml;n doğar; gelir talan ederler, toplar g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler geride bıraktıklarımızı. Evlerimizi barklarımızı yıkıp paylaşırken ne kavgalar &ccedil;ıkaracaktır yezit oğlu yezitler. Haram it kanı olsun yiyenlere! Ve lanet olsun bize bu kararı verdirenlere! Haydi metin olun hepiniz. Ben yaşlı Kalender&rsquo;in, Kanber Baba&rsquo;nızın g&ouml;zyaşlarına bakmayın siz, ben hep sulu g&ouml;zl&uuml;y&uuml;md&uuml;r.&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Askerlerin atları, sahibini &ouml;ld&uuml;ren kişilerin olacak. Evinize g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z eri atına bindirerek iletin, şaşaalı olsun &ouml;l&uuml;me gidişleri! Atların koşumlarındaki Osmanlı&rsquo;ya ait damgalar, işaretler yok edilmeli. Dağılın g&ouml;rev başına şimdi; hizmetleriniz Hak i&ccedil;in olsun. Haber saldığımda gelir hasımlarınızı teslim alırsınız. Ama unutmayınız, dediğim gibi; yataklarda gecelik kadın bekleme zevki i&ccedil;indeyken, tek mermiyle ve alınlarını &ccedil;atından vuracaksınız! Cesetlerini de bir &ccedil;ukura atıp, &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;nce ahbınla, g&uuml;breyle kapatın sonra toprakla &ouml;rt&uuml;n ki &ccedil;abuk &ccedil;&uuml;r&uuml;s&uuml;nler</span></strong><span style="color: #333333;">.&rsquo;</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Y&uuml;zbaşı bizim hasmımız, daha doğrusu oğlumun hasmı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, b&uuml;y&uuml;k gelinime g&ouml;z koymuş ırz d&uuml;şmanı. Oğlum onun işini g&ouml;rmeden &ouml;nce, olup bitenleri yanında bir kağıda yazarak imzalatarak y&uuml;z&uuml;ne karşı kendim okuyacağım. Mermiyi yemeden &ouml;nce duyacak bunları. Kağıdı muşambalayıp cebine koyacağım. Kısa bir zaman sonra ortaya &ccedil;ıkacak bir yere y&uuml;zlek&ccedil;e g&ouml;meriz onun leşini. Bu s&ouml;ylediklerim sizi &uuml;rk&uuml;tmesin. Bize bizden olmazsa hi&ccedil; kimse bizi bulamaz. Osmanlı durumu &ouml;ğrensin de utansın, utanacak y&uuml;z kalmışsa! Ceset ortaya &ccedil;ıktığında ve Osmanlı durumu &ouml;ğrendiğinde biz yilim yilim yitmiş, yerlerimize gitmiş olacağız.&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&lsquo;Devletle, Osmanlıyla başa &ccedil;ıkılmaz canlarım. Onun i&ccedil;in eşkiya olup dağlara &ccedil;ıkmayı aklınızdan &ccedil;ıkarın. Haydi denkleri hazırlamaya, g&ouml;&ccedil;men kuş g&ouml;&ccedil;&uuml;nde gerek. Bozatlı Hızır yoldaşımız ola. Muhammed Ali, H&uuml;nkar Hacı Bektaş Veli carımıza erişee! Ben de gidip şu cibilliyetsiz ırz d&uuml;şmanını, kadınlar ve yataklar hazırlanıyor, diyerek biraz daha oyalayayım...&rsquo;&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">İlgiyle dinleyen Kamil Delir&uuml;zgar merakını yenemeyip, araya girerek sordu: &ldquo;Sana da, Dede&rsquo;ne de kurban Kalender; bu ne g&uuml;zel anlatıştı. Tez s&ouml;yle kurban, dediklerini aynısıyla yapmışlar mı? Onu de hadi, dillerini yediğim!&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Pazarcıklı Kalender, Kamil&rsquo;i yanıtlarken Muradiye olayının anlatımına şu s&ouml;zlerle noktaladı: </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Dediklerini, yani aldıkları kararı aynısıyla yerine getirmişler elbette. Aradan d&ouml;rt karın, yani d&ouml;rt kuşak ge&ccedil;ti; hep anlatılır bizim aile i&ccedil;inde: İşler tamam g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, g&ouml;&ccedil; yola d&uuml;z&uuml;lm&uuml;ş. G&uuml;n doğmadan batıya y&ouml;nelenler Beylerderesi&rsquo;ni &ccedil;oktan ge&ccedil;ip Sultansuyu&rsquo;na ulaşmış. Kimileri kuzey y&ouml;n&uuml;nde Tohma &uuml;zerindeki Kırkg&ouml;z k&ouml;pr&uuml;s&uuml;nden ge&ccedil;miş Yazıhan d&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;ne d&uuml;şm&uuml;şler. Bazıları da g&uuml;n doğmadan, g&uuml;neşin doğduğu y&ouml;nde ilerleyerek, K&ouml;m&uuml;rhan gediğini &ccedil;oktan aşmışlar. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bir daha da hi&ccedil; kimse Muradiye&rsquo;ye </span><span style="color: #333333;">d&ouml;nmemiş. Osmanlı&rsquo;nın kolu da uzanamamış hi&ccedil;birine. Biz de bilmeyiz Muradiye adlı bir k&ouml;y var mı, yok mu Malatya toprağında şimdi. Ben Maraş&rsquo;ın Pazarcık&rsquo;tanım. Muradiye olayını sorun Ak&ccedil;adağ&rsquo;a bağlı Bekiruşaklı k&ouml;yl&uuml;lere; orada da anlatılıyormuş hikayenin aynısı. Kayseri&rsquo;de Sarız k&ouml;yl&uuml;klerinde de s&ouml;yleniyormuş...&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial; font-weight: bold;" align="LEFT">Şahinoğlu</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Korkun&ccedil; olayın &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;, baştan sona hi&ccedil; s&ouml;ze karışmadan dikkatle dinleyen Derviş bey, Kalender sustuğunda eğilip &ccedil;antasından bir kitap &ccedil;ıkardı. &ldquo;Bu kitabı &ouml;ğretmen okulundan sınıf arkadaşım Şahh&uuml;seyin&rsquo;in abisi H. Nedim Şahh&uuml;seyinoğlu yazmış, adı &ldquo;</span></strong><span style="color: #333333;"><em>Malatya Balıyan Aşireti</em>&rdquo; diyerek kitabı tanıttı. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Aynı b&ouml;lgede ge&ccedil;en Kalender&rsquo;inkine benzer bir olay daha anlatılıyor. 29</span></strong><span style="color: #333333;">. sayfadan okuyorum:</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Kırserdarı Şahinoğlu bir ağadır; ayrıca Besni beyliğine bağlı olarak k&ouml;y ve aşiretlerin sorumluluğunu da bey adına y&uuml;r&uuml;tmektedir. Bu nedenle halk &uuml;st&uuml;nde baskılı ve acımasızdır. Uygulamalarına ilişkin &ouml;yk&uuml;ler anılar anlatılır...</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Bir g&uuml;n Şahinoğlu Yezdanlı k&ouml;y&uuml;ne gelir vergi toplayacaktır. T&ouml;re gereği aş hazırlanır, yer i&ccedil;er. K&ouml;yden gecelik (kadın) ister. Bu isteği aşiretin ve k&ouml;y&uuml;n inan&ccedil;larına, t&ouml;resine terstir. Sert karşılanır. Şahinoğlu da alacağı vergiyi fazlasıyla toplar ve d&ouml;ner. Ama ağanın istemi k&ouml;yde konuşulmaktadır. Pavre ve Gavre adında iki kardeşi olayı onurlarına yediremezler. Silahlarını alarak Şahinoğlu&rsquo;nun k&ouml;y&uuml;ne giderler. Vakit gecedir. Ağa ateş ocağının &ouml;n&uuml;nde serili &ccedil;ift d&ouml;şeğin &uuml;zerinde oturmakta ve ayaklarını da &uuml;st &uuml;ste atmıştır. Bacadan ateş ederler. Ancak bacağından vurulur. İki kardeş k&ouml;ylerine d&ouml;ner ve cerrah Kizir Abuzer&rsquo;in yanına giderler. &lsquo;Biz ağayı vurduk, herhalde ayağından yaralandı. Şimdi seni g&ouml;t&uuml;rmeğe gelirler. Ne yaparsan yap ağayı &ouml;ld&uuml;rmeye &ccedil;alış&rsquo; diye &ouml;ğ&uuml;tlerler. Cerrah Kizir &lsquo;siz kayıtsız olun, onun anasını ağlatırım&rsquo; yanıtını verir. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&Ccedil;ok s&uuml;rmeden iki atlı gelip, Cerrah&rsquo;ı alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r... O da &ouml;nce ağlar sızılar, vuranlara ağır k&uuml;f&uuml;rler eder. Sonra at, eşek sidiği ve başka karışık malzemelerden ila&ccedil; yapıp yaranın &uuml;st&uuml;ne koyar ve sıkıca bağlar. Ağaya &lsquo;aman ağam sancısı, ağrısı &ccedil;ok olacaktır, ama sakın yirmi d&ouml;rt saat &ccedil;&ouml;zme, &uuml;st&uuml;nde dursun&rsquo; diye &ouml;ğ&uuml;t de verir. İla&ccedil; &ccedil;ok sancı yapmakta, ama Ağa inatla direnmekte, &ccedil;&ouml;zmemektedir. Giderek bacaklarında sancı artar, cansızlık başlar, ateşi y&uuml;kselir. Yaralı bacak kangren olmuştur. Ve birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;erisinde Ağa &ouml;b&uuml;r d&uuml;nyaya g&ouml;&ccedil;m&uuml;şt&uuml;r. Yerine ge&ccedil;en oğlu, Zeydanlı k&ouml;y&uuml;n&uuml; basar, ateşe verir, evleri yağmalar. Pavre ile Gavre k&ouml;y&uuml; terk etmiş ve bilinmez diyarlara ka&ccedil;mışlardır.&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-weight: bold; font-family: Arial;" align="LEFT"><span style="color: #333333;">Derviş bey bunları okurken Kamil sık&ccedil;a saatine bakmaktaydı Bitin</span><span style="color: #333333;">ce hemen s&ouml;ze girdi:</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">&ldquo;Derviş bey, kurban gitmem gerek. Şimdilik bunları yaz. Daha sonra uzunca anlatırım kirvesini &ouml;ld&uuml;ren yezidi; bu yazdıklarının arkasına eklersin. Yalnız şunu s&ouml;yl&uuml;yeyim: Adam silahını kapıp kirvesinin evinin kapısına dayanmış, adıyla &ccedil;ağırarak a&ccedil;tırıp kapıyı girmiş i&ccedil;eri. Silahı g&ouml;ren d&ouml;rt-beş yaşlarındaki &ccedil;ocuğu korkarak divanın altına giriyor. Her şey &ccedil;ocuğun g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nde ge&ccedil;iyor. &lsquo;Kusura bakma kirve,&rsquo; diyor adam, &lsquo;Kızılbaş&rsquo;tan kirve olmazmış; seni &ouml;ld&uuml;rmeye geldim. Herkes Kızılbaş &ouml;ld&uuml;rerek sevap kazanıyor, cennette yerini hazırlıyor. Hocanın dediğine g&ouml;re kirvem olduğunuz i&ccedil;in sizi &ouml;ld&uuml;rmekle, iki kat fazla sevaba gireceğim.&rsquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Ve &ccedil;ekiyor silahını karıkoca kirvelerini kanlar i&ccedil;inde yere seriyor. Ertesi g&uuml;n g&uuml;venlik kuvvetleri kapıyı a&ccedil;ıp i&ccedil;eri girdiğinde, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğu kızıl kan i&ccedil;inde birbirinin &uuml;zerine d&uuml;şm&uuml;ş anne babasının kaskatı kesilmiş v&uuml;cutlarına y&uuml;z&uuml;koyun kapanmış uyur vaziyette buluyorlar.&rdquo;</span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #333333;">Derviş bey, Kalender ve Kamil Delir&uuml;zgar kalkıp giderlerken g&ouml;z g&ouml;ze uzunca bakıştılar. &Uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n de yanaklarına aşağı yaşlar damla damla s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. Kamil, tek s&ouml;z etmeden y&uuml;r&uuml;d&uuml; &ccedil;ıktı buzlu camlı kapıdan ve arkasından Kalender burnunu &ccedil;ekerekten. Derviş kağıtlarını ve kitaplarını toplarken kendi kendine, &ldquo;işte d&uuml;nden bug&uuml;ne uzanan zaman i&ccedil;inde, Alevi olmanın bedeli bunlar&rdquo; diye mırıldanıyordu. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span style="color: #000080;">Londra, 23 Ekim 1992</span></strong></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:13:50 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-dunden-bugune-alevi-olmanin-bedeli-bir-kerbela-denemesi-olan-maras-kiriminin-24yildonumunde-sehitlerimizi-saygiyla-anarken-donemin-yoneticileriyle-birlikte-seriatci-ve-fasist-milliyetci-saldirgan-s_91.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Alevilikte Cemevi (ya da Meydanevi) bir tapınma yeridir; inanç ritüelleri orada uygulanır</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-alevilikte-cemevi-ya-da-meydanevi-bir-tapinma-yeridir-inanc-rituelleri-orada-uygulanir_90.html</link>
   <description><![CDATA[<p><strong style="font-family: Arial;"><em><span>Cami, cem </span><span>s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden t&uuml;retilmiş ve "toplanma yeri" demektir. Hemen anlaşılacağı gibi Cemevi ile aynı anlamı taşıyor. Ancak cami bu ger&ccedil;ek anlamından uzaklaştırılarak "Tanrı'nın evi", "Tanrı'ya dua etme (namaz kılma) mek&acirc;nı", "M&uuml;sl&uuml;manların tapınağı" bi&ccedil;iminde isimlerle kutsal g&ouml;rev y&uuml;kletilmiştir. </span></em></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>İsmail Kaygusuz </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><img style="width: 277px; height: 221px;" src="/uploads/articles/b39adc87.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p>Cami, cem s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden t&uuml;retilmiş ve "toplanma yeri" demektir. Hemen anlaşılacağı gibi Cemevi ile aynı anlamı taşıyor. Ancak cami bu ger&ccedil;ek anlamından uzaklaştırılarak "Tanrı'nın evi", "Tanrı'ya dua etme (namaz kılma) mek&acirc;nı", "M&uuml;sl&uuml;manların tapınağı" bi&ccedil;iminde isimlerle kutsal g&ouml;rev y&uuml;kletilmiştir. Kuran ayetlerinden hi&ccedil;birinde ve Muhammed'in davranışlarında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, Tanrı'nın adının anılması (Kuran 33, 41: Ey insanlar! Tanrıyı sık&ccedil;a zikredin.) ve ona dua edilmesinin ne yeri ve zamanı ne de duruş bi&ccedil;imi belirlenmiştir. </p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><hr /></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Gece ve g&uuml;nd&uuml;z boyunca inananın istediği zamanda ve yerde (Kuran 73, 20: Senin, gecenin &uuml;&ccedil;te ikisine yakın kısmını,bazan yarısını, bazan da &uuml;&ccedil;te birini yatmadan ibadetle ge&ccedil;irdiğini...Rabbin biliyor); yatarken, otururken, at veya deve &uuml;zerinde &ccedil;eşitli pozisyonlarda, hatta raksederek Tanrı'ya dua edilebilir (Kuran 3, 191: Onlar ayakta dururken, otururken, yanları &uuml;zerine yatarken Allahı anarlar...Kuran 2, 239: Eğer -herhangi birşeyden- korkarsanız, salatınızı y&uuml;r&uuml;yerek yahut binmiş olarak yerine getirin...) Bir M&uuml;sl&uuml;manın, kilisede ve havrada Tanrısına dua edebileceği gibi, elbette ki evinin bir k&ouml;şesinde, camide ya da cemevinde bunu yerine getirmesi de olağandır. Demek ki İslamın &ouml;z&uuml;nde, yani Kuran ve Hadislerle kesinkes belirlenmiş cami-mescid yapısı t&uuml;r&uuml;nden bir İslami tapınak yoktur. Eğer &ouml;yle olsaydı Ali şu s&ouml;zleri s&ouml;yler miydi:</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;"1024. Duydum ki bir cami yaptırıyormuşsun devlet hazinesinden, inşallah başaramıyacaksın.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">1025. Alıp dağıttığı narların karşılığını fuhuş ile &ouml;deyen bir kadına benzetiyorum senin şu cami yaptırma işini.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">1026. Bunu anlayan insanlar ona dediler ki; bela onun &uuml;st&uuml;ne olsun, ne zina işle ne de sadaka dağıt!&rdquo; (Hazreti Emir Ali İbn-i Ebu Talib, &Ccedil;ev. Vedat Atil:, Hazreti Ali Divanı.İstanbul 1990, s. 125)</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nasıl ki Tanrı'ya dua etme-yakarma (Arap&ccedil;a salat, Fars&ccedil;a namaz), Muhammed'den sonra bi&ccedil;im ve kurallara bağlanmış ise, camiler de, &ouml;zellikle S&uuml;nni (Hanedan) İmparatorluklarında kutsanıp, İslam tapınağı olarak birer ihtişam simgesi olmuştur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ortodoks İslamın geliştirip zorunlu kıldığı, Kilise ve Havra karşılığı dinsel tapınak olarak Cami kavramı, Heterodoks İslam'da yoktur. Abbasi d&ouml;nemi heresiograflarının (din sapkınlığı yazarları) verdikleri bilgilere g&ouml;re; Babek-Hurremiler dinsel t&ouml;renlerini belirli gecelerde kırsalda, a&ccedil;ık alanlarda kadın erkek toplu halde yapıyorlar. Orta yerde yakılmış bir ateşin &ccedil;evresinde hep birlikte raksederek şarkılar s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Ayrıca Babekilerin, egemen oldukları b&ouml;lgelerde yaşayan Ortodoks M&uuml;sl&uuml;manların k&ouml;ylerine -kendileri i&ccedil;ine hi&ccedil; ayak basmadıkları halde- camiler yaptırdıklarını şaşkınlık i&ccedil;inde yazmaktadırlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nuvayri'nin Nihayat al-Arab adlı yapıtında anlattığına g&ouml;re Karmatiler 891 yılında ilk kez K&uuml;fe yakınlarında ulaşılması g&uuml;&ccedil; bir kale inşa ettiler. Genişliği 13.44 m. olan surların &ccedil;evresinde geniş hendek kazdılar. Bu kale inşaatını &ccedil;ok kısa bir zamanda tamamlayıp, onun i&ccedil;inde &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir bina yaptılar. Her yandan gelen kadın ve erkekleri ayırım yapmaksızın buraya yerleştirdiler. Adına Dar al Hicra (G&ouml;&ccedil;men Evi) diyorlardı. Daha sonra yaklaşık iki y&uuml;zyıl boyunca Karmatiler, tapınmalarını ve topluluğun sorunlarını g&ouml;r&uuml;şt&uuml;kleri toplantılarını kale ve kentlerindeki bu Dar al-Hicra'larda yaptılar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">1051 yılı kışında başkent al-Ahsa'yı ziyaret eden Nasr al-Husrev, İslam şeriatını t&uuml;m&uuml;yle yadsıyan Karmatilerin, kentte yaşayan Ortodoks M&uuml;sl&uuml;manların (S&uuml;nni ve Şiiler) toplu dua etmeleri i&ccedil;in bir İranlı t&uuml;ccarın Cuma camisi yaptırmasına izin verdiklerini anlatmaktadır. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki Heterodoks İslam, yani bu proto-Alevi toplulukları, kendileriyle birlikte yaşayan S&uuml;nnilerin inan&ccedil; ve ibadetlerine engel olup, kendi d&uuml;ş&uuml;nce ve inan&ccedil;larını zorla dayatmıyorlar. Ancak propaganda ve aydınlatma yoluyla Dai'ler zaman i&ccedil;inde başarabilirlerse onları kendi inan&ccedil;larına &ccedil;eviriyorlardı.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Alevi konar-g&ouml;&ccedil;er T&uuml;rkmenler'in Anadolu'dan bir Cem betimlemesi vardır: 13. y&uuml;zyılın ilk &ccedil;eyreğinde, Baba İlyas'ın Piri Dede Garkın'ın Elbistan ovasında d&ouml;rty&uuml;z T&uuml;rkmen obasının d&ouml;rty&uuml;z şeyhini, bir m&uuml;rşid ve b&uuml;y&uuml;k Şeyh olarak topladığını ve kırk g&uuml;n kırk gece Cem s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;klerini, Elvan &Ccedil;elebi Menakıbu'l Kudsiyye'sinde (s.16-17) anlatmaktadır. Cem s&uuml;resince katılımcı şeyhler, Dar'a durarak yol i&ccedil;indeki eksiklikleri-noksanlıklarını dile getirip m&uuml;r&uuml;vvet dilemekte. "S&uuml;r&uuml;nerek huzuruna geldik, su&ccedil;luyuz su&ccedil;umuzu kabulettik!" demektedirler. Cem toplu tapınmasının sonunda, b&uuml;y&uuml;k bir keramet g&ouml;stermiş bulunan Baba İlyas halife ve b&uuml;y&uuml;k Şeyh se&ccedil;ilmiştir...</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">B&uuml;y&uuml;k İsmaili Hind ve Sind baş dai'lerinden Pir Sadruddin'in (&ouml;lm. 1416) İmam İslam Şah'ın isteği &uuml;zerine 1396 yılı i&ccedil;erisinde Pencap ve Kaşmir'de Gat Ganga'lar yaptırdığını biliyoruz. Hind diyalektlerindeki Gat Ganga'nın tam T&uuml;rk&ccedil;e karşılığı Cem Evi'dir. İsmaili Aleviler de toplu tapınmalarını camilerde değil ve Cemevi'nde yapıyorlardı. (Muhammad Umar: Islam in Northern India. Aligarh 1993: 370 vd.)</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Daha sonraki y&uuml;zyıllar i&ccedil;inde Alevi inan&ccedil;lı halk toplulukları yerleşik d&uuml;zene ge&ccedil;miş. Bu ekonomik ve toplumsal d&uuml;zenin daha alt yerleşim birimleri olan k&ouml;y ve kasabalarda kurulmuş zaviye ve derg&acirc;hların Meydanevi ya da Cemevinde toplu tapınmalarını, baskıcı y&ouml;netimler y&uuml;z&uuml;nden gizli olarak s&uuml;rd&uuml;regelmişlerdir. Hacı Bektaş Veli Dergahı k&uuml;lliyesindeki Meydanevi bunun en &ouml;nemli kanıtıdır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Alevi-Bektaşilerin Heterodoks İslam olarak bir tapınma yeri vardır ve bu Cami değil, Cemevi&rsquo;dir. Cemevi (ya da Meydanevi)&nbsp; bir tapınma yeridir; inan&ccedil; rit&uuml;elleri orada uygulanır. Ama biz, inandığımız Tanrıya tapınmamızı; Tevhid&rsquo;imiz, Dar&rsquo;ımız, Semah&rsquo;ımızla ve nefeslerimiz ve sazımızla, Kuran&rsquo;ın buyurduğu gibi her yerde yaparız. Tarihsel &ouml;rnekleri yukarıda verdik, meydanlarda da evlerde de uygularız inancımızın gereklerini. Başbakan, Alevileri camiye &ccedil;ağırıyormuş: A&ccedil;ınız Cuma akşamları Sultanahmet, S&uuml;leymaniye, Fatih, Selimiye...camilerinin kapılarını; sazımızla, m&uuml;ziğimiz ve semahlarımızla gelip toplu tapınmamız olan Cem&rsquo;imizi yapmazsak, bize Alevi demesinler! Başbakan İslam dinini S&uuml;nnilik, daha doğrusu sadece Hanefi şeriatı olarak algılamaktadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; İmamhatip Okulu ders kitaplarından &ouml;yle &ouml;ğrenmiş. Daha fazlası da beklenmez...&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:06:10 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-alevilikte-cemevi-ya-da-meydanevi-bir-tapinma-yeridir-inanc-rituelleri-orada-uygulanir_90.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>KIRKLAR CEMI</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-kirklar-cemi_89.html</link>
   <description><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;">İsmail Kaygusuz </span><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Alevi toplu tapınması Cem&rsquo;in k&ouml;keni olan Kırklar Meclisi ve bağlı olarak M&uuml;sahipliğin Tarihsel Ger&ccedil;ekliği </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /></p>
<div><img src="https://www.izledost.com/uploads/articles/21fb71e2.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p><span style="font-family: Arial;">Bilindiği gibi G&ouml;rg&uuml; Ceminin bir diğer adı da Kırklar Cemi&rsquo;dir. Alevi inan&ccedil; geleneği, G&ouml;rg&uuml; Cemi&rsquo;nin k&ouml;kenini Muhammed Peygamberin Mira&ccedil;&rsquo;tan d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde Kırklar Cemi&rsquo;ne alınışına bağlamaktadır. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">S&uuml;nni ve Şii geleneğinde Mirac olgusunun , bi&ccedil;imi ve sayısı &uuml;zerinde &ccedil;ok sayıda rivayet vardır. Biri Mekke, diğeri Medine&rsquo;de olmak &uuml;zere en az iki kez Muhammed&rsquo;in Miraca &ccedil;ıktığından tutunuz da, Peygamberin, &ldquo;ikisi Mekke&rsquo;de, 118&rsquo;i Medine&rsquo;de&rdquo; olmak &uuml;zere tam 120 kez Mirac yaşadığına dair bir hadisten bile s&ouml;zedilmektedir. </span><br style="font-family: Arial;" /><br /><br /></p>
<div><hr /></div>
<p><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Kuran&lsquo;ın XVII. ve LIII. surelerinin sadece iki ayetinde ge&ccedil;en Mira&ccedil; olayının Alevi-Bektaşiler tarafından anlatılışı da yapılan yorumu da S&uuml;nni ve Şiilerinkinden &ccedil;ok farklıdır. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Cebrail Tanrının kendisine g&ouml;r&uuml;nmek istediği haberini getirir. Yıldırım gibi hızlı u&ccedil;an kanatlı at, Burak&rsquo;a binerek g&ouml;ğe y&uuml;kselir. Muhammed kendisini Kud&uuml;s&rsquo;de S&uuml;leyman Peygamberin tapınağı (Kuran&rsquo;da Mescid-&uuml;l Aksa adı ge&ccedil;mektedir) &uuml;zerinde u&ccedil;arken bulur ve nurdan bir merdiven g&ouml;r&uuml;r. Ve merdivene tırmanarak Tanrıyla buluşmaya &ccedil;ıkar. Yedinci kata &ccedil;ıktığında, Tanrı katına varmadan &ouml;n&uuml;ne heybetli bir arslan dikilir, bu Ali&rsquo;dir. K&uuml;krer bırakmaz onu. (İmamlardan rivayet edilen Şii Mirac anlatılarında da Peygamberin &ccedil;eşitli bi&ccedil;imlerde Ali ile karşılaşması vardır; ama sadece Anadolu Alevi geleneğinde Ali&rsquo;yi arslan donunda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; alatılır) Peygamber arslandan &ccedil;ekinir; m&uuml;h&uuml;r y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n&uuml; (hatem) ağzına vermesini fısıldar kulağına Cebrail. İmam Cafer Sadık Buyruğu&rsquo;nda ve bir&ccedil;ok ozanın &ldquo;mira&ccedil;name&rdquo; adı verilen nefeslerinde ayrıntılarını bulabiliriz. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Muhammed Mira&ccedil; d&ouml;n&uuml;ş&uuml;nde Kırklar sohbetteyken kapılarını &ccedil;alar. Burada ge&ccedil;tiği anlatılan konuşmaları ve arş-ı ala&rsquo;da, yani g&ouml;ğ&uuml;n en y&uuml;ksek katında ge&ccedil;en bu metafiziksel olayları Dede&rsquo;lerden dinlememiş, ya da Buyruk&rsquo;tan okumamış Alevi can yoktur. Kırklar Meclis&rsquo;inde Ali &ccedil;ıkarıp y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n&uuml; (hatem) geri verince, Muhammed onun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tasdik edip &ldquo;Ey ashaplar, ger&ccedil;ek Ali&rsquo;dedir; Ali&rsquo;ye varın, ondan isteyin dileklerinizi&rdquo; der. Kırklar ikrar verip ikişer ikişer musahib tutarak, Ali&rsquo;ye talip olurlar. Muhammed de Cebrail&rsquo;in rehberliğiyle Ali ile kardaşlık olur. Yer g&ouml;kle, Cebrail Adem peygamberle, Muhammed Ali ile musahiptir artık. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Alevi inan&ccedil; s&ouml;ylenceleri arasında &ccedil;ok &ouml;nemli bir yeri olan bu g&ouml;ksel Kırklar Meclisi olgusu, Peygamberin İslamı yaymaya ve yaşatmaya &ccedil;alıştığı Mekke d&ouml;nemindeki kendisine bağlı ilk kırk inananla yaptığı gizli toplantı ve tapınmaların, toplum bilincinde kutsanıp mitoslaştırılmasıdır. Bunun İlk &ouml;rneğini 8.y&uuml;zyılın ortalarında İmam Muhammed Bakır ve Cafer Sadık d&ouml;neminde yazılmış Ummu&rsquo;l Kitab&rsquo;da g&ouml;r&uuml;yoruz; Adem yaratılmadan &ouml;nce (yaratılış &ouml;tesinde) Tanrı&rsquo;nın kendi nurundan yaptığı ve kendi tahtının en yakınındaki kubbeye yerleştirdiği Ehlibeyt beşlisi dışında, onlara bağlı ve 12 nakib, 28 necib tanımlamasıyla(kırklar), 1000 renkli Beyazlık denizinde yaşayan, farklı renklerde nurdan ruhsal varlıklar olarak burada ge&ccedil;en Salman, Mikdad, Abu Zer, Ammar vb. verilen adlar g&ouml;stermektedir ki bunlar, Peygambere ilk inanan ger&ccedil;ek Kırklardan başkası değildir. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Mekke&rsquo;de ilk İslam topluluğunun tapınma yeri yoktu. İbn Hişam&rsquo;ın (&ouml;.828) Siyar-ı Nebi&rsquo;&rsquo;sine (s. 159, 190) g&ouml;re, İslam Peygamberi yaklaşık 13 yıllık Mekke d&ouml;neminde, ancak yarısında tamamladığı kadınlı erkekli kırk kişilik inananlarıyla kendi evinde, Mekke&rsquo;nin en dar ve gizli sokaklarında bulabildiği uygun bir mekanda ya da bir mağarada tapınma d&uuml;zenlemeye başlamıştır. Mira&ccedil;la birlikte geldiği bildirilen akşam, gece ve sabah olarak Tanrıya dua etmeyi, (salatı) anlaşılıyor ki, putperest Mekkelilerin ağır baskıları y&uuml;z&uuml;nden, kendilerini g&uuml;venceye aldıkları zamanlarda akşamdan başlayarak sabaha kadar toplu tapınma bi&ccedil;iminde yerine getiriyorlardı. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Bilginler Mira&ccedil; olgusu ya da mucizesi tarihinin, Muhammed&rsquo;in peygamberliğinin 6.yılı ya da Hicret&rsquo;ten 4 yıl &ouml;nce olması gerektiği &uuml;zerinde anlaşırlar. Birincisi, 616 yılı Kırkların, yani ilk İslamların sayısının katılan bir kişi ile kırka tamamlandığı tarihtir. Artık Kırklar Meclisi kurulmuştur. Yukarıda s&ouml;ylenen gizli yerlerde geceleri cem olup, hem gizlice ibadetlerini yapıyor hem de g&uuml;nd&uuml;z bulabildikleri, &ccedil;eşitli bi&ccedil;imlerde sağlayabildikleri g&uuml;nl&uuml;k yiyecek ve i&ccedil;eceklerini paylaşıyor. Kuşkusuz yarınki yaşamları ve İslamı yayma hizmetlerinin planları da konuşulup tartışılıyordu. Bu kırkı tamamlayan kişi Khattab oğlu &Ouml;mer idi. İbn Hişam&rsquo;ın kitabından başka, İkhvan as-Safa &lsquo;da (IV.Risale 16.kısım) dahi şu kısa a&ccedil;ıklama vardır: </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">&ldquo;Peygamber ilk kez misyonu ve propaganda eylemine Hatice ile başladı, sonra vasisi Ali, dostu Ebubekir, Malik, Abuzer Şuayp, Bilal, Salman, Mikdad, Cubeyr, Ammar, Basir ve diğerleriyle, bir kadın 39 erkekten oluşan bir topluluk (Alevi inan&ccedil; geleneğinde bu sayı 19 kadın 21 erkek olarak g&ouml;sterilmektedir) oluncaya kadar s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. Peygamber, ya Abu Cehil&rsquo;in ya da &Ouml;mer&rsquo;in din değiştirerek İslamın g&uuml;&ccedil;lendirilmesi i&ccedil;in Tanrıya yalvardı ve kırk kişi oldular: o zaman y&uuml;ce davayı a&ccedil;ığa vurdular (izharu d-dava)...&rdquo; </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">İlk Kırklar arasında adı ge&ccedil;en sahabilerden Ebubekir ile &Ouml;mer&rsquo;in Ummu&rsquo;l Kitab&rsquo;taki 12 Nakib ve 28 Necib arasında adları bulunmamaktadır. Ayrıca Kolayni Usul-i Kafi&rsquo; eserinde, İmam Bakır&rsquo;ın Salman, Mikdad, Abu Zer, Ammar Yesari gibi birka&ccedil;ı dışında, diğer sahabilerin dinin kurucusu Dede&rsquo;sine ihanet ettiklerini s&ouml;ylediğini yazmaktadır. &Ouml;mer bin Khattab, aşağıda g&ouml;receğimiz gibi, Medine&rsquo;de ilk toplu tapınmada, -isterseniz ilk Cem&rsquo;de diyebilirsinz-, ikrar verip Ensar&rsquo;dan biriyle yol kardeşi (musahip) olmuştu. Ancak Ebubekir ve &Ouml;mer, ikisi de Peygamber&rsquo;in cenazesini bile kaldırmadan verdikleri ikrarlarından d&ouml;nd&uuml;ler. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Kırklar Meclisi, etkinliklerini ve toplantılarını gizli y&uuml;r&uuml;terek Yesriblilerle ilişkiler geliştirmişti. Mekke gibi zengin ticaret toplumunun, kutsal inan&ccedil;ları ve t&uuml;m değerler sistemini alt&uuml;st eden İslam dininin bu ilk mensupları, elbetteki gizli bir &ouml;rg&uuml;t gibi &ccedil;alışacaktı. Bu bağlamda araştırmacı ve tarih&ccedil;ilerin, olayın bu y&ouml;n&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek istemeyip, Kırklar Meclisi&rsquo;ni ya toptan yadsımaları, ya da hayali &ldquo;g&ouml;ksel meclis&rdquo; gibi değerlendirmelerini doğrusu yadırgıyoruz. Bu gizli meclis, &ouml;zellikle Mekke ticaret aristokrasisi dışındaki yoksul kabile mensuplarını, Bedevileri ve yerli-yabancı emek&ccedil;i k&ouml;leleri İslama &ccedil;ekebilmeleri i&ccedil;in, yeni ve eşitlik&ccedil;i, paylaşımcı bir sistemi &ouml;ng&ouml;ren inan&ccedil; ve toplu tapınma kuralları yaratmışlardır; İslami s&ouml;ylemle Peygambere vahiy yoluyla inen ayetlerin istedikleri ve &ouml;ng&ouml;rd&uuml;kleri d&uuml;ş&uuml;nce ve eylemleriydi. Bu bir avu&ccedil; insan, din kurucusunun &ouml;nderliğinde ve kendilerini g&uuml;vencede tutacak bir hizmet dağılımı &ccedil;er&ccedil;evesinde, gizlice toplanıp, tapınıyor; konuşup, tartışıyor ve kendi kendilerini eğitiyorlardı. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">&Ouml;b&uuml;r yandan Hicret (g&ouml;&ccedil;) etmeye karar verdikleri, Yesrib (Medine) tarımla uğraşan bir kabileler konfederasyonuydu ve toprağı ortak kullanıyorlardı. Ayrıca bazı kabileler Musevi olduğu gibi aralarında yaşayan Hırıstiyanlar da bulunuyordu. Bu nedenlerden dolayı, sığınma durumunda kalacakları bu topluma uygun değerler de geliştirmeliydiler. B&ouml;ylece &ldquo;Kırklar&rdquo; s&ouml;ylencelerinde g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar ulaşan (simgesel) bir &uuml;z&uuml;m tanesini kırka b&ouml;lmek ya da ezip şerbet yaparak, kırk kişinin tatmasını sağlayacak bir b&ouml;l&uuml;ş&uuml;mc&uuml;l&uuml;k ve birine neşter vurulunca hepsinde aynı acıyı duyuracak, kan &ccedil;ıkartacak kardeşlik ortamı oluşmuş olan bu meclis Medine&rsquo;ye taşınıp, daha da geliştirildi. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Medine&rsquo;ye g&ouml;&ccedil;, tapınma yeri ve Kardeşlik tutma </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Muhammed peygamber 622 yılında Medine&rsquo;ye, 12&rsquo;sini nakib (vekil) olarak orada dini yayma hizmeti i&ccedil;in g&ouml;nderdiğinden Kırklar&rsquo;dan 28&rsquo;ine ek olarak son birka&ccedil; yılda İslam&rsquo;a yeni kazandırdklarıyla birlikte 70&rsquo;in az &uuml;zerinde Mekkeliyle g&ouml;&ccedil; etmişti. Burada ilk iş olarak tapınmalarını yapmak ve her t&uuml;rl&uuml; toplumsal, ekonomik ve g&uuml;venlik sorunlarını konuşmak i&ccedil;in geniş bir avlu yaptırdı. Muhammed Mekke&rsquo;den gelen t&uuml;m m&uuml;sl&uuml;manlarla (muhacir), bir yıl &ouml;nce g&ouml;nderdiği 12 kişinin Medine&rsquo;de İslama &ccedil;evirdiği yerlileri (ensar) burada kardeşleştirdi. &Uuml;nl&uuml; &ldquo;Medine Vesikası&rdquo;nın ikinci maddesiyle, tarihe mal olmuştur. Demekki asıl zorunlu, yani farz olan, yazıya ge&ccedil;irilmiş bulunan tapınma &ldquo;kardeşlik&rdquo; tutmaktı. Bu kardeşlik, Medine toplumunun sosyo-ekonomik koşullarında, tapınma t&ouml;renlerinin bir par&ccedil;ası olarak, ortak &ccedil;alışıp, kazancı ortaklaşa kullanmak temelinde &ouml;m&uuml;r boyu ailecek s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lecek yol ve inan&ccedil; kardeşliğiydi. Ortodoks tarih&ccedil;ilerin &ldquo;Muahat Akdi&rdquo; (Kardeşlik Anlaşması) adını verdikleri bu t&ouml;ren, Alevi toplu tapınması G&ouml;rg&uuml; </span><strong style="font-family: Arial;"><span style="color: #ffa34f;">Cemi</span></strong><span style="font-family: Arial;">&rsquo;nin en &ouml;nemli kurumu M&uuml;sahipliğin k&ouml;kenidir ve kesintisiz aynı ilkeler bağlamında &ldquo;ikrar verme, yola girme ya da yolkardeşi olma&rdquo; rit&uuml;elleriyle g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze değin s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Muhammed Hamidullah kardeşlik uygulamasını ş&ouml;yle anlatıyor: </span><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">&ldquo;Mekkeli muhacirler i&ccedil;in Hz. Peygamber bir genel toplantı tertipledi. Bu toplantıda her &ccedil;alışan, eli iş tutan Medineli M&uuml;sl&uuml;manın (Ensar), bir Mekkeli M&uuml;sl&uuml;manı (Muhacir) &lsquo;kardeş edinmesi&rsquo; teklifinde bulundu (Muahat Anlaşması). Buna g&ouml;re iki tarafın aile mensupları, bu suretle ortaklaşa &ccedil;alışacak, kazanacaklar ve hatta &ouml;z kardeşler, ye ğenler ve başka akrabalar bertaraf etmek suretiyle birbirlerinin miras&ccedil;ısı olacaklardı. Bulunan bu &ccedil;are, bu us&uuml;l senelerce devam etmiş&hellip;&rdquo; </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Profes&ouml;r olayı sadece bir &ldquo;ekonomik &ccedil;are&rdquo; gibi g&ouml;sterip, kardeşlik tutmayı ilk Islam cemaatının toplu tapınmasının bir &ouml;gesi olduğunu g&ouml;rmek istemiyor. Her ne hikmetse ortodoks İslam bilginleri, Muhammed Peygamberin her &ouml;nemli kararı ve eylemini Tanrı&rsquo;dan aldığı ayetlere bağlarken bu &ccedil;ok &ouml;nemli rit&uuml;eli bir andlaşma maddesi olarak değerlendiriyorlar. Neyse ki yazar, kardeşlik uygulamasının yıllarca s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; ger&ccedil;eğini saklayamıyor. Bu rit&uuml;eller İslama giriş, aydınlatıcı din kurucusunun huzurunda, ikrar verme/bağlanma/andi&ccedil;me t&ouml;reniydi ve de bi&ccedil;im ve &ouml;z olarak Alevi-Bektaşi inancında uygulanan Musahipliğin ilk &ouml;rneğidir. Aynı zamanda bir &ccedil;eşit mal ve can ortaklığında g&uuml;venceye alınmış, toplumsal ve ekonomik bağlamda kurumlaştırılmış olduğu kadar inan&ccedil; ve yol kardeşliğidir. &Ouml;rnek olarak verilen Mekkeli ticaret adamı Abdurrahman Avf ve Hattap oğlu &Ouml;mer ile kardeşleşen iki Medinelinin i&ccedil;tenlikle benimseyip herşeylerini b&ouml;l&uuml;şmeye hazır olduklarını g&ouml;rmekteyiz. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Bazı kaynaklarda farklı sayılar verilmesine rağmen, bilinen odur ki, Muhammed Peygamber 13 yıllık Mekke d&ouml;neminde İslama &ccedil;evirebildiği 70&rsquo;in biraz &uuml;zerinde Mekkeli m&uuml;sl&uuml;man ile Medine&rsquo;ye g&ouml;&ccedil;etmişti. Yine heriki tarafta baba, oğul kardeş ve akrabaların bulunduğu Bedr savaşına katılan m&uuml;sl&uuml;man erkek sayısının yetmiş olduğu bilinmektedir. B&ouml;yle olunca ilk kardeşlik tutan muhacir ve ensar&rsquo;dan m&uuml;sl&uuml;man sayısı 150 civarındaydı. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Bu ilk toplanma, &ldquo;cem&rdquo;olma (toplanma) yerinin adı cami değil, mescid (secde edilen, niyaz yapılan yer) idi. Bu sırada k&uuml;&ccedil;&uuml;k Kuba mescidinden sonra daha geniş bir avluya sahip Medine mescidini yaptırmış ve ilk geniş toplu tapınma kardeşlik rit&uuml;ellerini, yani musahipliği burada ger&ccedil;ekleştirmiş bulunuyor. Alevilerin tapınma yeri olan Cemevi, bu ilk mescidin işlevlerini hala s&uuml;rd&uuml;rmektedir. </span><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Muhammed&rsquo;in Hakka y&uuml;r&uuml;mesiyle birlikte ikrarlarını bozan ve kendilerini halife ilan edenler tarafından meclis dağıtıldı. &Uuml;yelerinin bir kısmı gasp&ccedil;ı y&ouml;netimin yanına ge&ccedil;ti, Salman, Abu Zer, Kamber, Mikdad, Bilal vb. sadık kalanlar ise s&uuml;rg&uuml;nden s&uuml;rg&uuml;ne uğrayarak yaşadılar. Fatima&rsquo;yı aynı yıl kaybeden Ali&rsquo;ye ise 24 yıl boyunca tam bir g&ouml;zaltı yaşatılmıştı. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Gerek Kırklar Meclisini ve gerekse Muhammed&rsquo;in Medine&rsquo;de ger&ccedil;ekleştirdiği inan&ccedil; ve yol kardeşleri topluluğu uygulaması 9.yy. ortalarına doğru ilk kez Basra&rsquo;da &ldquo;Temizlik Kardeşleri&rdquo;(İkhvan-as Safa) adıyla &ouml;rneklendi. İmam Cafer&rsquo;in oğlu İmam İsmail soyundan bir gizli İmama bağlıydı bu gizli topluluk. Bir giriş t&ouml;reniyle g&uuml;venilir, sınanmış adaylar kardeşler topluluğuna kabul ediliyordu. Yaklaşık iki kuşak boyunca s&uuml;ren bu topluluk, birisi geniş bir &ouml;zet olmak &uuml;zere 53 Risale&rsquo;den oluşturulmuş ve d&ouml;nemin d&uuml;nyasında bilinen t&uuml;m bilim ve felsefeleri, din ve inan&ccedil;ları hakkında ayrıntılı bilgiler i&ccedil;eren d&uuml;nyanın ilk ansiklopedisini hazırlayıp yayınlayarak kendikendini feshetti. </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Temizlik Kardeşleri&rsquo;nin &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; toplum tasarımı, ruhsal yaşamın, cennette &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleşen sonsuzluk hedefi &uuml;zerine kurulmuş m&uuml;kemmelliğe ulaşması i&ccedil;in t&uuml;m &ouml;zellikleriyle cennetin nesnelleşmesi, d&uuml;nyaya taşınmasıdır. &ldquo;Bunun i&ccedil;in D&uuml;nyayı ve insanlığı bozulmaktan ve bozan kuşaklardan (baş hedef Abbasiler olmak &uuml;zere t&uuml;m baskıcı y&ouml;nemtimlerden)kurtarmak gerekir&rdquo;. Ancak bu alanda başarılı olmak i&ccedil;in de &ldquo;din ve inan&ccedil;lar konusunda bilin&ccedil;li ve ger&ccedil;ek bilimleri &ouml;z&uuml;msemiş bu alanlarda yetişmiş eğitimli, deneyim sahibi kardeşlere (İkhvan) gereksinim vardır ve dinler, ancak mensubu topluluklarla karşılıklı konuşup tartışmak ve yardımlaşmakla y&uuml;celtilebilir&rdquo;(Ris. I.100, 140; Ris. IV.126) &ldquo;Devleti Maneviyya&rdquo; adı verilen bu toplum tasarımı Karmatiler tarafından 200 yıla yakın uygulanmış ve &ldquo;eşitlik, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve paylaşımcı ve rızalık d&uuml;zen i&ccedil;inde insanların birbirlerini incitmeden yaşadıkları Rıza Kenti (&Uuml;topyası)&rdquo; bi&ccedil;iminde Buyruk&rsquo;ta yansıtılmıştır... </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Ve ikrar verip musahip tutanlar, yol oğlu-yol evladı olurlar. Bu bağlamda &ldquo;Yola Giriş&rdquo; ya da &ldquo;İkinci Doğuş&rdquo; Olarak Musahipliği tanımlayan İlk yazılı kaynak ise erken (proto) İsmaililere dayanmaktadır. 879 yılında G&uuml;ney Arabistan&rsquo;a g&ouml;nderilmiş ilk İsmaili daisi Mansur el Yemen (&ouml;lm. 914) olarak bilinen İbn Havşab&rsquo;ın, &ldquo;Kitab al-alim wa&rsquo;l-Ghulam (Bilgin ve &Ouml;ğrencisinin Kitabı)&rdquo; adı altında yazdığı, İsmaili Aleviliğine girişin ilkelerini belirleyen yapıtta yola girişi, &ldquo;yeni bir isimle, ikinci ya da yeniden doğuş&rdquo; olarak tanımlandığını g&ouml;r&uuml;yoruz </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">Peygamberin Hakka y&uuml;r&uuml;mesiyle (Kırklar) Meclis d&uuml;zeni ve kardeşlik/Musahiplik esasına dayanan İslamın toplumcu y&ouml;netimi, bu d&uuml;zeni s&uuml;rd&uuml;rebilecek tek kişi Kırklar&rsquo;ın başı olan Ali uzaklaştırılınca toptan yıkıldı. İslam &ouml;z&uuml;nden koparılarak iktidardaki kabile ve kişilerin &ccedil;ıkarlarına hizmet eden din niteliğine sokuldu. Arkasından baskıcı Hanedan imparatorluklarının y&ouml;netim dini oldu... </span><br style="font-family: Arial;" /><br style="font-family: Arial;" /><span style="font-family: Arial;">İslam tarihi boyunca t&uuml;m (heterodoks) Alevi inan&ccedil;lı halk hareketleri, b&uuml;y&uuml;k başkaldırıların &ccedil;oğu (g&ouml;r&uuml;n&uuml;şteki &ccedil;ıkışları ne olursa olsun) bu ilk ve ger&ccedil;ek İslamın yarattığı (sınıfsız) toplumcu d&uuml;zeninin &ouml;zlemi ve uygulanması girişimleridir...&nbsp;</span></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 22:00:46 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-kirklar-cemi_89.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>NAMAZ, CAMİ VE CEMEVİ</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-namaz-cami-ve-cemevi_88.html</link>
   <description><![CDATA[<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">NAMAZ, CAMİ VE CEMEVİ</span></p>
<p align="LEFT"><strong><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">İsmail Kaygusuz</span></strong></p>
<div><img style="width: 262px; height: 208px;" src="/uploads/articles/c72d204a.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Nuri Yılmaz Milliyet'in r&ouml;portajında &ouml;zetle; "Bizim Alevileri assimile etmek gibi bir niyetimiz yoktur...M&uuml;sl&uuml;manların tapınağı Camidir...Alevilerin de ibadet yeri camilerdir. Cemevleri milletimizin birliğine darbe vurur"&nbsp;&nbsp; diyordu. Bu d&ouml;rt kısa c&uuml;mleyle Başkanın şunları s&ouml;ylemek istediği apa&ccedil;ıktır: </span>M&uuml;sl&uuml;manlar sadece camide ibadetini yapar, başka bir yerde Tanrıya tapınamaz. Aleviler de kendilerini m&uuml;sl&uuml;man g&ouml;r&uuml;yorlarsa; kendilerini camiye &ccedil;ağırıyorum, buyursun gelsinler. Birleşme yerimiz camidir, cami birliğimizi sağlar; o zaman Diyaneti'n de t&uuml;m nimetlerini kardeş kardeş paylaşırız (mı?!) </p>
<p align="LEFT"><br /><br /></p>
<div><hr /></div>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi kendisi s&ouml;zle yadsımış olsa bile, zaten onları camiye &ccedil;ağırmakla, Alevileri assimile etme niyetini de ortaya koynuştur. Ayrıca son kışkırtıcı c&uuml;mlesiyle, Alevilerin y&uuml;zlerce yıldır i&ccedil;inde toplu tapınmalarını, yani Cem'lerini yaptıkları Cemevlerine iftira atıyor...Oysa fanatik gericilerin, kanlı hizbullah&ccedil;ıların yuvalandığı; T&uuml;rkiye Cumhuriyetinin kurucusuna k&uuml;f&uuml;r edildiği, laikliğin ve demokrasinin&nbsp; aleyhinde siyasetlerin &uuml;retildiği yer camiler olmuştur. Bug&uuml;nlere dek&nbsp; Cemlerini gizli yapmak zorunda kalmış olan Alevilerin, artık &ouml;zg&uuml;rce, a&ccedil;ık a&ccedil;ık&nbsp; inan&ccedil;larının gereklerini yerine getirmek istemeleri mi Başkana battı? Onun i&ccedil;in mi "Cemevleri milletin birliğini bozar" diyerek karşı &ccedil;ıkıyor? Yoksa Anayasal haklarını isteyen Alevi toplumunun g&uuml;n&uuml;n birinde, kendi vergilerinden Diyanetin kesinlikle yararlanmasına engel olmalarindan ya da gelirine ortak&nbsp; olacaklarından korktuğu i&ccedil;in mi? </span></p>
<p style="font-weight: bold;" align="LEFT">Başkan Aleviliği Tarihten de Silmek İstiyor</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Mehmet Nuri Yılmaz, İslam tarihi i&ccedil;inde 650'lerden itibaren Ortodoks İslama aykırı olarak Ali-Ehlibeyt tanrısallığı/kutsallığı inancı temelinde &ccedil;eşitli adlarla ortaya &ccedil;ıkıp, gelişerek b&uuml;y&uuml;yen bir Heterodoks İslamın (Aleviliğin) varlığını bilmiyorsa, isminin başındaki 'Prof. Dr.' titrini hemen atmalıdır. Yalnız İslamda değil, b&uuml;t&uuml;n dinlerde egemen olan Ortodoksluğun karşısında mutlaka aykırı d&uuml;ş&uuml;nen Heterodoks k&uuml;meleşmeler vardır. Genelde baskı g&ouml;ren, aşağılanan halk ve toplulukların, &ccedil;alışan aşağı sınıfların dini Heterodoksidir. Bu halklar ya da sınıflar hetrodoks inan&ccedil;larını bayraklaştırarak egemenlere başkaldırmışlar. Onları "<em>gulat, zındık, rafizi-heresy, sapkın, dinsiz...</em></span><em>" g&ouml;ren egemen Ortodokslar da, en korkun&ccedil; işkence ve &ouml;l&uuml;mlerle cezalandırmış, k&ouml;klerini kazımaya &ccedil;alışmışlardır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Aleviliği yoksayan Başkan, bunların ger&ccedil;ekleştiğine inanmış olmalıdır ki&nbsp; onu tarihten dahi&nbsp; silmek istiyor.</em></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bug&uuml;n Heterodoks İslamı Alevilik temsil etmektedir. Alevilerin Tanrı inancı ve Tanrıya tapınma anlayışı, insan ile Tanrı, insan ile insan ilişkileri, Ortodoks İslamı temsil eden S&uuml;nniliğe tam 1350 yıldır aykırıdır. Bunu bile bile y&uuml;ksek devlet b&uuml;rokratı M.NuriYılmaz'ın Alevileri S&uuml;nni tapınağı camiye &ccedil;ağırması, koskoca bir toplumun inancını a&ccedil;ık&ccedil;a yoksaymak olduğu kadar S&uuml;nnileştirme girişimini a&ccedil;ığa vurmaktır; bu da fiili hakarettir, hem de anayasal su&ccedil;tur. Şubat ayında "Aleviliği S&uuml;nni-Hanefi mezhebine bağlı bir tarikat olduğunu" anlatan gizli raporu, m&uuml;ft&uuml;lere bir genelge gibi g&ouml;ndermiş olması da bir su&ccedil;tu. Bunun i&ccedil;in medya farkına varmadan raporu geri &ccedil;ekti. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Şu bilinmelidir ki, ne S&uuml;nni Diyanetinin ne de bu Diyanetin başındakilerinin Aleviliği kendi anlayış ve bakış a&ccedil;ılarıyla tanımlamaya, inan&ccedil;larını batıl saymaya, aşağılamaya ve&nbsp; bir yerlere yamamaya hakkı yoktur. Doğrudur, kendi tarihsel ger&ccedil;ekliklerini bilmeyen, inancının ilkelerini Cemini, demini-devranını neredeyse unutmuş olan Alevi toplumu yanlışlar i&ccedil;inde savrulup durmaktadır. Ancak aydınlanmanın başındadır Alevi inan&ccedil; toplumu; yıllar i&ccedil;inde durulacak ve doğrularını bulacak, kendini tanımlayacak ve tanıtacaktır. Bundan kuşku duyulmasın. </span></p>
<p align="LEFT">B<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">u girişten sonra Tanrıya tapınma-dua, yani Namaz ve Cami &uuml;zerinde yaptığımız, pek fazla ayrıntılı olmayan araştırmamıza ge&ccedil;ebiliriz. Bu &ccedil;ok kısa araştırmamızda bile, yararlandığımız tarafsız kaynakların hi&ccedil; de Diyanet işleri başkanının cami anlayışını ve S&uuml;nni şeriatının uyguladığı beş vakit namaz koşulunu onaylamadığını g&ouml;rd&uuml;k. İslamda ibadeti camide yapma zorunluğu da yoktur. Heterodoks İslamın (Aleviliğin) &ccedil;ıkışından beri bu konuda ileri s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; g&ouml;r&uuml;şle de tamamıyla &ccedil;akışmaktadır. Aşağıda Benjamin Walker'in kitabından (</span><em> Foundations of Islam, The&nbsp; Making of a World Faith</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">, Peter Owen Publishers:London, 1998, s.213-215) &ouml;zetlediğimiz yazıda g&ouml;r&uuml;lecektir ki, yabancı Kuran ve İslam araştırmacılarının bu konuda vardıkları sonu&ccedil;lar &ccedil;ok farklıdır: </span></p>
<p style="font-weight: bold;" align="LEFT">Kuran'da Tanrıya Dua (Namaz)&nbsp; Muhammed'in Uygulamaları ve Cami Anlayışı</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Tanrıya dua (</span><em>salat</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">) Kuran&rsquo;da tanımlanmaz ve kesin bir&nbsp; d&uuml;zene de sokulmamıştır. Ne Peygamberin kendisi ne de sahabileri, daha sonraki din bilginleri tarafından &uuml;zerinde birleşilmiş katı bi&ccedil;imlenmeleri yerine getirmişlerdir. Muhammed dua t&ouml;renlerini form&uuml;le ederken, hi&ccedil; kuşkusuz&nbsp; bir&ccedil;ok bakımlardan Ortadoğu&rsquo;daki Hristiyan Keşişlerin rutin tapınmalarından (dularda d&uuml;zenli aravermeler, diz &uuml;zerinde oturmalar, secdeler vb..) etkilendi. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Kuran, tapınma yerleri olarak mescitler, kiliseler ve sinagoglara sadece g&ouml;ndermeler yapar (Kuran 22, 40 : Bir kısım insanların (k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerini), diğer bir kısmı ile defedip &ouml;nlemeseydi, mutlak surette, i&ccedil;lerinde Allahın ismi anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılır giderdi...). Yine kiliseler ve sinagoglardan s&ouml;zeden bir Hadis&rsquo;e g&ouml;re ise, M&uuml;sl&uuml;manlara &ldquo;<span style="text-decoration: underline;">onların i&ccedil;inde ibadetinizi yapabilirsiniz, orada şer yoktur</span>&rdquo; denilmektedir. Muhammed&rsquo;in kendisinin arada sırada bir sinagogu ziyaret ettiği s&ouml;ylenir. Ayrıca <span style="text-decoration: underline;">Muhammed, 628 yılında Najran&rsquo;dan gelen bir Hristiyan heyetine camide dua etmesine izin verdi.</span> Muhammed, bir topluluğa, hemen hemen t&uuml;m topluma ilişkin&nbsp; fırsatlar ve işlerden dolayı toplu tapınmaya &ouml;nem verirdi. </span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">T&ouml;rensel kurallar, yani abdest al<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">ma ve namaza durma us&uuml;lleri rastgele uygulanıyordu. Muhammed, şimdi Ortodoks M&uuml;sl&uuml;manların ısrar ettiği gibi &ccedil;oraplı ya da yalınayak namaz kılmazdı, tam tersine ayakkablarıyla tapınma&nbsp; alışkanlığındaydı. Sadece tozu-toprağı gitsin diye ayaklarını yere vuru</span>r ya da s&uuml;p&uuml;r&uuml;rd&uuml;. <span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;"><span style="text-decoration: underline;">Shadad İbn Aus, Muhammed&rsquo;in &ldquo;Yahudiler ayakkabları ve &ccedil;izmeleriyle dua etmezler, &ouml;yleyse siz onların tersini yapın</span>&rdquo; dediğini rivayet eder (Hughes, Thomas Patrick. </span><em>A Dictionary of Islam</em>, New Delhi: Cosmo Publications, 1977, s.470)</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">Bir h<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">adis, namaz sırasında inananların birbirleriyle serbest&ccedil;e konuştuklarını kaydeder. Muhammed&rsquo;in kendisi bazı kereler, ibadet esnasında sevgili kız torunu Umama&rsquo;yı omuzunda taşırdı; onu sadece eğilirken (r&uuml;kuda) ve secdeye kapanırken yere oturtur, sonra onu yeniden omuzları &uuml;zerine &ccedil;ıkartırdı. Diğer bir hadis, Ali&rsquo;den torunları Hasan ile H&uuml;seyin&rsquo;in namaz esnasında sırtına &ccedil;ıktıklarını s&ouml;ylemektedir. <span style="text-decoration: underline;">Kuran&rsquo;ın hi&ccedil;bir yerinde&nbsp; g&uuml;nde beş kez ibadet etmek i&ccedil;in a&ccedil;ık bir emir yoktur. Ayrıca sonraki Ortodoks İslamın beş vakit namaz re&ccedil;etesinin kesin olarak Muhammed yaşarken saptandığına dair sağlıklı bir kanıt da yoktur.(Torrey, Charles Cutler. </span></span><span style="text-decoration: underline;"><em>The Jewish Foundations of Islam</em></span><em>, 2nd edn. New York: Ktav, 1967, s. 135)</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;"> Konu &uuml;zerinde Kuran&rsquo;ın dağınık ayetleri i&ccedil;inde yapılan analizler, namazların s&ouml;ylenildiği g&uuml;n&uuml;n zorunlu saatleri ya da vakit sayısı hakkında herhangi bir kesin tanıma g&ouml;t&uuml;rm&uuml;yor.</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bir M&uuml;sl&uuml;mandan dua etmesi (namaz kılması) i&ccedil;in istenilen vakit sayısı, bizzat Muhammed&rsquo;in kendi uygulamasından da zor &ccedil;ıkarılabilir. Peygamber &ccedil;ok ibadet eden bir kişiydi. O &ccedil;eşitli zamanlarda, fırsat bulduk&ccedil;a, daima belirli vakitlerde olmayan, bir g&uuml;nde beş kereden daha fazla namaz kılardı. Onun ve sahabilerinden bazılarının, tıpkı Hristiyan keşişleri gibi &ldquo;g&uuml;n&uuml;n &uuml;&ccedil;te ikisi ya da yarısını, ya da gecenin &uuml;&ccedil;te birini&rdquo; ibadet ederek ge&ccedil;irdikleri bilinir. (Kuran 73, 20: Senin, gecenin &uuml;&ccedil;te ikisine yakın kısmını, bazan yarısını, bazan da &uuml;&ccedil;te birini yatmadan ibadetle ge&ccedil;irdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da b&ouml;yle yaptığını Rabbin elbette biliyor...) </span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">&nbsp;İbn İshak, Muhammed&rsquo;in Gece Seyahatı, yani Mirac sırasında g&ouml;ksel katların herbirinin &ouml;n&uuml;nde dururken, bir M&uuml;sl&uuml;manın ka&ccedil; vakit namaz kılması gerektiğini&nbsp; sorduğu &uuml;zerine bir &ouml;yk&uuml; anlatmaktadır: "Bir ses 'g&uuml;nde elli kere' diye yanıt verdi. Aşağı inerken Musa Muhammed&rsquo;e 'geri d&ouml;nmesini ve her hangi bir M&uuml;sl&uuml;manın b&ouml;ylesine sık&ccedil;a namaz kılmak zorunda kalmaktan hoşlanmayacağı i&ccedil;in sayının azaltılmasını sağla', diye konuştu. Musa tekrar tekrar onu geri g&ouml;ndererek derece derece otuza, sonra yirmiye, ona ve en sonunda beşe indirtti. Musa bunun bile fazla olduğunu hissettirdi, fakat tapınmayı azaltmak i&ccedil;in bu kadar sık geri d&ouml;nen Muhammed, daha fazlasını istemekten&nbsp; utandı ve &ouml;yle kaldı."</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;"><span style="text-decoration: underline;">Bu hikayenin &ccedil;ağrıştırdığı şey, bir M&uuml;sl&uuml;manın g&uuml;nde elli ya da beş vakit&nbsp; namaz kılma zorunda olması değil, fakat&nbsp; &ldquo;Tanrıyı sık sık d&uuml;ş&uuml;nmesidir&rdquo;</span> (Kuran 33, 41: Ey insanlar! Tanrıyı sık&ccedil;a zikredin.). Kuran&rsquo;da yazılı olduğu gibi, &ldquo;Tanrıyı ayakta dururken, otururken ve&nbsp; yatarken&rdquo; (Kuran 3, 191: Onlar ayakta dururken, otururken, yanları &uuml;zerine yatarken Allahı anarlar...) ve hatta &ldquo; yaya y&uuml;r&uuml;rken ve at &uuml;st&uuml;ndeyken anımsamaları, zikretmeleridir&rdquo;(Kuran 2, 239: Eğer -herhangi birşeyden- korkarsanız, namazınızı y&uuml;r&uuml;yerek yahut at-deve &uuml;zerinde kılın...). Kuran&rsquo;ın hi&ccedil;bir yerinde&nbsp; g&uuml;nde beş kez ibadet etmek i&ccedil;in a&ccedil;ık bir emir olmadığı gibi; yukarıda belirtildiği gibi, daha sonra Ortodoks İslamın ortaya attığı beş vakit namaz re&ccedil;etesinin, kesin olarak Muhammed yaşarken saptandığına dair sağlıklı bir kanı</span>t da yoktur .</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">İnananların &uuml;zerine bu kadar ağır y&uuml;k y&uuml;klememek maksadıyla Muhammed, kendi &ouml;rneğini izleyerek, M&uuml;sl&uuml;manların ibadetleri &uuml;zerinde azaltma yaptı. Onun tapınmaları belirli olmayan &ldquo;fasıla namazının&rdquo; &ccedil;eşitli vakitleri kadar, şafak &ouml;ncesi-şafak sonrası, &ouml;ğle &ouml;ncesi-&ouml;ğle sonrası, g&uuml;neş batımı &ouml;ncesi-g&uuml;neş batımı sonrası, geceleyin ve geceyarısı sonrasıydı. <span style="text-decoration: underline;">Muhammed, M&uuml;sl&uuml;manlar i&ccedil;in sınırlama hissettiren d&uuml;zenleme &ouml;rneğini, sabah ile &ouml;ğle ve&nbsp; akşam ile&nbsp; gece namazlarını birleştirip,&nbsp; bazı M&uuml;sl&uuml;manların standart olarak değerlendirdiği gibi g&uuml;nde iki vakite indirerek verdi. Bu, Kuran&rsquo;daki &ldquo;dualarınızı g&uuml;n batımında ve sabah erken yapınız&rdquo;</span> (Kuran 17, 78-79: G&uuml;nd&uuml;z&uuml;n g&uuml;neş d&ouml;n&uuml;p, gece karanlığı bastırıncaya kadar namaz kıl; bir de sabah namazını kıl. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sabah namazı tanıklıdır./Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus nafile olmak &uuml;zere namaz kıl...) buyruğu &uuml;zerinde temellendirilir.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Namaz kılarken y&uuml;z&uuml;n &ccedil;evrildiği y&ouml;n dahi bir kuşku sorunu olmuştu. Mutazililer, yandaşlarının ortak duygularını geliştirmek i&ccedil;in Mekke&rsquo;ye doğru d&ouml;nme talebinin Peygamber tarafından &ouml;nerilmiş olması gerektiğine inanırlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Kuran a&ccedil;ık bir bi&ccedil;imde belirtmektedir: <span style="text-decoration: underline;">&ldquo;Y&uuml;z&uuml;n&uuml;z&uuml; doğuya ya da batıya &ccedil;evirmekte dindarlık yoktur&rdquo;</span> (Kuran 2,177: Hayır ve iyilik y&uuml;zlerinizi doğu veya batı y&ouml;n&uuml;ne &ccedil;evirmeniz değildir.&nbsp; İman ve dindarlık Tanrıya, ahiret g&uuml;n&uuml;ne, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanmakla olur...). Ve yine <span style="text-decoration: underline;">&ldquo;doğu ve batı Tanrınındır; bunun i&ccedil;in her ne yana d&ouml;nseniz,Tanrının y&uuml;z&uuml; oradadır&rdquo;</span>(Kuran 2,115: Doğu da Allahındır, batı da. Nereye d&ouml;nerseniz Allahın y&uuml;z&uuml; oradadır, rıza g&ouml;sterir...).</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Muhammed dua ederken, Arap&ccedil;a okunmasında da ısrarlı olmadı; yandaşlarına dualarını kendi ana dillerinde s&ouml;ylemelerine izin verdi. Bu izni almada birinciliği Salman-ı Faris&rsquo;e bağışladı (Ameer Ali, Syed, </span><em>The Spirit Of Islam</em>, s. 186).</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Mekke y&ouml;n&uuml;nde programlanmış inananların geniş &ccedil;oğunluğuna, bir g&uuml;nde birka&ccedil; kere belirli vakit sayısı, bir yabancı dil i&ccedil;inde (Arap&ccedil;a olarak) namazları monotonlaştırıldı. M&uuml;sl&uuml;manlar dualarını katı bir bi&ccedil;imde abdes-gus&uuml;l, diz&uuml;st&uuml;ne oturma ve secdeye kapanma zorunluklarıyla yaptılar; dinin aslına aykırı, mekanik t&ouml;re bi&ccedil;imine sokulmuş olarak ve hatta dindar g&ouml;r&uuml;n&uuml;p ikiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;k i&ccedil;inde bunlar uygulanmaktadır. </span></p>
<p align="LEFT"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p style="font-weight: bold;" align="LEFT">Alevilikte Cemevi (ya da Meydanevi) Ger&ccedil;eği ve İşlevleri</p>
<p align="LEFT"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p align="LEFT">Cami, <em>cem </em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden t&uuml;retilmiş ve "toplanma yeri" demektir. Hemen anlaşılacağı gibi Cemevi ile aynı anlamı taşıyor. Ancak cami bu ger&ccedil;ek anlamından uzaklaştırılarak "Tanrının evi", "Tanrıya dua etme (namaz kılma) mekanı", "M&uuml;sl&uuml;manların tapınağı" bi&ccedil;iminde isimlerle kutsal g&ouml;rev y&uuml;kletilmiştir. Oysa yukarıda Kuran ayetlerinden verilen &ouml;rneklerde ve Muhammed'in davranışlarında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, Tanrının adının anılması ve ona dua edilmesinin ne yeri ve zamanı ne de duruş bi&ccedil;imi belirlenmiştir. Gece ve g&uuml;nd&uuml;z boyunca inananın istediği zamanda ve yerde; yatarken, otururken, at veya deve &uuml;zerinde &ccedil;eşitli pozisyonlarda, hatta raksederek Tanrıya dua edilebilir. Bir m&uuml;sl&uuml;manın, kilisede ve havrada Tanrısına dua edebileceği gibi, elbette ki evinin bir k&ouml;şesinde, camide ya da cemevinde bunu yerine getirmesi de olağandır.&nbsp; Demek ki İslamın &ouml;z&uuml;nde, yani Kuran ve Hadislerle kesinkes belirlenmiş cami-mescid yapısı t&uuml;r&uuml;nden&nbsp; bir İslami tapınak yoktur. Nasıl ki Tanrıya dua etme-yakarma (Arap&ccedil;a </span><em>salat</em>, Fars&ccedil;a <em>namaz</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">), Muhammed'den sonra bi&ccedil;im ve kurallara bağlanmış ise, camiler de, &ouml;zellikle S&uuml;nni&nbsp; (Hanedan) İmparatorluklarında kutsanıp, İslam tapınağı olarak birer ihtişam simgesi olmuştur.</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Ortodoks İslamın geliştirip zorunlu kıldığı, Kilise ve Havra karşılığı dinsel tapınak olarak Cami kavramı, Heterodoks İslam'da yoktur. Abbasi d&ouml;nemi heresiograflarının (din sapkınlığı yazarları) verdikleri bilgilere g&ouml;re; <span style="text-decoration: underline;">Babek-Hurremiler dinsel t&ouml;renlerini belirli gecelerde kırsalda, a&ccedil;ık alanlarda kadın erkek toplu halde yapıyorlar. Orta yerde yakılmış bir ateşin &ccedil;evresinde hepbirlikte raksederek şarkılar s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Ayrıca Babekilerin, egemen oldukları b&ouml;lgelerde yaşayan Ortodoks M&uuml;sl&uuml;manların k&ouml;ylerine -kendileri i&ccedil;ine hi&ccedil; ayak basmadıkları halde- camiler yaptırdıklarını şaşkınlık i&ccedil;inde yazmaktadırlar.</span></span> Nuvayri'nin <em>Nihayat al-Arab</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;"> adlı yapıtında anlattığına g&ouml;re Karmatiler 891 yılında ilk kez K&uuml;fe yakınlarında ulaşılması g&uuml;&ccedil; bir kale inşa ettiler. Genişliği 13.44m. olan surların &ccedil;evresinde geniş hendek kazdılar. Bu kale inşaatını &ccedil;ok kısa bir zamanda tamamlayıp, onun i&ccedil;inde &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir bina&nbsp; yaptılar. Heryandan gelen kadın ve erkekleri ayırım yapmaksızın buraya yerleştirdiler. Adına </span><em>Dar al Hicra </em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">(G&ouml;&ccedil;men Evi) diyorlardı. Daha sonra yaklaşık iki y&uuml;zyıl boyunca Karmatiler, tapınmalarını ve topluluğun sorunlarını g&ouml;r&uuml;şt&uuml;kleri toplantılarını kale ve kentlerindeki bu</span><em> Dar al-Hicra</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">'larda yaptı</span>lar.</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">1051 yılı kışında başkent al-Ahsa'yı ziyaret eden Nasr al-Husrev, İslam Şeriatını t&uuml;m&uuml;yle yadsıyan Karmatilerin de, kentte yaşayan Ortodoks M&uuml;sl&uuml;manların (S&uuml;nni ve Şiiler) toplu dua etmeleri i&ccedil;in bir İranlı t&uuml;ccarın Cuma camisi yaptırmasına izin verdiklerini anlatmaktadır. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki Heterodoks İslam, yani bu proto-Alevi toplulukları, kendileriyle birlikte yaşayan S&uuml;nnilerin inan&ccedil; ve ibadetlerine engel olup, kendi d&uuml;ş&uuml;nce ve inan&ccedil;larını zorla dayatmıyorlar. Ancak propaganda ve aydınlatma yoluyla </span><em>Dai</em>'<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">ler zaman i&ccedil;inde başarabilirlerse onları kendi inan&ccedil;larına &ccedil;eviriyorlardı. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Alevi konar-g&ouml;&ccedil;er T&uuml;rkmenler'in Anadolu'dan bir Cem betimlemesi vardır: 13.y&uuml;zyılın ilk &ccedil;eyreğinde, Baba İlyas'ın Piri Dede Garkın'ın Elbistan ovasında d&ouml;rty&uuml;z T&uuml;rkmen obasının d&ouml;rty&uuml;z şeyhini, bir m&uuml;rşid ve b&uuml;y&uuml;k Şeyh olarak topladığını ve kırk g&uuml;n kırk gece Cem s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;klerini, Elvan &Ccedil;elebi <em>Menakıbu'l Kudsiyye</em></span><em>'sinde (s.16-17)anlatmaktadır. Cem s&uuml;resince katılımcı şeyhler, Dar'a durarak yol i&ccedil;indeki eksiklikleri-noksanlıklarını dile getirip m&uuml;r&uuml;vvet dilemekte. "S&uuml;r&uuml;nerek huzuruna geldik, su&ccedil;luyuz su&ccedil;umuzu kabulettik!" demektedirler. Cem toplu tapınmasının sonunda, b&uuml;y&uuml;k bir keramet g&ouml;stermiş bulunan Baba İlyas halife ve b&uuml;y&uuml;k Şeyh se&ccedil;ilmiştir...</em></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Daha sonraki y&uuml;zyıllar i&ccedil;inde Alevi inan&ccedil;lı halk toplulukları yerleşik d&uuml;zene ge&ccedil;miş. Bu ekonomik ve toplumsal d&uuml;zenin daha alt yerleşim birimleri olan k&ouml;y ve kasabalarda kurulmuş zaviye ve dergahların </span><em>Meydanevi</em> ya da <em>Cemevi</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">nde toplu tapınmalarını, baskıcı y&ouml;netimler y&uuml;z&uuml;nden gizli olarak s&uuml;rd&uuml;regelmişlerdir.</span></p>
<p align="LEFT"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p align="LEFT"><span style="font-weight: bold;">Alevilikte Tapınma ve Cem'in Anlamı&nbsp; </span></p>
<p align="LEFT"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Tapınma (İbadet), toplumun &uuml;st yapısını oluşturan değerler ve k&uuml;lt&uuml;r katlarından olan din ve inan&ccedil;lar &ouml;gesidir. Genellikle kişinin, kendi dinsel inancının Tanrısına yaranması, yani kendisini iyi bir kul olarak kabul ettirebilmesi i&ccedil;in g&ouml;sterdiği davranış ve hareketlerin t&uuml;m&uuml;d&uuml;r, diye tanımlanabilir. Tapınma inanan ile Tanrı arasında bir anlaşma, bir bağ kurma eylemidir. Biraz a&ccedil;arsak; Tanrıya yaranarak onun hayırlı kulu olup, &ouml;l&uuml;m &ouml;tesindeki cezalardan kurtulma ve cennetin sonsuz nimetlerinden yararlanma amacı taşır. Ortodoks İslamda ya da İslam şeriatında namaz da diğer ibadetler de bireyseldir. Korkulan bir Tanrının zulm&uuml;nden korunmak; yalvarıp yakararak bağışlanmak ve &ouml;d&uuml;llendirilmek ister inananlar. Ortodoks İslamın Tanrısı &ouml;yle bir tanrıdır ki, iyiliği de k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; de o verir; insana hem g&uuml;nah işletir, hem de onu işlediği g&uuml;nahlardan dolayı cehennem ateşinde yakar. Tanrı ancak kullarını, kendisine karşı vakit namazları, oru&ccedil;, hac ve zekat gibi bazı bi&ccedil;imsel davranış ve eylemler olan tapınma (koşullarını) yerine geririrse bağışlar. &Ouml;yle ki, Ortodoks İslam anlayışında bir kul kişisel ve toplumsal ilişkilerinde her ne t&uuml;rl&uuml; k&ouml;t&uuml;l&uuml;kler yapar, g&uuml;nahlar işlerlerse işlesinler, iki rekat nafile namaz kılarak t&ouml;vbe ederse bile Tanrı onu bağışlayıp &ouml;d&uuml;llendirecektir! Ne kolaylık değil mi? Baskıcı ve s&ouml;m&uuml;r&uuml;c&uuml; y&ouml;netim d&uuml;zenleri b&ouml;ylesi dinlere ve onların Tanrısına sonuna dek kuşkusuz sahip &ccedil;ıkacaktır.</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Alevilik tapınmayı bireysellikten &ccedil;ıkarmış, anlamının değiştirmiştir. Ne yukarıda &ccedil;ok kısaca a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alıştığımız tapınma anlayışıylala ve ne de bu t&uuml;r tapınmalar bekleyen Tanrı inancıyla Aleviliğin uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Alevi insanın Kuran'ı da, Rahmanı da insandır ve tapınmaları da onadır; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne tapar hayale değil. Bunları biz kafadan s&ouml;ylemiyoruz, aşıklarımız ozanlarımız s&ouml;yl&uuml;yor:</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">"M&uuml;lk yaratıp d&uuml;nya d&uuml;nya </span></p>
<p align="LEFT">Ol bah&ccedil;evan heman benem</p>
<p align="LEFT">...</p>
<p align="LEFT">Halk i&ccedil;inde dirlik d&uuml;zen</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">D&ouml;rt kitabı doğru yazan&nbsp; </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Ağ &uuml;st&uuml;nde kara d&uuml;zen</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Ol yazılan Kuran benem </span></p>
<p align="LEFT">...</p>
<p align="LEFT">Kafird&uuml;r&uuml;r inanmayan</p>
<p align="LEFT">Evvel ahir heman benem..."(Yunus Emre, 13-14.yy)</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">"M&uuml;lk ile ile malik benim</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Muhyi v&uuml; halik (can veren ve yaratıcı) benim..." (Nesimi, 14.yy)</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">"Ger insanı sorarsan </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Hak&rsquo;dan gayri değildir</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Sıfatı nur-ı Mutlak .." (Kaygusuz Abdal, 14-</span>15.yy)</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">"Kuranidir s&ouml;z&uuml;m&uuml;z</p>
<p align="LEFT">Rahmanidir y&uuml;z&uuml;m&uuml;z</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Hakkı&nbsp; g&ouml;r&uuml;r g&ouml;z&uuml;m&uuml;z </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Aldanmayız hayale..." (Turabi, 19.yy) </span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">"Ben beni bilmezdim hatır kırardım</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Meğer ilmim noksan imiş bilmedim </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Ben insandan başka İlah arardım </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Meğer insan İlah imiş bilmedim..." (Aşık İs</span>mail Daimi, 20.yy)</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">İşte bu farklı Tanrı inancı ve anlayışına sahip olan Alevilerin, &ouml;te d&uuml;nyada cehennem ateşinden kurtulmak, cennetten g&uuml;zel bir yer kapmak gibi bir kaygı ve istekleri de yoktur. Toplumsallaştırıp, y&ouml;n&uuml;n&uuml; nesnel ve yaşanmakta olan d&uuml;nyaya &ccedil;evirmiş oldukları tapınmalarında akılcı kurumlar yaratmışlar. Bu kurumlar işletilirken,&nbsp; her Alevi bireyi, tek tek kişilere ve topluma karşı duyması gerektiği sorumluluk bilincine erişir. Bu tapınma kurumları Cem erkanlarıdır:</span> M&uuml;sahib olma, dar'a durma, tevhid &ccedil;ekme, semah d&ouml;nme, tarık altından ge&ccedil;me (sitem &ccedil;ekme), başokutma-sorgulanma vb. tapınma bi&ccedil;imleri...</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bu erkanlar Cem toplu tapınması i&ccedil;inde Cemevlerinde uygulanır. Bilindiği gibi Cem s&ouml;zc&uuml;k olarak, "toplantı, biraraya gelmiş insan topluluğu-cemaat, meclis" anlamına gelir. Ancak Alevi literat&uuml;r&uuml;nde, y&uuml;klendiği yoplumsal işlevler bakımından derin i&ccedil;erikli bir kavramdır. Cem, i&ccedil;inde yapıldığı toplumsal birimin (mezra, k&ouml;y, mahalle, kasaba vb) sorunlarının konuşulup &ccedil;&ouml;z&uuml;me bağlandığı, y&ouml;netimine m&uuml;dahele edilip d&uuml;zeltilmesine-değiştirilmesine karar verildiği bir &ccedil;eşit halk meclisidir.Cem aynı zamanda, topluma ve bireylerine karşı haksızlık yapmış, su&ccedil; işlemiş kişilerin yargılandığı adalet mahkemeleri ve j&uuml;ri topluluğudur. </span></p>
<p align="LEFT">Cem, tarih, felsefe, edebiya<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">t, m&uuml;zik, dans ve diğer yaşamsal bilgilerin &ouml;ğretildiği ve &ouml;ğrenildiği &ouml;ğretmen ve &ouml;ğrenciler topluluğu olduğu kadar; ortak kazan kaynatarak, lokmaların birleştirilip eşitlenerek yenildiği toplantılardır. Ayrıca cem, (saz &ccedil;alıp deyiş s&ouml;yleyerek) m&uuml;zik ve (semah d&ouml;nerek) dans&nbsp; sanatlarının icra edildiği bir coşku ve muhabbet meclisidir. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bunlar abartma değil; eğer Alevi cemlerine sosyo-ekonomik a&ccedil;ıdan ve bilimsel yaklaşıp, &ccedil;ağdaş g&ouml;zle bakarsanız, &ccedil;ok daha fazlasını g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n&uuml;z ki, b&uuml;t&uuml;n bunlar rit&uuml;el (ayinsel) uygulamalar olarak ger&ccedil;ekleştirilir ve Alevilik'te adı cemdir, toplu tapınmadır ve Cemevi ya da Meydanevi'nde yapılır. Bunlar Ortodoks İslamın kurumlaştırdığı namazlar değil ki camide uygulansın. Hi&ccedil;birinin Ortodoks İslamın (S&uuml;nnilik-Şiilik) ibadetleriyle ufak bir ilişki var mıdır? </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">S&uuml;nni inan&ccedil;larına tamamıyla aykırıdır. &Ouml;ylesine aykırıdır ki, bakınız <em>İmam Cafer Buyruğu </em></span><em>adıyla anılan,&nbsp; Alevi inan&ccedil; ve erkanlarını anlatan kitap neler yazıyor cem hakkında:</em></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<ul>
<li>"Cem'de b&uuml;y&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k, g&uuml;zel &ccedil;irkin bir <span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">olur ve dahi&nbsp; (cem) cennettir. M&uuml;minleri (erkekler) melek, m&uuml;sl&uuml;m(e)leri (kadınlar) huridir. Yedikleri cenet taamı, i&ccedil;tikleri cennet&nbsp; şarabı, giydikleri cennet esvabıdır. Pirlerin, m&uuml;rşidlerin evleri Mekke'leridir. Onları ziyaret edenler binbir kere hacı ve gazi olurlar; g&uuml;nahlarından kurtulur, masum ve pak olurlar..."</span></li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px;">
<li>&nbsp;</li>
</ul>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Uzun a&ccedil;ıklama ve yorumlara gerek var mıdır? Cennet d&uuml;nyaya taşınıyor; ceme katıldınız mı, cennete girmiş oluyorsunuz. Demek ki, mekan olarak Cemevi cennet olduğu gibi, pirlerin ve m&uuml;rşitler</span>in evleri de Kabe gibi 'tavaf' edilmesi gereken yerdir.</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Cem, Cemevi, Alevi k&uuml;lt&uuml;r ve inancı birbirinden ayrı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemez. Cemevi-Meydanevi bu k&uuml;lt&uuml;r ve inancın aynı zamanda okuludur. Ne zaman ki Alevi-Bektaşi inan&ccedil; ve d&uuml;ş&uuml;ncesini, sanat ve edebiyatını, m&uuml;zik ve semahını, tarih ve felsefesini Enstit&uuml;ler ve Fak&uuml;ltelerde araştıran inceleyen, işleyip yayınlayan b&ouml;l&uuml;mler-k&uuml;rs&uuml;ler a&ccedil;ılarak akademik &ccedil;alışmalar yaygılaşır; o zaman Cemevi'nin işlevi daralır, kendikendini sınırlar. </span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Kuşkusuzdur ki, &ccedil;ok işlevli olarak Cemevi, camiye alternativ değildir. Cami, Alevi toplu ibadetlerinin yapılacağı yerler de&nbsp; değildir.&nbsp; Diyanet İşleri Başkanı Kilise ve Havraya saygılı olduğu kadar, Cemevine de saygı g&ouml;stermek zorundadır. Alevi inancının ve tapınmalarının S&uuml;nni İslamla farklılığını kabul edip, ikide bir Alevileri camiye &ccedil;ağırmayı bırakmalı! Artık g&ouml;z&uuml;ndeki Osmanlı Şeyh&uuml;lislamı g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ccedil;ıkarmalıdır. Eğer Başkan, &ccedil;ağımıza yaraşır bir kişilik g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;yle bakmış olsaydı, </span><em>Hatayi</em><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">'nin aşağıdaki şiiri bile bizi kendisine tanıt</span>maya yeterdi:</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Eğer yolumuzdan haber sorarsan</span></p>
<p align="LEFT">Murtaza Ali'dir pirimiz bizim</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">G&ouml;regeldiğimiz s&uuml;rer gideriz</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Kırklar'dan ayrılmış s&uuml;r&uuml;m&uuml;z bizim</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Biz kamiliz kamile kem bakmayız</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Rıza kapısından taşra &ccedil;ıkmayız</span></p>
<p align="LEFT">Cennet cehennem korkusun &ccedil;ekmeyiz</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Burda sorulmuştu</span>r sorgumuz bizim</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Kazancımız meydana g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;z</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Eksiğimiz var ise bitir&uuml;r&uuml;z</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Aşna meşrep evinde otururuz</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bine sayılmıştır &ouml;l&uuml;m&uuml;z bizim</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Derviş</span>Hatayi der ger&ccedil;ek erenler</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Anda pişman olur bundayerenler</span></p>
<p align="LEFT">Bin kana bir m&uuml;rvet dedik erenler</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Ger&ccedil;ek erenlere dar'ımız bizim</span></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 21:49:04 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-namaz-cami-ve-cemevi_88.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>İSLAMİYET VE ALEVİLİK</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-islamiyet-ve-alevilik_87.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>HZ. ALİ HANGİ İSLAMİYET İ&Ccedil;İN SAVAŞTI?</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><img src="https://www.izledost.com/uploads/articles/864cc6d3.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p>Bug&uuml;n d&uuml;nya haritasına baktığımızda <strong>İslam</strong><span><strong> dinini kabul etmiş olan &uuml;lkelerin hali i&ccedil;ler acısıdır. Bilim ve teknolojiden tamamen kopmuş, &ccedil;ağdaşlaşmamış, dini uygulamalar adı altında bağnaz feodal uygulamaların s&uuml;rd&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; bir tablo karşımıza &ccedil;ıkıyor. <br /></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><hr /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span><strong>&nbsp;</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Tablo &ouml;yle i&ccedil;ler acısıdır ki, yukarılarda yani <span><strong>aristokraside</strong> s&ouml;z sahibi olan ve servetini nasıl savuracağını şaşıran <strong>g&ouml;rg&uuml;s&uuml;z</strong></span> ve İslamiyette<span>n <strong>kopuk</strong></span> k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir azınlık dışında geri kalan halk <span><strong>sefil</strong> bir durumdadır. Ancak bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k azınlık maalesef yasalaştırdığı veya toplumlarına kabul ettirdiği ilkel kuralları İslam dini adına uygulattırmaktadır. İktidarı ellerinde bulunduran ve bağnaz din adamları ile uyumlu bir ittifak sergileyen bu y&ouml;netimler, bu yanlış uygulamalarına bir de dini kılıflar uydurarak, d&uuml;zenledikleri kitaplarla, fıkıflarla ve fetvalarla bu sa&ccedil;malıklarını </span><strong>kılıflamaktadırlar</strong><span><strong>. Kadının adeta insan yerine bile konmadığı bu coğrafyada, şeriat kuralları denilen şekilci kurallarla ve bağnazlıklarla, halkı cehalet i&ccedil;inde s&uuml;r&uuml;nd&uuml;rmektedirler.</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Halkın &ccedil;oğunluğu sefalet i&ccedil;inde yaşamaktadır ve d&uuml;nyadaki diğer gelişmelere olduk&ccedil;a uzak durumda bulunmaktadır. Bilimde, <span><strong> Fen&rsquo;de, K&uuml;lt&uuml;r&rsquo;de, Sanat&rsquo;ta, E</strong></span>debiyatta, Tıb&rsquo;da d&uuml;nyanın gelişmiş &uuml;lkelerinden y&uuml;zyıllarca geride yaşamaktadır. Ve bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elbette İslam dini adına hi&ccedil; te i&ccedil; a&ccedil;ıcı değildir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ve bu tabloya bakan kimi insanlar b&uuml;y&uuml;k bir yanlışa d&uuml;şmekte ve bunun <strong>İslam dininin kendisinden</strong><span><strong> kaynaklandığını zannederek yanılmaktadırlar. &Ouml;zellikle bu sa&ccedil;malıklara y&ouml;n veren ve d&uuml;zenleyen dini kitaplara bakarak yanılmaktadırlar. Elbette insanı şaşırtan bu durumun nedenlerini iyi kavramak</strong></span>, insanı yanıltan mevcut tablonun perde arkasında nelerin yaşandığını da iyi değerlendirmek gerekmektedir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>&Ccedil;ok a&ccedil;ık ve net olarak s&ouml;yleyelim<span>. Bug&uuml;n k&uuml; İslam coğrafyasında uygulanan ve adına İslami</span></strong><span> <strong>Uygulamalar</strong></span> denilen yanlışlıkların ve &ccedil;ağdışılıkların &ccedil;oğunun <strong>İslamla alakası yoktur</strong><span><strong>, İslama da mal edilmemelidir.&nbsp;Bu tablo, genellikle İslam adı altında uygulanan bir dizi yanlışlıklar ve hesaplaşmaların sonucu oluşmuştur. Başka bir deyim ile kısmen de olsa iktidarı eline ge&ccedil;iren İslam ve Ehli Beyt d&uuml;şmanlarının İslam adı altında sistemleştirdikleri uygulamalardır</strong>. Bu uygulamalara direnen ve b&uuml;y&uuml;k bedeller &ouml;deyen </span><strong>İslam ve Ehli Beyt dostlarının</strong><span><strong> genel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de ki payları da maalesef hakim veya etkin oldukları coğrafyanın&nbsp;i&ccedil;inde fazla dikkat &ccedil;ekememektedir.</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu tabloyu <strong>biraz sorgulamak</strong></span> ve İslam adı altında uygulanan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; <span><strong>irdelemek</strong></span><strong> gerekmektedir. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed ve Mekke&rsquo;li diğer m&uuml;sl&uuml;manların Meke&rsquo;de bulundukları s&uuml;re i&ccedil;inde hi&ccedil; kimseye bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; &ccedil;ağrıştıran veya <span style="font-weight: bold;">benzerlik g&ouml;steren </span><span>uygulamaları olmamıştır. Onlar tamamen sade ve samimi bir uygulama sergilemişlerdir. Onların g&ouml;&ccedil;e mecbur kalmalarının ardında sorgulanacak hi&ccedil; bir neden yoktur. Kimseye <strong>zul&uuml;m</strong></span> etmemişlerdir. Kimsenin malına veya canına <strong>fenalık</strong><span><strong> etmemişlerdir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed ve diğer Muhacirler ise <span><strong>Medine&rsquo;de</strong></span> b&uuml;y&uuml;k kabul g&ouml;rm&uuml;ş ve baştacı edilmişlerdir. İslam dinini kabul etmeyen irili ufaklı pek &ccedil;ok kabile veya kendi inan&ccedil;larını s&uuml;rd&uuml;ren diğer semavi din mensupları ile ciddi bir s&uuml;rt&uuml;şmeleri olmamıştır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">O halde kendimize şu mantıklı soruyu sormak zorundayız. Neden Hz. Muhammed ve diğer Muhacirler Mekke&rsquo;de &ouml;l&uuml;m tehdidine maruz kalmışta Medine&rsquo;de <span> <strong>b&uuml;y&uuml;k kabul</strong> g&ouml;rm&uuml;şlerdir? Mekke ile Medine arasında </span><strong>sosyal ve coğrafi</strong><span><strong> pek bir farklılık yoktur. Bir birine benzer kabileler ve inan&ccedil; gurupları her iki şehirde de mevcuttur. Eğer İslam dinine d&uuml;şman olmayı gerektiren bir gerek&ccedil;e var ise bu gerek&ccedil;enin Medine ve diğer şehirler i&ccedil;inde de olması gerekmektedir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Mekke&rsquo;de </span><strong>&ouml;l&uuml;m kalım</strong><span><strong> savaşına maruz kalan bu insanlar Medine&rsquo;de neden kabul</strong></span> g&ouml;rs&uuml;nler? Neden bu insanlar Mekke dışında diğer alanlarda b&uuml;y&uuml;k<span> <strong>mukavemet</strong></span> ile karşılaşmasınlar?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kaldı ki <span><strong>Hz. Muhammed&rsquo;in</strong> ve diğer İslam mensuplarının Mekke ve Medine dışında maruz kaldıkları diğer <strong>k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli</strong></span> mukavemetlerin arkasında da gene genellikle <span><strong>Mekke&rsquo;liler</strong></span> bulunmaktadır. Onların kışkırtmaları veya baskıları bulunmaktadır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Bunun esas nedeni şudur</strong><span>. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Mekke o zamanlarda da şimdiki yapıya benzeyen bir yapıya sahiptir. <strong>Hz. İbrahim</strong><span><strong> zamanında inşa edilen K&acirc;be</strong></span>, bu insanlar tarafından da şimdiki <strong>Hacıların</strong><span><strong> yaptığı Hac ziyaretlerine</strong></span> benzeyen bir tapınma merkezidir. <span>Mekke&rsquo;de otoriteyi uzun yıllardır ellerinde tutan ve Hz. Muhammed&rsquo;in aşireti </span><strong>Kureyş&rsquo;den</strong><span><strong> uzak akrabaları olan &Uuml;meyyeoğulları</strong> s&uuml;rd&uuml;rmektedirler. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed&rsquo;in geldiği Kureyş&rsquo;in <strong>Haşimoğulları</strong><span> ile </span><strong>&Uuml;meyyeoğulları</strong><span> <strong> arasında bir ka&ccedil; nesile uzanan egemenlik &ccedil;ekişmeleri vardır. &Uuml;meyyeoğulları</strong> genellikle <strong>otoriteyi ve ticareti</strong></span><strong> ellerinde bulundururken, Haşimoğulları </strong><span> ise daha ziyade <strong>sosyal</strong></span><strong> alanda etkindirler.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İslamiyet &ouml;ncesi <span><strong>K&acirc;be&rsquo;yi</strong> ziyaret ve orada bulunan bazı &ouml;nemli <strong>Put&rsquo;lara tapınma ayinleri</strong> d&ouml;neminde </span><strong>i&ccedil;me suları</strong><span> t&uuml;ketilmekte, </span><strong>alış- veriş</strong><span><strong> yapılmakta, ziyaret sırasında kurbanlar</strong> kesilmekte ve konaklama boyunca bir <strong>rant</strong></span> doğmaktadır. Bu rantın &ouml;nemli bir kısmı siyasi otoriteyi ellerinde tutan, <strong>&Uuml;meyyeoğullarından</strong><span><strong> Harb oğlu ve Ebu S&uuml;fyan&rsquo;dır</strong>. </span>Daha sonraları İslamın başı<span>na bela olan <strong>Muaviye</strong></span> ise Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın oğludur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed&rsquo;in İslamiyeti yayması en &ccedil;ok bu aileyi rahatsız etmekte ve <strong>rant kapısının kapanması kaygısı</strong><span><strong> taşımaktadırlar. Eğer İslamiyet yeni bir din olarak bu alanda gelişirse kendilerine b&uuml;y&uuml;k gelir bıraka</strong>n <strong>Hac</strong></span> ziyaretlerinden elde edeceği gelirin ve ellerindeki siyasi otoritenin kaybolacağını d&uuml;ş&uuml;nmektedirler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed&rsquo;in oralara getirdiği bu yeni din, ayrıca bir <span><strong>sosyal ve siyasal</strong></span><strong> harekettir. </strong>Hedeflenen değişim, mevcut stat&uuml;koyu <strong>k&ouml;k&uuml;nden sarsacak a&ccedil;ılımlar</strong><span> i&ccedil;eriyordu. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu y&uuml;zden başta <strong>&Uuml;meyyeoğulları</strong><span> olmak &uuml;zere, Mekke&rsquo;deki <strong>t&uuml;ccarlar</strong></span><strong> ve ileri gelen aileler ile <span>Hz. </span>Muhammed yandaşları</strong> arasında sert m&uuml;cadeleler yaşandı. İsl&acirc;ma inanmış olan <span><strong>Amm&acirc;r</strong></span><strong> <span>bin</span></strong><span> <strong>Y&acirc;sir</strong></span><strong>&rsquo;in annesi <span>S&uuml;meyye</span></strong>, Mekke&rsquo;nin ileri gelenlerinden İsl&acirc;m d&uuml;şmanı <span><strong>Eb&ucirc; Cehil</strong></span> tarafından işkence ile &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. <span>Daha sonra Mekke&rsquo;liler </span><strong>şiddetin dozunu arttırarak</strong><span> M&uuml;sl&uuml;manlara daha fazla <strong>eziyet</strong></span><strong> etmeye ve buna <span>&ouml;ld&uuml;rmeler</span></strong><span> de eklenince, Hz. Muhammed ve M&uuml;sl&uuml;manlar zorunlu olarak <strong>Nisan- 16 Temmuz 622</strong></span><strong> tarihleri </strong>arasında gizlice Medine&rsquo;ye <span><strong>g&ouml;&ccedil;</strong></span><strong> ettiler.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>G&ouml;&ccedil; edenler </span><strong>taşınmaz mallarını</strong><span><strong> orada bıraktılar. Hatta eşyalarını ve hayvanlarını bile alabilecek durumda değillerdi. Canlarını kurtarma gayreti ile her şeylerini orada bırakmak zorunda kaldılar. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu g&ouml;&ccedil; ile birlikt</span>e terkedilenler sadece bunlar da değildi. Yakın akrabalar, <span><strong>par&ccedil;alanan aileler,</strong> dağılan <strong>yuvalar</strong></span> da geri de bırakılmıştı.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir &ouml;rnek vermek gerekirse Hz. Muhammed&rsquo;in &ouml;z kızları g&ouml;sterilebilir. Bu kızlar <span><strong>Ebu Leheb&rsquo;in</strong></span> oğulları ile evlidirler. Peygamber&rsquo;in kızı<span> <strong>Rukiye</strong></span>, Ebu Leheb&rsquo;in oğlu <span><strong>Utbe</strong> ile, diğer kızı <strong>&Uuml;mm&uuml; G&uuml;ls&uuml;m</strong></span> ise Ebu Leheb&rsquo;in diğer oğlu <span><strong>Uteybe</strong></span><strong> ile evlidirler. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>Ebu Leheb,</span></strong> Hz. Muhammed&rsquo;in &ouml;z amcasıdır. Hanımı <span><strong>&Uuml;mm&uuml; Cemil</strong></span><strong> ise Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın </strong>kız kardeşidir. <span><strong>Ebu Leheb,</strong> Hz. Muhammed&rsquo;in &ouml;z amcası olmasına rağmen Hanımın <strong>Ebu S&uuml;fya</strong></span>n&rsquo;ın kız kardeşi olması vesilesi ile <strong>hanımının akrabalarının tarafını</strong><span><strong> tutmaktadır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>Ebu Leheb</span></strong>, yeğeninin tarafını tutmadığına Mekke&rsquo;lileri inandırması i&ccedil;in, Hz. Muhammed&rsquo;e ve M&uuml;sl&uuml;manlara en fazla zul&uuml;m yapanların başında gelmektedir<span><strong>. Ebu Leheb</strong>&rsquo;in zulm&uuml; o kadar ileri gitmiştir ki bu konuda hakkında bir <strong>sure</strong></span> dahi nazil olmuştur<span><strong>. </strong></span> <strong>(<span>Ebu Leheb&rsquo;in</span></strong><span> iki eli kurusun! Kurudu da. </span><strong>Malı ve kazandıkları</strong><span> ona fayda vermedi. O, </span><strong>alevli bir ateşte</strong>yanacak. Odun taşıyıcı olarak karısı da (ateşe girecek). Ve boynunda hurma lifinden b&uuml;k&uuml;lm&uuml;ş bir ip olduğu halde), (<span><strong>Tebbet: 1-5) </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed ve diğer M&uuml;sl&uuml;manlar canlarını kurtarma pahasına t&uuml;m varlıklarını orada bırakıp, par&ccedil;alanan ailelerle birlikte Medine&rsquo;ye g&ouml;&ccedil; etmelerine rağmen <span> <strong>huzur</strong> bulamazlar. Mekke&rsquo;liler &uuml;stelik onların &uuml;zerine <strong>3 defa</strong></span> savaş ilan ederler. Civardaki <span><strong>kabileleri</strong></span> onlara karşı kışkırtırlar. Onların ticaret yollarına <span><strong>engellikler</strong></span> &ccedil;ıkartırlar.Serbest dolaşım ve ticaret olanaklarını s&uuml;rekli<span> taciz ederler. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Mekke&rsquo;liler kuvvetli bir ordu ile <strong>Medine</strong></span><strong> &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;y&uuml;p <span>Bedir</span></strong> savaşını <span><strong>(13 Mart 624</strong>) başlatırlar. Ancak bu savaşta başarılı olamazlar. Başta Mekke&rsquo;nin ileri gelenlerinden Kureyş kabilesinin <strong>Mahz&ucirc;moğulları</strong> boyuna mensup </span>Ebu Cehil<span> olmak &uuml;zere <strong>70 kadar &ouml;l&uuml;</strong></span><strong> verirler. Daha sonra (<span>Uhud 625 ve Hendek 627</span></strong>) savaşlarını başlatırlar. Bu savaşların t&uuml;m&uuml;n&uuml; başlatanlar Mekke&rsquo;lilerdir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Medine&rsquo;liler ise bu savaşlarda mazlumdurlar. Meşru <span><strong>m&uuml;daafa</strong></span> haklarını koruyarak savaşmak durumunda kalmışlardır. <span>Bu y&uuml;zden Mekke&rsquo;lilerin savaş kayıplarının sorumlusu olarak <strong>Hz. Muhammed veya Medine&rsquo;lileri</strong></span><strong> g&ouml;steremeyiz.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>Bedir</span></strong> savaşında yaşamını yitiren Peygamberin azılı d&uuml;şmanlarından <span><strong>Ebu Cehil</strong>, n&uuml;fuzlu ve servet sahibi bir aileye mensup olduğundan, elindeki imk&acirc;nları mazl&ucirc;mları ezmede ara&ccedil; olarak kullanan bir kişidir. Ebu Cehil&rsquo;in asıl adı Amr bin <strong>Hiş&acirc;m el-Muğira</strong> olup &ouml;nceleri <strong>Eb&ucirc;&rsquo;l-Hakem</strong></span> k&uuml;nyesiyle anılırken, m&uuml;sl&uuml;manlar tarafından Eb&ucirc; Cehil <strong>(ceh&acirc;let babası</strong><span><strong>) diye adlandırılmıştır. Mekke&rsquo;liler arasında b&uuml;y&uuml;k bir itib&acirc;ra sahipir. Bu savaşta onun yaşamını yitirmesi Mekke&rsquo;lileri &ccedil;ok &ouml;fkelendirir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>Bedir</span></strong> Savaşında yaşamını yitiren diğer &ouml;nemli Mekke&rsquo;li şahsiyetlerden biri de <span><strong>Utbe bin</strong></span><strong> <span>Rab&icirc;a</span></strong>, kardeşi <strong>Şeybe</strong> ve oğlu <span><strong>Velid&rsquo;dir</strong></span><strong>. </strong>Bu şahıslar savaş başlamadan &ouml;nce ortaya atılıp Hz. Muham<span>med&rsquo;den </span><strong>bire bir savaş&ccedil;ı</strong><span> isterler.&nbsp;</span>Bunların karşısına Medine&rsquo;li gen&ccedil;lerden &uuml;&ccedil; kişi &ccedil;ıkıp bunların kim olduklarını &ouml;ğrenince onlara: &ldquo;<strong>Siz bizim muhatabımız değilsiniz, bizim kavmimiz ve kabilemizden adamlar &ccedil;ıksın</strong><span><strong>&rdquo; diyerek esas ama&ccedil;larının Hz. Muhammed</strong> ve o</span>na g&ouml;n&uuml;lden bağlı olan ve g&ouml;&ccedil; eden Mekke&rsquo;liler oldukları ortaya &ccedil;ıkar. Bunların karşısına <span><strong>Hz. Ali</strong>, Hz. Muhammed&rsquo;in amcası <strong>Hz. Hamza</strong></span><strong> ve <span>Ubeyde bin H&acirc;ris</span></strong> adlı kişiler &ccedil;ıkarlar. Bire bir d&uuml;elloda Hz. Muhammed&rsquo;in taraftarlarından sadece <span><strong>Ubeyde bin H&acirc;ris</strong></span><strong> yarala</strong>nır ama Mekke&rsquo;lilerin her &uuml;&ccedil;&uuml; de orada &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;rler.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Şimdi burada oturup biraz d&uuml;ş&uuml;nmek gerekir. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu ne kadar derin bir <strong>intikam</strong></span> duygusudur ki d&uuml;elloya yanıt veren Medine&rsquo;li gen&ccedil;ler <span><strong>red</strong></span><strong> edilmekte ve &ldquo;hesabımız sizinle değil, onlarla&rdquo;</strong><span> denilerek geri &ccedil;evrilmektedirler.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu ne kadar derin bir <strong>intikam</strong></span> duygusudur ki, d&uuml;elloya aynı aileden <strong>3 kişi </strong><span><strong>&ccedil;ıkmakta ve Hz. Muhammed ile yakınlarını da aynı şekilde d&uuml;elloya</strong> davet etmektedirler. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu d&uuml;ello da &ouml;len<strong> Utbe bin</strong></span><strong> <span>Rab&icirc;a, </span></strong><span>gene<strong> Mekke&rsquo;nin </strong></span><strong>ileri gelenlerinden<span> Harb</span></strong> oğluEbu S&uuml;fyan&rsquo;ın <span>hanımı <strong>Hind&rsquo;in</strong></span> babasıdır<span><strong>. </strong>Dolayısı ile</span><strong> Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın </strong><span><strong>kayınpederidir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Savaşa gelmeyen ve yerine <strong>paralı asker</strong><span><strong> g&ouml;nderen, Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın kızkardeşi &Uuml;mm&uuml; Cemil</strong></span> ile evli olan Hz. Muhammed&rsquo;in amcası <span> <strong>Eb&ucirc; Leheb</strong></span> ise, Bedir savaşının kendileri a&ccedil;ısından<span> <strong>h&uuml;sranla</strong></span> sonu&ccedil;lanması &uuml;zerine <span><strong> bir hafta sonra</strong></span> kahrından &ouml;l&uuml;r.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu savaşı Mekke&rsquo;lilerin <span><strong>70 &ouml;l&uuml;</strong> vererek ve bol sayıda </span><strong>yaralı</strong><span><strong> bırakarak kaybetmeleri Hz.Muhammed ve onu sevenlere, dolayısı ile ona bağlı olan yakınlarına olan kin ve nefreti daha da arttırır. Mekke&rsquo;liler hemen peşinden yeni bir savaş hazırlıklarına başlarlar. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed ve yakınlarına &ouml;zel bir intikam duygusu besleyen diğer bir kişi de Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın hanımı, <span><strong>Muaviye&rsquo;nin</strong></span><strong> annesi <span>Hind&rsquo;dir</span> </strong>. Bu kadın savaşta <strong>babası</strong><span>, </span><strong>amcası</strong><span><strong> ve diğer akrabaları</strong> ile birlikte kuzenini </span><strong>kaybetmiştir</strong><span><strong>. İntikam hırsı ile &ccedil;evresindekilere ş&ouml;yle bir vaad de bulunur. &ldquo;Muhammed&rsquo;le arkadaşlarından &ouml;&ccedil; almadık&ccedil;a i&ccedil;im rahatlamayacak, Muhammed&rsquo;le savaş yapmadık&ccedil;a koku s&uuml;r&uuml;nmek, zevk ve sefa bana haram olsun. Sevdiklerimin intikamının alındığını g&ouml;z&uuml;mle g&ouml;rmedik&ccedil;e bana sevinmek yok&rdquo;</strong> </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu kadın savaştan &ouml;nce, eşinin bilgisi dahilinde <strong>Vahşi</strong><span><strong> adında ki k&ouml;lesini</strong></span> &ccedil;ağırarak ona şu &ouml;nemli teklifte bulunuyor.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>&ldquo;Eğer Muhammed, Hamza veya Ali&rsquo;den birini &ouml;ld&uuml;r&uuml;r ve ciğerlerini bana getirirsen, </strong></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><strong><span>1. S</span></strong>eni azad ederim, &ouml;zg&uuml;r olacaksın</li>
<li><strong>2. Sana bol miktarda para, altın ve m&uuml;cevher veririm.</strong></li>
<li><strong><span>3. Seninle bir seferlik (cinsel) birlikte olurum.&rdquo;</span> </strong></li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li><span>Mekke&rsquo;liler b&uuml;y&uuml;k bir ordu toplayarak tekrar<strong> Medine </strong></span><strong>&uuml;zerine y&uuml;r&uuml;rler<span>. 25 Mart 625</span></strong> tarihinde yapılan <span><strong>Uhud</strong></span> savaşında,<strong>Vahşi</strong> adlı k&ouml;le kendisine yapılan bu vaadler sonucu bir fırsatını bulup <span> <strong>Hz. </strong></span>Hamza&rsquo;yı<span> şehit eder. Savaşa bizzat iştirak eden <strong>Muaviye&rsquo;nin</strong></span><strong> annesi <span>Hind</span></strong> gelip intikam hırsı ile Hz. Hamza&rsquo;nın g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; yarar, <strong>ciğerlerini</strong><span><strong> dişleri ile par&ccedil;alar, kulaklarını</strong> keserek birlikte g&ouml;t&uuml;r&uuml;r ve </span><strong>gerdanlık</strong><span><strong> yapıp boynuna asar. </strong></span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Muaviye&rsquo;nin annesi, <strong>k&ouml;lesine</strong></span> verdiği s&ouml;z&uuml; tutar ve bulunduğu <span><strong>vaadleri</strong></span><strong> yerine getirir. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu ne </span><strong>derin bir nefret ve intikam ateşidir ki</strong><span>, bir insan </span><strong> kocasının bilgisi dahilinde</strong><span> b&ouml;yle vaadleri yerine getirebiliy</span>or. O zamanları g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n &ouml;n&uuml;ne getirdiğimizde, k&ouml;lelerin <strong>basit bir eşyadan</strong><span> <strong> daha değersiz, adeta hayvan</strong></span> muamelesine dahi layık g&ouml;r&uuml;lmediği bir ortamda isteğini yerine getirdiği takdirde bir kadın <span><strong>k&ouml;lesi</strong></span><strong> ile beraber (cinsel) olabilsin.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&Ouml;zellikle <strong>feodal</strong></span> değerlerin &ccedil;ok yerleşik olduğu ve <span><strong>kabile</strong></span> onurlarının dikkate alındığı, g&ouml;zetildiği ortamda b&ouml;yle bir vaad ger&ccedil;ekleşmiş olsun.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kaldı ki alevlenen <strong>intikam ateşi</strong><span> 2 sene sonra <strong>Hendek</strong></span> savaşında yeniden kendisini g&ouml;stermiş olsun. Mekke&rsquo;lileri o kadar b&uuml;y&uuml;k <span> <strong>intikam</strong></span>hırsı kaplamıştır ki, <span><strong>Hendek</strong> savaşı &ouml;ncesi sadece kendi şehirlerinden olanları değil, &ccedil;eşitli baskı ve vaadlerle </span><strong>civardaki bazı kabileleri</strong><span><strong> de buna dahil etmeye başlamışlardır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>Arap</span></strong> yarımadasındaki t&uuml;m kabileleri <span><strong>Medine</strong> şehri &uuml;zerine kışkırtmakta, kendileri ile birlikte olmayanların dolayısı ile </span><strong>Hz. Muhammed taraftarları</strong><span><strong> oldukları, onlardan sayılacakları savı ile propaganda yapıp diğer kabileleri de savaşın i&ccedil;ine &ccedil;ekmişlerdir. Hatta semavi dinlere inanan kabile ve toplulukları, &ouml;rneğin Yahudi&rsquo;leri</strong> de &ldquo;<strong>Bu ye</strong></span>ni din sadece bize değil, size de tehdit oluşturmaktadır<span>&rdquo;</span>kışkırtmaları ile bazı <span><strong>Yahudi</strong></span> topluluklarından da aktif destek almışlardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ancak <strong>Hendek</strong></span> savaşında da başarılı olamazlar ve bir takım <strong>kayıplar</strong><span><strong> vererek ve bazı &uuml;nl&uuml;</strong> </span>savaş&ccedil;ılarını<span> da savaş meydanında kaybederek <strong>geri &ccedil;ekilmek</strong></span> zorunda kalırlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed bu duruma da m&uuml;mk&uuml;n olduğunca <span><strong>tahamm&uuml;l</strong></span><strong> g&ouml;sterir. Zaman zaman civardaki <span>kabileler</span></strong> ve topluluklarla savaşmak zorunda kalır. Fakat Arap yarımadasında ki diğer t&uuml;m kabileler de İslam dinine karşı fazla <span><strong>diren&ccedil;</strong> g&ouml;stermezler. Hatta geniş &ccedil;apta bu dini <strong>benimsemeler</strong></span> baş g&ouml;stermiş, topluluklar guruplar halinde İslam dinine girmeye başlamışlardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed İslam dininin <strong>gelişmesinin</strong><span><strong> ve tanınmasının &ouml;n&uuml;nde b&uuml;y&uuml;k engel</strong></span> oluşturan Mekke&rsquo;lilerin bu engelini aşma<span>k &uuml;zere <strong>629</strong></span> yılının Aralık ayında, başında kendisi olmak &uuml;zere</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">buraya g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ordu &ccedil;ıkarır.&nbsp;<span><strong>1 Ocak 632</strong> tarihinde şehri teslim alır ve daha sonra Mekke&rsquo;lilerin tapındığı Putları <strong>(14 Ocak 632 </strong></span>) kırar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Hz. Muhammed, <strong>Mekke </strong></span>şehrini ordusu ile kuşattığı zaman <span>Mekke&rsquo;lilere <strong>iki se&ccedil;enek</strong></span><strong> sunar. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Ya toptan m&uuml;sl&uuml;man olacaklardır veya kendileri ile savaşmayı g&ouml;ze alacaklardır</strong><span>.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Mekke&rsquo;liler, Hz. Muhammed ve m&uuml;sl&uuml;man olanlara y&ouml;nelik <strong>3 defa</strong></span> sefer d&uuml;zenlemiş ve ayrıca gerek Hz. Muhammed ve gerekse diğer m&uuml;sl&uuml;man olanlar a<span>lehinde </span><strong>bol sayıda</strong><span><strong> kışkırtmada bulunmuş, kendilerine &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;</strong></span> zarar vermişlerdi. Ancak ulu Peygamber b&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen son derece <span> <strong>iyimser</strong> bir tavırla m&uuml;sl&uuml;man oldukları takdirde </span>eski defterleri kapatacağını<span> vurgulamışlardır. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Mekke&rsquo;lilerin. Hz. Muhamme</span>d ve ordusu karşısında artık <span><strong>direnecek g&uuml;&ccedil;leri</strong> kalmamıştır. &Ouml;nlerinde sadece <strong>2 se&ccedil;enek</strong></span> vardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Ya m&uuml;sl&uuml;man olacaklar, ya da savaşacaklardı</strong><span>. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Savaşmak, daha doğrusu <strong>savaşı kazanmak şansları</strong><span><strong> yoktu. Bu durumda t&uuml;m Mekke şehri s&ouml;z birliği ederek </strong>m&uuml;sl&uuml;man olurlar. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Alevilikte bir <strong>deyim</strong></span> vardır.</p>
<p style="font-weight: bold; font-family: Arial;" align="LEFT">&ldquo;Kılı&ccedil; zoru ile m&uuml;sl&uuml;man olmak&rdquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İşte Mekke&rsquo;liler <strong>bu şekilde</strong><span><strong> m&uuml;sl&uuml;man olmuşlardır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İnsanoğlunun zaman zaman <strong>dinini değiştirdiği</strong><span><strong> &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Kişi bir inanca ilgi duyar ve kendi mevcut inancından daha in</strong></span><strong>andırıcı</strong> başka bir inan&ccedil; bulursa, <strong>bağımsız iradesi ile</strong><span><strong> o inancı benimseyebilir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Dinler tarihine baktığımızda insanların genellikle kendi <strong>bağımsız iradeleri ile</strong><span><strong> dinlerini değiştirdiğini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ancak bu durum Mekke&rsquo;liler i&ccedil;in ge&ccedil;erli değildir. Onlar şehrin etrafını saran İslam ordusu karşısında zayıf olduklarından ve şayet bir savaşa girecek olurlarsa bu <strong>savaşı kaybedeceklerini anladıkları i&ccedil;in</strong><span><strong> m&uuml;sl&uuml;man olmuşlardır. Bu durum samimi bir benimseme</strong></span> değildir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Dikkatle bakıldığında İslam dinini benimsemeleri inan&ccedil;tan kaynaklanmamıştır. Onlar <span><strong>&ouml;l&uuml;m korkusu</strong> ve varlıklarını kaybedeceklerini hissettiklerinden &ldquo;</span><strong>m&uuml;sl&uuml;man olmuş gibi&rdquo;</strong><span><strong> g&ouml;r&uuml;nm&uuml;şlerdir. En azından b&uuml;y&uuml;k bir kesimi i&ccedil;in</strong> bu durum b&ouml;yledir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Mekke&rsquo;lilerin &ccedil;oğunun mevcut durum karşısında <span><strong>direnecek</strong> durumları yoktur. O halde yapmaları gereken bir şey vardır. İnanmış ve İslam dinini benimsemiş g&ouml;r&uuml;nerek <strong>pusuya</strong></span> yatmak ve fırsat kollamak gerekmektedir. Onlarda &ouml;yle yapmışlardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Halbuki daha &ouml;nce yapılan<span><strong> 3</strong> &ouml;nemli savaş ve <strong>&ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;</strong></span> kışkırtmalara, Hz. Muhammed ve diğer m&uuml;sl&uuml;manlara yaptıkları eziyetlerden dolayı onları <span> <strong>Hicret etmeye</strong> mecbur bırakmalarına rağmen, Hz. Muhammed hissi davranmamış ve hepsinin vediği s&ouml;z&uuml; </span><strong>İkrar</strong><span><strong> saymıştır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">S&ouml;zlerine g&uuml;vensizliklerinden dolayı <span><strong>Mekke&rsquo;lilerin</strong></span> &ouml;nemli bir kısmı ayrıca da ikrarsızdırlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">M&uuml;sl&uuml;manlar, bunların elinden bir hayli <span><strong>eza ve cefa</strong></span><strong> g&ouml;rd&uuml;ler. </strong>Pek &ccedil;ok yiğitleri, &ouml;rneğin <span> <strong>Hz</strong></span><strong>. <span>Hamza</span></strong> gibi &ouml;nemli kahramanları savaşlarda <strong>şehit</strong><span><strong> d&uuml;şt&uuml;ler. Onlar buna rağmen y&uuml;reğine taş basarak</strong> durumu kabullendiler. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Hi&ccedil; bir</span> acının ve olayın faillerini<span> sormadılar.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Kendi şehitlerinin <strong>intikamlarını almak</strong><span> gibi bir hissiyet g&ouml;stermediler.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Eğer Mekke&rsquo;liler m&uuml;sl&uuml;manlara y&ouml;nelik başlattıkları savaşları kazanıp onları <span><strong>teslim</strong></span><strong> alsalardı </strong><span> her halde onlara <strong>merhamet</strong></span><strong> g&ouml;stermeyeceklerdi. Mekke&rsquo;lilerin onlara ne kadar b&uuml;y&uuml;k <span>kin ve intikam</span></strong> duygusu taşıdıkları <span> <strong>Hz. </strong></span>Hamza&rsquo;nın<span> şehit ediliş olayının ayrıntıları arasında rahatlıkla g&ouml;r&uuml;lebilir. Şehrin ileri gelen birisinin hanımı olan bir kadının, &ldquo;</span><strong>eşinin bilgisi dahilinde&rdquo;</strong><span><strong> k&ouml;lesine verdiği s&ouml;zler sadece onları kapsar boyutta değildir. </strong>Bu intikam duygusu </span><strong>diğer Mekke&rsquo;liler tarafından da</strong><strong>kabul g&ouml;rm&uuml;ş ve onaylanmış</strong><span> bir durumdur. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Denilebilir ki Muaviye&rsquo;nin annesinin <strong>intikam</strong></span> duyguları diğerlerinden nispeten fazla olabilir. Ancak bu ayrıntı da &ccedil;ok &ouml;nemli değildir. Zira sadece <span> <strong>Uhud </strong></span>savaşına<span>, Muaviye&rsquo;nin annesi dışında </span><strong>13 Mekke&rsquo;li kadın</strong><span><strong> daha benzeri ama&ccedil;larla katılmış, eşlerinin bilgisi dahilinde &ouml;ld&uuml;r&uuml;lecek m&uuml;sl&uuml;manların cesetlerinin par&ccedil;alamak i&ccedil;in pusuda</strong></span> beklemişlerdir. Ve bu yaklaşım Mekke&rsquo;liler arasında kabul g&ouml;ren, onlar a&ccedil;ısınd<span>an <strong>takdir edilen</strong></span> bir anlayış haline gelmiştir. Bu durum da g&ouml;steriyor ki, İslamiyete karşı &ccedil;ıkan Mekke&rsquo;nin <span><strong>ileri gelenlerinin</strong> yaklaşımları orada <strong>ciddi bir kabul</strong></span><strong> g&ouml;rmektedir.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Hz. Muhammed, Mekke&rsquo;yi <strong>teslim</strong></span> aldığında bu insanların hi&ccedil; birini <strong>cezalandırmamış</strong><span> v</span>e onları dışlamamış, <span><strong>tecrit</strong></span> etmemiştir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İslam dinini kabul etmeleri şartı ile bu dinin <strong>sevecenliği</strong><span> ve </span><strong>hoşg&ouml;r&uuml;s&uuml;</strong><span><strong> kapsamında hissi davranmayı engellemiş, eski defterleri a&ccedil;mamak &uuml;zere kapatmış ve herkesi İslam bayrağının altında</strong> bir araya gelmeye davet etmi</span>ş, <strong> birlik ve beraberliğe</strong><span><strong> hizmet etmeyi ama&ccedil;lamışlardır.</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Ancak burada g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne almamız gereken <span><strong>en &ouml;nemli nokta</strong>, bu insanların İslamiyeti <strong>g&ouml;n&uuml;ll&uuml;</strong></span> olarak değil, <strong>Kılı&ccedil; korkusu ile</strong><span> kabullenmeleridir. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Başka bir deyimle onların &ccedil;oğunluğu İslamı kabullenmemiş, <span><strong>i</strong></span>&ccedil;ine sindirmemiş<span>, sadece </span><strong>kabul ediyor g&ouml;r&uuml;nerek fırsat beklemeye</strong><span><strong> başlamışlardır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bekledikleri fırsat &ccedil;ok değil, sadece <span><strong>2 bu&ccedil;uk sene sonra</strong></span> &ouml;nlerine gelmiştir. <span>Hz. Muhammed, <strong>8 Haziran 632&rsquo;</strong></span><strong>de Medine&rsquo;de <span>Hakka</span></strong><span> y&uuml;r&uuml;r. (Vefat eder). Hz. Ali dahil olmak &uuml;zere ve toplam </span><strong>17 kişi</strong><span> Peygamberin cenaze ve <strong>defin</strong></span> işlemleri ile ilgilenirken, diğerleri durumdan vazife &ccedil;ıkarma peşine d&uuml;şm&uuml;ş ve Hz. Muhammed&rsquo;in bol sayıdaki <span><strong>Hadis</strong></span><strong> , &ouml;neri ve &ouml;zellikle <span>Gadirhum&rsquo;da</span></strong> ki &ccedil;ağrısına rağmen onlar Hz. Ali&rsquo;yi değil, <span><strong>hile</strong> ve fırsat&ccedil;ılıkla <strong>Ebu</strong></span><strong> <span>Bekir&rsquo;i</span> </strong> Halife se&ccedil;mişlerdir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Şu bir ger&ccedil;ektir ki eğer <span><strong>Hz. </strong></span>Ali Halife olsaydı<span> onlara i&ccedil;lerinde taşıdıkları <strong> intikam</strong></span> duygularının fırsatlarını sunma olanağı tanımayacaktı. Mevcut koşullar <strong>&Uuml;meyyeoğullarından</strong><span> (Muavi&rsquo;nin kabilesi) her ha</span>ngi birinin Halife olmasına m&uuml;sait değildi. <span>Onlar, <strong>Ebu Bekir</strong></span><strong> ve onu destekleyenler ile <span>ittifak</span></strong> yaparak s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde kaybettikleri maddi ve manevi olanaklarını <span> <strong>g&uuml;&ccedil;lendirmenin</strong></span><strong> hesabını</strong> yapmış ve <strong>kısa s&uuml;re sonra</strong><span><strong> bu olanaklara sahip olmuşlardır.</strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Halife <strong>Ebu Bekir</strong></span>, 2 Bu&ccedil;uk sene sonra &ouml;l&uuml;nce yerine Hattap oğlu <span><strong>&Ouml;mer</strong>, 10 sene sonra da Affan oğlu <strong>Osman</strong></span><strong> Halife olurlar. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Halife <strong>Osman</strong></span>, Ebu S&uuml;fyan oğlu <span><strong>Muaviye</strong></span><strong> ile yakın akrabadırlar</strong><span>. </span>Osman&rsquo;ın kısa s&uuml;re i&ccedil;inde yaptığı en &ouml;nemli icraat, t&uuml;m <span><strong>etkili ve yetkili yerlere kendi </strong></span>akrabalarını yerleştirmek olmuştur. <span>Nitekim <strong>656</strong></span> yılında <span><strong>Hz. Ali,</strong> Halife olduğunda, buna ilk karşı &ccedil;ıkan <strong>Ebu Bekir&rsquo;in </strong></span>kızı<strong> Ayşe</strong><span> olur. </span>Ve hatta Ayşe, babası <span><strong>Ebu Bekir</strong>, Halife olduğunda onu destekleyen ve <strong>Talha ve Z&uuml;beyr</strong></span><strong> denilen ileri gelenler de, Ayşe&rsquo;nin yanında</strong> yer alırlar ve hep birlikte Hz. Ali&rsquo;ye karşı <strong>4 Aralık 656&rsquo;da </strong><span>, tarihe </span><strong>Cemel Vakası</strong><span><strong> olarak ge&ccedil;en savaşı başlatırlar. Onlar bu savaşı kaybederler ama hemen peşinden Halife Osman</strong></span> zamanında <strong>Şam</strong><span><strong> Valisi yapılan Muaviye</strong></span> derhal isyan etmiş ve t&uuml;m olanaklarını<span> Hz. Ali&rsquo;ye karşı kullanmıştır. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Muaviye, <strong>26 Temmuz 657 </strong></span><strong>tarihinde Fırat&rsquo;ın<span> sağ kıyısına yakın Rakka&rsquo;nın doğusunda bulunan </span>Sıffeyn&rsquo;de,</strong><span> <strong>Hz. Ali</strong></span> ile savaşır ve savaşı kaybeder. Ancak &ccedil;eşitli <span><strong>hilelerle</strong> zaman kazanır ve <strong>Şam&rsquo;da</strong> ki yerini git gide g&uuml;&ccedil;lendirir.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu</span>rada şunu <strong>a&ccedil;ık bir şekilde</strong><span> g&ouml;relim. </span>İslam dinine <strong>d&uuml;şman</strong><span> olanlar, Hz. </span>Muhammed&rsquo;in Hakka y&uuml;r&uuml;mesinden hemen sonra, Hz. Ali ve ona yakın olan kişileri Hilafet makamından ve iktidar olanağından uzak tutmak i&ccedil;in belli kesimlerle <span><strong> ittifak</strong></span>yapmışlardır. <span>Bu ittifak sonucu &ouml;nce <strong>Ebu</strong></span><strong> <span>Bekir</span></strong><span>, daha sonra da <strong>&Ouml;mer Halife</strong></span> olmuş ve <strong>İslam dininden sapmalar</strong><span><strong>, yanlış uygulamalar başlamıştır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Zaten ilk b&uuml;y&uuml;k <strong>ihanet</strong></span><strong> Hz. Muhammed&rsquo;in cenazesinin ortada bırakılması</strong><span> ve <strong>iktidar</strong></span> &ccedil;ıkarları ile başlamıştır. <span><strong>Ebu Bekir</strong>, Halife olduğunda kendisini hararetle destekleyen <strong>&Ouml;mer&rsquo;e</strong></span> vefa borcu karşılığı, &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde yerine onun ge&ccedil;mesini <span> <strong>vasiyet</strong> etmiş ve yanlışlıklar peş peşe devam etmiştir. <strong>Ebu Bekir</strong></span> ve hemen peşinden <span><strong>&Ouml;mer</strong></span><strong>, kendilerinin <span>Halife</span></strong> olmasını destekleyen diğer kesimlere, &ouml;rneğin <strong>Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın</strong><span> kabilesine </span><strong>hoş g&ouml;r&uuml;nmek</strong> i&ccedil;in Hz. Ali ve taraftarlarını <strong>etkisizleştirmiş</strong>, bu haksızlıklar <span><strong> Halife Osman</strong></span><strong> d&ouml;neminde doruğa</strong> &ccedil;ıkmıştır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Şu halde fotoğrafı <span><strong>bir daha</strong></span> g&ouml;zden ge&ccedil;irmekte yarar olmalı.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&Ouml;rneğin <span><strong>Uhud</strong> savaşında <strong>Hz. Muhammed, Hz. Hamza </strong>ve Hz. Ali</span> ile samimi taraftarlarına tarihte ender g&ouml;r&uuml;len bir <span> <strong>intikam</strong></span><strong> ve <span>nefret</span></strong> ile saldıran, hemen peşinden kısa s&uuml;re sonra &ldquo;<strong>Kılı&ccedil; zoru ile&rdquo; </strong><span><strong>m&uuml;sl&uuml;man olanlar, kısa s&uuml;re sonra bu kin ve nefretlerinden </strong></span>uzaklaşmış olabilirler mi?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Eğer b<span>u soruyu samimi cevaplamak gerekirse &ldquo;</span><strong>Hayır&rdquo;</strong><span> dememiz gerekiyor. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bu kadar derin <strong>nefret</strong></span><strong> duygusunun, <span>intikam</span></strong> ateşinin kısa s&uuml;re sonra s&ouml;nmesini, bitmesini beklemek <span><strong>m&uuml;mk&uuml;n</strong></span> değildir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Şayet Mekke&rsquo;liler &ldquo;<strong>Kılı&ccedil; Zoru&rsquo;</strong><span><strong> ile değilde samimi</strong> duygular ve </span><strong> bağımsız irade</strong>leri<span> ile İslam dinini benimsemiş olsalardı, bu m&uuml;mk&uuml;n olabilirdi. O zaman ş&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nebilirdik. &ldquo;</span>Bunlar İslamiyeti benimsemeden once olan yanlışlıklardır. İslamiyeti Kabul ettikten sonra bu yanlışlıkları s&uuml;rd&uuml;rmeleri i&ccedil;in bir gerek&ccedil;e kalmamıştır<span>&rdquo; </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ancak tarihi ger&ccedil;ekler bize bunun </span><strong>b&ouml;yle olmadığını</strong><span> maalesef ispat ediyor.</span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Uhud savaşında <span><strong>2 kesim</strong></span> karşı karşıya gelmişlerdir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir tarafta başını <span><strong>Hz. Muhammed&rsquo;in</strong> &ccedil;ektiği </span><strong>İslam</strong><span><strong> ordusui diğer tarafta ise başta Ebu</strong> </span>S&uuml;fyan&rsquo;ın<span> başını &ccedil;ektiği ve &ccedil;ıkarlarının zedelenmesi korkusu ile savaş başlatan Mekke&rsquo;liler. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bir tarafta <strong>Hak</strong></span>, diğer tarafta <strong>batıl</strong><span>. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir tarafta son semavi din İslamiyet, diğer tarafta kin ve nefret dolu <span><strong>putperestler</strong></span><strong>.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir tarafta inancı uğruna <span><strong>Muhacir</strong></span><strong> olarak Medine&rsquo;ye hicret eden <span>mazlumlar</span></strong><span>, </span>diğer taraftan onların geride bıraktıklarına konmasına rağmen g&ouml;zleri doymayan ve s&uuml;rekli onları kovalayarak savaş &ccedil;ıkartan <span><strong>zalimler</strong></span><strong>. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Bir tarafta <strong>Ehl-i Beyt</strong></span>, diğer tarafta onların can d&uuml;şmanı <span><strong>Mekke&rsquo;liler</strong></span><strong>.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Peki aradan &ccedil;ok değil sadece bir nesil sonra bu fotoğrafa bir daha bakalım.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Artık iktidar el değiştirmiş ve &ccedil;ok &ccedil;eşitli haksızlıklardan sonra bir de zul&uuml;mlerin ve haksızlıkların en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; olan <span><strong>Kerbela</strong> vakası <strong> (10 Ekim 680)</strong></span> işlenmiştir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Şu tarihlere ve saflaşmaya <span><strong>bir daha</strong></span> g&ouml;z atalım.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>&nbsp;</span></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span>?&nbsp; <strong>13 Mart 624 Bed</strong></span><strong>ir Savaşı: </strong><span>Bir tarafta<strong> Hz. Muhammed, </strong></span>diğer tarafta<span> <strong> Ebu S&uuml;fyan,</strong></span></li>
<li><span>?&nbsp; </span><strong>25 Mart 625 Uhud Savaşı: </strong><span>Bir tarafta<strong> Hz. Muhammed, </strong></span>diğer tarafta<span> <strong> Ebu S&uuml;fyan,</strong></span></li>
<li><span>?&nbsp; </span><strong>627&rsquo; da Hendek Savaşı: </strong><span>Bir tarafta<strong> Hz. Muhammed, </strong></span>diğer tarafta<span> <strong> Ebu S&uuml;fyan,</strong></span></li>
<li><span>?&nbsp; </span><strong>26 Temmuz 657 Sıffeyn Savaşı: </strong><span>Bir tarafta<strong> Hz. Ali, </strong></span>diğer tarafta<span> <strong> Muaviye. </strong>Bu savaşın taraflarından biri olan Hz. Ali, Hz<strong>. Muhammed&rsquo;in amcası oğlu, </strong></span>eniştesi, <span><strong>musahibi</strong> ve her şeyi. Muaviye ise <strong>Uhud</strong></span> savaşında Hz. Muhammed ile savaşan<strong> Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın oğlu.</strong></li>
<li><span>?&nbsp; <strong>25 Mart 670</strong></span><strong> tarihinde Hz. İmam Has</strong>an<span> hanımı tarafından, Muaviye&rsquo;nin</span> isteği ile zehirletilerek şehit ediler. Bir tarafta <span><strong>Hz. Hasan</strong> ve taraftarları, diğer tarafta ise Muaviye ve taraftarları. Hz. Hasan, <strong> Hz. Ali&rsquo;nin oğlu</strong>, Muaviye ise </span><strong>Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın oğlu.</strong></li>
<li><span>?&nbsp; </span><strong>10 Ekim 680 Kerbela vakası: </strong><span>Bir tarafta <strong>Hz. H&uuml;seyin</strong></span> ve taraftarları, diğer tarafta <span> <strong>Yezid</strong> ve taraftarları. Hz. H&uuml;seyin, <strong>Hz. Muhammed&rsquo;in</strong></span><strong> torunu, Yezid ise Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın torunu. </strong><span>Her ikisinin<strong> dedeleri </strong></span><strong>Bedir&rsquo;de, Uhud&rsquo;da ve Hendek&rsquo;te, babaları </strong>Sıffeyn&rsquo;de<span>savaşmışlar. </span></li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li><strong>Bir de ş&ouml;yle bir a&ccedil;ıdan bakalım.</strong></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>&nbsp;</span></strong></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li><span>?&nbsp; Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in <strong>dedesi </strong></span><strong>Bedir&rsquo;de<span>, </span></strong><span>Uhud&rsquo;da ve Hendek&rsquo;te </span><strong>Hakkı, </strong><span>Yezid&rsquo;in <strong>dedesi </strong></span><strong>Bedir&rsquo;de<span>, </span></strong><span>Uhud&rsquo;da ve Hendek&rsquo;te </span><strong>Batılı </strong>temsil etmiş.</li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in <strong>dedesi </strong></span><strong>Bedir&rsquo;de<span>, </span></strong><span>Uhud&rsquo;da ve Hendek&rsquo;te </span><strong>savunma hattında, </strong><span>Yezid&rsquo;in <strong>dedesi </strong></span><strong>Bedir&rsquo;de<span>, </span></strong><span>Uhud&rsquo;da ve Hendek&rsquo;te </span><strong>saldırgan.</strong></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi Mekke&rsquo;den <strong>g&ouml;&ccedil; eden</strong></span><strong>, Yezid&rsquo;in dedesi <span>g&ouml;&ccedil; ettiren</span></strong><span>.</span></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi Mekke&rsquo;yi feth edince herkesi <strong>af</strong></span><strong> eden, Yezid&rsquo;in dedesi ise <span>intikam</span></strong> hırsı ile hanımını dahi k&ouml;lesine <span> <strong>teklif</strong></span><strong> ettirebilen.</strong></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi inan</span>dığı Hakk dini i&ccedil;in <strong>her şeyini feda</strong> edebilen, Medine&rsquo;ye Hicret eden, Yezid&rsquo;in dedesi Mekke feth edilince inancını terk edip <strong>kılı&ccedil; korkusu ile</strong><span> m&uuml;sl&uuml;man olan.</span></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi <strong>mazlumun</strong></span><strong> temsilcisi, Yezid&rsquo;in dedesi <span>zalimin</span></strong><span> &ouml;nc&uuml;s&uuml;.</span></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi </span><strong>doğrudan</strong><span> yana, Yezid&rsquo;in dedesi </span><strong>yanlıştan</strong><span> yana. </span></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi <strong>adil</strong></span><strong>, Yezid&rsquo;in dedesi fırsat&ccedil;ı</strong><span>.</span></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi <strong>yoksulun</strong></span><strong> umudu, Yezid&rsquo;in dedesi <span>s&ouml;m&uuml;r&uuml;c&uuml;n&uuml;n</span></strong><span> umudu.</span></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi insanlara </span><strong>eşitlik</strong> vaad ediyor, Yezid&rsquo;in dedesi kız &ccedil;ocuklarını <strong>diri diri toprağa g&ouml;men</strong><span><strong> anlayışın temsilcileri.</strong></span></li>
<li><span>? Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in dedesi </span><strong>birleştirici</strong><span>, Yezid&rsquo;in dedesi <strong>b&ouml;l&uuml;c&uuml;</strong></span><strong> ve <span>nifak</span></strong><span> koyucu.</span></li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li><span>&nbsp;</span></li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Şimdi bu ger&ccedil;ekler ışığında tabloya bir daha bakalım. İktidar artık <span><strong>Hz. Muhammed&rsquo;in</strong> miras&ccedil;ılarının ve taraftarlarının elinde değil, </span><strong>Ebu S&uuml;fyan&rsquo;ın</strong><span><strong> miras&ccedil;ılarının ve taraftarlarının eline ge&ccedil;miş. İktidar t&uuml;m&uuml; ile el değiştirmiş. İmam&rsquo;ları zehirlettiren, onlarla savaşan, hatta Kerbela</strong></span> vakası gibi tarihte &ouml;rneği az g&ouml;r&uuml;len bir zulm&uuml; ger&ccedil;ekleştirebilen iktiadarın <span> <strong>zulm&uuml; ve ha</strong></span>ksızlıkları bununla sınırlı kalabilir mi?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Zaten tarihe baktığımızda neredeyse t&uuml;m <span><strong>Hz. Muhammed&rsquo;in</strong> miras&ccedil;ıları olan </span><strong>12 İmamlardan, </strong><span><strong>10 kişisinin şehit edimeleri bize ger&ccedil;eği </strong></span><strong>net bir şekilde</strong><span> g&ouml;steriyor. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Şu bir ger&ccedil;ektir ki bu anlayış iktidara tam olarak otu<span>rduktan sonra Hz. Muhammed&rsquo;in </span><strong>İslam</strong><span> <strong> anlayışını tasviye</strong></span> etmiş, İslamiyet adına &ccedil;oğu <strong>İslam &ouml;ncesi</strong><span> <strong>putperestlerin</strong></span> uygulamalarını İslam adına geri getirmiş ve oturtmuştur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bu g&uuml;n adına <strong>İslam</strong><span><strong> denilen bazı uygulamalar, kapkara bir cehaleti</strong>, koyu bir <strong>şekilciliği</strong>, sevgi yerine <strong>korkuyu</strong></span> sunan, tahrif edilmiş, <strong>i&ccedil;i boşaltılmış</strong><span><strong>, yalanların ve yanlışların Allahın emri adı altında g&ouml;sterilen </strong></span><strong>anlayışlar</strong> b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. Daha doğrusu <span><strong>egemen</strong></span> kılınan anlayış budur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İslamiyet, <span style="font-weight: bold;">Medine Vesikası</span><strong>&rsquo;nda</strong><span><strong> tutanak altına alınan &ldquo;Rıza Şehri&rdquo; barışıdır. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Hoş g&ouml;r&uuml;d&uuml;r. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>Sevgidir. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Dayanışmadır. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong><span>Tasavvuftur. </span></strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bir yığın g&uuml;zelliklerin ve b&uuml;t&uuml;nl&uuml;klerin <span><strong>&ccedil;ekim</strong></span><strong> merkezidir. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">İslam dini, insanı var eden ve <span><strong>erdemlerle</strong></span><strong> donatan bir inan&ccedil; sisteminin b&uuml;t&uuml;n&uuml;d&uuml;r. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Ancak Hz. Muhammed&rsquo;in Hakka y&uuml;r&uuml;me</span>si sonrası git gide İslamdan uzaklaşılması ve en sonunda <strong>&Uuml;meyyeoğullarının</strong><span><strong> iktidarı almaları ile başlayan Emeviler</strong></span> d&ouml;neminde İslam adı altında yeniden dizayn edilen İslam, Hz. Muhammed&rsquo;in sunduğu ve Hz. Ali&rsquo;nin de savunduğu İslam değildir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Hz. Ali i&ccedil;in &ldquo;</span><strong>Efendim, Hz. Ali bu İslam i&ccedil;in savaştı&rdquo;</strong><span><strong> deyimi doğru bir tespit değildir. Tesbit objektif değildir. Ger&ccedil;ek&ccedil;i hi&ccedil; değildir. Bu s&ouml;ylem ile biz mevcut S&uuml;nn&uuml; İslam anlayışının t&uuml;mden Ebu S&uuml;fyan ve soyunun getirdikleridir demek istemiyoruz. İktiadarı ele alan Emevilerin İslama ciddi bir şekilde zarar verdiklerini ve yeniden yapılandırdıklarını vurgulamak istiyoruz. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><span>Hz. Ali&rsquo;nin </span><strong>nasıl bir İslam i&ccedil;in &ccedil;ırpındığı</strong><span>? onun <strong>g&uuml;zel s&ouml;zleri</strong></span> i&ccedil;inde rahatlıkla g&ouml;r&uuml;lebilir. Hz. Ali&rsquo;nin tanıtmaya ve anlatmaya &ccedil;abaladığı İslam il<span>e </span><strong>adına İslam denilen bug&uuml;nk&uuml; uygulamalar</strong><span><strong> aynı uygulamalar değildir. </strong></span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Hz. Muhammed ve Hz. Ali&rsquo;nin İslamı <strong>diğer semavi dinlerin de devamı olan</strong><span><strong> İslamdır. Aleviler &ldquo;Biz Kal&uuml; Bela&rsquo;dan (ezelden) bu yana var olan diğer dinlerin g&uuml;zelliklerinin devamıyız&rdquo;</strong> derken buna Kurani Kerim den de kaynak g&ouml;sterirler. &ldquo;De ki; Allah&rsquo;a, bize indirilen kitaba; </span><strong>İbrahim&rsquo;e</strong><strong>İsmail&rsquo;e</strong><span>, </span><strong>İshak&rsquo;a</strong><span>, <strong>Yakub&rsquo;a</strong></span> ve torunlarına indirilen ilahi mesajlara; <strong> Musa&rsquo;ya, İsa&rsquo;ya ne diğer peygamberlere</strong><span><strong> Rabbleri tarafından verilenlere inandık; onlar arasında ayırım yapmayız, biz O&rsquo;na</strong></span> teslim olmuşuz<span> <strong><em>, </em></strong></span><em>(Ali İmran: 85) </em></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Alevilik i&ccedil;inde diğer <span><strong>semavi dinlerle</strong> &ouml;rt&uuml;şen bazı inan&ccedil;ların varlığının nedeni de budur. Allah bir olduğuna g&ouml;re, onun insanlara g&ouml;nderdiği el&ccedil;iler, kitaplar ve sunduğu veriler </span><strong>&ldquo;değişen koşulla</strong> r ve istisnalar hari&ccedil;&rdquo;<span> bir birinin devamıdır. </span></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Ali diğer dinlerin devamı olan da bir İslamın <strong>Veliyullahı</strong><span>, Halifesi, Ulu&rsquo;su, lideri, bilgesi ve <strong>kudsiyetidir. </strong></span>Bundan dolayıdır ki Hz. Muhammed&rsquo;in ve Hz. Ali&rsquo;nin <strong>Rıza Kenti</strong><span><strong> uygulaması, ve onun Valilere</strong> g&ouml;nderdiği mektuplarda yaptığı<strong> tesbitler</strong></span> <strong>, <span>Hutbelerinde</span></strong> değindiği <span><strong>&ouml;zellikler</strong>, batılı &uuml;lkelere veri olup y&uuml;zyıllar sonra ancak </span><strong> İnsan Hakları Evrensel Beyennamesine</strong><span><strong> (1948 yılında) d&ouml;n&uuml;şebiliyor. Bu bile onun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in bir fikir</strong> vebilir.</span></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 21:43:07 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-islamiyet-ve-alevilik_87.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>MEDİNE VESİKASI / RIZA ŞEHRİ</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-medine-vesikasi-riza-sehri_86.html</link>
   <description><![CDATA[<div><img style="width: 172px; height: 182px;" src="/uploads/articles/8fa4245a.png" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Muhammed ve diger m&uuml;sl&uuml;manlar, <strong>Nisan</strong> ayından itibaren <strong>16 Temmuz 622</strong> g&uuml;n&uuml;ne kadar Mekke&rsquo;den <strong>Medine&rsquo;ye</strong> hicret ederler. </p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<div><hr /></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Muhammed, Hicretin ilk g&uuml;nlerinde, Mekke&rsquo;li <strong>Muhacir</strong> ile Medineli <strong>Ensar&rsquo;ın</strong> aile reislerini ya da vekillerini toplayarak, m&uuml;sl&uuml;manların nasıl kardeş (<strong>musahip</strong>) olacaklarına ve Mekke&rsquo;li m&uuml;sl&uuml;manların orada nasıl istihdam edileceklerine dair &ccedil;alışmalar yapar. Her <strong>Mekke&rsquo;li</strong> bir erkek ile <strong>Medine&rsquo;li</strong> bir erkek musahip edilirler. Hz. Muhammed kendisine Hz. Ali&rsquo;yi <strong>musahip</strong> edinir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hicret d&ouml;neminde adı <strong>Yesrib</strong> olan Medine&rsquo;de o sıralar pek <span style="font-weight: bold;">&ccedil;ok kavim ve inan&ccedil; mensupları bir arada yaşamaktadırlar. Bunların i&ccedil;inde yeni m&uuml;sl&uuml;man olanlar, putperestler, Yahudiler, Hz. İbrahim&rsquo;in dininden olduklarını s&ouml;yleyen, ayrıca bir</span> birleri ile <strong>kavgalı </strong> ve eski <strong>husumetleri</strong> olan <strong>kabileler</strong> ve pek &ccedil;ok <strong>inan&ccedil; gurupları vardır. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Muhammed, Medine&rsquo;li <strong>Enes İbn-i Malik&rsquo;in evinde oluşturduğu Şura</strong> ile onlarla adına <span style="font-weight: bold;">&ldquo;Medine Vesikası&rdquo; denilen bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma ile aralarında b&uuml;y&uuml;k</span>problemler olan t&uuml;m Medine&rsquo;liler bir araya geldi ve bir <strong>birlik</strong> oluşturdular. Bu birlik tamamen <strong>g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k</strong> temeline dayalı ve eşit şartlarda ortaklık i&ccedil;erdiği i&ccedil;in putperestler de bunu kabullenmiş ve daha sonraki yıllarda Mekke&rsquo;liler Hz. Muhammed, dolayısı ile Medine &uuml;zerine <strong>3 defa</strong> ordu g&ouml;ndermesine rağmen <strong>(Bedir, Uhud, Hendek Savaşları</strong>) onlar Hz. Muhammed ve m&uuml;sl&uuml;manlarla <strong>birlikte</strong> hareket etmişlerdi.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Bu vesikanın hazırlandığı d&ouml;nemde m&uuml;sl&uuml;manlar Medine&rsquo;ye yeni gelmiş ve t&uuml;m mal varlıklarını <strong>Mekke&rsquo;de</strong> bırakmışlardı. Hepsinin akrabalarının bir kısmı oradadır. Pek &ccedil;oğu ayrı bir <strong>kabiledendir</strong> ve <strong>sosyal stat&uuml;leri</strong> farklıdır. Madden yoksul ve başını sokacak evleri dahi olmayan <strong>m&uuml;lteci</strong> durumundadırlar. Kaldı ki Medine&rsquo;li kabilelerin bir kısmının <strong>i&ccedil; sorunları</strong><strong> vardır. Bir birleri ile kavgalı ve bir birlerine g&uuml;ven duymayan durumdadırlar. Kabilelerin bir kısmının &ouml;zel istekleri olmuş ve bunun metne alınması istemindedirler.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Muhammed ve onunla beraber <strong>Hicret</strong> edenler m&uuml;zakere d&ouml;neminde bunları da <strong>g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne almak</strong> durumundaydılar. B&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen onlar olağan&uuml;st&uuml; bir <strong>Vesika</strong> hazırlamış ve t&uuml;m kabile ve inan&ccedil; guruplarını <strong>bu metin etrafında ortak hareket eder noktaya</strong><strong> getirmişlerdir. Hz. Ali&rsquo;nin Mektuparını, Medine Vesikası / Rıza Şehri Mutabakatını</strong> ve <strong>İnsan Hakları Evre</strong>nsel Beyannamesini okuyup karşılaştıralım. Bakalım &ouml;n&uuml;m&uuml;ze nasıl bir İslam tablosu &ccedil;ıkıyor. B&uuml;t&uuml;n bunları yan yana getirdiğimizde şunları g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li>
<div align="JUSTIFY"><strong>1- İnsan Hakları Evrensl Beyannamesi aslında Hz. Muhammed</strong> ve <strong>Hz. Ali</strong> tarafından hazırlanmış, Batı D&uuml;nyası ise <strong>Evrensel Beyannameyi</strong>, Hz. Muhammed&rsquo;in sunduğu Mutabakattan tam <strong>1326 sene sonra</strong> ancak deklare edebilmiştir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">2- Batı D&uuml;nyasının bunu <strong>1948</strong> yılında deklare etmesinin altında yatan asıl ger&ccedil;ek, 2. D&uuml;nya Savaşının <strong>acılarını k&uuml;llendirmek</strong> ve bir <strong>barış ortamının oluşmasına hizmet etmektir.</strong></div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">3- Batı D&uuml;nyasının <strong>&ouml;nderlik</strong> ettiği Deklarasyonda, bunun hazırlanmasının neden ge&ccedil; kalındığı ve <strong> nereden esinlendiğini</strong><strong> anlatılmamıştır.</strong></div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">4- İnsan Hakları Evrensl Beyannamesi ağırlıklı olarak <strong>Batı D&uuml;nyasının değerlerini</strong> g&ouml;zetmektedir.Bu y&uuml;zden bazı &uuml;lkelere Birleşmiş Milletlerde <strong>Veto Hakkı</strong><strong> tanımıştır. Veto Hakkı tanınan &uuml;lkeler genelde batı değerlerine</strong> sahip olan ve g&ouml;zeten &uuml;lkelerdi.r</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">5- Bu &uuml;lkelerden 2 tanesi <strong>İngilltere</strong> ve <strong>Fransa</strong> birer Avrupa &uuml;lkeleridir. İnan&ccedil; olarak <strong>Hristiyan</strong> &uuml;lkeleridir. 3. &Uuml;lke <strong>ABD</strong> ise <strong>Batı Avrupa&rsquo;nın değerlerinin devamıdır. S&uuml;re&ccedil;te siyasal ve ekonomik alanda &ouml;ne &ccedil;ıkmasına rağmen egemen anlayış Hristiyan Batı mentaliteleridir.</strong> Temel değerleri oradan gelmedir ve orası ile &ouml;rt&uuml;şmektedir. 4. &Uuml;lke olan <strong>Rusya </strong> kısmı olarak Avrupa&rsquo;lıdır. Dinsel ağırlık olarak Hristiyanlığın başka bir mezhebi olan <strong>Ortadoks</strong> inancı egemendir. Evrensel Beyanname imzalandığında siyasal olarak <strong>Sosyalist</strong> inşaa d&ouml;nemi i&ccedil;inde olması itibarı ile kısmi bir farklılık g&ouml;r&uuml;lse de, netice olarak <strong>batı değerlerini </strong> g&ouml;zetir ve aynı dindendir. Kaldı ki Sosyalist inşaa s&uuml;recinde yaşaması <strong>temel değerlerinden</strong><strong> uzaklaşmamıştır. &Ouml;rneğin bu d&ouml;nem i&ccedil;inde Hristiyan dini uygulamalarına kısmi</strong> sınırlamalar getirse de, <strong>dini </strong> <strong>arşivleri yok etmemiş, hi&ccedil; bir Kiliseyi</strong> yıkmamış, bilakis geldiği <strong>değerleri</strong><strong> korumuş ve kollamıştır. Bu oluşuma mesafeli olan tek &uuml;lke &Ccedil;in&rsquo;dir</strong>. Gerek <strong>coğrafi</strong>, gerek <strong>inan&ccedil;</strong> ve <strong>k&uuml;lt&uuml;rel</strong> mentalitesi ile, ve gerekse <strong>siyasal y&ouml;netim şekli ile batıdan ayrıdır. Fakat bu &uuml;lkenin varlığının, b&uuml;t&uuml;n i&ccedil;inde fazla bir farklılık arz etmediği </strong> g&ouml;z ardı edilmemelidir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">6- Birleşmiş Milletlerde <strong>Veto</strong> Hakkı olan &uuml;lkelerden hi&ccedil; bir <strong>İslam</strong><strong> değildir. </strong> Hi&ccedil; biri <strong>Afrika</strong> coğrafyasından değildir. Hi&ccedil; biri <strong>Latin Amerika</strong>, başka deyimle yerleşik (tarihsel) Amerikan değerlerinden değildir. Bunların i&ccedil;inde siyasal ve ekonomik alanda yoksulların coğrafyasından, başka deyimle <strong>3. D&uuml;nya &uuml;lkelerinden</strong> hi&ccedil; biri yoktur. İlgin&ccedil; bir &ouml;rt&uuml;şme ile <strong>Hristiyan ve Batı</strong><strong> &uuml;lkelerinin değerleri egemendir.</strong></div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">7- Batı D&uuml;nyası <strong>&ouml;nc&uuml;l&uuml;k</strong> ettiği ve oluşturduğu <strong>İnsan Hakları</strong><strong> Evrensel Beyanamesinin uygulanmasında zaman zaman &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de ihlal</strong> de bulunmaktadır. Kanlı <strong>Savaşların</strong><strong> &ccedil;ıkması ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesi, Kapitalist</strong> &uuml;retim ilişkilerinin değerlerinin &ouml;ne &ccedil;ıkarılması, yoksul &uuml;lkelerin kapitalist <strong>s&ouml;m&uuml;r&uuml;ye</strong> maruz kalmalarına rağmen <strong> rehabilitasyonunlarının</strong> ihmal edilmesi, korkun&ccedil; bir <strong>silahlanma</strong> yarışı ile insan kaynaklarının <strong>heba</strong> edilmesi doğal olarak bu oluşumun <strong>samimiyetini</strong> sorgulatır. Ayrıca Birleşmiş Milletlerin, başka &uuml;lkelerin <strong>&ouml;zl&uuml;k haklarını</strong><strong> ihlal eden &uuml;lkelere karşı zaman</strong> zaman <strong>m&uuml;samaha</strong> g&ouml;stermesi, hatta <strong>Veto</strong> hakkı olan kimi &uuml;lkelerin bu ihlallere <strong>&ouml;nc&uuml;l&uuml;k</strong> etmesi (<strong>Irak Savaşın da olduğu gibi) samimiyetini sorgulatan </strong> diğer &ouml;nemli etkenlerdendir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">8- Batının İnsan Hakları ve Demokrasinin gelişim s&uuml;recinde, Batı d&uuml;nyası dışındaki coğrafyayı g&ouml;rmede &ouml;zellikle <strong>ketum</strong> davrandığını, <strong>İslamın veya başka etkenlerin</strong><strong> katkılarını es ge&ccedil;ip ulaşılan medeniyetin Antik Helenistik</strong> &ccedil;ağın (Eski Yunan) değerlerinin devamı olduğunu vurgulaması, <strong>dinler, k&uuml;lt&uuml;rler ve mentalitelerin</strong> iyi anlaşılmasında ciddi bir <strong>&ouml;rt&uuml;</strong> g&ouml;revi g&ouml;rmektedir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY"><strong>9- Hz. Muhammed ve Hz. Ali&rsquo;nin</strong> d&ouml;nemini kapsayan Beyannamede olası <strong>teredd&uuml;tler</strong> ve <strong>iyi</strong> <strong>anlaşılamayan noktaların, o g&uuml;n&uuml;n şartları g&ouml;zetilerek</strong> yorumlanması ve değerlendirilmesi gerektmektedir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY"><strong>10- Rıza Şehri</strong> Beyannamesine g&ouml;re insanlar <strong>Din, Dil, Irk, Cinsiyet</strong> konusunda <strong>eşit </strong> ve <strong>&ouml;zg&uuml;rd&uuml;rler</strong>.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY"><strong>11- Rıza Şehri Beyannamesine g&ouml;re İslam da (inan&ccedil;ta) zorlama</strong> yoktur.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY"><strong>12- Rıza Şehri Beyannamesine g&ouml;re İslam t&uuml;m insanlığa Evrensel Değerler</strong> g&ouml;zetilerek bakar. Evrensel değerlere denk d&uuml;şmeyen yaklaşımlar red edilir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY"><strong>13- İslam</strong> Dini ve <strong>Rıza Şehri</strong> Beyannamesi, <strong>Ehli Beyt</strong> ve onu sevenler, onu sahiplenenler tarafından s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Aynı değerlerin devamını savunan &ouml;rneğin <strong>Hacı Bektaş Veli&rsquo;nin</strong> EDEB (<strong> eline, diline, beline sahip</strong> <strong>ol</strong>) felsefesi, <strong>72 Millete tek nazarla</strong> bakmayı slogan etmesi, <strong>Kadını okumayan Milletin y&uuml;kselmeyeceği</strong><strong> (gelişmeyeceği) tesbitleri de g&ouml;steriyor ki İslam dini ve Evrensel</strong> değerleri <strong>Ehli Beyt</strong> ve ona bağlı olanlar tarafından savunulmakta ve <strong>ileriye</strong> taşınmaktadır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">14- Aleviliğin <strong>temel</strong> inan&ccedil; kurallarından biri olan <strong>4 Kitaba</strong> bir nazarla bakmak, &ouml;zellikle vurgu yapılan <strong>Kal&uuml; Bela&rsquo;dan</strong> (Ezelden beri) İslam olmak, s&ouml;ylemlerinde <strong> sevgiyi</strong> &ouml;ne &ccedil;ıkaran Yaradılanı Severim Yaradandan &Ouml;t&uuml;r&uuml; (<strong>Yunus Emre</strong>), s&ouml;zleri gibi deyimler, İslamın Evrensel Değerlerinin hem batıdan <strong>&ccedil;ok daha &ouml;nce deklare edildiğini</strong>, hem her t&uuml;rl&uuml; <strong>eşitliği i&ccedil;erdiği</strong> ve hem de sevgiyi (<strong>Tasavvuf</strong>) &ouml;ne &ccedil;ıkarması bakımından birer &ouml;rnektir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">15- B&uuml;t&uuml;n bunlar bir araya getirildiğinde Aleviliğe virtinde g&ouml;r&uuml;len veya &ouml;yle yansıyan <strong>İslam</strong><strong> elbisesinin dar geldiği, Aleviliğin Evrensel</strong> olduğu, Aleviliğin diğer <strong>semavi</strong> dinlerin doğrularını da sahiplendiğini g&ouml;rmekteyiz.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">&nbsp;</div>
</li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li>
<div align="JUSTIFY">Bu vesile ile <strong>Ehli Beyt</strong> sevgisinin <strong>İslamın temel değerlerinden olduğunu, Alevi inancının Ehli Beyt</strong> sevgisi ile yoğrulduğunu, İslam dininin, d&uuml;nyanın <strong>en &ccedil;ağdaş ve en ileri değerler</strong><strong> manzumesi olduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Hz. Ali de Ehli Beytin bir &uuml;yesi ve İmamların ilki </strong> olarak bu inancın aktarımında &ccedil;ok &ouml;nemli misyonu olan bir Bilge ve <strong>Evliya&rsquo;dır</strong><strong>. Onun aktarımlarını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde hi&ccedil; bir teredd&uuml;te meydan bırakmayan </strong><span style="font-weight: bold;">bu b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, erdem arayanlara veya ger&ccedil;eği sorgulayanlar</span><strong>a yeteri kadar</strong> veri sunmaktadır.</div>
</li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>MEDİNE VESİKASI / RIZA ŞEHRİ METNİ</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>Bismillahirrahmanirrahim.</strong></p>
<ul style="font-family: Arial;">
<li>
<div align="JUSTIFY">1. Bu dekl&acirc;rasyon, Allah&rsquo;ın Rasul&uuml; Muhammed tarafından Kureyş, Yesrib m&uuml;&rsquo;minleri ve m&uuml;sl&uuml;manları ve bunlara tabi olanlarla, onlara sonradan katılanlar ve onlarla birlikte savaş ve savunmayı teahh&uuml;t edenler arasında d&uuml;zenlenmiş bir kitap / vesikadır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">2. Bu vesikayı dekl&acirc;re edenler, diğer insanlardan ayrı bir &Uuml;mmet (topluluk) teşkil ederler.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">3. Kureyşli Muhacirler, kendi aralarında adet olduğu &uuml;zere kan diyetlerini birlikte &ouml;demeye iştirak ederler. Ve onlar savaş esirlerinin kurtuluş fidyelerini, m&uuml;&rsquo;minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine g&ouml;re &ouml;deyeceklerdir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">4. Avr Oğulları, kendi aralarında adet olduğu &uuml;zere kan diyetlerini &ouml;nceki şekilde birlikte &ouml;demeye iştirak ederler. Her birim (grup) savaş esirlerinin kurtuluş fidyelerini, m&uuml;&rsquo;minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine g&ouml;re &ouml;deyeceklerdir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">5. Hazrec Bin Haris Oğulları,</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">6. Saide Oğulları,</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">7. C&uuml;şem Oğulları,</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">8. Necc&acirc;r Oğulları,</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">9. Avr Bin Amr Oğulları,</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">10. Nebit Oğulları,</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">11. Evs Oğulları,</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">12. (A) M&uuml;&rsquo;minler, aralarındaki ağır mal&icirc; y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;k altında bulunan hi&ccedil; kimseyi, &ccedil;aresiz bırakmazlar. &Ouml;demesi gereken savaş fidyesi veya kan diyetini, iyi ve makul bilinen esaslara g&ouml;re ona verirler, (B) Hi&ccedil; bir m&uuml;&rsquo;min başka bir m&uuml;&rsquo;minin mevlası (&ouml;zel şartlarda anlaşmalı bulunduğu kimse) ile onun aleyhine ittifak yapamaz.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">13. Kuralları uygulamada titiz davranan b&uuml;t&uuml;n m&uuml;&rsquo;minler, aralarındaki saldırgan, haksız bir fiilin eylem hazırlığı i&ccedil;inde olan, bir c&uuml;r&uuml;m, bir d&uuml;şmanlık peşinde koşan veya m&uuml;&rsquo;minler arasında bozgunculuk &ccedil;ıkaran kişinin &uuml;zerine gideceklerdir. Bu kişi, i&ccedil;lerinden birisinin biricik &ccedil;ocuğu da olsa hepsinin eli onun aleyhinde kalkacaktır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">14. Hi&ccedil; bir m&uuml;&rsquo;min bir kafir karşılığında bir m&uuml;&rsquo;mini &ouml;ld&uuml;remez ve bir m&uuml;&rsquo;min aleyhinde bir kafire yardım edemez.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">15. Allah&rsquo;ın zimmeti (himaye ve teminatı) tektir. M&uuml;&rsquo;minlerin sosyal stat&uuml;s&uuml; en d&uuml;ş&uuml;k olan birisinin verdiği teminat bile hepsini bağlar. M&uuml;&rsquo;minler diğer insanlardan ayrı olarak birbirlerinin mevlası (ahiddaşı) dırlar.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">16. Yahudilerden bize tabi olanlar, zulme uğramaksızın ve aleyhlerine bir m&uuml;cadele kampanyası başlatılmaksızın yardım ve desteğimize hak kazanırlar.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">17. M&uuml;&rsquo;minlerin barışı tektir; hi&ccedil; bir m&uuml;&rsquo;min Allah yolunda girişilen bir savaşta, diğer m&uuml;&rsquo;minleri hari&ccedil; tutarak bir barış andlaşması yapamaz; bu barış, m&uuml;&rsquo;minler arasında birlikte ve adalete g&ouml;re yapılır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">18. Bizimle birlikte savaşan her askeri birlik, birbirleriyle n&ouml;betleşe g&ouml;rev yaparlar.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">19. M&uuml;&rsquo;minler, birbirlerinin Allah yolunda d&ouml;k&uuml;len kanlarının intikamını alacaklardır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">20. (A) H&uuml;k&uuml;mleri uygulamada titiz davranan m&uuml;&rsquo;minler, en iyi ve en doğru yol &uuml;zerindedirler, (B) Hi&ccedil; bir m&uuml;şrik, d&uuml;şman bir Kureyşlinin mal ve canını himayesi altına alamaz, bir m&uuml;&rsquo;mine karşı O&rsquo;nun yanında yer alamaz.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">21. Bir kimsenin bir m&uuml;&rsquo;mini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n sabit olması halinde, kendisine kısas h&uuml;k&uuml;mleri uygulanır. Makt&uuml;l&uuml;n velisinin rızası dışındaki hallerde b&uuml;t&uuml;n m&uuml;&rsquo;minler o kişinin &uuml;zerine giderler. Ancak sadece kısas h&uuml;k&uuml;mlerinin uygulanması i&ccedil;in yapacakları girişimleri kendilerine helal olur (daha ileri gidemezler).</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">22. Bu sahifede yazılı olanları kabul edip Allah ve Rasul&uuml;ne iman eden hi&ccedil; bir m&uuml;&rsquo;mine, bir katile yardım veya yataklık etmesi helal olmaz. Kim b&ouml;yle birisine yardım eder veya sığınma hakkı tanırsa, kıyamet g&uuml;n&uuml;nde Allah&rsquo;ın lanet ve gazabı onun &uuml;zerine olsun. Artık b&ouml;yle birisinin ne &ouml;zr&uuml; kabul edilir, ne de ondan bir fidye alınır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">23. &Uuml;zerinde ihtilafa d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z şey ne olursa olsun, iletileceği nihai merci; Allah&rsquo;tır, Muhammed&rsquo;dir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">24. Yahudiler, savaştıkları s&uuml;rece, m&uuml;&rsquo;minlerle birlikte savaş giderlerini &ouml;derler.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">25. Avf Oğulları Yahudilerı, (bu konuda) m&uuml;&rsquo;minlerle birlikte bir &uuml;mmet (bir topluluk) oluştururlar. Yahudilerin dinleri kendilerine, m&uuml;sl&uuml;manların dinleri kendilerinedir, (d&icirc;n&icirc; vec&icirc;belerini &ouml;zg&uuml;rce yerine getirme konusundaki bu h&uuml;kme) hem kendileri hem de mevlaları (&ouml;zel h&uuml;k&uuml;ml&uuml; ahiddaşları) dahildir. Ancak bunlardan haksızlık eden veya su&ccedil; işleyen hari&ccedil;tir. B&ouml;yle birisi, ancak kendisine ve ailesine zarar verir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">26. Neccar OğularıI Yahudileri de, Avf Oğulları Yahudilerinin sahip oldukları haklara sahiptirler.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">27. Haris Oğulları Yahudileri de.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">28. Sa&rsquo;ide Oğulları Yahudileri de.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">29. C&uuml;şem Oğulları Yahudileri de.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">30. Evs Oğulları Yahudileri de..</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">31. Sa&rsquo;lebe Oğulları Yahudileri de. Ancak b&uuml;t&uuml;n bunlardan haksız fiil ve c&uuml;r&uuml;m işleyenler hari&ccedil; tutulur. Onlar ancak kendi canlarına ve ailelerine zarar verir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">32. Cefne Ailesi, Sa&rsquo;lebe Oğullarının bir koludur ve Onların tabi oldukları h&uuml;k&uuml;mlere tabidirler.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">33. Ş&uuml;taybe Oğulları da. Kesinlikle kurallara uyulacak, aykırı davranılmayacaktır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">34. Sa&rsquo;lebe Oğullarının mevlaları (&ouml;zel şartlarda kendilerine bağlı olan ahiddaşları) kendileri gibidir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">35. Yahudilere sığınmış ve bağlanmış olan kimseler, Yahudiler gibidir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">36. &ndash;(A) Yahudilerden hi&ccedil; kimse Muhammed&rsquo;in izni olmadık&ccedil;a askeri sefere &ccedil;ıkamaz, (B) Bir yaralama olayında, onun intikamının alınmasına engel olunamaz. Fırsat kollayarak cinayet işleyen kimse, o cinayetiyle kendisini ve ailesini tehlikeye atmış olur. Ancak, zulm eden bir zalime karşı işlenmiş cinayet, bundan m&uuml;stesnadır. Allah, bu kurallara en iyi uyanlarla beraberdir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">37. &ndash;(A) Kendilerine savaş a&ccedil;an olursa, bu yasaya (sahifeye/belgeye) tabi olan Yahudilerin ve m&uuml;sl&uuml;manların arasında tam bir dayanışma olacak, Yahudiler kendi savaş giderlerini, m&uuml;sl&uuml;manlar da kendi savaş giderlerini karşalayacaklardır. Her iki kitlenin, aralarında istişare, tavsiye ve samimi bir dayanışma olacak, b&uuml;t&uuml;n haksız fiil ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;klere karşı en iyi yol izlenecektir, (B) Hi&ccedil; bir kimse m&uuml;ttefikine karşı bir su&ccedil; işleyemez. Zulme maruz kalana tam destek ve yardım verilecektir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">38. Yahudiler savaştıkları s&uuml;rece m&uuml;&rsquo;minlerle birlikte savaş giderlerini &ouml;derler.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">39. Yesrib vadisinin i&ccedil;erisi, bu vesikaya bağlı olanlara haram (dokunulmaz) bir b&ouml;lgedir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">40. Himaye altındaki kişi, kimseye zarar vermedik&ccedil;e ve su&ccedil; işlemedik&ccedil;e kendisini himaye edenin haklarına sahiptir, O&rsquo;nun gibidir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">41. Himaye hakkı, bu hakka sahip olanlar dışındakilerce verilemez.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">42. Bu dekl&acirc;rasyonu (sahifeyi) onaylayan taraflar arasında bir olay veya k&ouml;t&uuml;ye gitmesinden korkulan bir anlaşmazlık &ccedil;ıkması halinde, &ccedil;&ouml;z&uuml;m i&ccedil;in başvurulması gereken son merci, Allah ve Allah Rasul&uuml; Muhammed&rsquo;dir. Ve Allah, bu yasada (sahifede) bulunan kuralları en titiz uygulayan ve onlara en iyi uyanlarla beraberdir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">43. Ne Kureyş ne de O&rsquo;nlara yardım edenlere himaye stat&uuml;s&uuml; tanınamaz.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">44. Yesrib&rsquo;e karşı ani bir baskın ve saldırı d&uuml;zenlenmesi halinde, Yahudiler ve M&uuml;sl&uuml;manlar arasında tam bir dayanışma olur.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">45. &ndash;(A) Yahudiler, m&uuml;sl&uuml;manlar tarafından yapılacak bir barış andlaşmasına veya yapılan bir andlaşmaya katılmaya &ccedil;ağrıldıklarında, o andlaşmayı yapacaklar veya yapılan andlaşmaya katılacaklardır. Şayet O&rsquo;nlar benzeri bir andlaşma yapmaya veya yaptıkları andlaşmaya &ccedil;ağıracak olurlarsa, m&uuml;sl&uuml;manlardan aynı mukabeleyi g&ouml;rme hakkına sahiptirler. Ancak, din konusunda savaşanlar, bundan m&uuml;stesnadır, (B) Bu durumda her grup, kendilerine ait kısımdan sorumlu olacaklardır.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">46. Bu yasanın (sahifenin) taraflarınca leh ve aleyhlerinde belirlenen b&uuml;t&uuml;n h&uuml;k&uuml;mler, gene bu yasaya taraf olanlarca tam bir iyi niyet i&ccedil;inde uygulanmak &uuml;zere Evs Yahudilerinin hem kendileri hem de mevlaları i&ccedil;in ge&ccedil;erli h&uuml;k&uuml;mlerdir. Bu h&uuml;k&uuml;mlere uyulur, fesad &ccedil;ıkarılmaz, aykırı davranılmaz. Haksız &ccedil;ıkar sağlayan ancak kendisine zarar vermiş olur. Allah, bu yasadaki (sahifedeki) h&uuml;k&uuml;mlere en doğru ve ri&acirc;yetk&acirc;r olanlarla beraberdir.</div>
</li>
<li>
<div align="JUSTIFY">47. Bu Kitap (Vesika), bir zalimi veya su&ccedil;luyu cezalandırmaya engel olmaz. Med&icirc;ne&rsquo;de ikamet edip kalan da O&rsquo;radan (bir başka yerleşim b&ouml;lgesine veya sefere) &ccedil;ıkan da g&uuml;ven i&ccedil;inde olacaktır. Ancak zulm eden ve su&ccedil; işleyen bu g&uuml;venden m&uuml;stesnadır. Buradaki h&uuml;k&uuml;mlere uyan ve bu hususta titizlik g&ouml;sterenin ilk hamisi Allah&rsquo;tır. Ve Allah&rsquo;ın el&ccedil;isi Muhammed b&uuml;t&uuml;n bunların takip&ccedil;isidir.</div>
</li>
</ul>
<ul style="margin-left: 0px; padding-left: 15px; font-family: Arial;">
<li>
<div align="JUSTIFY">Araştırmacı T.V. Arnold, Peygamberimiz&rsquo;in kurduğu bu toplumsal birliğin &ouml;nemini şu şekilde ifade etmektedir:</div>
</li>
</ul>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>&ldquo;&Ouml;nceleri tek bir emire kesinlikle itaat etmemiş olan o Arabistan, birdenbire siyasi bir birlik haline geliverdi ve o mutlak amire kendisini teslim etti. Y&uuml;z kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k sosyal gruptan meydana gelmiş olan ve s&uuml;rekli olarak birbirleriyle karşılıklı d&uuml;şmanlıklarda bulunan k&uuml;&ccedil;&uuml;k-b&uuml;y&uuml;k nice kabilelerden Hz. Muhammed bir birlik meydana getirdi </strong>.&rdquo;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Medine vesikasına <strong>g&ouml;re t&uuml;m inan&ccedil;lar ve kabileler</strong> hi&ccedil;bir baskı altında kalmadan i<strong>stediği dini, inancı, siyasi g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ve felsefi se&ccedil;imi</strong><strong> yapmakta &ouml;zg&uuml;rd&uuml;rler. Metin de, kabileler arasında buna rağmen bir sorunun olması durumunda baş vurulacak &uuml;st otorite Hz. Muhammed&rsquo;dir ve metni imzalayan t&uuml;m guruplar Hz. Muhammed&rsquo;in himayesi</strong> altındadırlar.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Alevilikte s&uuml;rekli kullanılan <strong>&ldquo;Rıza Şehri&rdquo;</strong><strong> kavramı bu şehirdir. Yan yana ve dostca yaşamayı kapsayan bu g&ouml;n&uuml;ll&uuml; beraberlik </strong>ve <strong>hoş g&ouml;r&uuml; anlayışı, barış ve &ouml;zg&uuml;r ortam Alevilikte kutsiyetle anılır. &ldquo;Rıza (razı olma</strong>)&rdquo; ve <strong>&ldquo;Rızalık (g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olma, onaylı&rdquo; kavramlarının dayandığı esas tarihsel veri budur</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">İnsanların i&ccedil; barışı g&ouml;zeterek ve bir arada, tamamen g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;ğe dayanan, bu kente Alevilikte bu y&uuml;zden &ldquo;Rıza Şehri&rdquo; olarak kalplerde yer edinir. Bu sahiplenme Alevilikte insanı Tasavvuf kapısına g&ouml;t&uuml;r&uuml;r.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">İslam kaynaklarına g&ouml;re gerek <strong>Medine Vesikasını</strong><strong> imzalayan bir kısım Medine&rsquo;li kavimler ve gene aynı metini imzalayan bazı Yahudi</strong> kabileleri, İslamiyetin s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde g&uuml;&ccedil;lenmesinden dolayı zaman zaman bu anlaşma metinleri dışına &ccedil;ıkmışlardır. Hatta bu konuda bir &ccedil;ok ayetler bile vardır. &ldquo;&Ccedil;evrenizdeki bedev&icirc; <strong> Araplardan </strong>ve<strong> Medine </strong>halkından birtakım<strong> m&uuml;nafıklar </strong><strong>vardır ki, m&uuml;nafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar b&uuml;y&uuml;k bir azaba itileceklerdir.(Tevbe: 101), &sbquo;&rsquo;</strong>Allah, i&ccedil;inizden (savaştan) alıkoyanları ve yandaşlarına:<strong> &ldquo;Bize katılın&rdquo; d</strong>iyenleri ger&ccedil;ekten biliyor. Zaten bunların<strong> pek azı </strong><strong>savaşa gelir. </strong>(Gelseler de) size karşı pek hasistirler. Hele korkugelip &ccedil;attı mı, &uuml;zerine<strong> &ouml;l&uuml;m baygınlığı </strong><strong>&ccedil;&ouml;km&uuml;ş gibi g&ouml;zleri d&ouml;nerek sana baktıklarını g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Korku gidince ise, mala d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;k </strong>g&ouml;stererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar<strong> iman etmiş değillerdir; bunun i&ccedil;in Allah onların yaptıklarını boşa &ccedil;ıkarmıştır. Bu, Allah&rsquo;a g&ouml;re kolaydır.(Ahzab: 18, 19)&rdquo;</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Ancak b&uuml;t&uuml;n bunlar genelin kendisi i&ccedil;inde b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğe <strong>fazla etki yapmayan</strong> k&uuml;&ccedil;&uuml;k istisnalar olsa gerek. Kaldı ki burada s&ouml;ylemek istediğimiz <strong>m&uuml;sl&uuml;man olmayan</strong> kabile ve gurupların samimiyetleri değil, <strong>Hak Muhammed Ali yolunu</strong> s&uuml;rd&uuml;ren samimi insanların olaya yaklaşım bi&ccedil;imleridir. Onlar i&ccedil;lerinden &ccedil;ıkan nifak tutumlarına ve ihanete rağmen <strong>kendi verdiği s&ouml;zlere bağlı kalmış </strong> ve o şehre &sbquo;<strong>&rdquo;Rıza Şehri&rdquo;</strong> deyimini g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şlerdir. Burada s&ouml;ylenmek istenen <strong>&ouml;z&uuml; ve s&ouml;z&uuml; bir olanların</strong><strong> icraatları değerlendirmeleridir. &Ouml;nemli olan İslamiyetin kısmen</strong> etkin olduğu <strong>zaman</strong> ve <strong>alanda</strong> oluşturulan bu ilk metnin bize İslamiyetin &ouml;z&uuml; ile ilgili bir fikir verebilmesidir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Aradan ge&ccedil;en tam <strong>1326</strong> sene sonra ve <strong>2 D&uuml;nya savaşı yapan D&uuml;nya nihayet ortak bir metinde anlaşıyor ve 1948</strong> yılında <strong>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini</strong><strong> imzalıyor. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>İnsan Hakları Evrensel Beyan</strong>namesi elbette son derede gerekli ve &ccedil;ok ge&ccedil; oluşturulan bir anlaşmadır. Batı D&uuml;nyasının yaşadığı b&uuml;y&uuml;k bir <strong>h&uuml;sran</strong> sonrası, &ouml;zellikle <strong>2. D&uuml;nya Savaşının</strong><strong> kayıplarını ve acılarını k&uuml;llendirmeyi</strong> ama&ccedil;layan bu anlaşmanın temel esinti kaynağı olarak <strong>Medine Vesikasını</strong>, diğer bir anlatımla <strong>Rıza Şehrini</strong> g&ouml;sterebiliriz.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Medine Vesikasında bir mutabakat imzalanmasına rağmen <strong>&ldquo;İslamiyet neden bir t&uuml;rl&uuml; savaşlardan kendini kurtarmadı diye sorulabilir?&rdquo;</strong>. Başka bir deyimle <strong>&ldquo;Madem ortada bir Rıza Şehri m&uuml;tabakatı var, o halde Hz. Ali neden savaştı</strong><strong> ?&rdquo; soruları sorulabilir. Hatta &ldquo;Hz. Ali ne i&ccedil;in, niye savaştı?</strong>&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Bunlara verilecek yanıt net ve bellidir. &ldquo;<strong>Rıza</strong> <strong>Şehri&rdquo;</strong> mutabakatını Hz. Muhammed&rsquo;in yaşadığı s&uuml;re i&ccedil;inde M&uuml;sl&uuml;manlar <strong>hi&ccedil; bir zaman</strong> ihlal etmemişlerdir. Bu anlaşmanın <strong> iptali</strong>, başka deyimle <strong>ihlali</strong>, Peygamberin <strong>vefatından sonra başlamış ve giderek &ouml;zelliğini yitirmiştir. İslam dininin &ouml;z&uuml;nden giderek sapmasının, Hilafet hakkı elinden alınan Hz. Ali&rsquo;ye yapılan haksızlıkla</strong> başlaması ve bu haksızlıkların <strong>giderek artışını</strong><strong> g&ouml;rmeyip, sadece Ehli Beyte yapılan haksızlıklarla sınırlı olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmek veya &ouml;yle g&ouml;rmek insanı yanıltabilir.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>Hz</strong>. <strong>Muhammed</strong>, <strong>Hz. Ali</strong> ve diğer Muhacirler Mekke&rsquo;den Medine&rsquo;ye g&ouml;&ccedil; etmelerine rağmen <strong>Mekke&rsquo;lilerin zulm&uuml;nden</strong> gene de kurtulamamışlardır. Mekke&rsquo;liler, İslam &ouml;nderlerinin &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml; ile oluşturulan bu birliğe, daha doğrusu Hz. Muhammed ve diğer inananlara sayısız zul&uuml;m ve haksızlıklar yapmış, bununla da yetinmeyerek buranın &uuml;zerine <strong>3 defa savaş</strong><strong> ilan etmişlerdir. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>Bedir</strong> (624), <strong>Uhud</strong> (625), <strong>Hendek</strong> (627) savaşları hep <strong>Mekke&rsquo;lilerin</strong> buraya yaptığı ve bu dini yok etmeye y&ouml;nelik savaşlardır. <strong>Hayber</strong> <strong>Savaşı ve benzeri y&ouml;re kabilelerini kapsayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli diğer b&ouml;lge savaşları da dikkatle incelendiğinde, haksız olanlar hep diğerleridir ve m&uuml;sl&uuml;manların iştirak ettiği savaşlar meşru m&uuml;dafadan</strong> ibarettir. Bu vesile ile <strong>dinde (İslamiyette) zorlamanın olmadığına en a&ccedil;ık delil bu &uuml;nl&uuml; vesikadır.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Bu a&ccedil;ıdan bakıldığında Alevi inan&ccedil;larının ve bu inanca yol g&ouml;steren <strong>Hak Muhammed Ali</strong> ikrarının y&uuml;zyıllarca <strong>R&ouml;nesans</strong> yaşayan <strong>Batı</strong><strong> d&uuml;nyasından ve onun temel değerlerinden ne kadar ileride ve ger&ccedil;ek&ccedil;i olduğu ve bir bu kadar da adaletli</strong> olduğu rahatlıkla g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY"><strong>Medine Vesikası, başka bir deyimle Rıza Şehri</strong> anlaşması doğrudan Hz. Ali&rsquo;ye ait değildir. Ancak i&ccedil;lerinde yoksulların, bilgisizlerin, k&ouml;lelerin, &ccedil;ocukların ve &ccedil;aresiz kadınların da bulunduğu ve toplam sayıları <strong>90</strong> civarında olan başlarında <strong>Hz. Muhammed&rsquo;in</strong> bulunduğu <strong>Medine&rsquo;li Muhacirler</strong> bu işe &ouml;nderlik etmişlerdir. Onların i&ccedil;inde bu m&uuml;zakereleri y&uuml;r&uuml;ten insanların sayılarının da bir elin parmaklarını ge&ccedil;meyecek kadar az olduğunu da g&ouml;r&uuml;rsek bu fotoğraf daha da netleşir. B&uuml;t&uuml;n bunların yanında anlayışı ve inancı, Varlığı ve her şeyi Hz. Muhammed&rsquo;den ayrı ele alınamayacak olan Hz. Ali&rsquo;nin d&uuml;ş&uuml;ncelerinin, Rıza Şehrini oluşturan irade olduğu rahatlıkla anlaşılır<strong>. </strong>Zira onu Hz. Muhammed&rsquo;den ayrı ele almak ve d&uuml;ş&uuml;nmek sanırız yanılgıların en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; olsa gerektir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&Ouml;n&uuml;m&uuml;ze <strong>Hz. Ali&rsquo;nin</strong> Valilere g&ouml;nderdiği genelgelere, &ouml;rneğin <strong>Mısır Valisi Malik Ejder&rsquo;e</strong> mektupta yaptığı &ouml;neriler, nasihatler, demokrasi anlayışı ve telkinler ile <strong>Rıza Şehri</strong><strong> metnini koyarak okuyalım. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Bu iki metine baktığımızda aralarında <strong>fazla bir fark</strong> olmadığını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Daha sonra da &ouml;n&uuml;m&uuml;ze <strong>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini</strong><strong> koyalım ve karşılaştıralım.</strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Ali&rsquo;nin ve onu var eden <strong>Nur&rsquo;un</strong> ne kadar <strong>&ccedil;ağdaş</strong> ve <strong>ileri</strong> olduğunu, t&uuml;m d&uuml;nya insani değerlerinin ondan ne kadar geri olduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.</p>
<p style="font-family: Arial;">B&uuml;t&uuml;n bunlar bile Hz. Ali&rsquo;nin ne kadar <strong>ulu bir Evliya</strong> olduğunu ortaya koyan ger&ccedil;eklerdir. Bu vesile ile Hz. Ali&rsquo;yi <strong>yeterince tanımayan</strong> ve onu sadece <strong>Hayber Kalesi Fatihi, Z&uuml;lfik&acirc;rın Sahibi, Mazlumların umudu&hellip; gibi g&ouml;receli doğru tespitlerin ne kadar eksik olduğu</strong> ger&ccedil;eğini g&ouml;r&uuml;r ve anlarız</p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 21:35:16 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-medine-vesikasi-riza-sehri_86.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Köken itibariyle Alevi olmayan fakat Alevi inancına ilgi duyan insanlara ve genel olarak, “isteyen herkes Alevi olabilir mi, nasıl Alevi olunur” sorularına ne cevaplar verilmesi gerekiyor?</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-koken-itibariyle-alevi-olmayan-fakat-alevi-inancina-ilgi-duyan-insanlara-ve-genel-olarak-%e2%80%9cisteyen-herkes-alevi-olabilir-mi-nasil-alevi-olunur%e2%80%9d-sorularina-ne-cevaplar-verilmesi-gereki_85.html</link>
   <description><![CDATA[<div><img style="width: 262px; height: 196px;" src="/uploads/articles/a64c8996.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">En geniş tanımı ile Alevilik nedir? Alevilik bir inan&ccedil;tır. Aleviliği bir ırk olarak algılama ve doğuştan gelen bir &ouml;zellik olarak tanımlamak kabul edilemez bir tutumdur.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><hr /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">T&uuml;rk, Alman, Fransız, Arap ve benzer tanımlamalar etnik kimlik i&ccedil;in kullanılan tanımlamalardır. Budist, Katolik, Protestan, S&uuml;nni ise dini tanımlamalardır. Bir insan hem T&uuml;rk olabilir hem S&uuml;nni, Budist, dinsiz, Katolik olabilir. Bunlar bir birilerinin alternatifi kimlikler degildirler. Aksine, tamamlayıcı kimliklerdir. Biri etnik kimlik i&ccedil;in kullanılan tanımdır digeri dini kimlik i&ccedil;in.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Aleviliğin bir inan&ccedil; olduğunu belirtik. Alevilik doğuştan gelen bir &ouml;zellik değildir. Bir insan doğuştan Almandır, Fransızdır, K&uuml;rtt&uuml;r, T&uuml;rkt&uuml;r. Ancak hi&ccedil; kimse doğuştan S&uuml;nni, Budist, Katolik, Protestan değildir. Alevi anne-babadan doğmak &ouml;nemlidir. Ancak belirleyici değildir. Belirleyici olan insanın inandığı inancı belirlerken, &ouml;z iradesidir. Kişi anne-babasının inancınına inanmak zorunda değildir. Kişi istediği inanca &ouml;zg&uuml;r iradesi ile inanabilir. Bu anlamda kimse doğuştan Alevi, S&uuml;nni, Katolik, Budist değildir ve isteyen herkes nasıl S&uuml;nni olabiliyorsa Alevi de olabilir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Altini &ccedil;izerek tekrar belirtmek gerekir ki isteyen herkes Alevi olabilir.</strong> <strong>Kendisini Alevi olarak tanımlayan herkes Alevidir. Kimsenin &ldquo;senin annen-baban Alevi değildir, sen Alevi olamazsın&rdquo; demeye hakkı yoktur. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><strong>Alevi anne-babaya sahip olmak, Alevi inancının yaşandığı ve yaşatıldığı bir ailede d&uuml;nyaya gelmiş olmak, Alevi inancının daha kolay benimsenmesi demektir. Ancak&nbsp; Alevi ailede doğmamış olmak da Alevi inancının benimsenmeyeceği anlamına g</strong>elmez.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Her inan&ccedil;ta olduğu gibi Alevi inancının da belli kuralları vardır. Alevi inancına inanan insanların y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;kleri, sorumlulukları vardır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Alevi inancının ne olduğu, Aleviliğe inananların sorumluluklarının neler olduğu, ibadet anlayışının ne olduğu ve nasıl ibadet edildiğinin daha detaylı bilinmesi i&ccedil;in, Alevi olmak isteyenler yakınlarında bulunan bir Dergaha, cemevine başvurmalılar. Ayrıca bu konuda yayınlanmış eserlere m&uuml;racaat edebilirler.</p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 21:29:27 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-koken-itibariyle-alevi-olmayan-fakat-alevi-inancina-ilgi-duyan-insanlara-ve-genel-olarak-%e2%80%9cisteyen-herkes-alevi-olabilir-mi-nasil-alevi-olunur%e2%80%9d-sorularina-ne-cevaplar-verilmesi-gereki_85.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Kurban ve kurban bayramı nedir? Ne zaman ortaya çıkmıştır? Kurban neyi sembolize ediyor? Kurban ile amaçlanan nedir? Günümüzde kurbanı ve kurban bayramını nasıl anlamalı ve yaşamalıyız? Kurban olarak neyi sunmalıyız?</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-kurban-ve-kurban-bayrami-nedir-ne-zaman-ortaya-cikmistir-kurban-neyi-sembolize-ediyor-kurban-ile-amaclanan-nedir-gunumuzde-kurbani-ve-kurban-bayramini-nasil-anlamali-ve-yasamaliyiz-kurban-olarak_84.html</link>
   <description><![CDATA[<div><img style="width: 270px; height: 195px;" src="/uploads/articles/9fc6ac25.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Cevaplara ge&ccedil;meden &ouml;nce kısaca bayramların bizler i&ccedil;in anlamına dair bir ka&ccedil; s&ouml;z s&ouml;yleyelim. Bizce bayramların asıl anlamı paylaşımdır, sevgidir, dostluktur, kardeşliktir, d&uuml;şmanlığın giderilmesidir, dayanışmadır... Dileğimiz ve isteğimiz b&uuml;t&uuml;n &ouml;mr&uuml;n bayram coşkusu ve sevinci şeklinde yaşanmasıdır. Yaşanılan her g&uuml;n&uuml;n bayram olmasıdır. Savaşların ve acıların son bulduğu, kalleş&ccedil;e ve hainlikle ger&ccedil;ekleşen &ouml;l&uuml;mlerin son bulduğu, umut ve mutlulukla uyanılan bayram sabahlarının yaşandığı g&uuml;nlerin &ouml;zlemindeyiz. Bundan dolayıdır ki bayramları, umut ve mutluluk dolu paylaşımların yaşandığı, dostlukların y&uuml;celtildiği, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n red ve mahkum edildiği bayramları &ouml;nemsiyoruz. Hangi milletin, hangi dinin ve inancın mensuplarının olursa olsun, bu i&ccedil;erikteki bayramları &ccedil;ok değerli ve anlamlı g&ouml;r&uuml;yoru</span>z.</p>
<div><hr /></div>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Kurban bayramına da bu &ccedil;er&ccedil;evede yaklaşıyoruz. Bizlere g&ouml;re kurban bayramı &ccedil;ok &ccedil;ok &ouml;nemli mesajlar i&ccedil;eriyor. İnsanları, insanlığa davetin en &ccedil;arpıcı mesajlarından biridir kurban bayramı.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Kurban &nbsp;kelimesi Arap&ccedil;a&rsquo;da &ldquo;yaklaşmak, yakın olmak&rdquo; anlamına geliyor. Genel olarak da &nbsp;&ldquo;Allah&rsquo;a yakın olmak i&ccedil;in takdim edilen şey&rdquo; anlamına geliyor. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Kurban olayı, neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Tek tanrılı dinlerden &ouml;ncede vardı.&nbsp; Bazı ilkel dinlerde kurban olarak tahıl ve benzer yiyecekler kurban olarak sunulurken, bazılarında da insanlar kurban olarak sunuluyordu.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin şu an kutladığı kurban bayramı İbrahim peygamberin d&ouml;neminde ortaya &ccedil;ıkmıştır. İbrahim peygamber, Allah'a şirk etmeyen ve b&ouml;ylece bildik tarih bakımından &ldquo;tek tanrılı dinlerin&rdquo; atası kabul</span> ediliyor.</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Allah'ın birliğine inanan, Allah'a eş koşmayan, kendisini Allah'a veren/Allah'a teslim olan İbrahim peygamber, bir &ccedil;ocuğu olması i&ccedil;in &ccedil;ok&ccedil;a Allah'a dua eder. Duaları kabul ve makbul olan İbrahim peygamberin bir oğlu olur. Oğluna İsmail adını verir (bazı anlatımlara g&ouml;re İsmail değil, İshak'tır). İsmail b&uuml;y&uuml;y&uuml;p belli bir yaşa gelince, Allah İbrahim peygamberden oğlunu kurban etmesini ister. Oğlunu &ccedil;ok seven İbrahim peygamber, sonsuz bir sadakatle bağlı olduğu Allah'a İsmail'i kurban etmek i&ccedil;in hazırlık yapar. Tam kurban edeceği sırada, bı&ccedil;ak kesmez ve g&ouml;kten Cebrail bir ko&ccedil; indirir. İbrahim peygamberin Allah'a karşı g&ouml;sterdiği bağlılığının karşılığı olarak İsmail'in yaşamı bağışlanır (Aslında o g&uuml;n bağışlanan sadece İsmail'in yaşamı değildir, İsmail'in şahsında b&uuml;t&uuml;n insanlığın yaşamıdır bağışlanan). İşte o g&uuml;nden bu g&uuml;ne kutladığımız bayramın aslı bu şekilde ortaya &ccedil;ıkmıştır.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Yukarıdaki girişte, bizlere g&ouml;re kurban bayramı &ccedil;ok &ccedil;ok &ouml;nemli mesajlar i&ccedil;eriyor. İnsanları, insanlığa davetin en &ccedil;arpıcı mesajlarından biride kurban bayramıdır, dedik. Bunun ile anlatmak istediğimiz bu olaydı. Bu bir sembold&uuml;r. Neyin sembol&uuml;? İnsanın artık kurban edilmemesi gerektiğinin sembol&uuml;.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Ne yazık ki insanoğlu bu ilahi mesajı anlamak istemedi, anlayanlarda yanlış anladı. Bu anlamak istememek ve yanlış anlamak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de devam ediyor. İnsanlar savaşlardan, hırslardan, k&ouml;t&uuml; y&ouml;netimlerden,&nbsp; a&ccedil;lıktan, daha binlerce insan eli ile yapılan hatalardan dolayı kurban olmaya devam ediyor. Hz. Ibrahim ile verilen mesaj kurban kesip et yemek değildir. İyilik yapmaktır, yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmektir, insanları mutlu etmektir, d&uuml;nyanın daha anlamlı bir yer olması i&ccedil;in herkesin elinden gelen katkıyı sunmasıdır. a&ccedil;lığın ve sefaletin yer y&uuml;z&uuml;nden silinmesi i&ccedil;in maddi-manevi paylaşımda bulunmaktır.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlere g&ouml;re kurban bayramı kan akıtıp, hayvan kesip kurban etmek değildir. Eğer kurban bayramı bunun ile sınırlı tutulursa, anlamına ters yaşanıyor ve kutlanıyor demektir. Kurban bayramı yukarıdaki anlatımda da olduğu gibi, insanlaşmaya davettir. paylaşıma, kardeşliğe, yardımlaşmaya, iyiliğe, g&uuml;zelliğe davettir. Savaşların ve haksızlıkların son bulması ve insanların artık kurban edilmemesine davettir. Yani yaşamaya, anlamlı yaşamaya davettir. </span></p>
<p align="LEFT">.</p>
<p align="LEFT">Kurbanla ama&ccedil;lanan et yemek<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;"> olmadığı i&ccedil;in ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanı yeteri kadar et t&uuml;kettiği i&ccedil;in kurban niyetine başka şeyleri de paylaşabiliriz. Kurban bedelini ihtiyacı olana veya toplumumuzun şahsında insanlığa hizmet etmeyi esas alan kurumlarımıza bağışlayabiliriz. Yine bu bayram g&uuml;nlerinde bilerek veya bilmeyerek kırmış olduklarımızdan af dilemeliyiz. En başta kendi &ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; dara &ccedil;ekip yaptıklarımızın ve yapamadıklarımızın muhasebesini yapmalıyız. Dergahlarımızda, Ziyaretlerimizde ailemizle, dostlarımızla bir arada olmalıyız. dostluklarımızı sağlamlaştırmalı, daha yoğun ve g&uuml;zel paylaşımların temellerini atmalıyız. &Ouml;zellikle ailelerimiz ile -geniş manada aile- bir &ccedil;ok sebepten dolayı yapamadığımız paylaşımları bu bayram vesilesiyle ger&ccedil;ekleştirmeliyiz.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bayramlar dostluklara ve kardeşliğe vesile olsun. Daimi barışın, huzurun, hoşg&ouml;r&uuml;n&uuml;n yer edinmesine vesile olsun. Dargınlıkların, d&uuml;şmanlıkların, kinlerin, ihanetlerin, acıların yok olmasına ve yer y&uuml;z&uuml;ne bir daha uğramamasına vesile olsun. kurbanlarımızı, adaklarımızı bu temenni ve dilekl</span>erle yerine getirelim.</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bayram b&uuml;t&uuml;n insanlar i&ccedil;in g&uuml;zeldir. Ancak en &ccedil;ok &ccedil;ocuklar i&ccedil;in g&uuml;zeldir. B&uuml;t&uuml;n diğer bayramlarda olduğu gibi, bizler i&ccedil;in &ouml;nemli olan kurban bayramında da &ccedil;ocuklarımıza mutlak bir hediye alalım, onların b&uuml;t&uuml;n &ouml;m&uuml;rlerinde bayram sabahlarında uyandıkları gibi neşeli ve umutlu olmalarını sağlayalım.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Biz Aleviler kurban bayramına bu temel &ccedil;er&ccedil;evesinde yaklaşıyoruz. </span></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 21:26:43 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-kurban-ve-kurban-bayrami-nedir-ne-zaman-ortaya-cikmistir-kurban-neyi-sembolize-ediyor-kurban-ile-amaclanan-nedir-gunumuzde-kurbani-ve-kurban-bayramini-nasil-anlamali-ve-yasamaliyiz-kurban-olarak_84.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Nusayri Aleviler Bir Araya Gelip Kurumsallaşmalıdırlar</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-nusayri-aleviler-bir-araya-gelip-kurumsallasmalidirlar_83.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><img style="width: 202px; height: 235px;" src="/uploads/articles/6cba6e69.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p>Artık herkesler kabul ediyor ki g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasında en k&uuml;&ccedil;&uuml;k etnik, dini topluluklar bile dikkate alınıyor. Sayısı milyonlarla ifade edilen Aleviler, gerek Ortadoğu da gerek Avrupada dikkate alınan bir inan&ccedil; toplumudur. </p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><hr /></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Alevi toplumu hakkındaki gelişmeleri değerlendirirken şu ger&ccedil;ekliği &ccedil;ok iyi kavramamız gerekiyor. D&uuml;nyaya şekil veren, d&uuml;nyayı y&ouml;netme iddiasında olan g&uuml;&ccedil;ler var. Bu g&uuml;&ccedil;lerin yerel oyuncuları var. Bu g&uuml;&ccedil;ler ve bu g&uuml;&ccedil;lere bağlı yerel oyuncular Alevi toplumuna y&ouml;nelirken, &ldquo;Alevilerden nasıl istifade ederiz, Alevileri nasıl kendi &ccedil;ıkarlarımız doğrultusunda kullanırız&rdquo; diye y&ouml;neliyorlar. Eğer bu tespiti yerinde yapmazsak, gelişmeleri doğru anlamadığımız gibi doğru &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerde getiremeyiz.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Bilincinde olmalıyız ki d&uuml;nyayı y&ouml;neten bazı g&uuml;&ccedil; merkezleri var. Bu merkezlerin yerel uzantıları/bağlantıları var. Bu yerel uzantıların şahsında global merkezlere karşı olan g&uuml;&ccedil;ler var. Yine d&uuml;nyayı y&ouml;netme iddiasında olan, d&uuml;nyaya siyasi, askeri, ekonomik, k&uuml;lt&uuml;rel olarak egemen olmak isteyen diğer bazı g&uuml;&ccedil;ler var. Elbette bu genelden yerele uzanan rekabetin sonucu, doğal olarak hayatın her alanında &ccedil;atışmalar oluyor. Bu &ccedil;atışmalardan istemediğimiz halde biz Alevi toplumu da zarar g&ouml;r&uuml;yoruz. Bir kez daha altını &ccedil;izelim ki biz Aleviler d&uuml;nyada s&ouml;z sahibi olan veya s&ouml;z sahibi olmak isteyen merkezlerin g&ouml;rmezden gelemeyeceği bir g&uuml;c&uuml;z. Dolayısıyla &ccedil;atışmaların bizler &uuml;zerinde etki bırakmaması m&uuml;mk&uuml;n değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;t&uuml;n bu g&uuml;&ccedil;lerin ve karşıtlarının bir &ldquo;Alevi politikaları&rdquo; var.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Yukarıdaki tespitten yola &ccedil;ıkarak rahatlıkla diyoruz ki, bir b&uuml;t&uuml;n olarak Alevi toplumu b&uuml;y&uuml;k tehlikelerle karşı karşıya. Alevi toplumunun &ouml;nemli ve saygın gruplarından birisi olan Nusayri Alevilerde bu tehlikeli gelişmelerin hedeflerinden birisidir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nusayri Alevilere y&ouml;nelik tarihten gelen kinle saldıranlar var. Nusayri Alevileri ezilmişliklerinden dolayı kullanmak isteyenler var. Etnik kimliklerinden dolayı sinsi planlarına alet etmek isteyenler var. Kısacası Nusayri Aleviler birden fazla cepheden saldırıya uğruyorlar. Nusayri Alevilere karşı cephe a&ccedil;anların amacı; Nusayri Alevileri kendilerinin arka bah&ccedil;eleri haline getirerek, onlara inan&ccedil;larını dayatarak, kendilerine benzeterek ekonomik ve siyasi olarak kullanmaktır. D&uuml;nyadaki siyasi gidişatı takip eden birisi, s&ouml;ylediklerimizin kesinlikle ucuz komplo teorileri veya hayali şeyler olmadığının bilincindedir. &nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nusayri Aleviler b&uuml;y&uuml;k tehlike altında. Saldırılar bir &ccedil;ok y&ouml;nden geliyor. Ancak saldırılar &ouml;yle eskisi gibi direkt olarak tankla-topla yapılmıyor. Saldırılar sinsi şekilde, i&ccedil;ten i&ccedil;e, gizliden gizliye iyi kamufle edilerek y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;yor. Saldırılar bu denli sinsi ve iyi kamufle olduğu i&ccedil;in bizler &ccedil;oğu kez anlatmak istediklerimizi b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ıplaklığıyla anlatamıyoruz. B&uuml;t&uuml;n bu anlatım ve doğruları dile getirme zorluğuna rağmen, genel olarak b&uuml;t&uuml;n Alevilerden ve &ouml;zel olarak da Nusayri Alevilerden isteğimiz, onlara &ouml;nerimiz bir an &ouml;nce kurumsallaşmalarıdır. Bu sinsi saldırılara karşı Nusayri Alevilerin hi&ccedil; vakit kaybetmeden kendi &ouml;zg&uuml;n &ouml;rg&uuml;tlenmelerini hayata ivedilikle ge&ccedil;irmeleri ve b&ouml;ylelikle geleceklerini garanti altına almaları gerekiyor. &Ouml;rg&uuml;tlenme olmazsa saldırılara cevap olunamadığı gibi var olan yapıda kısa s&uuml;rede elimine edilir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nusayri Aleviler yıllardır &ldquo;Arap uşağı, Fellah&rdquo; denilerek aşağılanıyor. Fellah &ccedil;ift&ccedil;i demek. Ancak egemen gerici anlayış tıpkı Kızılbaş deyiminde olduğu gibi bu kavramı da ger&ccedil;ek anlamından soyutlayarak hakaret anlamında kullanmıştır. Egemenler diğer Alevi gruplarında olduğu gibi Nusayri Alevilerin varlığını da hi&ccedil; bir zaman kabul etmemiştir. Diğer Alevilerin olduğu gibi Nusayri Alevilerin inan&ccedil;larını da &ldquo;sapıklık&rdquo; olarak nitelendiriyor. Bu aşağılık nitelendirmeler tarihte olduğu gibi g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de devam ediyor. Eğer bir araya gelip doğru bir şekilde kurumlaşılmasa daha da devam eder.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nusayri Aleviler diğer Alevi gruplardan yer yer farklılıklar g&ouml;steriyor. Farklılık bu anlamda zenginlik ve g&uuml;zelliktir. Farklılığı tehdit olarak g&ouml;ren, herkesi kendisine benzetmeye &ccedil;alışan egemen yobazlardır. Bizlerin anlayışı birilerini kendimize benzetmek değildir. Bizler farklılığı zenginlik olarak g&ouml;r&uuml;yoruz. Ortak noktalarımız farklılıklarımızdan daha &ccedil;ok. &Ouml;nemli olan ortak noktalara bir araya gelebilmektir. Bu salt Alevi gruplar/topluluklar arasında değil, b&uuml;t&uuml;n insanlık i&ccedil;in b&ouml;yle olmalıdır. Ancak ne yazık ki b&ouml;yle değil. Birileri ısrarla g&uuml;c&uuml; yettiğini kendisine benzetmeye dolayısıyla kendisine tabii kılmaya &ccedil;alışıyor.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Her kim Nusayri Alevileri kendi &ccedil;ıkarları doğrultusunda kullanmak istiyorsa, Nusayri Alevileri asimle etmeye &ccedil;alışıyorsa karşından bizleri bulacaktır. &Ouml;z&uuml;n&uuml; koruyan, Nusayri Alevi bilincine sahip, kurumsallaşmış Nusayri Alevileri bulacaktır.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="LEFT">Nusayri Alevilerin kimseye benzemeye ihtiyacı, Nusayri Alevilerin nasihatlere ihtiyacı yoktur. Birileri kalkmış kendi inan&ccedil;larını yegane doğru inan&ccedil; diye bizlere yutturmaya &ccedil;alışıyor. Bizlerin bunlara karnı tok. Tarih boyunca egemen inan&ccedil; mensupları inan&ccedil;larını zorla kabul ettirmeye &ccedil;alıştılar. Bunun i&ccedil;in katliamlara başvurdular, her t&uuml;rl&uuml; baskıyı yaptılar. B&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen bizler asla inancımızdan, değerlerimizden taviz vermedik, şimdide vermeyeceğiz. Yeri geldi canımızdan vazge&ccedil;tik inancımızdan vazge&ccedil;medik. Nusayri Aleviler olarak neden şimdi inancımızdan, değerlerimizden, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zden vazge&ccedil;elim ki?</p>
<p><a href="/uploads/articles/6cba6e69.jpg" rel="prettyPhoto[phpmelody]">&nbsp;</a></p>]]></description>
   <pubDate>Mon, 06 Dec 2010 13:46:21 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-nusayri-aleviler-bir-araya-gelip-kurumsallasmalidirlar_83.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>İnandığımız Allah  - Aleviler Alevilik</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-inandigimiz-allah-aleviler-alevilik_82.html</link>
   <description><![CDATA[<div style="text-align: center; font-weight: bold;">İnandığımız Allah - Aleviler Alevilik </div>
<p>&nbsp;</p>
<div><img style="width: 206px; height: 206px;" src="/uploads/articles/627f8c6d.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin hayattaki b&uuml;t&uuml;n &ccedil;abası, &ccedil;alışması, hedefi anlamına uygun bir yaşamın sahibi olmak i&ccedil;indir. Y&uuml;ce yaratıcının sonsuz g&uuml;zellikler b&uuml;t&uuml;n&uuml; olarak bizlere şunmuş olduğu bu yaşamı, bu g&uuml;zelliklere uygun şekilde yaşamaktır.</span></p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<div><hr /><span style="font-family: Times New Roman CE,serif;">Yaşa</span><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">m; sevgi &uuml;zerine şekillenmiştir, sevgiden zuhur etmiştir. Sevgi, bizleri anlamaya, anlamına uygun bir yaşama g&ouml;t&uuml;ren anahtar niteliğindedir. </span></div>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Sevgiden dolayı oluşmuş olan yaşam ne yazık ki &ccedil;oğunlukla adeta oluşum gerek&ccedil;esine zıt bir şekilde yaşanılıyor/yaşatılıyor. </span></p>
<p align="LEFT">Neden bu b&ouml;yle?</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bunun birden fazla nedeni var. Konumuz &ldquo;neden insanlar sevgiden oluşmuş yaşamı &ouml;z&uuml;ne aykırı bir şekilde yaşıyorlar?&rdquo; değil. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Asıl konumuz inandığımız Allah'ın esas itibariyle başlı başına sevgi olduğudur.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin inandığı, bağlandığı, tabii olduğu, layık olmaya &ccedil;alıştığı Yaratıcının, insan aklının alamayacağı kadar sonsuz ve sınırsız bir sevgisi ve merhameti vardır. Merhameti, af ediciliği, y&uuml;celiği, sevgisi insani kriterlerle kıyaslanmayacak kadar b&uuml;y&uuml;k, sonsuz ve sınırsızdır. Bu noktada insan aklının bu sevgiyi a&ccedil;ıklamaya g&uuml;c&uuml; yetmez. G&uuml;c&uuml; ancak onun kavranmayacak kadar sonsuzlukta, sınırsızlıkta olduğunu a&ccedil;ıklamaya yeter.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Eğer insanda bu sevgi oluşmuşsa cennetin, cehennemin bir anlamı kalmıyor. Yunus Emre'nin de belirttiği gib</span>i;</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT">Cennet cennet dedikleri</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman CE,serif;">Birka&ccedil; k&ouml;şkle birka&ccedil; huri</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">İsteyene ver sen onu</span></p>
<p align="LEFT">Bana seni gerek seni.</p>
<p align="LEFT">&nbsp;</p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin inandığı Allah, savaşı kullarına telkin eden, korkutucu, cezalandırıcı bir Allah değildir. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin inandığı Allah, dili, cinsiyeti, rengi, dini, kavmi farklı diye insanları ayırt edip sırf bu &ouml;zelliklerinden dolayı bazı insanları cezalandıran ve ya m&uuml;kafatlandıran bir Allah değildir. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin inandığı Allah, insanların kendisi i&ccedil;in savaşıp kavga etmelerini isteyen bir Allah değildir.</span></p>
<p align="LEFT">Bizlerin in<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">andığı Allah, merhameti/sevgisi/şefkati sonsuz ve de sınırsız olandır. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin inandığı Allah, doğuştan gelen bir &ouml;zellik olan kavim, irk, dil, cinsiyet gibi nedenlerden dolayı insanlar arasında ayrım yapmayandır. Adaleti ger&ccedil;ek adalet olandır. </span></p>
<p align="LEFT">Cehennem<span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">den korktuğumuz i&ccedil;in Allah'a inanmıyoruz. Cenneti hedeflediğimiz i&ccedil;in, cennete &ccedil;ok gitmek istediğimiz i&ccedil;inde Allah'a inanıp ibadet etmiyoruz. </span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bunlar bizlerin inanması ve ibadet etmesi i&ccedil;in basit gerek&ccedil;eleridir. </span></p>
<p align="LEFT"><strong><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Bizlerin inanması ve ibadet etmesi cennet sevgisi, cehennem korkusu i&ccedil;in değildir. Ş&uuml;k&uuml;rden, yaşamın &ndash;var olmanın- g&uuml;zelliğinden dolayıdır.</span></strong></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Allah sevgisi, Allah'ın sonsuz g&uuml;zellikleri karşısında ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r inanmak ve ibadet.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: Times New Roman TUR,serif;">Başlı başına var olmak, yaşıyor olmak, nefes alıp vermeyi bile soylu bir olay olarak algılamak bile yeterlidir inan&ccedil; ve ibadet i&ccedil;in.</span></p>]]></description>
   <pubDate>Sat, 04 Dec 2010 13:35:18 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-inandigimiz-allah-aleviler-alevilik_82.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Alevilik İnsanı Anlamlı Yaşama Götüren Yoldur</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-insani-anlamli-yasama-goturen-yoldur_81.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="text-align: center; font-family: Arial;"><span style="font-weight: bold;">Alevilik İnsanı Anlamlı Yaşama Götüren Yoldur</span><br></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"></p><div><img style="width: 334px; height: 223px;" src="//www.izledost.com/uploads/articles/701dc543.jpg" alt="" align="left" border="" vspace="" hspace=""></div>Şu yer yüzünde 
yasayan zenci-beyaz-sarı, kadın-erkek, genç-yaşlı, Afrikalı-Avrupalı-Asyalı-Amerikalı, Budist-Katolik-Yahudi-Sünni-Şii... 
bütün renklerden, 
                                kıtalardan, sosyal sınıflardan, 
inançlardan, uluslardan, etnik kimliklerden insanların tek bir amacı 
vardır: anlamlı bir hayatın, mutlu yaşamın sahibi olmak.<p></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"><br></p><p style="font-family: Arial;" align="LEFT"></p><div>]]></description>
   <pubDate>Sat, 04 Dec 2010 01:54:09 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-alevilik-insani-anlamli-yasama-goturen-yoldur_81.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Zülfikar Bir Savaş Aracı Değildir (Alevilik Alevilik Hakkinda Bilgi)</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-zulfikar-bir-savas-araci-degildir-alevilik-alevilik-hakkinda-bilgi_80.html</link>
   <description><![CDATA[<div><br />
<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Z&uuml;lfikar Bir Savaş Aracı Değildir (Alevilik Alevilik Hakkinda Bilgi)</span></div>
<br /><img style="width: 219px; height: 219px;" src="//www.izledost.com/uploads/articles/ffba7000.jpg" alt="" align="left" border="" hspace="" vspace="" /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Alevi kimliğini dışa vurmanın, a&ccedil;ık&ccedil;a ilan etmenin sembollerinden olan Z&uuml;lfikar, Hz. Ali'nin ucu &ccedil;atallı kılıcının adıdır. İnancımıza g&ouml;re Z&uuml;lfikar, Allah tarafından Hz. Muhammed'e g&ouml;nderilmiş ve Hz Muhammed'de Hz. Ali'ye hediye etmiştir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&nbsp;</p>
<div><hr /></div>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Z&uuml;lfikar'ın neyi sembolize ettiği, ne gibi işlevi/işlevleri olduğu, ucunun neden &ccedil;atal olduğu, kelime/kavram olarak ne anlama geldiği &nbsp;ile ilgili bir &ccedil;ok a&ccedil;ıklama var. Yine Z&uuml;lfikar &uuml;zerine s&ouml;ylenmiş &ccedil;ok sayıda s&ouml;zler ve Z&uuml;lfikarname adı ile bilinen &ccedil;ok sayıda şiirler mevcut.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">B&uuml;t&uuml;n bunlar ve Hz. Muhammedin s&ouml;ylediği: <strong>La Fetta ila Ali La Seyfe ila Z&uuml;lfikar,</strong>&nbsp; T&uuml;rk&ccedil;esi: <strong>Ali'nin &uuml;st&uuml;ne yiğit, Z&uuml;lfikar'ın &uuml;st&uuml;ne kılı&ccedil; yoktur s&ouml;z&uuml; bile başlı başına, Z&uuml;lfikar'ın &uuml;st&uuml;nde durulması ve doğru mana verilmesi gereken &ouml;nemli bir konu/kavram olduğunu g&ouml;steriyor. </strong></p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Z&uuml;lfikar esas itibariyle Arap&ccedil;a bir kavramdır. Z&uuml;lfikar kelimesi bir &ccedil;ok dilde farklı telaffuz edilerek kullanılmaktadır. Bu noktada her ne kadar Z&uuml;lfikar denildiğinde akla Hz. Ali'nin kılıcı gelse de, Z&uuml;lfikar'ın etimolojik olarak anlamına dair bir &ccedil;ok bilgi ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bu bilgilere g&ouml;re Z&uuml;lfikar, &ldquo;fikir sahibi olmak, iki par&ccedil;alı, delici, omurgalı (omurgalıdan kasıt insandır), &ccedil;entik vb.&rdquo; anlamlara gelmektedir. Ancak kelimenin k&ouml;keninden ziyade bizleri ilgilendiren taraf, &nbsp;onun bilinen ve genel manada kabul g&ouml;ren Hz. Ali'nin kılıcı olması noktasıdır. Dolayısıyla etimolojik olarak anlamı ne olursa olsun sonu&ccedil; itibariyle Z&uuml;lfikar denildiğinde herkesin aklına Hz. Ali'nin kılıcı geliyor.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Ali'nin kılıcı olan Z&uuml;lfikar g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n en &ouml;nemli Alevi sembollerinden biridir. Bu sebepten Z&uuml;lfikar &uuml;zerine bazı doğruları dile getirmekte yarar var. En başta Alevileri ve Aleviliği yeni tanıyanlara sevgi, hoşg&ouml;r&uuml;, insan merkezli bir inancın nasıl olup ta bir kılıcı sembol olarak benimsediği &ccedil;elişkisine/sorusuna anlaşılır bir cevap verilmelidir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Aleviliğe yabancı bir kimsenin ilk etapta &ccedil;elişki gibi algılayacağı Z&uuml;lfikar sembol&uuml; sıradan savaşlarda kullanılan dolayısıyla insan &ouml;ld&uuml;ren, kan d&ouml;ken bir kılı&ccedil; değildir. Aleviliğin merkezinde insan ve insan sevgisi vardır. Alevilik asla kanı ve şiddeti &ouml;vmemiştir. Aksine, şiddeti, kanı, savaşları her daim mahkum etmiştir. Kardeşliği, dostluğu, paylaşımı, barışı ilke edinmiştir. B&ouml;ylesi ilkelerle dolu bir inan&ccedil;, bir kimseye yapılan zulm&uuml; b&uuml;t&uuml;n insanlığa yapılmış sayan, bir kimseye karşı haksızlığı yaratıcıya karşı yapılmış sayan, insan hizmeti esas alan, halka hizmetin hakka hizmet olduğunu benimseyen bir inancın savaşla, yok etmeyle, d&uuml;şmanlıkla bir ilişkisi olamaz. B&ouml;ylesi bir inan&ccedil; asla savaşı y&uuml;celtmez. Dolayısıyla veya direkt olarak da Alevilik inancı i&ccedil;in Z&uuml;lfikar bir savaş aracı değildir.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">&Ouml;yleyse savaş aracı olmayan Z&uuml;lfikar neyi sembolize ediyor ve neden Alevilerin en &ouml;nemli sembollerinden biridir?</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Her şeyden &ouml;nce Z&uuml;lfikar ger&ccedil;ek adaletin simgesidir. Kimse Z&uuml;lfikar'ı bir savaş aracı olarak algılamasın. Ya da Z&uuml;lfikar'ı şiddetin, kan d&ouml;k&uuml;c&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n sembol&uuml; olarak algılamasın. Z&uuml;lfikar'ı bir şiddet aracı Alevileri de şiddeti kutsayan bir toplum olarak lanse etmek ger&ccedil;eklere aykırı bir durumdur. Ger&ccedil;ekte Z&uuml;lfikar adaleti ve doğruluğu temsil ediyor, Alevilerde doğruların takip&ccedil;isi bir toplumdur. Genel manada doğruluğun, adaletin hakim olduğu, eşitliğin egemen olduğu, her t&uuml;rden haksızlığın giderildiği (ya da minimum d&uuml;zeye &ccedil;ekildiği) bir d&uuml;nya &ouml;zlemindedir Alevi toplumu. Z&uuml;lfikar'ı bu bağlamda değerlendirmek, haksızlıklara uğramış ve herkes i&ccedil;in adaletin insani bir hak olduğunu benimseyen bir toplumun sembol&uuml; olarak kabul etmek gerekiyor.</p>
<p style="font-family: Arial;" align="JUSTIFY">Hz. Muhammedin s&ouml;ylediği; <strong>La Fetta ila Ali La Seyfe ila Z&uuml;lfikar</strong> s&ouml;z&uuml; bile başlı başına aslında ne demek istediğimizi yeterince a&ccedil;ıklıyor. Eğer klasik manada Z&uuml;lfikar bir savaş aracı olsaydı bu s&ouml;z s&ouml;ylenmezdi. Kaldı ki inancımız Aleviliğe g&ouml;re Z&uuml;lfikar Allah tarafından g&ouml;nderilmiştir. Bizlerin inandığı Allah savaş&ccedil;ı bir Allah olabilir mi? Elbette olamaz. Bizlerin inandığı, bağlandığı, g&uuml;vendiği, teslim olduğu Allah insanların kendi aralarında yaptıkları savaşları doğru bulmayandır. savaşları, kavgaları, d&uuml;şmanlıkları lanetleyendir. İnandığımız Allah, savaşları lanetleyen Allah nasıl bir savaş aracı g&ouml;nderir? G&ouml;ndermez elbette. Onun g&ouml;nderdiği insanların doğru yolu bulmaları y&ouml;n&uuml;nde bir sembold&uuml;r. Doğru yol ise haklıdan, adaletten, doğrulardan yana olmak, bunları yaşamın b&uuml;t&uuml;n alanlarında hakim kılmaktır. Alevi inancındaki deyimle rızalıkla/razılıkla b&uuml;t&uuml;n işlerini g&ouml;rmektir. Tekrar tekrar belirtelim ki Z&uuml;lfikar bir savaş aracı değildir. Z&uuml;lfikar, doğruların/doğruluğun, hakkaniyetin, adaletin, mertliğin, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;ğ&uuml;n, haksızlığa ve zalimliğe başkaldırının sembol&uuml;d&uuml;r. İnsan olmanın, insan kalmanın, mert&ccedil;e yaşamanın, hainliği ve kalleşliği mahkum etmenin, y&uuml;ce yaratıcıyı, Hz. Ali'yi, c&uuml;mle erenleri ve onların ışıklı yolunu hatırlatmanın, akılda tutmanın; adaletin er veya ge&ccedil; yerine geleceğinin, haklının her daim haklı olduğunun, haksızın her daim hesap vermeye mahkum olduğunun sembol&uuml;d&uuml;r.</p>]]></description>
   <pubDate>Sat, 04 Dec 2010 01:48:39 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-zulfikar-bir-savas-araci-degildir-alevilik-alevilik-hakkinda-bilgi_80.html</guid>
  </item>
  <item>
   <title>Çerağ/Delil - Alevi Alevilik</title>
   <link>https://www.izledost.com/articles/read-ceragdelil-alevi-alevilik_79.html</link>
   <description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><b><font face="Times New Roman TUR,serif">Çerağ/Delil</font></b></p><p style="text-align: center;"><b><font face="Times New Roman TUR,serif"><br></font></b></p>
                            <p align="LEFT"><font face="Times New Roman TUR,serif"><div><img style="width: 180px; height: 134px;" src="//www.izledost.com/uploads/articles/48bdc453.jpg" alt="" align="left" border="" vspace="" hspace=""></div>Çerağ
 ve delil kelimeleri/kavramları genel manada bir birinden farklı 
anlamlara sahip olmakla beraber Alevi inancında birlikte kullanılan 
kavramlardır. Çerağ 
                                kelimesi Farsça bir kelime olup kandil, 
güneş, mum, lamba, çıra anlamına gelmektedir. Delil ise Arapça bir 
kavram olup rehber, yol gösterici, kılavuz anlamına gelmektedir.  <br></font></p><p align="LEFT"><font face="Times New Roman TUR,serif"><br></font></p><p align="LEFT"><br></p><p align="LEFT"><font face="Times New Roman TUR,serif"><div>]]></description>
   <pubDate>Sat, 04 Dec 2010 01:44:45 +0100</pubDate>
   <guid>https://www.izledost.com/articles/read-ceragdelil-alevi-alevilik_79.html</guid>
  </item>
 </channel>
</rss>